ODTÜ-Fizik,Deniz Siyaseti ve Stratejileri YL. Mavi-Vatan. TC-KKTC.Söz konusu vatansa gerisi teferruattır. Paylaşımlarım beğenilerim kişisel düşüncelerimdir
‼️ YUNANİSTAN’IN ESKİ İSTİHBARAT SUBAYI SAVVAS KALENTERİDİS, BUGÜN YAYIMLANAN VİDEOSUNDA BAKIN CİHAT YAYCI HAKKINDA NELER SÖYLÜYOR!
Kalenteridis, Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma Anlaşması’nda Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı’nın çok önemli bir stratejik rol oynadığını açıkça anlatıyor.
Daha anlaşma imzalanmadan önce Yunan devletinin Cihat Yaycı’nın çalışmalarını, haritalarını ve faaliyetlerini mercek altına aldığını; anlaşmanın imzalanmasını önlemek, imzalandıktan sonra ise bozulmasını sağlamak için en üst düzeyde büyük çaba gösterdiğini, ancak başaramadığını itiraf ediyor.
Türkiye-Libya Anlaşması’nın Yunanistan açısından çok ağır ve kalıcı stratejik sonuçlar meydana getirdigini kabul ediyor. Kendi hükümetini ve devletini ise Türkiye’nin hamlesini önceden göremedigi, gerekli karşı adımları zamanında atamadıgı ve Türkiye’nin oluşturdugu stratejik durumu engelleyemedigi için sert biçimde eleştiriyor.
Kalenteridis’e göre aynı tablo bugün Deniz Parkları konusunda da yaşanıyor. Cihat Yaycı’nın önerdigi Türk Deniz Parkları hamlesi, Yunanistan’ın planlarını yine boşa düşürüyor ve Atina’yı Türkiye’nin attıgı adımların arkasından koşmak zorunda bırakıyor.
Asıl dikkat çekici itirafı ise şudur:
Bir Türk deniz subayının bilimsel ve stratejik çalışmalarının Türk dış politikasına yön verebildigini, devlet politikasına dönüşebildigini ve Dogu Akdeniz’deki dengeleri degiştirebildigini söylüyor.
Ardından kendi ülkesini eleştirerek Yunan ordusunun ve Yunan subaylarının dış politika yapımında Türk ordusu ve Türk subayları kadar etkili, yetkili ve yönlendirici olmadıgını ifade ediyor.
Kısacası bir eski Yunan istihbarat subayı şunu itiraf ediyor:
Cihat Yaycı yalnızca bir fikir ortaya koymadı; Türkiye’nin önünü açan, Yunanistan’ın planlarını bozan ve Dogu Akdeniz’deki jeopolitik denklemi degiştiren bir devlet stratejisinin oluşmasına öncülük etti.
https://t.co/5p4xuj5NuC
🧿 GZT Yayın Yönetmeni Doğukan Gezer'in sunumu ve Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı'nın ufuk açıcı analizleriyle öne çıkan "Harita" programı sınırları aştı.
5 dilde dublaj ve 17 dilde altyazı seçeneğiyle yayınlanan programın Türkiye-İsrail senaryosunu masaya yatırdığı son bölümü, ABD'den Rusya'ya tam 26 farklı ülkeden bir milyona yakın seyirciye ulaşarak uluslararası arenada yoğun ilgi gördü.
https://t.co/1Lz29t8R1r
🔴 Cihat Yaycı :
Fener Rum Kilisesi’nin son 5 yıllık resmi arşivini taradık.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı için kurumsal bir kutlama mesajı tespit edemedik.
30 Ağustos Zafer Bayramı için de tespit edemedik.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için de tespit edemedik.
“Yayımlandı” diyen varsa belgesini ortaya koysun. Biz ulaşabildiğimiz resmi kayıtlarda göremedik.
Şimdi 30 Ağustos 2026’yı özellikle bekliyorum.
