@srkninci Görüş gidişat veya alternatif olarak kısmen size katılıyorum.
Fakat sonuncusudur demeniz doğru bulmuyorum..
Sizin bakış açınız sonrası için tamamen kapalı gibi görünüyor..
Allah'a Karşı Hüsnü Zan Sahibi Olmak
Bir bedeviye soruldu: "Hiç cennete gireceğini düşünüyor (bunu umuyor) musun?"
Şöyle cevap verdi: "Vallahi; cennetin bahçelerinde yürüyeceğimden, havuzlarından içeceğimden, ağaçlarının altında gölgeleneceğimden, meyvelerinden yiyeceğimden, gölgelerinde serinleyeceğimden, testilerinden yudumlayacağımdan, köşklerinde ve saraylarında hurileriyle sefa süreceğimden bir an bile şüphe duymadım."
Ona denildi ki: "Bunu önceden gönderdiğin bir iyilik ya da geçmişte yaptığın salih bir amel sayesinde mi umuyorsun?"
Dedi ki: "Yüce Allah'a iman etmemden ve Allah'tan (Tebareke ve Teâlâ) başka ibadet edilen tüm sahte ilahları reddetmemden daha şerefli ve kıymetli hangi iyilik olabilir ki?"
Ona soruldu: "Peki günahlarından hiç korkmuyor musun?"
Şöyle cevap verdi: "Allah mağfireti günahlar için, rahmeti hatalar için, affı da suçlar için yaratmıştır. O, kendisini sevenlere cehennem ateşinde azap etmeyecek kadar sonsuz kerem (ikram) sahibidir."
Bunun üzerine Basra Mescidi'ndeki insanlar şöyle demeye başladılar: "Bedevinin Rabbine karşı zannı (hüsnüzannı) ne kadar da güzelmiş!" Onlar bu bedevinin sözlerini ne zaman ansalar, üzerlerindeki umutsuzluk bulutu dağılır ve kalplerine büyük bir umut (reca) galip gelirdi.
Eğer nefsin terbiyesi için yapılan mücâhedeler devam ettirilirse, bu devamlılık sebebiyle onun gözleri açılır. Dili konuşmaya, kulakları işitmeye başlar. Deliliği, cehaleti ve Rabbine olan düşmanlığı zail olur.
Abdülkadir Geylani (ks)
El enjuague con agua salada es la técnica de limpieza de colon más poderosa del mundo.
Restablecerá por completo tu estado mental, físico y emocional, mientras elimina parásitos y cándida.
Así es como debes hacerlo correctamente:
Subhâne’l-Melikil Kuddûs… Subbûhun Kuddûsun Rabbü’l-melâiketi ve’r-rûh. Bu zikir, insanın içindeki dağınıklığı temizler; zihni susturur, kalbi arındırır. Tekrar ettikçe gürültü azalır, dikkat keskinleşir, içte sessiz ama güçlü bir farkındalık doğar. Artık sadece bakmazsın—görürsün. Sadece düşünmezsin—anlarsın. Tepkiler yavaşlar, sezgi hızlanır; doğru karar, zorlamadan gelir. İç denge güçlendikçe korku ve acele yerini sükûnete bırakır. Bu hâl duayı değiştirir: İstekler dağınık değil, net olur; dil ile kalp aynı yönde konuşur. Böyle bir kalpten çıkan dua daha derin olur, daha hızlı karşılık bulur. Çünkü insan ilk defa gerçekten ne istediğini bilir. Bu zikir güç vermez—bulanıklığı kaldırır. Ve bulanıklık kalktığında hayat değişmiş gibi görünür… ama değişen bundan sonra hayat değil, senin bakışındır.
İhlâs Suresi, insanın diline değil, sahte dayanaklarına iner. “Kul hüvallâhü ehad” dediğin an, kalabalık sandığın bütün kudretler dağılmaya başlar; çünkü hakikat paylaşılmaz, bölünmez, ortak kabul etmez. “Allahüs-samed” ise daha serttir: Herkes bir şeye muhtaçken, yalnız O hiçbir şeye muhtaç değildir. Böylece bu ayetler, kula şunu öğretir: Tutunduğun şey ne kadar büyürse büyüsün, seni kurtaracak kadar gerçek değildir. “Lem yelid ve lem yûled” ifadesi, Allah’ı sebep-sonuç zincirinin üstüne çıkarır; O, oluşa benzemez. “Ve lem yekün lehû küfüven ehad” ise son perdeyi indirir: O’nun eşi ve benzeri yoktur; öyleyse insanın zenginliği, gücü, arzusu ya da korkusu ilâhlık taslayamaz. Ve insan bunu gerçekten anladığı gün… artık hiçbir şeyin önünde eğilmez.
Resul-i Ekrem Aleyhissalatu Vesselam'ın Bizans İmparatoru Herakleios'a gönderdiği mektub:
"Bismillahirrahmanirrahim
Allah’ın kulu ve elçisi Muhammed’den, Rumların büyüğü Herakleios’a.
Hidayete (doğru yola) uyanlara selam olsun.
Bundan sonra;
Seni İslam'ın çağrısına davet ediyorum. Müslüman ol ki kurtuluşa (selamete) eresin ve Allah da sana mükafatını iki kat versin.
Eğer bundan yüz çevirirsen, Arisilerin (bütün halkının/tebaanın) günahı senin boynunadır.
'Ey Ehl-i Kitab!
Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze gelin: Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi rabler edinmeyelim. Eğer yine de yüz çevirirlerse, deyin ki: Şahit olun, biz Müslümanlarız.'"
Âl-i İmrân, 64