SUÇU NE?
Video çekti.
Röportaj verdi.
Düşüncesini ifade etti.
Bunların hangisi suç?
ErsinYalçını SerbestBırakın
Eleştirmek SuçDeğildir
@adalet_bakanlik
İfade ve fikir hürriyeti nerede?
Eleştiri suç değildir.
Muhalif düşünce suç değildir.
Adalet talep etmek suç değildir!
ErsinYalçını SerbestBırakın
Eleştirmek SuçDeğildir
@adalet_bakanlik
Annem ve babamın tutuklanmasının ardından ilk kapalı görüş için yola çıktık. Annem için Diyarbakır'a gidiyoruz. Oradan babam için Erzurum'a geçeceğiz. Biri çarşamba biri cuma günü.
İki görüşün arasında bir gün var. Toplamda 3 günümüz gitmiş oluyor. Şu an okul olmadığı için rahat gidiyoruz ama yakında çocukların okulu başlayacak. Her hafta 3 gün okulu aksatamayacakları için okul açılınca muhtemelen sık gelemeyecekler. Görüş günlerinin ard arda olması için dilekçe vereceğiz. İnşallah anlayışlı olurlar..
TalimatSaraydan BahsetmeyinHukuktan
SuçDeğil SusDosyası
FurkanHareketi Tertemizdir
HocamıSerbest Bırakın
SemraKuytulu SerbestBırakın
Kendisini çok yakından tanırım. Hayatına bizzat şahidim; çok mütevazi, çok iyi bir insandır. Bir eşya alırken, Allah yolunda kullanıp kullanmamasını düşünürdü hep.
Kendisi ile aynı fikirde olmayan kişiler bile onu takdir ederlerdi. İslami hizmette hep ön sıradaydı ve hiçbir zaman geri kalmadı. Ne kendisi nede ailesi…
Bugün ise bu adama suç örgütü kurdu diyorlar, siz bu vebalin altından nasıl kalkacaksınız?
AlparslanHoca Savunması
FurkanaZulüm DevamEdiyor
FurkanHareketi Tertemizdir
HocamıSerbest Bırakın
Kıymetli eşimle, 1 haftanın ardından ilk kapalı görüşümüzü Elhamdülillah gerçekleştirdik.
Kendisi çok iyiydi, morali oldukça yüksekti. Hatta bizlere teselli verdi. Hiçbir üzüntüsü olmadığını; aksine bu durumda bulunmaktan gurur duyduğunu ifade etti. Hocamızla aynı yolda olmanın büyük bir şeref olduğunu ve bu şerefin kendilerine nasip olmasına şükrettiklerini söyledi.
Günlerini maneviyatla dolu dolu geçirdiklerini belirtti. Tüm kardeşlerimize çokça selamı var.
“Herkes dimdik dursun. Biz de dimdik ayaktayız. Alnımız ak.
Bu durumda olmaktan gurur duyuyoruz, üzülmüyoruz. Hocamızı adliyede gördüm; gayet mutlu ve dimdikti. Hocamız mutluysa biz de mutluyuz.
Bugün kapalı görüş için Suluca Cezaevi’ndeydik; hayatımızda ilk kez bir cezaevini bu kadar yakından görmek nasip oldu.
Babamı görmüşken fırsat bu fırsat diyerek aynı görüş alanında bulunan Cihat Gülseven, Huzeyfe Yılmaz, Metin Erol, Ayhan Çalışkan ve Murat Temizkan ağabeylerimizi de görme imkânı buldum.
Bizi gördükleri andaki tebessümleri, yüzlerindeki ışıltı; morallerinin ve dirayetlerinin ne kadar sağlam olduğunu fazlasıyla gösteriyordu.
Hepsinin dışarıdaki bütün dava kardeşlerine kucak dolusu selamları var. ☺️
AlparslanHoca Savunması
FurkanaZulüm DevamEdiyor
FurkanHareketi Tertemizdir
HocamıSerbest Bırakın
Gelecek günlerde tanıdığım her biri hakkında yazacağım inşaallah demiştim.
Bugün İzzet Hoca ile başlayayım.
Yıllardır kendisinden iyilikten başka bir şey görmediğim, değerli bir komşum ve dostum olan İzzet Hoca’yı birkaç tweetle anlatmak kolay değil. Yine de onu tanımayanların, benim tanıdığım İzzet Hoca hakkında bir fikir sahibi olmasını istiyorum.
Çünkü bazı insanları anlatmak için “iyi insandır” demek yetmiyor. İnsanın iyiliği, çoğu zaman büyük sözlerde değil; kimsenin fark etmediği küçük ayrıntılarda ortaya çıkıyor.
İzzet Hoca sürekli kendisini geliştirmeye çalışan bir insandı. Fırsat bulduğu her boşlukta kitap okur, okuduklarını sadece bilgi olarak bırakmaz; üzerinde düşünür, analiz eder, hayatına nasıl aktarabileceğini düşünürdü.
Öğrendiği bir şeyin başkasının işine yarayabileceğini düşünüyorsa hemen paylaşırdı. Bir bilginin kendisinde kalmasındansa, başka bir insanın hayatına dokunmasını daha kıymetli görürdü.
Bir yanlış gördüğünde de görmezden gelmezdi.
Fakat bunu insanları mahcup ederek, küçük düşürerek veya kendisini üstün göstererek yapmazdı. Karşısındaki insanı incitmeden, en güzel ve en nazik üslupla doğrusunu anlatmaya çalışırdı.
Kur’an’da:
> “Kullarıma söyle: Sözün en güzelini söylesinler.”
buyrulur. (İsrâ, 17/53)
İzzet Hoca’nın karakterinde bunun karşılığını görürdünüz.
