��🇿President Ilham Aliyev: Continued shallowing of the Caspian could have catastrophic consequences
As a result of the decline in the Caspian Sea level, nearly 30,000 hectares of dry land have formed in the Azerbaijani section of the Caspian alone
Sonu ne olacak?
İran parasının geldiği son duruma bakın; halkın halini siz düşünün.
Parayla bir el arabasını dolduran bir işçi maaşıyla, yalnızca üç koli ürün alabildi.
Dünya kücük bir köy.
Olaylar, insanlar baglantılı.
Dogru yanlış iç içe.
Maksat kaos.
Kavanozdaki kırmızı karıncalar ve siyah karıncalar bir el kavanozu sallayınca birbirleriyle savaşıyorlar. Kimse kavanozu sallayan elin sahibine bakmıyor, görmüyor.
Böylece Aktivistlik moda oldu
Dinamik Akış mı, Statik Bürokrasi mi? | Sayın İbrahim Kalın’ın ( @ikalin1 ) “Dawla - Statis” kavramları üzerinden gerçekleştirdiği değerlendirme üzerine aldığım notlardan bir değerlendirme ve özet
@RTErdogan@dbdevletbahceli@ikalin1@umitonaltr@hasandogan@burhanduran@abakingurlek@mustafaciftcitr@iletisim@miaedutr@setavakfi
ÖNSÖZ VE GİRİŞ
Sayın İbrahim Kalın’ın sohbet ve yazılarında dile getirdiği, Arapça "dawla/devle" (`d-w-l`) kökünden türeyen Devlet kavramı ile Latince "statis/status/stare" (`s-t-`) kökünden türeyen State kavramı arasındaki etimolojik ve felsefi karşılaştırma, kamuoyunda ve entelektüel çevrelerde canlı bir tartışma başlatmıştır. Bu tartışmada bir taraf, söz konusu karşılaştırmayı Doğu ve Batı’nın siyaset ve toplum anlayışları arasındaki zihniyet farkını gösteren ufuk açıcı bir okuma olarak değerlendirirken; diğer taraf ise Batı’daki modern ulus-devletin tarihsel dinamizmini göz ardı eden veya devletteki kurumsal sebat ve hukuk güvencesini zayıflatabilecek bir "aşırı esneklik/akışkanlık" vurgusu olarak eleştirmiştir.
Bu değerlendirme metni; İbrahim Kalın’ın telif kitapları (Barbar, Modern, Medenî, Akıl ve Erdem, İslam ve Batı, Perde ve Mânâ, Açık Ufuk, Varlık ve İdrak, Ben, Öteki ve Ötesi), "Kendi Gökkubbemiz" sohbet serisi transkriptleri ve ders notları taranarak hazırlanmıştır. Metnin amacı; Kalın’ın "dawla - statis" karşıtlığını hangi bağlamlarda kullandığını ortaya koymak, "Dünya Hem Perdedir Hem Ayna" konuşmasının bütüncül anlam haritasıyla bağ kurarak felsefi metinleri ile sözel anlatımları arasındaki nüansları analiz etmek, yöneltilen itirazları değerlendirmek ve kavramı beş temel felsefi boyutta (ontolojik, ontik, epistemolojik, aksiyolojik ve fenomenolojik) tahlil etmektir. Gönderiyi hazırlarken yapay zekâdan yazım, imlâ hatalarını düzeltmek ve kaynakçaları doğru şekilde işaretlemek için yardım alınmıştır.
