Türkiye’de yeni yerel seçim sistemi şöyle: Muhalefet seçimi kazanırsa belediye başkanı tutuklanır. Muhalefetten karaktersiz meclis üyeleri transfer edilir. Belediye başkanvekiliğini AKP’li üye kazanıncaya kadar oylama yapılır. Seçim kazanamayanlar başkan olur, utanmadan konuşur.
Kartalkaya'da 36 çocuk yanarak öldü...
Öyle büyük bir katliamdı ki savcılık, otelin yalnızca 7'inci katına kadar olan koridorların kamera görüntülerini dosyaya koyabildi.
Asıl kıyamet 8, 9, 10, 11 ve 12'inci katlarda yaşandı. Bu katların koridorlarında çocuklar çaresizce oraya buraya koşarken kameralar çekiyordu. Bu çaresizliği "Türkiye izlemesin" diye son 5 katın kamera görüntüleri dosyaya konulmadı. Kayıtlar "yok" dendi.
Çocuklar, yangında annelerinin-babalarının kucaklarında can verdi. Anneler-babalar çaresizce çocuklarının ölümüne tanıklık yapmak zorunda kaldı bu ülkede.
Kimi babalar, belki kurtulur diyerek çocuklarını üst katlardan aşağı atmak zorunda kaldı.
Ama bu ülkede; oteli denetlemeye gidip yangın güvenliğiyle ilgili ciddi eksiklikleri tespit edemeyen kamu görevlileri halen ellerini kollarını sallayarak geziyor. Devletten maaş alıyor.
10 ay geçti, Bolu Cumhuriyet Başsavcısı, bu sorumlulara halen neden dava açmıyor?
Roma Belediye Başkanı Roberto Gualtieri:
"Şoktayız!!! Çünkü belediyecilikte iyi yönetimin nasıl olduğunu ispatlayan ve "İstanbul Modeli'nin yaratıcısı olan Ekrem İmamoğlu, hukuksuz bir şekilde hapiste tutuluyor.
Biz burada, büyük şehirlerin ilerici belediye başkanları olarak toplandık ama İmamoğlu aramızda yok.
Bu kabul edilemez!!!"
@CBAdayOfisi@istanbulbld@gualtierieurope
"Tecavüz cinayeti" bu.
Bir toplumun bir kadına yapacağı en aşağılık kötülük. Üstelik intihar süsü verilmiş bir tecavüz cinayeti.
Şu kızın yüzüne bakın. Babasına bakın.
Birkaç aşağılık herifin üç beş dakikalık aşağılık zevkini toplumdan saklamak için bir masumu katletmeyi göze alışını hazmedemiyorum.
Böyle şaibeli intihar süsü verilmiş her tecavüz cinayeti için o masum yüzlerin susturulduğu dili olmak zorundayız.
#RojineSesOluyorum
Melih Gökçek belediyeden fuara gideceğiz diye para alıp eşini dostunu hacca götürmüş. Belediyenin parasıyla 600 milyon liralık villa almış. Yetmemiş mobilyalarını da belediyeye aldırmış. Evinde çalışan Gürcistanlı masözün maaşını belediyeye ödetmiş. Oğluna futbol kulübü almış.
Şu rezaleti savunanları neden ciddiye alamam biliyor musunuz?
Bir insanı, attığı tiviti bahane edip, hukuken hiçbir yaptırımı olamamasına rağmen hapse atıyorsanız, hukuktan bahsedemezsiniz. Ederseniz ciddiye alamam.
Anayasaya göre serbest kalması gereken insanları tutsak edip Anayasayı çiğnerseniz, Anayasanın öneminden bahsedemezsiniz. Ciddiye alamam.
Kul hakkına girip, çalana çırpana, gasp edene, çökene “bizdendir” deyip susarsanız, dinden, imandan, ahlaktan bahsedemezsiniz. Ederseniz ciddiye alamam.
Sabah programlarında grup yapan dayılar, kayınvalidesine atlayan damatlar, eşini zehirleyip ele kaçanlar kol gezerken, eteğin boyundan, makyajın tonundan bahsedemezsiniz. Ciddiye alamam.
Cümle kuramayan yazarlar, bebek öldüren doktorlar, torpille atanan yeğenler, sahte diplomalı mühendisler varken yarını hedefleyemezsiniz . Ciddiye alamam.
Yazılı kuralları vardır hukukun. Kafanıza göre kural ekleyemez, işinize geldiği gibi şekillendirip, adına “adalet” diyemezsiniz. Derseniz ciddiye alamam.