---
Çok ince düşünceli bir insandı.
Çevresindeki insanların ihtiyaçlarını, sıkıntılarını ve iyiliklerini sürekli düşünürdü.
Bir ihtiyacınız veya probleminiz varsa, siz daha ona bir şey söylemeden bunu çoğu zaman fark ederdi.
Fark ettiğini belli etmezdi.
Ama kafasının bir köşesinde o mesele dururdu.
Bir çözüm bulmaya çalışır, araştırır, düşünür; sizin için işe yarayabilecek bir şey öğrenirse hemen sizinle paylaşırdı.
Çevresindeki insanlara nasıl faydalı olabileceği, zihninin sürekli bir köşesinde duran meselelerden biriydi.
---
İnsanların önemli günlerini gerçekten önemserdi.
Bunun için telefonuna alarm kurduğuna bile şahit oldum.
İslami hassasiyetlerimiz gereği doğum günü kutlamıyoruz. O da zaten doğum günü kutlayan biri değildi.
Ama bir sohbet sırasında doğum günümün tarihini laf arasında duymuştu.
Tarihi not etmiş.
Günü geldiğinde beni aradı.
Mesele bir doğum gününü kutlamak değildi.
Mesele, sıradan bir sohbetin arasında duyduğu bir tarihi hatırlayıp, o günü bir nezaket ve muhabbet vesilesi kılmayı düşünmesiydi.
Böyle küçük ayrıntıları önemserdi.
Kardeşlerinin düğünlerine, cenazelerine ve önemli günlerine de çok önem verirdi.
Mutlaka katılmaya çalışırdı.
Mesafe, iş veya başka bir sebeple katılamadığında ise mutlaka telefonla arar veya mesajla ulaşırdı.
---
Zamanı çok kıymetliydi.
Ama az olan zamanını da yakınlarına ve akrabalarına mümkün olduğunca kaliteli şekilde ayırmaya çalışırdı.
Çocukları konusunda da aynı hassasiyeti görürdüm.
İslami hizmetin yoğunluğu sebebiyle onlara ayırabileceği zaman her zaman istediği kadar olmayabiliyordu.
Fakat “vakit bulamıyorum” deyip geçmezdi.
O kısıtlı zamanı çocuklarıyla nasıl daha güzel geçirebileceğini düşünürdü.
İşinin, sorumluluklarının ve yoğunluğunun arasında çocuklarına iyi bir baba olabilmenin yollarını arardı.
--
Çok kanaatkâr yaşardı.
Hocasından gördüğü bir hayat tarzını sürdürmeye çalışırdı.
Yüksek eğitimine, kabiliyetine ve potansiyeline rağmen dünyaya tamah etmemişti; hizmet hayatını seçmişti.
Kendi hayatında birçok zevkten, rahatlıktan ve imkândan yıllardır fedakârlık ediyordu.
Sabah erkenden ofise giderdi ve en geç çıkanlardan biri olurdu.
Çıkış saati çoğu zaman gece 23.00’ü geçerdi; yeri geldiğinde gece 2-3’e kadar çalışırdı.
Fakat yaptığı fedakârlıkları anlatmazdı.
Hatta zamanla bunları kendisinin bile artık “fedakârlık” olarak görmediğini düşünüyorum.
Sanki olması gereken buymuş gibi yaşardı.
--
İslam’a düşmanlık gösterenlere karşı tavrı sert olabilirdi.
Ama kardeşlerine karşı çok merhametliydi.
Ümmetin acıları gerçekten kalbinde yer tutardı.
Mazlumların başına gelen bir hadiseyi gördüğünde bundan derinden etkilenirdi.
—>devamı aşağıda:
Semra Kuytul Hocahanım'ın Talebesiyle Diyarbakır Cezaevi Önünden Röportaj:
Çocuklarıyla görüşme gerçekleştiren Semra Kuytul Hocahanım'ın talebesi, Diyarbakır Cezaevi önünde Furkan Haber'e konuştu:
Kamuoyuna vermek istediğimiz mesaj gayet açıktır, Semra Kuytul Hocahanım müebbet cezası almış kişilerle aynı muameleyi görüyor. Biz bu duruma tepkimizi göstermek için buradayız. Biz 'Suç örgütü' suçlamalarını da asla kabul etmiyoruz, çünkü zaten hiçbir delil ve dayanak da yok!
Semra Kuytul Hocahanım’la Görüşme Sonrası Çocuklarından Açıklama❗
Hukuksuzca tutuklanan Semra Kuytul Hocahanım, Diyarbakır Cezaevi’nde çocuklarıyla görüşme gerçekleştirdi.
Hocahanım’ın 2 metreye 4 metre bir hücrede tutulduğunu aktaran çocukları, annelerinin kendilerine şu sözleri söylediğini belirtti:
“Allah, insanın kalbini ferahlattığı zaman ufacık bir yerde bile olsa onun için geniş bir yer olur. Sarayda bile olsa o kişi ferahlayamaz.
Şu anda sarayda mı olmak, yoksa burada mı olmak diye sorsalar, Allah biliyor ki hiçbir farkı yok.”
ZULME SESSİZ KALMAYACAĞIZ
Gazinatep Furkan Hareketi mensupları olarak,
haksız bir şekilde tutuklu bulunan, Alparslan Kuytul Hocaefendi, Semra Kuytul Hocahanım ve diğer kardeşlerimizin özgür kalması adına adalet bekleyişi ve özgürlük yürüyüşlerimize devam edeceğiz.
Cezaevinde İşkence
FurkanaZulüm DevamEdiyor
AlparslanKuytulu SerbestBırakın
SemraKuytulu SerbestBırakın