🔴 Tapulu toprağı 'rezerv' adı altında gasp edildi: Yerine hala bir ev verilmedi
Depremden önce 1.200 metrekare tapulu arazisindeki müstakil evinde yaşayan Aysel Ertuğrul, bugün aynı arazide yükselen apartmanlara uzaktan bakıyor.
Üç buçuk yıldır 21 metrekarelik konteynerde yaşayan depremzede kadın, “Devlet tapulu toprağımı elimden aldı. Şimdi kendi arazıma gittiğimde bekçiler beni kovuyor” diyerek gözyaşları içinde isyan etti.
Ayrıntılar... 👇
https://t.co/S99O5xbpj8
Bunu Biliyor muydunuz?
Sinem Dedetaş, 2019’dan önce Haliç Tersanesi’nin AVM yapılmasına karşı çıktığı için AKP’li İBB yönetimi tarafından tesise girişi yasaklanan bir gemi mühendisiydi.
2019’da Ekrem İmamoğlu tarafından Haliç Tersanesi’nin bağlı olduğu Şehir Hatları’na Genel Müdür olarak atandı, giremediği tersanenin amiri oldu.
Haliç Tersanesi’nin cirosunu 1 milyon TL’den 130 milyon TL’ye çıkardı.
Yerel seçimlerde 7 puan farkla Üsküdar Belediye Başkanı seçildi.
Bugün Gözaltına Alındı…
Basına ve kamuoyuna,
Sendikal barajı geçmemize rağmen istatistiklerde baraj altı bırakıldık, yarın yönetimimizle Ankara'da olacağımızı ve Çalışma Bakanlığı'yla görüşeceğiz.
Altını çiziyoruz! Çalışma Bakanlığı tarafından baraj altı bırakılmamız madencilerin örgütlenme hakkına yönelik büyük bir hatadır, bu hatadan dönülmesi gerekmektedir.
Ülkemizde kadın sünneti yaptığını ilan eden bir hekimin varlığı kabul edilemez.
Sağlık Bakanlığı derhal konuya el atmalıdır.
Kadın sünneti, Dünya Sağlık Örgütü tarafından, çocuk istismarı ve kadına yönelik şiddet olarak kabul edilir, Türkiye'de yasalara göre suçtur.
@saglikbakanligi
CHP'nin %70 aldığı, tamamen seküler bir ilçenin kaynaklarını Menzil Tarikatı'na aktarıyorlar. Milli iradenin bu denli darbeye uğradığı örnek pek azdır. Adamlar açık açık siz kime oy verirseniz verin, paranızı cemaatlere, tarikatlara aktaracağız diyorlar.
@sokakkedisitv Bu adamdan en az 10 yaş büyüğüm bu adam yalam söylüyor. Böyle bir şey yaşamadım. Bu bey önce kendi çocuğunu neden özel okula gönderdiğini açıklasın. Acaba aralarında çocuğu devlet okuluna giden var mı merak ediyorum
Börek almak için börekçiye giren 76 yaşındaki adam, ücret nedeniyle çıkan tartışmada aldığı darbeyle beyin kanaması geçirip ölmüş.Börek fiyatları yüzünden kavga çıkan, gıda enflasyonunda Avrupada birinci,dünyada dördüncü sırada olan, poğaça börek almanın emekliye dar gelirliye lüks olduğu ve insanların sinirlerine hakim olamadığı, öfkeyle dolu yaşadığı ülke. Türkiye yüzyılı..
NATO'yu ve Trump protesto ettiği için işkence ile gözaltına alınan ve kolu kırılan öğrenciye saldıran güvenliğin akıbeti ne olacak diye soruyor gençler.
Cevabınız var mı?
@IBBcozummerkezi
Bir Turkcell kullanıcısının paylaşımı
Turkcell Faciası
Ön not:
Bu ülkeyi yönetenlerin de yönetilenlerin de gerçekten adil bir yargılama sistemi istediklerine artık inanmıyorum.
Mayıs ayında eşim Mine Hanım'a yeni bir telefon almak için Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisine birlikte gittik.
Eşimin kullandığı Samsung A71'in üst modeli olarak Samsung A07'yi önerdiler. Biz de güvenip fiyatını sorduk.
"Peşin 15.000 TL, 12 ay taksitle 18.000 TL." dediler.
Biz de taksitle almaya karar verdik.
Eski telefondaki bilgileri yeni telefona aktarmaya başladılar ve "2-3 saat sonra gelirsiniz." dediler. Akşam saat 19.00 civarında ben gidip telefonu teslim aldım.
Daha sonra telefonun piyasa fiyatının yaklaşık 9-10 bin TL olduğunu öğrendim.
Üç gün sonra tekrar bayiye gidip, "Peşin alırsam fiyat ne olur?" diye sordum.
"12.650 TL." dediler.
Birkaç gün sonra yeniden gittim. Bu kez "12.900 TL oldu." dediler.
"Olur." dedim.
