“Rızam olmadan evim açık artırmayla satıldı. Üzerimde daire vardı. Okuma yazmam olmadığı için beni aldattılar.” diyerek bize başvurdu.
Bu ciddi iddiayı Meclis gündemine taşıdık ve soru önergemizi verdik.
Kevser teyzenin hakkının takipçisi olacağız. @adalet_bakanlik
-AİHM ve AYM kararlarına uymayan hakimler terfi edemeyecek. Hakim terfilerinde en büyük kriter AİHM ve AYM kararlarına uymak olacak.
-Hakimler yalnızca kendi dosyasındaki AİHM ve AYM kararlarını değil, başka dosyalardaki emsal nitelikteki AİHM ve AYM kararlarını da uygulamak zorunda olacak.
@Liberalparti_TR olarak biz de benzer önerileri sunmuştuk.
@herkesicinCHP nın bu önerisini destekliyoruz.
💥10 yıldır enkazın altında kalan depremzede gibi "sesimizi duyan var mı" diye bağrıyoruz.
KHK'lılar iftar sofrasında yaşadıklarını anlattı.
#KHKlınınSesiniDuyanVarMı
Videonun tamamı burada
👇👇👇
https://t.co/IkkWKc7mE0
Çözüm çok kolay:
-KHKlar İptal edilecek yasal engeli olmayanlar görevlerine iade edilecek.
-Uyduruk gerekçelerle ceza alanlar için evrensel hukuk kurallarına göre yeniden yargılama hakkı tanınacak.
https://t.co/1Fbnfe6fgp
Levent Gültekin, KHK TV'deki Bülent Arınç’ın sözlerine dair şu yorumu yaptı:
“Bir yanda yaşananlara ortak olmuş bir siyasi geçmiş, diğer yanda mağduriyetlere üzülüyormuş gibi bir dil… Kurtla parçalayıp kuzuyla ağlayan bir siyaset tarzı.”
@KHKTVYeni
Depremzede Servet Bolat:
“Sadece bir ceset torbası verdiler. Altı cenazem için evdeki yem torbalarını boşaltıp onlarla toprağa verdim.
Devleti övmemizi istediler. ‘İki çocuğun var ona göre konuş’ dediler.”
CHP Milletvekili Salih Uzun:
“Altın Cengiz’e,
Bakır Cengiz’e…
Hava Cengiz’e,
Su Cengiz’e…
Yerin altı Cengiz’e,
Yerin üstü Cengiz’e…
Veren vermekten utanmıyor,
alan da almaktan utanmıyor.”
Katılıyorum boğa böyle gelecek.
Sanmayın ki coinlerin buradan 5-10X atması zor.
Hatırlayın $TRB $MYX $PIPPIN $OM gibi projeleri dipten 100X nasıl yaptılar, yüzmilyonlarca dolar sokarak değil tahtaları manipüle ederek.
Şu an $BTC $ETH $SOL hariç her coine birkaç milyon dolarla 10-15X yaptırırlar bir günde ve bu sayede çok güzel reklamla küçük yatırımcı piyasaya tekrar ısınır.
İnsanların açgözlülüğünü hafife almayın 99 kere kaybeden adam o yükselişleri görünce dayanamaz içeri gelir boğa da tam olarak böyle gerçekleşecek.
Bunun yakın olduğunu düşünüyorum çünkü çoğu proje yok oldu şimdi sıra yeni boğanın yıldızlarında o yıldızları sahneye çok kolay çıkaracaklar.
Avukat Baver Karakuş, Silivri'de aracının anahtarlarını alıp giden ve geri getirmeye tenezzül etmeyen Ruşen Çakır ile arasında geçen olayı sosyal medya hesabından paylaştı:
Marmara Kapalı Ceza infaz Kurumu 9 No’lu (Silivri) Cezaevinde Mercedes arabamın anahtarı çalındı. 3 saat boyunca eksi derecede soğukta nasıl mahsur kaldım oynat bakalım misali okuyun bakalım.