Bakalım Türkiye’de faaliyet gösteren Fener Rum Kilisesi, Türk Milleti’nin Yunan işgal ordularına karşı kazandığı Büyük Zafer’in 104. yılını bu kez açık ve net bir mesajla kutlayacak mı?
Bekliyorum. 30 Ağustos’ta göreceğiz.
@tcbestepe@tcsavunma@TC_icisleri@tcmeb@iletisim@TC_Disisleri@Akparti@MHP_Bilgi@iyiparti@zaferpartisi@rprefahpartisi@herkesicinCHP@yenipartiyiz@ApGenelMerkez
▪️Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı:
"462 bin km karelik alanda Münhasır Ekonomik Bölge ilan etmemiz lazım."
Programın tamamı: https://t.co/Hy1mr858dT
Cihat Yaycı : Aylar önce ne söylediysek bugün aynen gerçekleşti:
“PKK, karşımıza Suriye ordusu olarak çıkacak” dedik, çıktı.
Terör örgütü YPG/SDG/PKK feshedilmedi; silahları, kadroları ve bölgesel yapılanması korunarak Suriye ordusunun içine tugaylar halinde yerleştirildi.
Bir terör örgütüne devlet üniforması giydirmek, onu yok etmek değildir. Bu, terör yapısını devlet zırhı altında meşrulaştırmaktır.
Tabelayı indirdiler, üniformayı değiştirdiler; fakat örgütü ve tehdidi korudular.
Biz aylar önce uyardık. Bugün saha gerçeği konuşuyor!
Cihat Yaycı :
🇹🇷 26 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz başladı, Türk ordusu düşmana ilk büyük darbeyi vurdu.
104 yıl sonra, aynı gece Fenerbahçe Fransa’da Lyon’u 2-1 yenerek Şampiyonlar Ligi’ne adını yazdırdı.
26 Ağustos, Türk’ün zafer günüdür!
Tebrikler Fenerbahçe! 🇹🇷💛💙
@turkdegs Bizlerin vatan toprağımızda yeniden var olmamızı sağlayan bu kutlu zafer için canını veren kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Aziz ruhları şad olsun 🙏🏼🇹🇷🤲🏼
🔴 Cihat Yaycı :
ABD Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Şam ile SDG/PKK arasındaki sürecin arabulucusudur.
❓Entegrasyon anlaşmasını “tarihi dönüm noktası”, SDG’nin sözde feshini ise “kesinlikle tarihi” diye övmüş ve sonucu Trump’ın liderliğine bağlamıştır. ABD aynı zamanda Suriye-İsrail güvenlik görüşmelerini ve Türkiye-Suriye-İsrail çatışmasızlık mekanizmasını yürütmektedir. Yani Suriye’de kurulan yeni düzenin dışında değil, tam merkezindedir.
🎯ABD’nin Orta Doğu’daki temel hedeflerinden biri İsrail’in bekası ve güvenliğidir. İsrail bugün Suriye hava sahasında ve topraklarında adeta cirit atmakta; askeri tesisleri vurmakta ve Türkiye’nin nüfuz alanlarını hedef almaktadır.
⁉️ Şimdi soruyorum: ABD, Suriye’de İsrail’in zararına ve Türkiye’nin yararına bir düzen kurar mı? İsrail’in güvenliğini zayıflatıp Türkiye’yi güçlendirecek bir projeyi destekler mi?
