Son dönemde okuduğum en güçlü yazılardan biri. İranlı Şark gazetesi yazarı Shahrzad Hemmati, Anavatan Nedir Neresidir Kim Karar Veriyor başlığıyla yazmış. Yazının tamamı çok güçlü, şu paragraf çok çarpıcı👇
"Toplumlar yalnızca kurşunlarla ve füzelerle yaralanmaz. Bazen bir toplum; enflasyonla, yaptırımlarla, internetle, ölüm haberleriyle, yarın kaygısıyla ve insana hiçbir şeyin daha iyiye gitmeyeceğini fısıldayan o sürekli duygu hâliyle örselenir. Uzun süre hayatta kalma modunda yaşayan bir toplum, zamanla neşeyle yaşamayı dahi unutur."
"Fas'tan İspanya'ya göçmen akını" olarak bildirilen konunun tüm boyutlarını öğrenme imkanı buldum. Buyursunlar:
İspanya'da göçmenlik hukuku konusunda önde gelen hukukçulardan olan bir İspanyol arkadaşımla ve İspanya'da Adalet Bakanlığı'nda görev yapan bir İspanyol arkadaşımla konuştum.
Kuzey Afrika'da İspanya'ya bağlı bir özerk şehir olan Ceuta'ya Fas'tan yaşanan düzensiz göçmen akını ile 29 Haziran tarihli İspanya Yüksek Mahkemesi kararı arasındaki ilişkiyi ve sonrasında yaşananların arka planını bana açıkladılar.
Mahkeme sadece "denizde yakalananlar derhal iade usulü ile direkt ülkelerine gönderilemezler ve sınır dışı işlemi için
öncelikle değerlendirme ve inceleme içeren hukuki prosedür işletilir" diyor. Bu yönüyle konuyu karadaki bir sınırın veya çitin üzerinden atlayan düzensiz göçmenin derhal direkt iadesi usulünden ayırıyor. Ancak yine de sonucun iade olacağına dair hususu değiştirmiyor.
Bu noktada Fas'taki insan mafyası devreye giriyor. Fas'ta bu kararı "eğer denizden İspanya'daki bir kara parçasına geçilebilirse artık iade mümkün değil" diyen bir karar olarak lanse edip kitleleri kendilerine müşteri yapıyorlar. Böylece Ceuta'ya akın başlıyor.
Varan düzensiz göçmenler Kıta Avrupası'na geçiş için bir plan olmaması ve zaten mahkeme kararının onlara Ispanya kapılarını açmaması sebebiyle İspanya içlerine ilerleyemiyorlar ama bu noktada da İspanya'nın uluslararası arenada tekerine çomak soktuğu güç odaklarının yayını devreye giriyor.
Aynı odaklar Müslümanları her an Avrupa'yı işgale hazır çekirge sürüsü gibi lanse edip İspanya'yı da iyi yönetilemeyen gariban bir memleket olarak lanse etmekte menfaat sahibi oldukları için, konu sosyal medyada ve basında sanki İspanya Faslı akınına uğramış ve çaresiz kalmış gibi işleniyor. Konunun geldiği nokta ve evveliyatı ile ilişkisi, bu iki dostumun perspektifinden, böyle.
"Türkiye'nin ünlü Likya Yolu üzerindeki Antalya'nın Çıralı yakınlarındaki bir plajda bir turist tarafından çekildi.
Videoda görünen sahillerdeki ve deniz yüzeyindeki beyaz parçacıklar #mikroplastiklerdir.
Yaklaşık 1500 kilometre uzunluğundaki Türkiye'nin Akdeniz kıyı şeridi boyunca benzer gözlemlerin rapor edildiğini belirtmekte fayda var.
Dahası, bu sorun tek örnek değil, yaklaşık beş aydır devam ediyor ve kaynağı Adana ve Mersin'de bulunan ağırlıklı Avrupa menşeili ithal plastik atık plastik geri dönüşüm tesislerine dayanıyor.
Bu tesislerin önemli bir kısmı #plastik #atık ithal ediyor.
Sonuç olarak, bu kirliliğin temel nedeni, AB ülkeleri de dahil olmak üzere ihracatçı ülkelere atfedilebilir."
Sedat Gündoğdu
AB plastik atıklarının Türkiye'ye ihraç edilmesi, Türkiye'de geri dönüştürülmesi ve ardından yasadışı olarak birincil mikroplastik olarak Akdeniz'e atılması anlamına geliyor.
3. Dil, hyoid kemiğe (Hyoid Bone) bağlıdır.
Bu kemik, boyundaki önemli bir grup kasla bağlantılıdır.