(A) DOĞRUDAN ALINTILAR VE KAYNAKLARI
1. "Devlet" ve "State" Etimolojisi Karşılaştırması:
"Batıda devlet kelimesinin karşılığı olan state, statis, durağanlık demek, durum demek. İngilizce'de ve İngilizce'den bize de geçen işte istasyon gibi, stand gibi kelimelerin içinde bulunan s-t- kökü Latince'de durağanlık demektir. Durmak, bir durum, bir hal... İşte statü, statüko diyoruz ya bunlar bir kişinin statüsü. Mesela o anda bulunduğu yer, durduğu yer. Bizde ise devlet kelimesi 'devele'den geliyor. Tedavül etmek, sürekli dönüşmek, akmak, bir hareket içerisinde olmak, elden ele gitmek. Dolayısıyla aslında dil bize şunu söylüyor. Nasıl insan özünde, ruh dünyasında dinamikse, sabit değilse, bir yerde durmuyorsa, akmaya devam ediyorsa, toplum da akmaya devam ediyor... Devlet de bu devinime, bu hareketliliğe cevap vermesi gereken bir mekanizma."
2. Adalet Dairesi, Nizam ve Devletin Bekası:
"Klasik İslam siyaset düşüncesinin ve Osmanlı toplum düzeninin en özlü ifadesi olan bu şemaya göre 'adildir mûcib-i salâh-ı cihân/ cihân bir bağdır divân devlet/ devletin nâzımı şeri’attır/ şeri’ate olamaz hiç hâris illâ mülk/ mülk zabt eylemez illâ leşker/ leşkeri cem edemez illâ mâl/ mâlı kesb eyleyen ra’iyyettir/ ra’iyyeti kul eder pâdişah-ı âleme adl'... Mütercim Asım Efendi, 'nizâm' kelimesi, 'bir işin sebat ve kıyamına medar ve sebeb olan nesneye ve halete ıtlak olunur' der. Sebat ve kıyam, bir işin yahut durumun sürekli ve sabit olmasını ifade eder ve istikrarın temelini oluşturur. Evrensel bir ilke olarak adaletin düzene dönüşmesi, bu süreklilik ve sebat sayesindedir." (Barbar, Modern, Medenî, s. 158-161)
3. Nizamü’l-Mülk ve Zulüm-Devlet İlişkisi:
"Nizamü’l-Mülk... 'mülk küfürle devam eder, zulümle devam etmez' der. Bir toplum, dinî inançlarından bağımsız olarak payidar olabilir. Fakat adalet ilkesini ihmal eder ve zulüm yaparsa düzen tutturamaz... Düzenin mücessem hali olarak 'devlet'in bekası adil, iyi ve güzel olanı yaşatmasıyla mümkündür." (Barbar, Modern, Medenî, s. 160-161)
4. İbn Haldun ve Ahmed Cevdet Paşa’da Devletin Ömrü ve Teceddüdü:
"Tıpkı insanlar gibi devletler de doğar, büyür, yaşlanır ve nihayetinde ölür... Ahmed Cevdet Paşa Mukaddime'yi Türkçeye tercüme eden Cevdet Paşa, İbn Haldun’un modelini Osmanlı’nın özgün şartlarına uyarlar... Ahmed Cevdet’e göre 'her şahısta sinn-i nemâ, sinn-i vukûf ve sinn-i inhitât olduğu gibi her devlette dahi bu merâtib-i selâse bulunup...'. Lâkin çöküş her zaman mutlak bir kader değildir. 'Ve ba’zan bir devletde ziyadesiyle inhitât ve fütur emâreleri zuhûr itmiş iken tedâbîr-i hekimâne ile teceddüd idiib tâzelendiği vardır.'" (Barbar, Modern, Medenî, s. 258-265)
5. Modern Ulus-Devlet ve "Devlet-Ulus" Projesi:
"İmparatorluklar sonrası uluslaşma sürecinde devlet, millete ve topluma hizmet götüren ve kamu düzenini temin eden bir kurum olmaktan çıkmış ve değer ve kanun koyucu bir merci haline gelmiştir... Cumhuriyetin 'ulus-devlet' olma projesi, kısa sürede bir 'devlet-ulus' olma projesine dönüştü. Milleti dönüştürmek ve yeniden yaratmak için devlet, her türlü değişimin ve gelişmenin birincil aktörü haline geldi... Zira Ernest Gellner’in de vurguladığı gibi ulus-devletin ortaya çıkış tarihinde milletler kendi ulus-devletlerini kurarak bağımsızlıklarını garanti altına almamışlardır. Tersine ulus-devlet kendi milletini inşa etmiştir." (Akıl ve Erdem, s. 62-64)