‼️ SDG/PKK tasfiye edilmemiş; silahlı kadrolarını, komutanlarını ve tugay yapısını koruyarak Suriye devletinin içine taşımıştır. Sınır kapıları, petrol sahaları ve stratejik tesisler üzerindeki fiili hakimiyetini yeni üniforma altında sürdürmek istemektedir. Bu, örgütün feshi değil; devlet zırhına alınmasıdır. İsrail’in güvenliği gözetilerek kurulan Amerikan projesini Türkiye’nin faydasına diye sunmak ise gerçekçi değildir,
🔴 Cihat Yaycı : Şöyle düşünelim:
Terör örgütü PKK, Türkiye Cumhuriyeti’ne;
“Kendimizi feshediyoruz, devlete entegre oluyoruz. Ancak silah bırakmayacağız. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kendi kadrolarımızdan oluşan tugaylar halinde kalacağız. TSK üniforması giyeceğiz fakat bölgeye başka birlikler gelmeyecek. Komutanlarımız, silahlı yapımız ve örgütsel bütünlüğümüz korunacak. Güvenlik ve idare bize bırakılacak; böylece bölgede hakimiyet tesis edeceğiz.”
deseydi, buna “PKK feshedildi” mi diyecektik?
Elbette hayır!
Çünkü bu modelde örgüt dağılmıyor; devletle sözde bütünleşerek yapısını koruyor. Silah bırakmıyor, kadroları tasfiye edilmiyor, bulunduğu alan kendisine teslim ediliyor ve terör örgütü devletin üniforması, hukuku ve meşruiyetiyle zırh altına alınıyor.
Bir örgütün tabelasını indirmek onu ortadan kaldırmaz. Devlet üniforması giydirmek de onu milli ordu yapmaz.
Suriye’de terör örgütü YPG/SDG/PKK’ya yapılanın adı fesih değildir:
Silahlı yapının korunması, alan teslimiyeti ve terör örgütünün devlet zırhı altına alınmasıdır!
Cihat Yaycı :
‼️ “SDG FESHEDİLDİ” MANŞETİ GERÇEĞİN TAMAMINI YANSITMIYOR!
Mazlum Abdi’nin tam ifadesi şudur:
“SDG’nin bağımsız askeri güç olarak varlığına son verildi.”
(Reuters, SANA)
Dikkat ediniz: “Silah bıraktık, birliklerimizi dağıttık ve mensuplarımızı sivilleştirdik” demiyor.
Hemen ardından, terör örgütü YPG/SDG/PKK güçlerinin Suriye ordusundaki tugaylara entegrasyonunun tamamlandığını açıklıyor.
Yani feshedilen, terör örgütü YPG/SDG/PKK’nın silahlı kadroları değil; yalnızca “bağımsız askeri güç” statüsüdür.
ENTEGRASYON DİYE NE YAPILDI?
1. Teröristler silah bırakmadı, tugay oldu!
Terör örgütü YPG/SDG/PKK mensupları silahsızlandırılıp dağıtılmadı.
Haseke, Kamışlı ve Derik merkezli üç tugay halinde Suriye ordusuna alındı.
Ayn el-Arab’daki silahlı güçler de ayrı bir tugay olarak Halep’teki bir tümene bağlandı.
Rudaw’a göre Afrinli unsurlardan yeni bir tugay kurulması da gündemdedir.
Yani teröristler silah bırakmadı; Suriye ordusunun üniformasını giydi!
2. Terör örgütü YPG/SDG/PKK elebaşları devlet makamlarına taşındı!
Terör örgütü YPG’nin üst düzey elebaşlarından Sipan Hamo, Suriye Savunma Bakan Yardımcısı yapıldı.
Mazlum Abdi’ye Cumhurbaşkanı danışmanlığı, İlham Ahmed’e ise parlamento veya hükümet içinde üst düzey görevler önerildiği bildiriliyor.
Tom Barrack da bu isimlere Suriye hükümetinde “önemli roller” verilmesini destekliyor ve onlardan “değerli ortaklarımız” diye söz ediyor.
Terör örgütü elebaşları yargıya teslim edilmedi; makam sahibi yapıldı!
3. YPJ dağıtılmadı, İçişleri Bakanlığına alındı!
YPJ, “Kadın Savunma Birlikleri” adıyla faaliyet gösteren, YPG’nin kadınlardan oluşan silahlı yapılanmasıdır.
