Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası, günlük hesaplara kurban edilemeyecek büyük bir emanettir.
Dün olduğu gibi bugün de aynı yerdeyiz; vatanımız için buradayız, milletimizin yanındayız, cumhuriyetimizin zırhıyız, demokrasimizin kalkanıyız, Türk bayrağının sancaktarıyız ve Allah’ın izniyle yarın da aynı yerde olmaya devam edeceğiz.
Bu vesileyle, 15 Temmuz gecesi şehadet mertebesine ulaşan bütün kahramanlarımızı rahmetle, minnetle ve hürmetle anıyorum. Terörle mücadelede hayatlarını feda eden bütün şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.
Gazilerimize sağlık, afiyet ve uzun ömürler niyaz ediyorum.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli
Türkiye’nin dışarıda bırakıldığı hiçbir bölgesel istikrar projesi başarıya ulaşamayacaktır.
Bu durum bir temenni değil, değişen dünyanın ortaya çıkardığı stratejik bir gerçektir.
Ne var ki Avrupa Birliği, uzun yıllardır bu gerçeği görmek yerine günü kurtaran siyasi reflekslerle hareket etmeyi tercih etmiştir. Türkiye’nin üyelik süreci, teknik kriterlerden çok siyasi ön yargılarla değerlendirilmiştir.
Aşılması gereken fasıllar bloke edilmiş, yerine getirilmesi gereken yükümlülükler ertelenmiş, verilen sözler tutulmamış, Türkiye’nin haklı beklentileri sürekli başka gündemlerin gölgesinde bırakılmıştır.
Bu yaklaşım yalnızca Türkiye’ye değil, Avrupa’ya da zarar vermiştir. Çünkü Avrupa Birliği, Türkiye’yi bekleme odalarında tutarken kendi stratejik ufkunu daraltmıştır. Türkiye’yi dışarıda bırakarak Avrupa’nın daha güçlü olacağını düşünenler, bugün karşı karşıya kaldıkları güvenlik ve istikrar sorunlarına dönüp bakmalıdır.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli
Tarihi Yarımada’nın ve İstanbul’umuzun kültür, turizm ve ticaret merkezi Kapalıçarşı her zamanki gibi hareketli, renkli ve bereketliydi.
İstanbul'un her bölgesinde, her ilçesinde, her mahallesinde İstanbullularla buluşuyor, İstanbullularla kucaklaşıyoruz.
Doğu Türkistan'ın Başkenti Urumçi'de Çin tarafından katledilen Uygur Türk'ü kardeşlerimizi rahmet ve dualarla anıyoruz.
Ruhları şad, mekanları cennet olsun.
📍MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin yüzük ve rozeti dikkat çekti.
📍Asaleti ve derinliği kadim çağlardan beri kudretin simgesi sayılan Lapis Lazuli taşı kullanılan yüzükte, taşın çevresinde, vatan ve soy bilincini en güçlü şekilde dile getiren Namık Kemal'in "Vatan Şarkısı" adlı eserinden alınan mısralar yer aldı.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE'YE KARŞI ÇIKAN İYİ PARTİ'NİN KANDİL SERÜVENİ
İYİ Parti’nin tabanında elbette kandırılan, aldatılan ve duygu ile düşünceleri istismar edilen geniş bir kitle bulunmaktadır. Ancak partinin kemikleşmiş yönetici kadroları, siyasi ve kişisel menfaatleri doğrultusunda sürekli yeni konum arayışına girmektedir.
Bu kadrolar için kullanılan “siyasi ezikler” tanımının, mevcut tabloyu büyük ölçüde yansıttığı söylenebilir.
MHP’yi FETÖ motivasyonlu bir şekilde ele geçirme girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından CHP’nin siyasi rehberliğinde kurulan İYİ Parti, kuruluşundan itibaren sergilediği çelişkiler, ikiyüzlü tutumlar ve “haklı görünme” adına başvurduğu çirkef söylemlerle dikkat çekmiştir.
Kurulduğu günden bu yana CHP’nin gölgesinde hareket eden partinin bugün elinde kalan tek siyasi sermaye ise “Terörsüz Türkiye” sürecine yönelik saldırılar ve iftira yüklü suçlamalardır.