(B) KALIN’IN KENDİ AÇIKLAMA ÇERÇEVESİNİN ÖZETİ
1. "Devlet" Kelimesinin Arapça Dawla / Devele Köküyle İlişkisi:
İbrahim Kalın, sözel anlatımlarında ("Dünya Hem Perdedir Hem Ayna" sohbeti) Arapça `d-w-l` (devele / tedavül / dawla) kökünün etimolojik çözümlemesini yapar. Bu kökün "tedavül etmek, akmak, sürekli dönüşmek, elden ele geçmek ve devretmek" manalarına geldiğini belirtir. İnsanın ve toplumun ruh dünyasının dinamik ve sürekli akış hâlinde olmasına paralel olarak, devletin de dondurulmuş bir kule veya statik bir güç aygıtı olmadığını; aksine bu toplumsal akışa ve değişime cevap veren canlı, esnek ve kendini sürekli güncelleyen bir mekanizma olması gerektiğini savunur. Kur'an-ı Kerim'deki Haşr Suresi 7. ayete atıfla, zenginliğin ve gücün sadece belli kesimler arasında elden ele dolaşan bir imtiyaza dönüşmemesi gerektiğini vurgulayarak, bu toplumsal ve siyasal akışın ancak adalet Mizanı ile sahih bir zemine oturabileceğini dile getirir.
2. Batı’daki State / Status / Stare Kavramı ve Karşıtlık Düzeyi:
Kalın, Batı dillerindeki state kelimesinin Latince statis / status / stare (`s-t-`) köküne dayandığını; bunun "durmak, durağanlık, konum, o andaki durumu korumak" anlamına geldiğini (İngilizcedeki station, stand, status quo, arrest örnekleriyle) ifade eder. Sözlü anlatımlarında Batı devlet anlayışını "mevcut konumu koruma tedbirleri" (statis) olarak tarif ederken, Doğu/İslam anlayışını devele kökünden hareketle "dinamik akış ve devinim" şeklinde konumlandırır. Ancak yazılı felsefi metinlerinde (Barbar, Modern, Medenî, Akıl ve Erdem) bu durumu kaba bir dikotomiyle sınırlamaz; Batı siyaset felsefesinin rasyonel-bürokratik devlet yapısını (Hobbes, Kant, Hegel, Weber, Elias, Gellner) tahlil ederek son derece nüanslı değerlendirmeler sunar.
3. Klasik Dawla ile Modern Soyut Devlet Ayrımı, İbn Haldun, Cevdet Paşa ve Bernard Lewis:
Kalın, İbn Haldun'un ilm-i ümran teorisinde klasik dawla kavramının kan bağı ve asabiyye ile birleşen, ortalama 3 nesilde (120 yıl) doğup, büyüyüp, yaşlanıp batan hanedanlık/iktidar dönemlerine tekabül ettiğini tahlil eder. Ahmed Cevdet Paşa’nın Târih-i Cevdet’te İbn Haldun’un yaşlanma modelini benimsemekle birlikte, devletin çöküşünün mutlak bir kader olmadığını, "tedâbîr-i hekimâne ile teceddüd" (hikmetli tedbirlerle yenilenme) yaparak devletin ömrünün uzatılabileceğini savunduğunu vurgular. 19. yüzyılda Batı'daki soyut state kavramının karşılığı olarak Osmanlı-Türk bürokrasisinde "devlet" kelimesinin merkezileştiğini gösterir; Kemalist modernleşmede devletin toplumu dönüştüren kurucu bir "devlet-ulus" aygıtına bürünüşünü Ernest Gellner atfıyla eleştirir. Bernard Lewis’in eserleri kaynakçasında yer almakla birlikte, 19. yüzyılda state karşılığı olarak devlet kelimesinin yerleşmesi hususındaki özel Bernard Lewis tezi metinlerinde doğrudan işlenmemiştir.