YPJ mensuplarının silahları alınarak yapının dağıtılması yerine, bu unsurların Suriye İçişleri Bakanlığı bünyesine alınması üzerinde uzlaşı sağlandığı bildiriliyor.
Yani terör örgütü YPG/SDG/PKK’nın kadın yapılanması da ortadan kaldırılmıyor; devletin güvenlik teşkilatı içine taşınıyor.
4. Asayiş dağıtılmadı, devlet güvenlik gücü yapıldı!
Terör örgütü YPG/SDG/PKK’nın paralel polis ve güvenlik teşkilatı olan Asayiş lağvedilmedi.
Personeli Suriye İçişleri Bakanlığı bünyesine alındı.
Şehirlerde aynı kadrolar görev yapacaksa, değişen yalnızca kurumun adı ve üniformasıdır.
5. Eski silahlı kadrolar aynı bölgelerde tutuldu!
Bu birlikler Suriye’nin farklı bölgelerine dağıtılmadı.
Yıllardır örgütlendikleri, silah ve tünel ağı kurdukları Haseke, Kamışlı, Derik ve Ayn el-Arab çevresinde tugaylaştırıldılar.
Bölgesel silahlı yapı ortadan kaldırılmadı; Suriye ordusu tabelası altında korunmuş oldu.
6. Gerçek emir-komutanın Şam’a geçtiği kanıtlanmadı!
Eski terör örgütü YPG/SDG/PKK komuta zincirinin dağıtıldığına ilişkin kamuoyuna sunulmuş bir belge yoktur.
Tugay komutanlarını kim belirledi?
Eski örgüt yöneticileri görevden alındı mı?
Bu tugaylar Şam’ın emriyle başka bölgelere sevk edilebilecek mi?
Şam’ın emrine uymayan komutanlara hangi yaptırım uygulanacak?
PKK’nın haberleşme, istihbarat, finansman ve lojistik ağı dağıtıldı mı?
Bunların hiçbirine açık cevap verilmedi.
Suriye ordusunun üniformasını giymek, gerçek emir-komutanın Şam’a geçtiğini tek başına kanıtlamaz.
7. Terör örgütü YPG/SDG/PKK devlet atamalarında söz sahibi oldu!
Anlaşmaya göre:
Haseke Valisini SDG öneriyor.
Savunma Bakan Yardımcısını SDG öneriyor.
Eski özerk yönetim personeli devlet kadrolarına alınıyor.
Yerel güvenlik ve yönetim yapıları eski kadrolar üzerinden sürdürülüyor.
Feshedilmiş bir örgüt nasıl vali ve savunma bakan yardımcısı önerebilir?
8. Sözde özerk yönetimin kadroları tasfiye edilmedi, devlet memuru yapıldı!
Terör örgütü YPG/SDG/PKK’nın kurduğu sözde özerk yönetimin personeli tasfiye edilmedi.
Bu kadrolar Suriye devlet kurumlarına alınarak görevleri ve maaşları güvence altına alındı.
Örgütün bürokratik yapısı ortadan kaldırılmadı; devlet bütçesinden maaş alan resmi bir yapıya dönüştürüldü.
👇
TÜRKİYE, YUNANİSTAN’A “BURASI BENİM SORUMLULUK SAHAMDIR” MESAJI VERDİ!
🇹🇷 Cihat Yaycı:
“Türkiye iki deniz milli parkı ilan etti. Bunlardan biri Fethiye ile Kaş arasında, diğeri ise Gökçeada, Bozcaada ve Çanakkale açıklarında bulunuyor.
Bu alanların belirlenmesinde çevresel ve biyolojik değerlerin yanı sıra deniz altındaki arkeolojik ve kültürel miras da dikkate alındı.
Ancak kararın Mavi Vatan açısından çok daha önemli bir anlamı vardır.
Yunanistan, Meis ve çevresindeki karasularının ötesinde kalan geniş deniz alanları için ‘Burası benim’ diyordu. Türkiye ise Meis’in karasuları dışındaki alanı da kapsayan deniz milli parkını ilan ederek Yunanistan’a, ‘Hayır, burası benimdir. Burası benim sorumluluk sahamdır’ mesajını verdi.