CHP, “Yerel seçimlerde ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP ile ittifak yapıyoruz” dediğinde İYİ Parti o ittifakın içinde koştura koştura yer aldı. CHP sınır ötesi terörle mücadele operasyonlarına karşı çıktığında da aynı İYİ Parti o yancılığı terk etmedi.
CHP’nin HDP ile anayasa taslağı hazırladığı dönemde de komisyon içinde yer alarak sadık duruşunu değiştirmedi.
Bu noktada “Madem öyle, şimdi Özgür Özel CHP Genel Başkanı’yken Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na üye verdi, İYİ Parti neden yok?” diye sorabilirsiniz.
Çünkü CHP’nin bu komisyona üye vermesinin asıl amacı, DEM Parti’yi kontrol altında tutmak, takip etmek ve gelişmeleri içeriden net görmektir.
Nitekim Özgür Özel’in “Hiç kimseden çekinmeden ki, niye çekinelim? Biz (CHP-DEM) birbirimize göbeğimizden bağlıyız. Biz birbirimize acılarımızla bağlıyız” ve “DEM’le hiçbir sıkıntımız yok. Bizim DEM’le ilişkileri bozma lüksümüz yok. DEM’le CHP ayrı ayrı düşemez” sözleri, bu ilişkinin arka planını açıkça ortaya koymaktadır.
Özgür Özel’in, DEM Parti’nin Öcalan’ın üzerlerindeki otoriter etkisiyle “Teröre cephe al, Türkiye partisi ol” çağrısına yönelik olumlu adımlar atma atmosferi CHP’yi tedirgin etmektedir.
Bu nedenle sürekli “Türkiye’de Kürt sorunu var” tahriklerini gündemde tutarak emperyalizme oksijen vermeye çalışmaktadır.
Özgür Özel ve kadrosunun ağzından bir kez olsun terör meselesini kabullenme, buna yönelik çözüm veya mücadele önerisi duyulmamıştır.
Özellikle Özgür Özel’in yakın çalışma arkadaşlarını ve Mansur Yavaş gibi CHP’li belediye başkanlarını İYİ Parti’nin “Terörsüz Türkiye” karşıtlığı üzerine düzenlediği mitingine yönlendirmesi, ayrıca Özgür Özel’e yakın yazar, yorumcu, trol ve yönetici kadrosunun bu mitingi yoğun biçimde öne çıkarıp köpürtme ve abartma çabası, CHP’nin “Terörsüz Türkiye” konusunda samimiyetinin olmadığını göstermiştir.
Ortaya konan bu mantığa göre asıl hedef, PKK’nın silahlı eylemleri sürse dahi onun siyasi uzantılarıyla ittifak zeminini koruyabilmektir.
Müsavat Dervişoğlu’nun “Ben Özgür Özel ile bu denli yakın olmaktan iftihar ediyorum. Aramızdaki kardeşlik hukuku sıradan bir hukuk değildir” sözleri de bu çerçevede değerlendirilmelidir.
Peki, 2019 yerel seçimlerinde ve 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde PKK’nın siyasi uzantısı olarak nitelendirilen yapıyla açık işbirliği yapan İYİ Parti’nin bugün neyi hedeflediğini net biçimde ortaya koyabilen var mıdır?
Onlara göre (HDP) DEM Parti ile işbirliği ve ittifak meşru kabul edilirken, Türkiye’nin yarım asırlık terör sorununu kökten çözmek amacıyla terör örgütü PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan’a “Kurucusu olduğun örgütü feshet, silahları bıraktır” çağrısı yapılması ve DEM Parti’ye “Teröre cephe alın, Türkiye partisi olun” denilmesi neden gayrimeşru görülmektedir?
Çok açık ve net soru. Fakat şunu çok net biliyoruz:
Siz Türkiye’de ve bölgede terörün bitmesine kesinlikle karşısınız. Zeytin Dalı (Afrin) Operasyonu başlayacağı vakit, CHP ve HDP’nin yanında hizalanarak “Tek adam rejimini kalıcı kılmaktan başka hiçbir amaca hizmet etmeyecek ve beka sorunu yaratabilecek Afrin savaş senaryolarına İYİ Parti tamamen karşıdır” açıklamasını ilk yapan ve Türkiye’de bu operasyona karşı çıkan ilk parti olmuştunuz.
