Alternatif Türkiye siyaseti sözlüğü
Görevden affını istemek: Fütursuzca yaptığı yolsuzluklar, hırsızlıklar ortaya çıkınca, o zamana kadar götürdüklerine şimdilik razı olup, götürdükleriyle birlikte, hesap vermeden, yargılanmadan bir süreliğine görünmez olma ve gündemden düşme uygulamasının yürürlüğe sokulması isteği.
Siz hangi lobi adına konuşuyorsunuz?
Elbette İsrail ve ABD karşısında direnen Filistin, İran, Yemen halklarının yanındayım.
Gazeteci soru sorardı siz bir yargıç gibi yazmışsınız.
Hayırdır?
Suud şeyhlerinin askeri olmayacak işçi sınıfının evlatları..
Utanman var mı bir parçacık??
Dev pandaların yumuşak gücü adına
🔴 Çin Devlet Başkanı Şi'den ABD'lilere çifte müjde:
🔴 "Dev panda, Çin ile Amerikan halkları arasında dostluk elçisi olageldi. Güzel bir haberim var. Birkaç gün içinde Ping Ping ile Fuçhuan adlı iki panda, Atlanta Hayvanat Bahçesi'ndeki yeni yuvalarına ulaşıp Amerikan halkıyla buluşacak."
yıllarca "komünistler iş başına gelince evlerinizi elinizden alacak" edebiyatı yaptılar, gelinen nokta büyük şirketlerin milletin evine çökmesi, kiraların fırlaması oldu. die linke berlin'de seçimi buna yönelik tepkiyle kazandı, madrid'de halk bunun için sokağa çıktı.
Üzerlerinden uçak geçen Trump ve Xi'nin yüz ifadeleri Amerikan ve Çin diplomasisi canlı karşılaştırması olmuş.
Trump "Come ooon" tadında mimikleriyle tam bir Amerikalı.
Xi ise Çin diplomasisinin binlerce yıllık 'duygu belli etme, niyet belli etme, hiçbir şey belli etme' felsefesiyle tam bir Çinli yetkili.
Trump, İsrail'in mühimmat stoku tükenme aşamasında 2,8 milyar dolar değerinde 40 bin adet bir tonluk Mk-84 ve BLU-117 bombası ile 20 bin delici savaş başlığı göndermeye hazırlanıyor. Eğer bu askeri sevkiyat da gerçekleşirse İsrail'e iki yıldan kısa bir sürede 75.000'den fazla bir tonluk bomba sağlamış olacak. Şubat 2025'te de acil durum yetkisi kapsamında 35.000'den fazla aynı bir tonluk bomba ve 4.000 delici savaş başlığı içeren 2,04 milyar dolarlık paket salınmıştı.
ABD'nin İran savaşı nedeniyle mühimmat stoklarında stratejik envanter açıkları varken İsrail'e silah satışıyla kendi askeri sanayisine de can suyu verecek. İsrail sevkiyatı Kongre'nin İsrail'in ABD silahları satın alması için tahsis ettiği Yabancı Askeri Finansman ile ödeyecek. ABD'nin İsrail'e yıllık 3,8 milyar dolarlık askeri yardımının neredeyse onda dokuzu bu finansman yoluyla sağlanıyor. İsrail bombaları alıyor, ABD silah şirketleri ise parayı devletten alıyor. Bu mekanizma aracılığıyla Amerikan kamu kaynakları Amerikan silah sanayisinin talep tarafını besliyor.
Yarın bu bombalarla döktükleri kanlarla kasalarını dolduracaklar.
https://t.co/vkeqxKVTOT
❓ Palantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
⭕️ Yapay zeka şirketi Palantir, geliştirdiği askeri veri ve hedefleme yazılımlarını Ukrayna’nın savunma ve kamu mekanizmalarına entegre etti
⭕️ Gerçek muharebe koşullarında toplanan veriler yeni nesil savunma sanayii ürünlerine aktarılıyor
⭕️ Kiev yönetiminin dijital dönüşüm politikaları, küresel teknoloji firmalarının savaş sahasındaki test faaliyetleriyle paralel ilerliyor
Detaylar🔗https://t.co/QWSKTKYqIH
Herkesin Shakespeare okuyabilmesi gerekir. Bunun için üniversiteye gidilmesi gerekmese de Shakespeare ya da Dostoyevski okumak, Homeros'tan ya da Epikür'den haberdar olmak herkesin eğitimine dahil olmalıdır.