4. Devlet, Hükümet ve İktidar Ayrımı ile Keyfilik Sınırı:
Kalın’a göre devlet, sırf kaba bir güç veya bürokratik otomasyon değildir. Devletin meşruiyet sınırı adalet ve hukuktur. Kınalızâde Ali Çelebi’nin Adalet Dairesi’ndeki "Devletin nâzımı şeri’attır (hukuktur)" ve Nizamü’l-Mülk’ün "Mülk küfürle devam eder ama zulümle devam etmez" kaidelerini hatırlatarak; hukuku, ahlakı ve meşruiyeti askıya alan keyfî bir iktidarın ontolojik/kozmik düzeni bozacağını ve yıkılmaya mahkûm olduğunu belirtir. "Akış" ve "değişim" vurgusu asla keyfîlik veya kurumsuzluk anlamına gelmez; Mütercim Asım Efendi’nin nizam tanımına atıfla devlet, "sebat ve kıyam" sağlayan kurumsal bir Mizan'dır.
5. Metinler Arası Tutarlılık, "Dünya Hem Perdedir Hem Ayna" Bağlamı ve Anlam Kayması:
Kalın’ın eserlerinde genel siyaset felsefesi (Adalet Dairesi, Nizam-ı Âlem, Farabi, İbn Haldun) bütüncül bir tutarlılık sergiler. Ancak mecra ve üslup farkından kaynaklanan belirgin bir vurgu kayması mevcuttur:
Sözlü sohbetlerde ("Dünya Hem Perdedir Hem Ayna"): Kalın, dünyayı sırf kendinde bir amaç olarak gördüğümüzde Hakikati örten bir "perde", ama Yaratıcı'nın tecellilerini yansıtan bir vesile olarak gördüğümüzde bir "ayna" olarak tanımlar. Bu metafizik diyalektiği devlete uyarladığında: Devleti dondurup kutsallaştırdığımızda ve onu insana tahakküm eden statik bir put hâline getirdiğimizde devlet bir "perdeye" (statis) dönüşür. Oysa devleti toplumun diri akışına hizmet eden, adaleti yansıtan esnek bir araç saydığımızda devlet bir "aynaya" (devele) dönüşür.
Yazılı felsefi metinlerde (Barbar, Modern, Medenî): Devlet kavramı, Mütercim Asım Efendi’nin nizam tanımına atıfla "sebat, kıyam, süreklilik ve istikrar" sağlayan kurumsal bir Mizan olarak tarif edilir. Değişimi ise Molla Sadra'nın hareket-i cevherî (özdeki kemal yürüyüşü) ilkesiyle temellendirir: Devletin özü/cevheri (adalet, merhamet) sabittir; arazları ve kurumsal araçları toplumsal akışa (tedavüle) cevap verecek şekilde dinamiktir.
(C) ETİMOLOJİK İDDİA, SİYASAL SONUÇLAR VE GÜNCEL İTİRAZLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
1. Etimolojik İddianın Gücü ve Sınırları:
Kalın'ın sohbetlerinde kurduğu "Batı devleti durmayı (statis), bizim devletimiz akmayı (devele) esas alır" tezi, linguistik/metaforik açıdan dikkat çekici ve açıklayıcı bir retoriktir. Ancak tarihsel ve kurumsal gerçeklik açısından değerlendirildiğinde bu bağ yer yer aşırı basitleştirici (indirgemeci) bir nitelik kazanmaktadır. Zira Batı'daki modern state (Machiavelli, Hobbes, Weber), mutlak hükümdarlıktan bürokratik ulus-devlete ve anayasal demokrasiye kadar tarihin en dinamik ve dönüştürücü kurumlarından biridir. Nitekim Kalın’ın kendisi de yazılı kitaplarında Batı modernitesinin ve kapitalizminin muazzam dinamizmini ve dönüştürücü gücünü detaylarıyla tahlil etmektedir.