Oysa bu operasyonlarda 4.600’den fazla YPG’li terörist etkisiz hâle getirilmiş ve o günden beri Afrin’de Türk bayrağı dalgalanmaktadır.
Peki siz bu duruşu sergilerken MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli ne diyordu?:
“Afrin ya yıkılmalı ya da teröristler ateşe verilmelidir. Türk milleti mazluma sığınak, zalime ateştir. Bu ateşte teröristler Allah’ın izniyle yanacak, Zeytin Dalı Harekâtı huzur ve güvenliğimizi sağlayacaktır. Çünkü Afrin demek Hatay demektir, Afrin demek Kilis demektir. Yani vatan demektir.”
Bu süreç Meral Akşener’in genel başkanlığı döneminde oldu. Müsavat Dervişoğlu da o kadro içindeyken benzer sınır ötesi operasyonlara karşı çıkışlar yapıyordu.
İYİ Parti Genel Başkanı olduktan sonra da hiç değişmedi.
Daha 6 ay önce Türkiye destekli Suriye güçleri terör örgütü YPG’yi işgal ettiği yerlerden çıkarmak için operasyona başladığında bu sefer de şu ifadeleri kullanmıştı:
“Şimdi kalkmışlar, Suriye’deki gelişmeleri sanki bir zafermiş gibi sunmaya çalışıyorlar… PKK’yı perdelemek için uydurdukları SDG, Fırat’ın batısından süpürülünce bunu uluslararası bir başarı gibi pazarlıyorlar.” (21 Ocak 2026)
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, DEM’e ve Öcalan’a çağrı yapılan “Terörsüz Türkiye” sürecinde de samimi, tavizsiz ve kararlı tutumunu ortaya koymuştur.
20 Ocak 2026’da Suriye’deki gelişmelerle ilgili yaptığı açıklamada şöyle demişti:
“Bu nedenle sadece Fırat’ın batısı değil, Fırat’ın doğusu da; Ayn el Arap’tan Kamışlı’ya kadar faal hâlde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm hâlinde hayata geçirilmelidir. Ne yurt içinde ne de yurt dışında terörizmin ve terör örgütlerinin kanlı kumpas ve komplikasyonlarına tahammül etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz, alttan almayacağız.”
***
Görüldüğü gibi İYİ Parti, DEM’e ve Öcalan’a yapılan çağrılara çok net bir şekilde karşı çıktığı gibi terörün bitmesine ve terör örgütlerine karşı yürütülen silahlı mücadeleye de karşıdır. Buna rağmen Özgür Özel’in CHP’sinin yanında her türlü DEM’li ittifak ve işbirliğine hazır olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
İYİ Parti’nin ikiyüzlü siciline bakmadan düzenlediği ve Özgür Özel taraftarlarının da destek verdiği mitingin ardından MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin Başdanışmanı Eyyup Yıldız, ironi yaparak maskelerini şöyle düşürmüştür:
“Tandoğan’da toplanıp Terörsüz Türkiye sürecine karşı çıkacağınıza, Kandil’in yolu açık; buyurun gidin. Kandil’de bulunanlara silahı bıraktırabiliyorsanız bıraktırın, terörü bitirebiliyorsanız bitirin. Hatta bir mitingi de Kandil’de yapabilirsiniz. Ama şunu bilin ki bu milletin Terörsüz Türkiye iradesini meydanlardan yükselen boş sloganlarla durduramazsınız.”
***
Sayın Eyyup Yıldız, ironi yaparak bunların gerçek niyetlerini toplumun anlamasını sağlamaya çalışırken, İYİ Parti’nin bir dönem gerçekten Kandil’e gitmek için plan ve program yaptığı da kamuoyunun hafızasındadır.
Biliyorsunuz Meral Akşener dönemine ait “helikopterle Kandil’e gitme” tartışması da gündeme gelmişti.