Bu sığlıktan çok sıkıldım.
Eğitim, meslek edindirme kursu değildir.
İstiyorlar ki gençler eğitim diye sadece kapitalizmin ihtiyaç duyduğu nitelikleri edinsin.
Kurtla yiyip kuzuyla ağlayan; teoride neoklasik iktisadın duvarlarına yüz sürerken, yazılarında ve konuşmalarında formaliteden hak ve eşitlik diyen; insanların geleceğe dair kırıntılaşan umutlarını ve birikimlerini kariyer ve şöhret kaldıracı haline getiren 'muhalif' görünümlü şarlatanları siyasetten ve medyadan temizlemedikçe de bir şey değişmeyecek. Tarihin her döneminde bu tipler oldu. Lenin "Lloyd Georgeculuk" tutumu diyordu; "iyi donanımlı dalkavukluk sistemi, yalanlar, hileler, moda ve popüler sloganlarla yapılan hokkabazlıklar" bütünü. Ama tek bir amacı vardı, kitleleri törel olarak boyunduruk altına almak. Ancak iktidara kızmak da yetersiz. Dün Pusula fonu öveni, bugün kanala çıkarıp anlat diyen de de izleyende de var suç.
Rusya seçimleri...
Vladimir Putin'in partisi, iktidardaki Birleşik Rusya, parlamentoda bugüne kadarki en büyük nitelikli çoğunluğunu kazandı, 450 sandalyeli Devlet Duması’nda 355 sandalyenin sahibi oldu.
Komünist Parti 40 sandalyeyle ikinci sırada yer aldı, onu Liberal Demokrat Parti (LDPR), 25 sandalyeyle üçüncü oldu.
Bu sonuçlar ne anlama geliyor?
Öncelikle, Rusya siyasetinde ilk üçte klasik dizilim yine tekrar etti. Ancak, Rusya seçimlerinde Vladimir Putin'in Birleşik Rusya'sının zaferi, elektronik oylama sistemindeki soru işaretleri, bağımsız görünümlü Batı yanlısı muhalif figürlerin çoğunlukla sürgün durumunda olması gibi olgulara rağmen 'hileli', 'yönlendirmeli', 'yasaklı' seçim gibi argümanları geçersiz bırakacak düzeyde baskın bir seçim zaferi.
Mesela, Ukrayna savaşına karşı çıkan tek yasal parti, liberal Yabloko, Rusya Yüksek Mahkemesi'nin Ağustos 2026'da aldığı kararla seçim dışı bırakılmıştı.
Ancak bağımsız anketlere göre bu büyük ihtimalle zaten parlamento dışı kalacaktı.
O zaman neden yasaklandı?
Yasağın bir seçim hesabından fazlası olduğunu unutmamak gerekiyor. Yabloko, Rusya’da Ukrayna savaşına açık biçimde karşı çıkan ve bu tutumu seçim yoluyla ifade etmeye çalışan son yasal siyasi yapıydı.
Yasaklanması, savaşın kendisine yönelik itirazın sandıkta örgütleyebileceği yasal kanalın kapatılması anlamına geliyor. Yani farklı türden bir siyasi dönüşüm söz konusu.
Mevcut siyasi dengeler, yani liberaller ve komünistler, savaş öncesi döneme kıyasla Birleşik Rusya'ya daha büyük ölçüde konsolide olmuş durumda.
Belli ki Rusya daha uzun süre Putin'in temsil ettiği siyasi çizgide ilerleyecek ve bu çizginin Rusya halkında önemli bir karşılığı var. Bu Rusya'nın 'otoriterliği', Putin'in bilmem nesi kadar -belki de daha fazla- iktidar alternatifi olarak öne çıkan yapıların 'açık kimlikli' Batı yanlısı olmasından kaynaklanıyor.