Yunanistan ayrıca çeşitli çevre projeleri ve koruma alanları üzerinden Saros Körfezi’nin önünü kapatmaya, Türkiye’nin denizcilik ve askeri faaliyetlerini sınırlandırmaya çalışıyordu. Türkiye, Kuzey Adalar Denizi’nde ilan ettiği deniz milli parkıyla, Gökçeada ve Bozcaada çevresindeki karasularımızın ötesinde kalan alanlar için de ‘Burası benimdir. Burada sorumlu olan benim’ dedi.
Türkiye, Yunanistan’ın tek taraflı haritalarla sahiplenmeye çalıştığı alanlarda artık yalnızca itiraz etmiyor; kendi sorumluluğunu ilan ediyor ve somut devlet uygulaması ortaya koyuyor.
Verilen mesaj açıktır:
Mavi Vatan sahipsiz değildir. Burası Türkiye’nin denizidir, Türkiye’nin sorumluluk sahasıdır.”
📺 Videonun tamamı👇
https://t.co/QTxIvt8S7J
CİHAT YAYCI’DAN YUNANİSTAN’A “SEN KİMSİN?” TEPKİSİ!
🇹🇷 Cihat Yaycı:
“2024 yılında yaptığımız bir yayında Yunanistan’ın biri Adalar Denizi’nde, diğeri İyon Denizi’nde olmak üzere iki deniz parkı ilan etmeye hazırlandığını söylemiştik.
O gün açıkça şu uyarıyı yaptık:
‘Bunlar deniz parklarını ilan ettikten sonra itiraz etmenin anlamı kalmaz. Pasif diplomasi yapmayalım. Yunanistan ilan edecekse Türkiye de kendi deniz milli parklarını ilan etsin.’
Yunanistan, deniz parklarını 2025 yılında ilan etti. Türkiye de bugün Fethiye-Kaş ve Kuzey Adalar Denizi’nde iki deniz milli parkı ilan etti.
Türkiye bu kararı alınca Yunanistan’daki milletvekilleri hep birlikte ayağa kalktı. Yunanistan’ın solcu milletvekilleri bile milli meselelerde milliyetçi davranıyor. Bizim ‘Solcuyum’ diye geçinen milletvekillerine de ders olsun!
Gidip Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne şikayet ettiler. ‘Türkiye karasularının dışında deniz milli parkı ilan etti’ dediler. Böylece Türkiye’nin karasularının ötesinde ne Adalar Denizi’nde ne de Akdeniz’de hiçbir hakkı bulunmadığını ileri sürüyorlar.
Bir de ‘Türkiye bizim münhasır ekonomik bölgemizi ihlal etti’ diyorlar.
Sen Adalar Denizi’nde Türkiye ile üzerinde anlaşılmış bir münhasır ekonomik bölge sınırı belirledin de bizim mi haberimiz olmadı?
Yunanistan, adalarının karasuları dışında kalan bütün alanları kendi münhasır ekonomik bölgesi gibi görüyor. Sonra da Avrupa Birliği’nden Türkiye’ye yaptırım uygulanmasını ve Türkiye’nin ilan ettiği deniz milli parklarının kaldırılmasını istiyor.
Peki sen karasularının ötesinde deniz parkı ilan ederken bunu kendinde hak görüyorsun da Türkiye aynı uygulamayı yaptığında neden karşı çıkıyorsun?
Yunanistan’ın devlet anlayışı maalesef budur:
Hep bana, hep bana…
Ben ilan ederim ama Türkiye ilan edemez!
Sen kimsin?
Türkiye, Yunanistan’dan izin alarak deniz milli parkı ilan edecek bir devlet değildir.”
📺 Videonun tamamı 👇
https://t.co/QTxIvt9pXh