2. Gündelik Tartışmadaki İtirazlar ve Kalın'ın Çerçevesi:
Son günlerde yürüyen tartışmalarda getirilen temel itiraz, "Devleti sırf devele (akış/tedavül) üzerinden okursanız, kurumsal sürekliliği, anayasal güvenceyi ve hukuk emniyetini zayıflatır; keyfî iktidar alanlarına kapı aralarsınız" şeklindedir. Kalın’ın yazılı felsefi metinleri bütüncül olarak okunduğunda, bu itirazın Kalın’ın asıl felsefi çerçevesiyle çelişmediği görülür. Kalın, devleti keyfî bir akış olarak görmez; aksine "Devletin nâzımı şeriattır/hukuktur" ve "Nizam sebat ve kıyamdır" diyerek devleti hukuki ve ahlaki bir Mizan'a bağlar.
3. Metinlerdeki Kavramsal Denge (Hareket-i Cevherî Uzlaşısı):
Kalın’ın felsefi sisteminde "akış" ile "süreklilik" arasındaki gerilim, Molla Sadra'nın hareket-i cevherî kuramı ve Ayna-Perde diyalektiği üzerinden uzlaştırılır:
Sabite (Cevher / Ayna Vasfı): Devletin adalet, merhamet, insan onurunu koruma ve hukuka dayanma ilkesidir. Bu ilke sabittir, durağandır ve pazarlık konusu edilemez.
Değişken (Araz / Tedavül / Akış): Devletin toplumsal ihtiyaçlara, çağın şartlarına ve kriz anlarına cevap verirken kullandığı idari araçlar, kurumlar ve politikalardır. Bunlar akış hâlindedir (devele).
Dolayısıyla Arapça dawla kelimesinin `devele/statis` karşılaştırması felsefi metinlerin ana taşıyıcı sütunu olmaktan ziyade, sohbetlerde toplumsal dinamizmin önemini ve devletin esnek olması gerektiğini anlatmak için başvurulmuş metaforik bir kavramsallaştırmadır.
(D) BEŞ FELSEFİ BOYUTTA MAHIYET ANALİZİ VE KARMAŞALARIN KÖK NEDENLERİ
İbrahim Kalın’ın "devlet" kavramı etrafında lafzen (etimolojik/sözel) ve manen (felsefi/hikemî) ifade etmeye çalıştığı hakikat, altı temel felsefi katmanda ve zorunlu kavramsal atıflarla şöyle tahlil edilebilir:
1. Ontolojik Katman (Varlık / Töz - Cevher / Mizan / Ayna-Perde Diyalektiği):
Lafzi Bağlantı: Devele kelimesinin "akış" manası ve "dünyanın ayna olması".
Manevi Hakikat ve Kök Neden: Devlet, ontolojik olarak kendi kendine yeten mutlak bir ilah veya kutsal bir nesne değildir; Yaratıcı'nın koyduğu kozmik adalet Mizanı’nı yeryüzünde tecelli ettirmek için kurulmuş türevsel bir "çatı" ve imkândır. Molla Sadra’nın hareket-i cevherî ilkesi gereğince devletin cevheri (adalet) sabittir; ancak bu cevherin yeryüzündeki tezahürleri sürekli bir tekâmül ve akış hâlindedir. Devleti ontolojik zemininden (adaletten) kopardığınızda, devlet Hakikati yansıtan bir ayna olmaktan çıkar, Hakikati örten ve zulme dönüşen bir perdeye (statis) dönüşür.
2. Ontik Katman (Görünür Yapı / Bürokrasi / Prosedür / "Kas Hafızası"):
Lafzi Bağlantı: Statis / status kelimesinin "durum, kurum, bürokrasi" manası.
Manevi Hakikat ve Kök Neden: Devletin somut binaları, kanun maddeleri, bürokratik prosedürleri ve "kas hafızası" ontik alanı oluşturur. Bürokrasi rutin zamanlarda işleri yürütür; ancak beklenmedik büyük bir kriz veya tarihi dönüşüm anında bu ontik kas hafızası kilitlenir. Eğer devlet sadece ontik prosedürlerden ibaret sayılırsa, Naziler örneğinde görüldüğü gibi "prosedürel olarak rasyonel ama ahlaken barbar" yapılar doğar.