1984 neyse de Hayvan Çiftliği gibi sıfır edebi değeri olan bir esere neden büyük kitap muamelesi yapılıyor; bence yanıtı aşağıdaki paylaşımda saklı. O kitabın çok daha iyisini YZ bile yazar.
Orwell'in kendisi 1984 olmuş zaten. Bilinmeyen bir şey de değil.
👇
Yerli medya çok karmaşık anlatıyor. Aslında çok çok karmaşık da değil. Anladığımı anlatıcam, yanlışım varsa düzeltin:
🚩 Önce basit işleyiş: Bir yatırımcısınız, bir yatırım fonuna 100 bin TL yatırdınız. Fon yöneticisi bu parayla hisse, tahvil, mevduat vb. varlıklar satın alır. Fondan çıkmak istediğinizde fon payı size iade edilir ve paranızı alırsınız.
🚩 Ancak, şu anda soruşturulan şirketler, kendileriyle bağlantılı veya aynı iş çevresindeki şirketlerin borsadaki sınırlı sayıdaki hissesini çok büyük miktarda toplamış. Bu alımlar hisse fiyatlarını yükseltmiş. Hisse yükselince fon çok yüksek getiri göstermeye başlıyor. Yüksek getiriyi gören yeni yatırımcıların parası fona akıyor. Bu yeni para da aynı veya benzer hisselerin alınmasına imkân veriyor. Kendini besleyen bir döngü.
Diğer bir deyişle, bazı yerli fonlar, özellikle kendileriyle veya ilişkili gruplarla bağlantısı olan şirketlerde, piyasada gerçekten alınıp satılabilen hisse miktarına kıyasla çok büyük pozisyonlara ulaşmış. Bu da fiyatları ve dolayısıyla fonların görünen değerini yukarı taşımış.
🚩 Zurnanın zattiri zort zort dediği yere gelelim. Uluslarası piyasalar, bir süredir Türkiye'yi bu konuda uyarıyor. Bak borsanda şişirilen şeyler var, bi el at yoksa güvenilirliğini kaybedersin, diyorlar.
Hal böyle olunc SPK ağustos sonunda yeni kurallar getirdi. Mesela kurallar arasında, bir serbest fonun, halka açıklığı yüzde 25'in altında olan bir şirketin fiili dolaşımdaki hisselerinin en fazla yüzde 8'ini tutabilmesi vs var.
Neyse sonuçta, bu yeni kurallara uyması gereken fonların bazı büyük pozisyonlarını küçültmeleri gerekti. Böylece fonlar hisse satmaya başladı, hisselerin değeri düştü, yatırımcı -yani siz- panik oldu, parasını geri istemeye başladı.
🚩 Böylece ortaya bir likidite krizi çıktı. Bu ne demek? Fon şirketinin değeri mesela 10 milyar TL olabilir. Ama elinde 10 milyar TL nakit yok. Siz paranızı istiyorsunuz, size veremiyor. Basitçe bu yaşandı.
🚩 Tera, Pusula vs vs bu isimler ne? Bunlar işte o fon yöneticileri. Likidite krizi bunlarda patlak veriyor. SPK likidite krizi sürerken 3 tane hisseyi inceliyor:
Katılımevim (KTLEV), Gündoğdu Gıda (GUNDG) ve Destek Finans Faktoring (DSTKF).
Çünkü Katılımevim ve Destek Finans'ın hisseleri, son düşüşlere rağmen yıl başından bu yana yüzde 300'den fazla yükselmiş durumda. Gündoğdu Gıda da yüzde 140'tan fazla yukarıda.
- Katılımevim ile Pusula aynı şirketler grubunun parçası. Aralık 2025'te yapılan alımlar sonrasında Pusula fonlarının elindeki KTLEV hisseleri Katılımevim sermayesinin yüzde 25,59'una ulaşmış.
