GÜNDEME DAİR
“Devletimizin içinde bir grubun Fenerbahçe’yi şampiyon yapacağı” şeklindeki dedikoduya vakıf olduğunu iddia edenler, bu iddialarıyla aslında son dört yıldır üst üste kazanılan şampiyonlukların kendilerine hediye edildiğini kabul etmiş ve bunu kamuoyuna duyurmuş olmuyorlar mı?
Her sezon her türl�� usulsüzlüğe imza atıp, her türlü skandala karıştıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam eden ve üstüne bir de “iyilik” taslayanların tutumu, günümüz Galatasaraylılığının klasik bir özetidir.
On iki yıldır şampiyon yapılmayan Fenerbahçemiz hakkında, her sezon olduğu gibi bu sezon da daha lig başlamadan oluşturulmaya çalışılan bu ucuz algı operasyonlarına, kumpaslara, yalan ve dolana karnımız tok; sabrımız da tükenmiştir.
Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu ne bir makam verir, ne bir grup belirler, ne de birilerinin lütfuna ihtiyacı vardır.
Fenerbahçe varsa umut vardır.
Fenerbahçe varsa mücadele vardır.
Fenerbahçe varsa hesap sorulacaksa da sahada sorulur.
Birlik ve beraberlik içinde başladığımız bu sezonda fitne ve nifak tohumlarına geçit vermeyeceğiz. Tek yürek olup, sahada da tribünlerde de hep birlikte hedefe yürüyüşümüze kararlılıkla devam edeceğiz.
Bu pozisyon aslında 10 yılın özeti. Torreiraya yapılınca sarı kart olan pozisyon, aynı maçta torreira yapınca kart olmuyor.
Bir diğer maçtaysa kalesini terk eden Ederson kart görürken, aynı kare de yer alan rakip kaleci kart görmüyor.
İşte yapı tam bu.
Fenerbahçeli olmayanların ya da Fenerbahçe üzerinden negatif konuşarak ekmek yiyenlerin Fenerbahçe’yi sevmesini kimse beklemiyor, ama sen, tek derdi Fenerbahçe olan kardeşim, sen gaza gelme, destek ol ve arkasında dur bu takımın. Herkes gider, sen kalırsın; herkes senin üzerinden ekmek yer, gece kafanı koyduğunda sen yalnız kalırsın.
Sen Fenerbahçe’ni on yaşındaki halin gibi sev. Senin sevgin var etti bu kulübü; sen varsan var. Sen vazgeçme, sen kendini kullandırtma, uyanık ol.
Sen sırat köprüsünü geçtin, dönüşün yok. Bir sen, bir de sevgin var. Sensiz olmaz.
🟡 🔵 Sen idmanlarda Beşiktaş’ı iyi analiz et, rakip savunmaya pres öncesi yönlendirmeleri hangi oyuncuya yapacağını, baskıyı hangi oyunculara yapacağını çalış, bu planı sahada uygula, Beşiktaş’ı hataya zorla ve oyun olarak mat et. Üstelik 4-5 net gol fırsatı yakala, X’te sıfır bilgi ile birileri çıksın, “Biz top oynamadık Beşiktaş bireysel hatalar yaptı.” diye tweetler atsın ve hem teknik ekibin hem de oyuncuların emeklerini yok saysın. Yılmaz’ın dediği gibi gerçeklerin bir kıymeti yok, genel kanı ne ise onu yaşıyoruz…
🗣️Anne: "Ali ne arıyorsun canım?"
🗣️Çocuk: "Fener arıyorum."
🗣️Anne: "Aa Fenerbahçe mi? Sen hangi takımlısın?"
🗣️Çocuk: "Fenerbahçe arıyorum ama yok."
🗣️Anne: "O zaman Cimbom alalım."
🗣️Çocuk: "Alamayız onu. Ben Fener seviyorum."
Hayatın boyunca sadece bir filim karesi seç deseler ,direk bu sahneyi seçerdim.Bir rol bir insana bu kadar yakışıp ,hakkını vererek oynanan bir sahne .
Game of Thrones had such perfect casting that even the actors seemed genuinely surprised by how it all ended.
You can literally see in their reactions that they were discovering the story right along with us, as if they were watching it unfold in real time.
🎙️Fenerbahçe'nin Samsunspor maçındaki 3. golü
🗣️MHK eğitmeni Joao Capela: Ofsayt pozisyonlarında çok açık ve net bir etki olması lazım. Burada tüm FIFA kılavuzlarını takip ediyoruz. Kaleci topa bakıyor, hücum oyuncusu kaleciden kaçıp diğer tarafa gidiyor.
Görme engelli renktaşımızın Cherif’in son dakika golüne tepkisi gerçekten çok güzel. Bu videoyu futbolcularımıza izletmeleri lazım. Bu kardeşi de stadyumda misafir edelim…
Kendi kurmadığı bir kadronun başına geldi. Geldiği gibi Trabzonspor maçına çıktı. Ardından seçim oldu, onu getiren yönetim gitti. Futbolcuların odağı kaymış, mental tamamen bitmişti. Sahada mücadele eden yoktu. Yeni yönetimi gözaltına alındı, futbolcusu hapse girdi. Kaos hiçbir zaman bitmedi.
Berabere kalınan bir maçtan sonra takım kaptanı Skriniar ile birlikte tribünlere gitti fakat yuhalandı. Duran gibi zekâsız bir veledin triplerini çekti. Duran, hocanın uzattığı elini itti fakat transfer sezonuna kadar katkı versin diye kadro dışı bırakmadı. En Nesyri’yi beğeniyordu, En Nesyri satıldı; Duran postalandı. Cenk’i gönderdi. “Forvete ihtiyacım var” dedi, forvet alınmadı. Forvet lazım diye Beto’ya da tamam dedi, o da alınmadı. Nkunku dedi, alınmadı. Yönetim, “Biz Sörloth’u istiyoruz” dedi. O da “o zaman alın” dedi, yine alınmadı ve forvetsiz kaldı.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen bir kez bile ağlamadı. Hep odağı sahada oldu. Mentali bitik, lige havlu atmış bir takımla kupa kaldırdı; üstelik son yıllarda yenemediğin ezeli rakibini yenerek.
Uzun lafın kısası, bu adam Fenerbahçe’ye gelmiş en iyi, en karakterli teknik direktörlerden biri. Fenerbahçe’nin yarınlarının umudu. Hoca desteklenmeli, şampiyon olamasa dahi kalmalı. Sezon sonunda yönetim giderse, onunla devam diyen yönetim seçilmeli. Eğer bir gelecek inşa edilmek isteniyorsa, yapılması gerekenler bunlar.