Sabah akşam Hakkari, Şırnak, Bitlis, Diyarbakır konuşurlar ama hepsi Muğla’da, Bodrum’da, Ege’de, Akdeniz’de yaşar. Öve öve bitiremedikleri köylerinden getirdikleri akrabalarıyla buralara doluşurlar, işgal ederler ve köylerine bir daha adım atmazlar…
Doğum iznine çıkan kadına kurulmuşlar. Kafalar pırıl pırıl.
Bazen ben mi yanlış anlıyorum acaba diye bi daha, bi daha okuyorum. Yok. Bildiğin dümdüz şu mevzuya kurulup, kinlenmişler.
Sizin düzenle sorununuz yok bence, sizin sorununuz sadece ötekiyle. Bana olmuyorsa ona da olmasın. Ben kötüysem o da kötü olsun. Ben eziliyorsam o da ezilsin. Bakış açınız bu. Mevzu sadece kadın da değil. Herhangi bir konuda böyle.
Eğer derdiniz düzen olsaydı; babalık izniyle alakalı da bir çalışma isterdiniz. Ötekinin maaşını çok görmek yerine kendi maaşının artırılması için konuşurdunuz. Ötekinin izni çok demek yerine kendi koşulların için ses ederdin.
Milletimizin ahlakı haset, kıskançlık, kınama, kinlenme üzerine kurulu olduğundan iş hayatına da yansıyor bu.
Ciddi anlama kıtlığı olanlar şöyle anlasın o zaman;
16 haftanın iki haftasını doğumdan önce kullanıyorlardı yani 8,5 aylık hamile ve karnı burnunda izne ayrılıyordu. Kalan 14 hafta yani 3,5 ay bebeği görebilmek için.
Çoğunun sancısı iş yerinde başlıyordu. ++
Ezgi apartmanı enkazında bebek ağlama sesi duyduklarını söyleyen çok kişi oldu,özellikle yan apartmandan komşular bunu söyleyince “Torunum Asude’min sesidir” dedik, çünkü evlatlarımın bedeni yan apartmanın kolonlarının altında bulundu.Ağlamış süt kuzum,ağlaya ağlaya melek olmuş.
Torunum Asude’nin sesini duymayanlar şimdi de bizim sesimizi duymuyor, 10 duruşma geçti, ben hepsine katıldım. Ne kadar zor bilemezsiniz ,her duruşmada sanki bir kez daha kaybediyorum kuzularımı. Daha kaç duruşma geçmesi gerek suçluların ceza alması için. Kolon,kiriş kesenleri kusurlu bulmanız için daha kaç bilirkişi gerek ? Ne kadar sürerse sürsün adalet mücadelemden vazgeçmeyeciğim. Suçlular halettikleri cezayı alacak
Semo’nun terör örgütü bağlantısı, özel eğitimli olduğu, eylemlerini planlı yaptıkları, Fırat’ı hedef gösterdikleri, onunla birlikte hareket eden diğer sanığın eylem sonrası ödüllendirilip marmara bölge sorumlusu yapıldığı, olay günü ambulansın ve paramediğin pkklı grupça alı konulduğu dosyadaki delillerle sabit ve verilen kararlar kesinleşmiş durumda.
Semo ve birlikte hareket edenler sıradan öğrenciler değil, çözüm sürecinde özel yerleştirilmiş teröristler. Fırat’ın yaralarının eğitimli bir elden çıktığı adli tıp raporunda ifade ediliyor.
Olayı “karşıt görüşlüler” ekseninde değerlendirme gayretini 11 yıl oldu hala anlamıyorum.
Ben eşimden biliyorum. Lohusalık depresyonu hafife alınacak bişey değil ve o günlerde annenin yanında babanın durması gerekiyor. Gündüz iş saatlerinde destek olamıyorsa eve geldiğinde eşine dinlenmesi için zaman vermesi gerekiyor. Onun enerjisini yükseltmesi gerekiyor, bebekle olabildiğince vakit geçirip kadının yükünü hafifletmesi gerekiyor.