Ardına saklandığınız tüm değerleri çıkarlarınız uğruna yok etmek üzeresiniz. Şeffaf duvarlar ardında, gizleniyoruz zannettiniz. Yanlışsınız! Elbette yanlışınıza “yanlış” diyeni susturur, sindirir, hapsedebilirsiniz! Ancak dünün tarihini nasıl değiştiremediyseniz, yarının kitaplarına da “haklı” geçmeyeceksiniz. Kendi yazdığınız kitaplara elbette geçersiniz, ama ciddiye alamam.
Sokakta dayak yiyen gençler, hakkını arayan ablalar, abiler, kardeşler, 70 yaşında ekmek derdine düşmüş dedeler, neneler! Halk işte. Değil derseniz, ciddiye alamam.
Her şey Türkiye için diyorsunuz. Biz Türkiye değil miyiz? Milletin refahı için diyorsunuz, biz millet değil miyiz? “Öyleyiz” derseniz, ciddiye alamam.
Yıkıldıysa Cumhuriyet bilelim. Geçersizse hukuk bilelim. Korkulmuyorsa Allah’tan bilelim. Aksi taktirde, her birini haksızca ağzınıza alıp, kimseden susmasını bekleyemezsiniz. Beklerseniz, ciddiye alamam.
Belediye başkanı seçiyormuşsunuz, seçtirtmem. Cumhurbaşkanı adayı çıkarıyormuşsunuz, çıkarttırmam. Kendi partinizi kendi seçtikleriniz yönetiyormuş, yönettirmem. Seçme seçilme hakkınızı kullanıyormuşsunuz, kullandırtmam.
İşe torpille girenin kazancının helal olduğunu savunan Diyanet görevlisi,
Amin Maalouf'un "Bir dinleri olduğu için ahlaka ihtiyaçları kalmamış gibi davranırlar" diye tanımladığı (Doğu'dan Uzakta romanı) topluluğun doğal üyesi.
Ve elbette edebiyatın şaşmaz öngörüsü.
Tutukluluğumun 2. ayını geçtiğimiz şu günlerde düşünüyorum,
Ben üç çocuğu olan bir anneyim. Yıllardır tutkuyla yaptığım savunma mesleğiyle hukukçu bir kadınım. Birçok ilden büyük, ülkenin en büyük ilçelerinden olan, Seyhan'ın Belediye Başkanıyım.
Başkanlığımı en yakın rakibime 10 puan fark atarak kazandım. Mücadelem her daim onurlu bir yaşam için oldu, kendim için, ailem için, tüm insanlar için. Suç örgütü liderinin iftirası ile tutuklu yargılanıyorum ve 60 gündür cezaevindeyim.
Benle beraber eşim de aynı iftira nedeniyle cezaevine alındı. Biri 15 yaşında üç çocuğum bir anda annesiz ve babasız kaldılar. Hukukun temel ilkeleri “masumiyet”, “lekelenmeme hakkı”, “adil yargılanma hakkı”, "tutuklamanın tedbir olması” ilkeleri hiçe sayılarak 60 gündür Silivri’deyim, cezaevindeyim.
15 yaşındaki oğlumun bana ve babasına en çok ihtiyaç duyduğu bu dönemde, kapısına bir kez bile kilit vurulmamış, cıvıl cıvıl, yaşam enerjisi saçan yuvamız sessiz ve hüzünlü kaldı. Biz niye bu eziyeti çekiyoruz?
Yerimiz yurdumuz belli. Eşimiz dostumuz, işimiz aşımız Adana’da. Neden Adana’da değil de, İstanbul’da yargılanıyorum? Hiçbir suçumuzun olmadığı er veya geç açığa çıkacak da, o güne kadar yaşanan zulüm nasıl telafi edilecek?
Akıp giden zamanı geri alabilen var mı? Bu kararları bugün hiç düşünmeden veren hukukçu meslektaşlarım o gün nasıl yüzümüze bakacak?
Neden Adli Kontrol Şartı ile değil de tutuklu yargılanıyorum? Mafyalar, çeteler, en ağır suçların zanlıları tutuksuz yargılanır veya hiç yargılanmazken, hayatını adalet sistemine vakfetmiş ve topu topu 1 yıl belediye başkanlığı yapmış bir insana bu muameleyi aklınız alıyor, vicdanınız kabul ediyor mu?
02 Ağustos 2025
Silivri Cezaevi