İmam Şâfiî رحمه الله
Kim Allah'ın kalbini açmasını ve onu nurlandırmasını isterse, şu hususlara sarılsın:
-Kendisini ilgilendirmeyen sözleri terk etsin.
-Günahları bırakıp masiyetlerden kaçınsın.
-Kendisi ile Allah arasında, insanların bilmediği gizli salih amelleri bulunsun.
Bunu yaptığı takdirde Allah ona öyle bir ilim kapısı açar ki, bu ilim onu başka şeylerle meşgul olmaktan alıkoyar.
Menâkıbü'ş-Şâfiî, el-Beyhakî (2/171).
Kulun en önemli yolculuğu kalbini Allah'a yaklaştırma yolculuğudur
Bu yol nefis muhasebesi, samimi tövbe, salih ameller ve ihlâsla yürünür
Rabbine yönelen, kalbini arındırmak isteyen kimse kulluğunu güzelleştirmeye ve O'nun rızasına ulaşmaya vesile olacak bir yol tutmuş olur
Rasûlullah(s.a.v) şöyle duâ ederdi:
“Allahım! Şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım, gizlediğim ve açığa vurduğum, ölçüsüz bir şekilde işlediğim ve benden daha iyi bildiğin günahlarımı affeyle!”
(Buhâri, Daavât 60)
Her hayırlı işin arkasında Allah'ın yardımı ve tevfiki vardır
İnsan sebeplere sarılır ancak başarıyı, kolaylığı ve bereketi veren yalnızca Allah'tır
Bu hakikati unutmamak, her nimeti Rabbinden bilmeye, O'na güvenmeye ve her başarı için hamd etmeye vesile olur
Bismillâhirrahmânirrahîm
"Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salât ve selâm, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e (s.a.v.), âline ve ashabına olsun."
Yâ Hafîz Yâ Mânî: Ey her şeyi muhafaza eden, gözetip koruyan ve her türlü kötülüğü, şerri engellemeye gücü yeten Allah’ım! Ormanlarımızı, yeşil doğamızı, dilsiz kulların olan hayvanları, masum insanları ve ülkemizi ve yanginla mucadele eden ulkeleri yakıp yıkan yangınlardan, afetlerden ve yıkımlardan muhafaza eyle.
Yâ Müntakım & Yâ Adl: Ey zalimlerden intikam alan ve mutlak adalet sahibi olan Rabbimiz! Doğaya, hayvanlara ve insanlara kıyan, katliam yapan, zulmeden ve fitne çıkaran zalimlere, bozgunculara fırsat verme. Onların kurduğu tuzakları engelle.
Yâ Rahmân & Yâ Rahîm: Ey merhameti her şeyi kuşatan Allah’ım! Yangınlarda, felaketlerde ve haksızlıklarda zarar gören tüm canlara rahmetinle, merhametinle muamele eyle; acı çeken her bir canlıya ferahlık ve şifa nasip et.
Yâ Kuddûs & Yâ Hâdî: Ey her türlü eksiklikten ve çirkinlikten münezzah olan, hidayet veren Rabbimiz! Toplumları ahlaksızlıktan, sapkınlıklardan, kötülüğün yayılmasından ve nefsin çirkin isteklerinden koru. Nesillerimizi, zihinlerimizi ve kalplerimizi dosdoğru yolun olan Sırat-ı Müstakim üzere sabit kıl.
Yâ Kaviyy & Yâ Azîz: Ey sonsuz güç ve kudret sahibi olan Allah’ım! İyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalışan, doğayı ve canlıları korumak için gayret gösteren kullarına güç, kuvvet ve basiret ver. Kötülük karşısında bizleri çaresiz ve zayıf bırakma.
"Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru." (Bakara, 201)
"Şüphesiz Rabbim her şeyi koruyup gözetendir (Hafîz’dir)." (Hûd, 57)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemîn.
Resulullah aleyhissalatu vesselam şöyle dua ederdi:
“Allah'ım cehennemin fitnesinden ve azabından, kabir fitnesinden ve azabından, zenginlik fitnesinin şerrinden ve fakirlik fitnesinin şerrinden sana sığınırım..."
(Buhari, Deavat, 46)
Gazze İnsanlığın Ahlâk İmtihanıdır
Artık susmanın mazereti kalmadı.
Gazze'de yaşananlar yalnızca bir savaşın, bir kuşatmanın ya da bir insani krizin adı değildir. Bu tablo; vicdanın, adaletin, merhametin ve insanlığın topyekûn sınandığı tarihî bir imtihandır. Bu yüzden mesele sadece Gazze değildir. Mesele, insanın insan olarak kalıp kalamayacağıdır.