Gerekli işlemler yapıldı ve ödemeyi gerçekleştirdim. Bana üzerinde "Mali değeri yoktur, irsaliye yerine geçmez." ibaresi bulunan 12.991,70 TL tutarında bir fiş verdiler. Ben de memnun bir şekilde ayrıldım.
Eşimin kullandığı telefon paketinin aylık ücreti 327 TL idi.
Bu ay fatura 746 TL gelince, telefonu aldığımız Setbaşı'ndaki bayiye tekrar gittik.
Bize telefonu satan Halil Köse'nin başka bir şubeye geçtiğini öğrendik.
Kendisini "Ben Kemal." diye tanıtan görevli,
"Size bir de şarj cihazı satılmış. Onun için de 12 ay boyunca aylık 280 TL, toplam 3.360 TL ödemeniz gerekiyor." dedi.
Biz böyle bir ürün almadığımızı söyleyince kamera kayıtlarını izledi.
Kayıtları izledikten sonra bize dönerek:
"Haklısınız, şarj cihazı bizde kalmış." dedi ve cihazı bana uzattı.
Ben de:
"Ben bunu almak istemiyorum." dedim.
Bunun üzerine:
"Parasını zaten alacağız, şarj cihazınızı da alın." cevabını verdi.
Ben de şu soruyu sordum:
"Eğer ilk yaptığım sözleşmeye göre her ay 1.500 TL ödeyip toplam 18.000 TL ödeseydim, bu şarj cihazı için ayrıca ücret isteyecek miydiniz?"
"Hayır." dedi.
"Toplam 18.000 TL'nin içindeydi."
Bunun üzerine şunu söyledim:
"O hâlde benim peşin ödediğim 12.991 TL'yi sadece hesap kapatmak için mi aldınız? Bu nasıl bir satış anlayışı, bu nasıl bir aldatmaca?
Farz edelim ki bugün buraya hiç gelmeseydim. Şu an bana uzattığınız şarj cihazını hiç teslim almamış olacaktım. Buna rağmen kullanmadığım, teslim almadığım bir ürün için 3.360 TL ödeme yapacaktım.
Sizde hiç vicdan yok mu?"
Görevlinin cevabı ise kısa oldu:
"İstediğiniz yere şikâyet edebilirsiniz."
Bayiden ayrıldıktan sonra Turkcell müşteri hizmetlerini aradım.
Konu hakkında özür dilediler ve bayiden savunma istediklerini söylediler.
Ancak daha sonra bana, bayinin savunmasını esas aldıklarını ifade ettiler.
Ardından Osmangazi Kaymakamlığı Tüketici Hakem Heyeti Bürosu'na gittim.
Görevli:
"Siz telefonu peşin ödeyerek almışsınız. Biz ancak şu şarj cihazıyla ilgili işlem yapabiliriz. Bunun için bayiden finansman sözleşmesini, taksitli satış sözleşmesini ve faturayı getirmeniz gerekiyor." dedi.
Bayiye gidip bu belgeleri istedim.
Vermediler.
Aslında bunu önceden tahmin ettiğim için hakem heyetindeki görevliye,
"Ya vermezlerse?"
diye sormuştum.
Aldığım cevap ise şu olmuştu:
"Bizim yapabileceğimiz bir şey yok."
Sonuç olarak anladım ki, vatandaş dolandırıldığını düşünse bile çoğu zaman hakkını arayacak etkili bir mekanizma bulamıyor.
İşin ilginç yanı, Tüketici Hakem Heyeti'ndeki iki görevli bana,
"Amca, başka gidecek yer mi bulamadın? Turkcell bayisine girilir mi?"
diyerek sitem etti.
Ben de gülümseyerek,
"Özür dilerim, bir daha olmayacak."
dedim.
İşin doğrusu, artık mahkemeye ya da hakem heyetine gitmeyi düşünmüyorum.
Bu yazıyı yazmaktaki amacım da bir hukuki süreç başlatmak değil.
Tek amacım; haksız kazancı normal gören, müşteriyi mağdur eden Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisini ve bu süreçte bayisinin savunmasını esas alan Turkcell'in yaklaşımını eşe dosta duyurmak ve insanları benzer durumlara karşı uyarmaktır.
Hepsi bu.
Arif Kılıç
Timur Soykan: "Bugüne kadar yaptığı icraatlar çocuklarımızın okuldaki güvenliğiyle okulda hijyenik koşullarda ders almalarıyla, eğitim kalitesinin yükselmesiyle ilgili değil.
Kendisinin çocuğu özel okulda okutur halka İmam Hatipler der.
Okullara sabun koyamayan, çocuklara bir öğün yemek veremeyen Milli Eğitim Bakanı bütün gün neyle uğraşıyor biliyor musunuz? Laiklikle uğraşıyor, tarikatları okullara doldurmakla uğraşıyor.
En son çıktı Kurtuluş Savaşı tanımının kitaplardan çıkartılacağını söyledi ve bunun gerekçesi olarak da Osmanlı vardı dedi neyden kurtuluyorsunuz dedi."