- Pusula ve Gündoğdu arasında da ilişki var. Pusula Portföy'ün yönettiği fonların elindeki Gündoğdu hisseleri, şirket sermayesinin yüzde 38,67'sine ulaşmış. Yani kabaca Gündoğdu şirketinin her 10 hissesinin yaklaşık 4'ü Pusula'nın yönettiği fonların portföyündeymiş.
- Tera Portföy'ün ise yedi ayrı fonu Destek Finans hissesi taşıyor. Tera fonları, borsada fiilen dolaşan Destek Finans hisselerinin yüzde 39,41'ini toplamış.
İşte manipülasyon şüphesi bu tablodan doğuyor.
🚩 SPK şimdi bunları askıya aldı, tasfiye etti. Yatırımcının -yani sizin- içeride paranız kaldı. İlerleyen günlerde alacaksınız paranızı, paniğe gerek yok diyor uzmanlar.
Reuters ve CNBC, içerde 800 milyar TL'den fazla para var, diyor. 400 ile 500 bin yatırımcı etkilenmiş.
Tekrar söyliyim panik olmayın, halkı paniğe sevk etmiyorum, zaten bu işten hiç anlamam, param falan da yok. aman diyim :)))
Yemen'deki Ensarullah hareketinden Suudi Veliaht Prensi Selman'a bir darbe daha
🔴Yemen misillemesinin ardından Suudi başkenti Riyad saatlerdir dumanla kaplı, Suudi Sivil Savunması yangının büyüklüğüyle baş edemiyor.
🔴 Suudi enerji devi ARAMCO'nun Kral Halid Uluslararası Havalimanı yakınındaki yakıt tanklarının vurulduğu, yakın çekim görüntüden anlaşılıyor.
Arkadaşlar, dostlar, Romalılar...
Bir muhalefet partisi üst düzey yöneticisinin söylemini İsmail bey de tekrarladı. "Savunma sanayisi partiler üstüdür"
Savunma sanayisinin 'partiler üstü' ilan edilerek dokunulmaz ve kutsal kılınması, milyarlarca dolarlık kamu kaynaklarının nereye, nasıl ve hangi sermaye gruplarına aktarıldığını şeffaflıktan kaçırmak için kullanılan stratejik ve romantik bir perdedir.
Siyasetin en temel işlevi kısıtlı kaynakların kimin lehine dağıtılacağına karar vermekken, savunma ihalelerinin, teşviklerin ve dış politika hamlelerinin iç siyasette milliyetçi bir propaganda aygıtı olarak kullanılmasının 'partiler üstü' olduğunu iddia etmek rasyonellikten uzaktır. İktidarların beka söylemi üzerinden oy konsolide ettiği bir sektör, doğası gereği tepeden tırnağa politiktir ve her kamu harcaması gibi sıkı bir şekilde denetlenmeye muhtaçtır.
1930’ların başlarında Louisiana valisi ve ABD senatörü olan Huey Long Long iyi kelam etmiş zamanında: “ Bir tarafta bir grup Cumhuriyetçi garson, diğer tarafta bir grup Demokrat garson var, ama yemeği size hangi garson grubu getirirse getirsin, yasama yemekleri hep aynı Wall Street mutfağında hazırlanıyor”.
memleketin muhalefet ve iktidar partileri için de pek bir doğru bu vecize..
Ensarullah Hareketi’nden Husiler olarak söz etmek yanlış değilse de bu, olguyu eksik bırakan bir tanımlama. Çünkü Husi’ler kendilerinden “Ensarullah” olarak sözedilmesini isterler. Ensar sözcüğü İslam Peygamberi’ni hicret ettiğinde destekleyip, koruyan Medine halkına bir atıftır.
Desteklense de -sanıldığı gibi – İran tarafından yönlendirilmemektedir. Bunu gerektirecek bir mezhep aynılığı yoktur. Zeydi-Şii kimlikli olmasına ragmen Ensarullah Hareketi’nin mensubu olduğu Husi topluluğu günümüz Şiiliğinden farklıdır. Zeydi inancına göre Hz. Ali’nin soyundan gelen herhangi biri, hak iddiasını ortaya koyup bunun için mücadele ederek İmam olabilir. Bu klasik Şii inancında mevcut değildir. Ensarullah, İran’ın dini yönetiminin temeli olan Velayet-i Fakih ilkesini kabul etmez. Sadece bu teolojik farklılıklar bile İran tarafından yönlendirilemeyeceği anlamına gelir.
