Güzel bir haberle karşınızdayım. Öykü kitabım yayımlandı🩵❤️ Başta editörüm Deniz Çağlar olmak üzere emeği geçen, destek olan herkese çok teşekkür ederim.
Ozan Güven’in “şık bir kurban” olduğuna katılıyorum. Ama o şıklığı kendi ünlülüğüne veriyor herhalde. Oysa onu “şık” kurban yapan o değil.
Kadınlar yıllardır, “normal, sıradan” gibi görünen ilişkilerin altındaki toksik örüntüleri, “normal ve muteber” gibi duran erkeklerin nasıl duygusal, cinsel, ekonomik, fiziksel şiddet üretebildiğini anlatmaya çalışıyor.
Güven ise “sapkın” olanlardan ayrışmak istiyor. Kim bu sapkınlar? Varile koyup yakan, halıya sarıp suya atan, kafa kesenler, toplu tecavüz edenler… Kadınlar, psikoloji, sosyoloji bilumum sağduyu da diyor ki: bunların hepsi aynı kuyudan beslenen yapısal şiddettir.
Bir de şu var: Güven ısrarla kendini ayrılmak isteyen taraf olarak anlatıyor. O ayrılmak istemiş, karşı taraf bırakmamış, “o yüzden” olaylar çıkmış.
Bu hikaye doğru olsa bile şiddet uygulayan erkeğin her zaman bir “mazereti” vardır.
Kadın çok takıntılıdır, kadın “namussuzluk” yapmıştır, kadın erkekliğine hakaret etmiştir, kadın kışkırtmıştır, kadın bırakmamıştır, liste uzar…
Mazeret değişir, işlev hep aynıdır: şiddeti bir karşılık, bir mecburiyet gibi göstermek. Hiçbir fail “ben durduk yere şiddet uyguladım” demez ki, hep “beni mecbur bıraktı” der. Ozan Güven’in muğlak bir şekilde geçiştirdiği “abajur hadisesi” nde de böyle bir ima var. Takıntılı, ayrılmak istemeyen bir kadın karşısında bir anda bir abajurla buluyor kendini.
Ozan Güven gerçekten de utanıyor görünüyor. Ama bu, “zarar verdim, yaptığım yanlıştı” utancı olarak geçmiyor. “Görüldüm” utancı bu. Yani pişmanlık değil, ifşa olmanın narsistik yarası gibi okunuyor. Ve o yarayı, kendini kurban ilan ederek sarıyor: “Beni sapkınlardan ayırın, ben gerçek kötü değilim, ben şık bir kurban olduğum için başıma bunlar geliyor.”
Samimi önerim: bir süre geri çekilmesi, gitmediyse terapiye gitmesi ve sonra da iyi düşünülmüş bir özür yazısı yayınlaması olurdu. Buradan başka türlü çıkamayacak gibi duruyor.
Arkadaş, hukuk diplomamın kağıdı sarardı, avukatlık ruhsatımı imzalayan baro başkanı üstad rahmetli oldu.30 yıldır uygulamanın içindeyim. Kim şu 10 gün evli kalıp ömür boyu nafaka alan hala görmedim, bilmiyorum adı ney.Çağdaş Türk mitolojisinin kurgusal karakteri. Kanatlı at gib
Kılıçdaroğlu dün "kurtarıcı" değildi,
bugün de "hain" değil!
Kılıçdaroğlu dün de siyasetçiydi, bugün de siyasetçi!
Erdoğan da mutlak iyi değil, mutlak kötü de değil.
Erdoğan yalnızca fani bir siyasetçi!
Mustafa Kemal de iyisiyle kötüsüyle fani bir insandı, padişahlar da, peygamberler de...
Güya materyalist komunistlerin, ateistlerin de Che gibi, Deniz Gezmiş gibi mesihleri yok mu!
Yıllardır topluma hakim olan Mehdi-Deccal ikilemini anlatmaya çalışıyorum.
Mehdi beklentisi içerisindeki, kurtarıcı beklentisi içerisindeki toplumumuzun çocuksu ve psikolojik olarak olgunlaşmamış zihninin beklentileri bunlar...
https://t.co/BmPQvolCRv
Intouchables'ın Tr versiyonu sayesinde insanlarla ses açma-kısma savaşlarımız daha az olur bundan sonra inş. amin. ferruhu dinlerler belki. (Orijinalinde de öyle bir ayrıntı var mıydı?)
Toplumumuzdaki evliliklerin çoğunda önemli bir sorun şu;
İletişimde bir yetişkin dili değil ebeveyn ya da çocuk dilini kullanmak.
“Gün boyu evdesin başka ne işin var sanki. Sürekli şikayet ediyorsun.”
“Sorun çocuklarda değil sende.”
“Zaten işte yoruluyorum, bir de evde bu sorunlarla uğraşıyorum.”
Bu cümlelerin yetişkin versiyonu zor değil. Sadece konfor alanından çıkıp sorumluluk alacaksınız. Eşinizle “rakip”değil “ekip” olacaksınız.
Sürekli reels kaydırmak, sabırsız olmak, küsmek, surat asmak…
Well-played: I checked out my first song, top listens, and all-time hits since my first day on Spotify, 1/17/16. Find yours at Your Party of The Year(s)! https://t.co/Due99qcx4T