Araştırmacılar, dili tamamen dışarı çıkarmak suretiyle bu kaslardaki gerginliğin azaltılmasına yardımcı olduğunu ve rahatlama ile ilişkili vagus sinirinin (Vagus Nerve) aktivitesini uyardığını söylüyorlar.
Pittsburgh Üniversitesi’nden bir araştırma ise, dili 40 saniye dışarı çıkarmak suretiyle vagus sinirinin aktivitesinin, "20 dakikalık meditasyona" kıyasla "iki katına" çıktığını bulmuştur.
Türkiye’de domates, biber, salatalık gibi ürünlerde yıllık fiyat artışı %134,8.
Bu artık normal enflasyon değil; halkın mutfağında fiili bir gıda çöküşü yaşanıyor.
🩸Tarım ve hayvancılığı özenle bitirdiler. Bizim en değerli hazinelerimizden fındık ve zeytini de acımasızca bitiriyorlar…
Nasıl bir acımasızlıktır bu⁉️
Polis Memuru Melih Okan Keskin’in dövülerek katledildiği TÜVTÜRK istasyonu önünde eylem düzenlendi:
“Cinayeti örtbas etmek için ‘kavga’ süsü vermeye çalışanlar bu cinayetin manevi ortaklarıdır… Bu cinayete zemin hazırlayan TÜVTÜRK derhal kamulaştırılmalıdır.
• Görüntüler ortaya çıkana kadar kavga diyenlere sesleniyoruz; Sanki karşılıklı bir arbede varmış gibi açıklama yapanlar, kamera kayıtları ortaya çıkana kadar suspus olmuşlardı.
• TÜVTÜRK yönetimine sesleniyoruz; Hizmet vermesi gereken bir istasyon ne zamandan beri infaz alanı haline gelmiştir? 'Artık personelimiz değil' diyerek bu kandan elinizi yıkayamazsınız. Olaya karışan her bir çalışanınızdan hesap sorulacaktır.
• Bu cinayete zemin hazırlayan bu TÜVTÜRK derhal kamulaştırılmalıdır.“
🚘Bahse konu “araç muayene istasyonu” hakkında binlerce şikayet var ama kimsenin umurunda olmamış.
➖44 yaşında, 2 çocuk babası polis memuru Melih Okan Keskin, muayene için aracını bu istasyona götürüyor.
➖Aracın “park lambasının yanmadığını” söyleyip kendisini geri gönderiyorlar.
➖Dışarı çıkıp arabayı çalıştırdıktan sonra “park lambasının aslında yandığını” gören Okan Keskin,
➖Tekrar içeri gelerek “park lambam yanıyor” diyor.
➖İçerideki görevli şahıslar “artık geçti, şu an yapacak bir şey yok” diyerek ertesi gün tekrar gelmesini söylüyorlar.
➖Bunun üzerine yetkili bir kişi ile görüşmek isteyen Okan Keskin’e öfkelenen kalabalık bir grup çalışan, önce bir araçla onun ayağını eziyor, sonra da darp etmeye başlıyor.
➖Yardıma gelen vatandaşlar da polis memurunu kurtaramıyor.
➖Hastaneye kaldırılan Okan Keskin bir süre yoğun bakımda kalıyor ve maalesef kurtarılamayarak hayata veda ediyor.
➖Hastanede yaşam mücadelesi verirken mesai arkadaşı bir komiser ise “firar” verip kendisinden şikayetçi oluyor.
➖Kamera kayıtlarında 10’dan fazla saldırgan olmasına rağmen sadece iki kişi gözaltına alınıyor.
👉Bu arada;
📈Türkiye’de araç muayene ücreti İngiltere’nin iki katı,
📈Ödeme kredi kartı ile yapılırsa 300 TL daha fazla alınıyor.
📈Muayene tarihi geçmişse, gecikme süresine göre de ek ücret alınıyor.
💡İşte size AKP rejiminin Türkiye Yüzyılı!
#AnkaradaPoliseAdalet
En düşük emekli maaşı 20.000 TL olunca şikayet eden, emeklilere hakaret eden "faiz lobisi severler" niye susuyor?
Faize 2 trilyon var, emekliye niye YOK?
Yayın linki aşağıda
✍️EMEKLİLERİN TAMAMI EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIK TORBASINA KONULMAYA ÇALIŞILIYOR!
✍️SGK yardım kuruluşu değildir.
Emekli aylığı bir bağış değildir.
Emekli aylığı ödenmiş primlerin karşılığıdır.
✍️Sosyal Güvenlik Kurumundan Ekim 2025 tarihi verileriyle 15.989.169 kişi emekli aylığı almaktadır. Yapılan açıklamaya göre en düşük emekli aylığı alan emekli sayısı 4 milyon 11 bin 700 kişi iken yapılacak düzenleme ile en düşük emekli aylığı alan sayısı 4 milyon 917 bin kişiye yükseliyor.