Ensarullah’ın her anlamda ciddi bir güç olduğunun kanıtı, ABD/İngiltere/İsrail ittifakının başlattığı hava operasyonlarına karşı koyması, Kızıldeniz’de faaliyet gösteren ABD Donanması’na ait gemileri tehdit ederken, İsrail’e balistik füzelerle saldırmasıdır.
-----
Kısa sürede yaptıklarına bakın: Ensarullah’ı hafife alanlar yanıldı | Mustafa K. Erdemol https://t.co/KDQA4QSROt
Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, 'Kurtlar Vadisi Pusu' dizisi hakkında da örgütsel propaganda iddiaları üzerine inceleme başlatılmasına karar verilmiş.
Diziyi incelemek için bir de bilirkişi heyeti görevlendirilmiş.
Kurtlar Vadisi'nin ipinin çekiliyor oluşu, bütün propagandasını Kurtlar Vadisi editleri üzerinden kuran milliyetçiliğin düşeceği hal bakımından da ibretlik.
Acaba 'edit video silme' operasyonları başlamış mıdır diye düşünmeden edemiyor insan. Malum, bütün videoların arkasında Kurtlar Vadisi müziği var.
Suriye'de Colani’nin ataması ile kurulan mecliste cihatçı vekil okullarda dayağa izin veren yasa talep etti. Dinde yeri varmış.
Bir başkası ‘okullarda çok fazla kadın öğretmen var, çocukların kişiliği zayıflıyor’ diyerek yasa istedi. El-Kaide çöplüğü..
Yemen'e saldırıp Ensarullah misillemelerine uğramanın sonu:
❗️ Suudi Arabistan, Avrupa'ya bu ayki petrol tedarikini kısmen iptal etti
🔴 Reuters'a göre Suudi kraliyeti, Avrupalı müşterilerine, geçen hafta Yemen SİHA'larının vurduğu Doğu Batı Petrol Boru Hattı'nı kapatmak zorunda kalmasının ardından, eylül sonundaki bazı ham petrol kargolarını iptal edeceğini söyledi.
🔴 Rafinerileri, depolama tankları da yanan Suudi Arabistan açısından, Doğu Batı Petrol Boru Hattı, ham petrolünü Kızıldeniz ve Mısır'ın SUMED boru hattı aracılığıyla Avrupa'ya taşımakta önemli rota.
🔴 Ancak Doğu Batı'ya düzenlenen saldırının ardından, Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz'deki kilit limanı Yanbu'da petrol yükleme işlemlerinin askıya alındığı haberi geldi.
🔴 Boru hattının devre dışı kalması durumunda, Yanbu'daki Suudi petrol stoklarının ihracatı sürdürmeye sadece bir hafta yeteceği belirtilmişti.
Görüntü: Yemen'in geceki misillemelerinde vurulan Aramco'nun Abha'daki petrol depolama tesisinde yangın devam ediyor.
Şuradan da bakabiliriz: AB madem özgürlükleri, insan haklarını, demokratik değerleri savunuyordu; o zaman bu kurumlara neden fon verdi?
Fon alma ve fon verme kararı bir politik ortaklaşmayı ifade eder. AB bir yandan LGBTİ+ haklarını savunan derneklere, bir yandan bu haklara düşman olan vakıflara fon verirken neyi amaçlamıştır? Tartışmayacsk mıyız?
Her şey politik oluyor ama fonlar olmuyor, ne hikmetse. "Sen aldın, hayır sen daha çok aldın" bir ifşa olabilir ama bir politik tartışma mıdır?
Bir diğer soru:
Misal Hollanda Konsolosluğu neden topladığı vergileri bu ülkedeki örgütlere aktarmaktadır? Filantropi mi bu?