Adam da tek başına yetmiyorsa, kayınvalideler, baldız, bebeğin halası vs kim varsa yanlarında olması lazım. Eskiden böyleydi. İnsanlar çok yalnızlaştı. İnsanlar kendi hallerine bırakılmaya başlandı. Yeni doğum yapan anneler çok yalnız bırakılıyor, unutuluyor. Biz böyle değildik milletçe eskiden.
Annelik, doğum sancısı, doğumdan hemen sonrası, lohusalık öyle “yav herkes yaşıyor, hepimiz doğurduk, herkes doğuruyor” falan diyerek hafife alacağınız dönemler değil.
Bizim toplumun babaya biçtiği rol çok hastalıklı ve eksik. Babanın ailede ve çocuktaki rolü gerekirse tv’lerde anlatılacak. Gerekirse bunun dizisini çekeceksiniz. Bu millete babalık öğreteceksiniz. Burada baba suçlu demiyorum, yanlış anlaşılmasın, bu olayın ardını da bilmiyoruz ama örnekten hareketle bir yaraya dikkat çekmek gerektiğini düşündüm.
Nazar değmesin diye yüzüne melek koyduğum,öpmeye kıyamadığımız için sadece kokladığım torunum Asude. Fotoğrafların kokusu olsa,Asude’nin bebek kokusunu alırdınız, daha 6aylıktı annesinin kollarında enkazdan çıkardığımızda.Defnederken altındaki bezi bile çıkaramadık. #DünyaÇocukHaklarıGünü ‘ymüş bugün, benim çocuklarım geri gelmeyecek ama kuzularımı hayattan koparanlar ve beni onların kokusuna hasret bırakanlar gerekli cezayı alsın! ”Kolon,kiriş kesmek binanın yıkımına sebep olmamıştır” diyenler, Asude’ye iyi baksınlar! Bizlere bu acıyı yaşatanlar ve onları aklamaya çalışanlar dilerim aynı acıları yaşarsınız, ne eksik ne fazla…
Depremin 8.günü,akşam altı buçukta çıkardık enkazdan yavrularımı.Asude’m,annesi ile babasının arasında,annesinin kollarındaydı.Melek gibi uyuyorlardı,vücutlarında hiç hasar yoktu, onları öyle çiziksiz tekparça bulunca sevinmiştim.Sonra yüreğime bir yangın düştü, BEKLEMİ��LERDİ..
Eşimi hayattan koparan bu vicdansız 50 km hızla gidilmesi gereken yerde bilirkişi raporuna göre 113.87 km hızla giderek hem eşimi benden kopardı hem 5 aylık yavrumu annesiz bıraktı. Cezası mı henüz mahkemesi bile olmadan 4 ay gibi komik bir süre ceza evinde kalarak yaptığı ��dülmüş gibi serbest bırakıldı. Günlerdir acı çekiyoruz uyku uyuyamıyoruz yemek yiyemiyoruz bu mudur bize reva olan adalet. Suçlunun hiç mi cezası yok sırf çocuk diye kaç tane daha aileyi yok edecek ki ceza alsın. #ÜmranİçinAdalet
Orospu çocuğu, almışsın eline bıçağı, küçücük çocuğun kalbini paramparça etmişsin, yetmemiş mezarını darmaduman etmişsiniz, aileyi tehdit etmeye devam etmişsin sonrada ben çocuğum diyip af dileceksin, evet çocuksun ama orospu çocuğu
Sabah 10’da başlayıp 4’de sona ereceği söylenen elektrik kesintisi akşam 7’de son buldu. Bu soğukta insanları mağdur ettiğiniz yetmiyor bir de söz verdiğiniz saatte hizmeti sağlayamıyorsunuz. Faturalarımızda veremediğiniz hizmetinde bir bedeli olsaydı keşke @GedizPerakende
Güneydoğu'da aşiretler düğünlerde kilolarca altın takarken, Türk milleti, Evliya Çelebi gibi, doğunun köylerini gezip çocukların ayağında bot, üstlerinde mont olsun diye uğraşıyor, artık uğraşmayın.
yardım edecekseniz, gidin ege ve akdeniz’in fakir Yörük çocuklarına yardım edin.