Müsavat Dervişoğlu’nun geçtiğimiz aylarda “Biz zaten hiç ayrılmadık” dediği Ümit Özdağ, o süreci şöyle anlatmıştı:
“Ümit Bey bir helikoptere atlayıp Kandil’e gitsem, Duran Kalkan’a ve Cemil Bayık’a sorsam, ‘Ulan siz ne istiyorsunuz anlatın bakalım’ dedi. İlk duyduğumda kulaklarıma inanamadım. Şaka yaptığını düşündüm ve ‘Meral Hanım böyle bir şey olmaz. Böyle bir şey yaparsanız sizi hemen elinizi kolunuzu bağlarlar, ilk mağaraya atarlar’ dedim. Aynı soruyu bir başka toplantıda tekrar sordu. Dışarıda bir daha söylememesi gerektiğini söyledim.”
Eyyup Yıldız’ın ironiyle gerçeği yüzlerine vurmasına çemkiren İYİ Parti’nin ezikleri ve sülükleri; Genel Başkan Yardımcısıyken bu anısını anlatan Ümit Özdağ’a söyleyecek bir şeyiniz var mı?
Hangi konuya el atsanız altında kalıyorsunuz değil mi?
Cumhur İttifakı’nın milli duruşuyla güçlendirdiği ve motivasyon sağladığı Türk ordusu Irak ve Suriye’de terör örgütüne darbe üstüne darbe indirirken, o dönemde sınır ötesi operasyonlara karşı çıkan atmosferde bulunan ve Kandil’den CHP-HDP-İYİ Parti birlikteliğine arka arkaya destek açıklamaları gelirken, İYİ Parti’nin Kandil’e helikopterle gidip “Ulan siz ne istiyorsunuz anlatın bakalım” deme hali doğrudan ihanet kokmaktadır.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri arifesinde YSK önünde basın açıklaması yapan 6’lı İttifak’ın temsilcileri arasında yer alan Müsavat Dervişoğlu, bir muhabirin “PKK, Kandil ve Yeşil Sol bileşenleri Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararı aldı. Bu gelişmeye ne diyorsunuz?” sorusu üzerine “Dağılın beyler!” diyerek apar topar kaçanlar arasındaydı.
İşte o Müsavat Dervişoğlu’nun bugün “Terörsüz Türkiye” sürecine karşı miting düzenlemesi, tam anlamıyla “Bekri Mustafa imam oldu” hikâyesine benzemektedir.
“Bir mahallede cenaze namazı için imam bulunamaz. Cemaat, ayyaşlığıyla meşhur halk tipi Bekri Mustafa’yı yakalar ve “Hadi namazı sen kıldır” der. Bekri biraz nazlandıktan sonra namazı kıldırır. Namazdan sonra tabutun örtüsünü açar, ölünün kulağına eğilip fısıldar: “Sen şimdi ahirete gidiyorsun. Orada bu dünyanın ahvalini sorarlarsa ‘Bekri Mustafa imam oldu’ dersin. Onlar vaziyeti anlarlar.”
Soran olursa böyle bir sicili olan Müsavat Dervişoğlu da “Terörsüz Türkiye” sürecine CHP destekli karşıtlık mitingi düzenledi. Yazık böyle tipleri, modelleri içimizden bizler çıkardık…
Acaba nerde yanlış yaptık?
https://t.co/thImLmf1IK
Milliyetçi Hareket Partisi,
Lobilerin, Kulislerin, İnsanımıza Tepeden Bakan, Değerlerimize Ters Yaklaşan Zümre Ve Kaymak Tabakaların Partisi Değil, Türklüğün Kalpgahı, Müslüman Türk Milleti'nin Yürek Atışıdır.
Bizim Yönümüz Hakk’a, Yüzümüz Halka Dönüktür!
Sözümüz Millet, Sevdamız Devlet, Sancağımız Vatandır!
Türk-İslam Ruhundan Doğduk,
Bu Ruh Var Oldukça Hilalimizin Işığı, Milliyetçi-Ülkücü Ömürlerin “ÜMİT”Güneşi Sönmeyecektir!
Devlet BAHÇELİ
MHP Genel Başkanı