Çarşamba günü Marmara Ceza İnfaz Kurumu 9 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevindeydim. En son X-Ray noktasında görevli memur; “Araç anahtarı içeri alınmaz.” dedi. Normalde de X-ray üstüne koyuyoruz. İçeri geçiyoruz.
Aracımın anahtarını X-Ray cihazının üstüne koydum, müvekkillerimle görüşmelerimi yapmaya gittim.
Saat 17.00’de çıktım. Anahtarımı almak için döndüm. Ve anahtarım yok. Bildiğin anahtarım yok. Şoktayım.
Her yer arandı. Dip köşe, alt-üst, sağ-sol. Ve asla anahtarım yok. Mesai bitmiş. Dışarısı buz. Montum arabada. Sonunda rica minnet yalvar yakar kameralara bakıldı.
Kamera kayıtlarında şu net biçimde görülüyor.
Ben çıktıktan sonra, İsmail Saymaz diye birinin yanında Ruşen Çakır denilen şahıs X-Ray’in üzerinden benim anahtarımı alıp gidiyor.
Çantam arabada, telefonlarım arabada, param, kartlarım her şeyim arabada. Silivri buz gibi, bildiğin ellerim buz falan. İki küçük çocuğum var (1 ve 3 yaşında)
Tam bu sırada “başkanım, vekilim” sesleriyle bir grup çıkıyor. Dedim aha vallahi bunlar da CHP’li. Kesin birbirlerini tanıyorlardır. Seslendim.
“Pardon beyefendi bakar mısınız dedim?” “Buyrun” dedi.
“Ruşen Çakır denilen bir şahıs varmış. Tanıyor musunuz?” dedim.
Neden dedi, başladım durumumu anlatmaya, herhalde bilmeden aldı. Kendi aracının anahtarıyla karıştırdı, rica etsem arar mısınız dedim.
Sonra CHP İzmir Milletvekili olduğunu ve adının da Mustafa Balbay olduğunu öğrendi��im milletvekili Ruşen Çakır’ı aradı.
Mustafa Balbay sormaya başladı;
“Sende başka yabancı bir anahtar var mı Ruşen” dedi.
Ruşen Çakır gayet rahat bir şekilde “Evet” dedi.
Peki neden aldın? Ve geri getirmedin.
“Çıkarken aldım İsmail Saymaz'ın zannettim. Aşağı inince ona uzattım al diye sonra o da benim değil diyince devam ettim gittik.”
Peki kadın burda anahtarsız, parasız, montsuz, havada buz gibi biliyorsun. Nasıl olacak? Dedi Balbay.
Çakır “Banane. Maslaktayım, çok istiyorsa gelsin burdan alsın kanaldan.” dedi
“Olur mu öyle şey kameralardan aldığın görünüyor. Getirmelisin.”
Getirmem. Uğraşamam sakın numaramı da verme dedi.
Silivri’de anahtarsız ve parasız, kartsız, montsuz kalan ben, Maslak’a gideceğim,
anahtarımı kendisinden rica ederek alacağım, sonra tekrar Silivri’ye döneceğim. Arabamı alacağım.
oradan da tekrar evime gideceğim. Güler misin ağlar mısın?
Üstelik telefon numarası da vermiyor. Bir taksiciye verecekmiş, taksici beni bulacakmış.
Gel gör ki her gün ekranlarda, köşe yazılarında, hak-hukuk-adalet isteyen bu şahıslar;
bir kadının o soğukta, evde 2 küçük çocuğum var demesine rağmen,
bırakın bir kusura bakma demeyi, ayaklarına köle gibi çağırıp, rezilliklerini kapatmak yerine kendilerini padişah zannediyorlar.
4 saat boyunca anahtar bekliyorum. İsmail Saymaz komik bir şekilde bana kanal çalışanının numarasını veriyor. “Siz birilerinden arayıp ulaşın diyorlar.”
Anahtar nihayet geliyor. Saat 21.00’den sonra.
Şimdi soruyorum; “Hak, hukuk, adalet” diye bağıranlar,
bir kadını bu durumda bırakırken hiç mi utanmıyor?