✍️Alt sınır aylığı ,emekli aylıklarının yeniden hesaplanması veya emekli aylıklarında yapılan bir artış olmayıp emekli aylıklarının ödenmesinde ,emeklinin prim ödeme gün sayısı ve prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan aylık ile karşılaştırılan bir aylıktır.
✍️Karşılaşma sonrası emeklinin gerçek aylığı alt sınır aylığının altında ise ,ödeme alt sınır aylığı üzerinden yapılır.Alt sınır aylığında yapılan artış emeklinin gerçek aylıklarında yapılan bir artış değildir.Aradaki fark hazineden karşılanmaktadır.
✍️Ekim 2008 sonrası emekli talebinde bulunanlar için aylık hesaplama sisteminde alt sınır uygulamaları bulunmakla birlikte ,aylığın ödenmesinde 2019 yılına kadar herhangi bir alt sınır aylığı uygulaması yoktu.
✍️5510 Sayılı Kanun sonrası hizmetlerinin oranı artan ve emekli aylığı talebinde bulunan sigortalıların ,emekli aylıkları düşmeye başlayınca bu düşüşü kamufle etmek için 2019 yılında 7161 Sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanuna ek 19.madd eklendi.
✍️Böylece yapılan bu değişiklikle alt sınır aylıklarının altında emekli aylığı olamayacağı öngörüldü.
✍️Siyasi ,günü kurtarmaya yönelik kararlar aslında sistemde yaralar açmakta ve emeklilerin sorunu çözülmemekte sadece ertelenmektedir.
✍️Yüksek prim ödeyerek ve daha uzun süre çalışarak emekli olan birçok sigortalıya haksızlık yapılmaktadır.
✍️Sosyal sigorta da ne kadar prim ödenmiş ise ona göre aylık bağlanmalıdır.
✍️Öncelikle Aylık Bağlama Sisteminin değiştirilmesi ,sade anlaşılır aylık hesaplama sisteminin getirilmesi gerekmektedir.
✍️Yeni getirilen hesaplama sistemi de daha önce bağlanan aylıklara da intibak getirilmelidir.
✍️23 yılın sonunda ; ‘’Durun bekleyin Türkiye büyüdükçe herkes istifade edecek demek ‘’ ise sadece ölümü gösterip sıtmaya razı etmektir.
✍️2008 yılında enflasyon tek haneydi !! Kemal Derviş’in kurduğu düzeni Siz 2011 yılından itibaren bozmaya başladınız. Rejim değişikliği ile Türk ekonomisi dibe vurdu.
✍️Vatandaşın refahını geçimini sağlama hedefiniz olmalı, nutuk atmakla beslenme , barınma olmuyor. Boş laflara emeklinin karnı tok!
✍️Benim emeklim , benim emekçim dediğiniz herkes en az 5 yıldır geçinemiyoruz diyor!
✍️En düşük emekli aylığının 20.000 Liraya çıkmasını açıklamanız ise açlık sınırının 30.000Lira olduğu yerde emekliyi dikkate almadığınızı göstermek dışında bir işe yaramıyor.
✍️Emekli aylıklarını 2002 yılı ile dolar bazında karşılaştırmanız ise ekonomiden uzak olduğunuzun ispatı dışında bir anlamda ifade etmiyor.
✍️2021 den beri başta gıda fiyatları olmak üzere her şeyin fiyatı kurdan bağımsız şekilde artıyor.IMF böyle bir şey dünya da yok diyor.Siz hala 2002 yılı ile 2026 yılı arasında dolar bazında açıklamalar yapabiliyorsunuz.İşin garip tarafı bir de alkış alıyorsunuz!!!
✍️Ne asgari ücretli açlık sınırının üstünde, ne de emekli açlık sınırının üstünde aylık alıyor.
✍️Sadece toplam nüfusun yüzde beşi yaşıyor ,diğerleri sadece nefes alıp veriyor!
✍️Emekli aylık hesabı yapılırken emekli olunan tarih değil ,prim günü ve prime esas kazanç dikkate alınmalıdır.
✍️ Anlattıklarınızı doğru değil!
@55erhanusta@veliagbaba@alimahir@SalihUzunDr@MKalayci42@gamzetascier@isikhanvedat@dbdevletbahceli@eczozgurozel@ArzuCerkezoglu@binserhat47@EbruBaki@halktvcomtr@MDervisogluTR@cenginyurt52@GizemCetin88@ekremacikel@OzlemGurses@r_demirkol@YeniBakis35