Bugün artık seyirci olma lüksümüz yok.
Gelin...
Sivil toplum kuruluşları, gazeteciler, akademisyenler, öğretmenler, sanatçılar, reklamcılar, sinemacılar, yazarlar, esnaflar, iş insanları, hukukçular, doktorlar, mühendisler, gençler ve toplumun bütün kesimleri...
Hep birlikte ortak bir vicdan hareketi inşa edelim.
Çünkü bu mücadele yalnızca Filistin'in değil; ahlâkın, erdemin, marifetin, adaletin ve maneviyatın mücadelesidir. Bu mücadeleyi sadece sosyal medyada birkaç paylaşım yapan dar bir çevrenin omuzlarında bırakmak, tarih önünde de vicdan önünde de büyük bir eksiklik olacaktır.
Artık bireysel tepkileri aşan bir toplumsal diriliş seferberliğine ihtiyaç vardır.
Okullar konuşmalı.
Üniversiteler üretmeli.
Basın hakikatin sesi olmalı.
Sanat vicdanı uyandırmalı.
Sinemacılar hafızayı diri tutmalı.
Reklamcılar iyiliğin dilini kurmalı.
Esnaf bereketini paylaşmalı.
İş insanları imkânlarını insanlığın hizmetine sunmalı.
STK'lar ortak projelerde buluşmalı.
Her meslek, her kurum ve her fert, kendi imkânı ölçüsünde bu büyük iyilik hareketinin bir parçası olmalıdır.
Çünkü hiçbir katkı küçük değildir.
Bir kalem bir nesli etkileyebilir.
Bir kamera gerçeği dünyaya gösterebilir.
Bir cümle milyonların vicdanını harekete geçirebilir.
Bir infak bir sofrayı bereketlendirebilir.
Bir öğretmen bir neslin yönünü değiştirebilir.
Bir sanat eseri unutulan hakikati yeniden hatırlatabilir.
Asıl tehlike, elimizden hiçbir şey gelmemesi değildir. Asıl tehlike, elimizden geleni yapmamamızdır.
Tarih, zulmü işleyenleri olduğu kadar, zulüm karşısında sessiz kalanları da yazacaktır.
Öyleyse gelin; Gazze ve Kudüs merkezli bu vicdan çağrısını, yalnızca bir dayanışma faaliyeti olmaktan çıkaralım. Onu; ahlâkı yeniden inşa eden, merhameti çoğaltan, adaleti savunan, gençliği bilinçlendiren ve ümide yön veren büyük bir eğitim ve medeniyet seferberliğine dönüştürelim.
Çünkü insanlığı yeniden ayağa kaldıracak olan şey, sadece öfke değil; örgütlü iyilik, bilinçli gayret ve sarsılmaz bir ahlâk duruşudur.
Bugün atacağımız küçük bir adım, yarının büyük dirilişinin başlangıcı olabilir.
Resûlullah ﷺ sıkıntıya düştüğünde şöyle buyururdu:
“Allah’tan başka ilâh yoktur; O, Azîm ve Halîm’dir. Allah’tan başka ilâh yoktur; O, Arş-ı Azîm’in Rabbidir. Allah’tan başka ilâh yoktur; O, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve Arş-ı Kerîm’in Rabbidir.”
İmam Nevevî:
İbn Abbâs’tan (ra) gelen bir hadis vardır ki, bu hadis yüce bir hadistir. Ona önem verilmeli ve özellikle sıkıntı, darlık ve büyük işlerin vukuunda çokça okunmalıdır.
Taberî şöyle demiştir: “Selef bu dua ile dua ederlerdi ve ona ‘Duâü’l-Karb’ (sıkıntı duası) adını verirlerdi.”
• El-Minhac fi Şerhi Sahih Müslim b. Haccac - En-Nevevi
her gününü kur’ân ile açmayı kendine alışkanlık edindiğinde, Allah mutlaka sana kalbinin ihtiyacı olan bir âyeti ulaştıracaktır. kur’ân’ın kapısını çalmayı ihmal etme. onun sayfaları arasında mutlaka acını okşayan, hüznünü dindiren, dağılmış ruhunu toparlayan ve kimsenin bilmediği yarana şifa olan bir âyetle karşılaşırsın. o ilâhî kelam, göğsündeki yakîni kuvvetlendirir, kararan ufkuna bir nur doğurur ve yolunu şaşıran kalbine yeniden istikamet kazandırır. kur’ân, Allah’ın, kullarının kalplerine hitap eden rahmet mektubudur. nice zaman olur ki, aradığın cevabı insanların sözlerinde bulamazsın. fakat bir tek âyet, bütün sorularını susturur ve kalbine hiç kimsenin veremeyeceği bir huzur indirir. öyle âyetler vardır ki, eğer bir dağın üzerine indirilseydi, Allah korkusundan onu paramparça ederdi. o hâlde acısını yalnız Allah’ın bildiği senin o narin kalbine ve yorgun ruhuna nasıl tesir etmesin? öyleyse her gün kur’ân’la yeniden buluş. kalpler, ancak rabbinin kelâmıyla dirilir. yaralar, ancak o’nun hitabıyla şifa bulur. ruh ise gerçek huzuru ancak Allah’ın kitabının gölgesinde bulur.
Bu Şeyh Farouk Ramazan.
Dün öğleden sonra, o ve ailesi yerleşimci-teröristler tarafından kendi topraklarında saldırıya uğradı. Farouk, saldırganlardan birini silahsızlandırmayı başardı. Yerleşimcinin tüfeğini aldı ve açık bir meşru müdafaa eylemi olarak iki teröristi vurdu ve öldürdü.
Buna karşılık İsrailli askerler onu ve üç aile üyesini öldürdü. İsrail hükümeti ve medyası onu terörist ve gerçek teröristleri kurban olarak tasvir ediyor.
Bu anlatıyı zorlamalarına izin vermeyin. Farouk, topraklarını işgal eden soykırımcı teröristlere karşı direnmek için tam yasal ve ahlaki hakka sahipti.
Peygamber Efendimiz
Rasûlullah ﷺ şöyle duâ ederdi
Allah’ım!
Senden cenneti ve beni cennete yaklaştıracak sözleri ve işleri yapabilmeyi nasip etmeni istiyorum.
Cehennemden ve beni cehenneme yaklaştıracak olan sözlerden ve işlerden sana sığınıyorum.”
[Hakim, Deavat, No:1914
Kişi Mümin İşi Münker!
İmkanlar ve makamlar emanettir. Emanete özen gösterip sahip çıkmak imanın gereğidir.
Her imkan Allah’ın rızasına uygun kullanılmalıdır.
Adalet, ehliyet ve iyi niyet imkanları kullanırken esas olmalıdır.
Elbette öncelik Allah rızasıdır. O’nun rızasını gözetmek demek, yapılan her işin emir ve yasaklarına uygun olmasına dikkat etmek demektir.
Kişi mümin işi münkir olmamalıdır.
Kendisine emanet edilen makam ve imkanı kullanan kişi “Bu imkanı hiçbir hassasiyeti ve ölçüsü olmayan bir başkası kullansaydı da aynısını yapardı” dedirtmemelidir.
Öncelikler kaybolmamalıdır!
“Ey iman edenler! Allah ve rasülünün önüne geçmeyin.” (Hucurat, 1)
Yani hiç kimseyi ve hiçbir şeyi öne geçirmeyin!
Kendinize bahaneler icat edip yanlışınızı meşrulaştırmaya çalışmayın!
“Allah bakışların hainliğini de kalplerin gizlediğini de bilir.” (Mümin, 19)
İman kalbe yerleşmemişse kalpte hastalık vardır.
Kalpteki hastalık ise kişiyi Rabbinden uzaklaştırır: (Bakara, 10; Maide, 52; Enfal, 49…)
Eğer iman kalbe yerleşmiş, ele ayağa,sokağa,caddeye velhasıl hayata yansımamışsa idrakte problem vardır:
“İnsanlar, imtihan edilmeden sadece ‘iman ettik’ demekle bırakılacaklarını mı zannettiler?” (Ankebut, 2)
Unutmak bazen felakettir!
Allah’ı unutmak,hesabı unutmak.
Unutan unutulmaya mahkum olur:
“Allah’ı unutanlar gibi olmayın! Bu sebeple Allah da onlara kendilerini unutturmuştur. İşte onlar yoldan çıkmış olanlardır.” (Haşr, 19)
“Müttakî olanlara şeytandan bir vesvese dokunduğunda hemen (Allah’ı) hatırlayıp gerçeği görürler.” (Araf, 201) (30.1.2024)
Yokluk ve sıkıntı şiddetlenip dünyevi sebeplerin tükendiğinde, ellerini gücü ve kudreti sonsuz olan her şeyi rızıklandıran Allah'a kaldır ve dilediğini hesapsızca rızıklandıran O'na şöyle de: "Rabbim, bana indireceğin her hayra muhtacım."
Sıkıntılar seni hiç ummadığın yerden kuşattığında ve hikmetini anlamakta aciz kaldığında, işlerin iç yüzünü bilen ve sana ummadığın yerden ferahlık veren O'nun Lâtif ismiyle Allah'a seslen çünkü O, "Şüphesiz Allah, kullarına karşı çok lütufkardır" buyurmaktadır.
İnsanlar seni zayıf gördüğünde ve zamanın sıkıntıları karşısında çaren azaldığında, yerde ve gökte hiçbir şeyin aciz bırakamayacağı O Kuvvetli olan Allah'a dayan ve O'ndan yardım dile.
O'nun rızkıyla hiçbir isteyen fakir düşmez,
O'nun lütfuyla hiçbir tasalı boğulmaz,
O'nun kuvvetiyle sığınan hiç kimse zayıf düşmez.
En güzel isimler Allah'ındır. Öyleyse O'na bunlarla dua edin.
Pazar Günü Duasi (el-Virdü’l-Yevmü’l-Ahad)
Ibnul arabinin bu duası Allah’ın birliğini (Vahdaniyet) ve her şeyin başlangıcı oluşunu temsil eden "Ahad" ismine dayanır.
Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
"Allah’ım! Büyük tevhid dairesi, yüce varlık noktası; Ahadiyet’in (mutlak tekliğin) Elif’i, Ulûhiyet’in (ilahlığın) Lâm’ı ve Hüviyet’in (O’luğun gizli hakikati) Hâ’sı hürmetine Senden niyaz ediyorum.
Zât’ının kendi birliğindeki tecellisi hürmetine ve Tek’liğindeki (Ferdâniyet) ilminin genişliği hürmetine Senden dilerim ki:
Kalbime bir nur, sırrıma (en gizli özüme) bir ruh ve basiretime (gönül gözüme) bir fetih (açıklık) ver.Ey Allah! Ey Ahad (Eşi benzeri olmayan Tek)! Ey Samed (Her şey O’na muhtaç olan, O ise hiçbir şeye muhtaç olmayan)! Ey doğurmamış, doğurulmamış ve hiçbir dengi bulunmayan!
Seni tenzih ederim, Senden başka ilah yoktur. Sen Hayy (ezeli hayat sahibi) ve Kayyûm’sun (her şeyi ayakta tutan). İradenle var olan her şeyi sevk ve idare edensin.Varlığın hayat sırrı ve mevcudatın (yaratılmış her şeyin) en büyük varlık sebebi olan Efendimiz Muhammed’e salât ve selam etmeni dilerim.Allah’ım! Bu mübarek günün (Pazar/Ahad günü) hakkı için ve İsm-i Azam’ın hakkı için beni ihlaslı (katıksız) tevhid ehlinden ve kâmil bir iman (yakîn) sahiplerinden eyle. Beni şirkten, şüpheden ve kuruntuların (vehim) dairesinden uzaklaştır.Rabbim! Sen Evvel’sin, Senden önce hiçbir şey yoktur. Sen Âhir’sin, Senden sonra hiçbir şey yoktur. Sen Zâhir’sin (her şeyde görünensin), Senin üstünde hiçbir şey yoktur. Sen Bâtın’sın (her şeyden gizli olansın), Senin ötesinde hiçbir şey yoktur.
Öncelediğim ve ertelediğim, gizli yaptığım ve açığa vurduğum, Senin benden çok daha iyi bildiğin tüm kusurlarımı bağışla. Öne alan Sensin, arkaya bırakan Sensin. Sen her şeye Kadîr’sin (gücü yetensin).
Allah’ın salât ve selamı, Efendimiz Muhammed’in, onun âlinin ve ashabının üzerine, din gününe kadar çokça olsun.Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur."
Kaynak: Virdü’l-Esbû
"Dünya, kıyıya bağlı bir tekne gibidir; asıl varılacak liman ise ahirettir. Rızkı veren de, zamanı yazan da Allah'tır. Kulun vazifesi sabretmek, tevekkül etmek ve Rabbine güvenmektir. Çünkü Allah'a güvenen, hiçbir zaman gerçek anlamda yalnız kalmaz." Elhamdülillah!.
Bir dua:
Allah'ım zamanımı bereketlendir ve bana zaman içinde zaman ver. Sonra da bu zamanı hayırlı bir yönde kullanabilmeyi nasip et. Sana, anlamlı ve onurlu bir hikâye getirebilmemi nasip et. Beni, dinin üzerine sabit kıl. Kalemimi kuvvetlendir. Beni sev ve kullarına sevdir.
Evliyaullahın dualarından biri de Allah'tan sadece bağışlanmayı değil, aynı zamanda hidayet üzere sebat eden bir kalp istemektir. Çünkü imanı muhafaza edebilmek, bir müminin Rabbinden istifade edebileceği en büyük nimetlerden biridir..