3. Epistemolojik Katman (Bilgi / Akıl / Ratio - Intellectus):
Lafzi Bağlantı: Ratio (hesapçı akıl) ile Intellectus / Akl-ı Selim (tözsel idrak) ayrımı.
Manevi Hakikat ve Kök Neden: Batı’daki modern state anlayışı ağ��rlıklı olarak nicel, hesapçı, parçalayıcı ve araçsal akla (Ratio) dayanır. Devlet aklı ise sadece veri işleyen bir Ratio değildir; Akl-ı Selim (doğru bilgi), Kalb-i Selim (ahlaki duyarlılık) ve Zevk-i Selim (estetik ve zarafet) bütünlüğünden beslenen tözsel bir hikmettir (Intellectus).
4. Aksiyolojik Katman (Değer / Ahlak / Hasbîlik vs Hesabîlik):
Lafzi Bağlantı: Hasbî (karşılıksız/ilkesel) ile Hesabî (çıkar odaklı) tutum farkı.
Manevi Hakikat ve Kök Neden: Devletin meşruiyetinin aksiyolojik (değer) kaynağı adalet ve ihsandır. Devleti sırf güç ve çıkar hesabı üzerinden yönetmek hesabî bir sığlıktır. Hakiki devlet aklı; vatandaşı bir "müşteri" veya "kullanıcı" değil, ilahi bir "emanet" gören hasbî bir ahlaka dayanır. Nizamü’l-Mülk’ün "Mülk zulümle devam etmez" kaidesi devletin aksiyolojik sınırını çizer.
5. Fenomenolojik Katman (Tecrübe / Yaşantı / Varlıktaşlık):
Lafzi Bağlantı: İnsanın devleti bir "baskı aygıtı" mı yoksa bir "sekinet ve adalet çatısı" olarak mı tecrübe ettiği.
Manevi Hakikat ve Kök Neden: Vatandaşın devletle kurduğu doğrudan tecrübe alanıdır. Fenomenolojik açıdan modern "devlet-ulus" projeleri insanı yukarıdan aşağıya dönüştürülecek bir "nesne" olarak tecrübe ettirirken; klasik Adalet Dairesi modeli devleti, insanın emniyet, izzet ve huzur içinde yaşamasını sağlayan kuşatıcı bir "Kendi Gökkubbemiz" olarak hissettirir.
6. Karmaşaların Kök Nedenleri ve Bütüncül Kavram Atlası:
Kamuoyundaki kavramsallaştırma karmaşalarının temel kök nedeni; ontolojik alan (devletin varlık sebebi olan adalet) ile ontik alanın (devletin bürokratik prosedürleri ve kurumları) birbirine karıştırılmasıdır. Katılımcılar devleti ya tamamen donmuş bürokratik bir otomasyona indirmekte ya da sınırsız ve keyfî bir akış sanmaktadır. Oysa Kalın’ın eserlerindeki felsefi zemin; Mizan, Adalet Dairesi, Akl-ı Selim, Hareket-i Cevherî, Teceddüd, Hasbîlik ve Varlıktaşlık kavramları üzerinden kurulan dengeli ve köklü bir siyaset ontolojisidir.
SONUÇ
İbrahim Kalın’ın devlet ve medeniyet üzerine yürüttüğü felsefi tahliller; devleti sırf soğuk, mekanik ve araçsal bir bürokratik aygıt (ontik alan) olarak gören teknikalist yaklaşımlara karşı, devleti dikey adalet Mizanı’na ve ahlaka bağlayan canlı bir "hakikat ve kamu hizmeti çatısı" olarak yeniden tanımlama çabasıdır.
Etimolojik düzeydeki `devele` (akış) ve `statis` (durağanlık) karşılaştırması, toplumsal dinamizmi ve esnekliği vurgulayan zengin bir metafor sunmakla birlikte; felsefi metinler düzeyinde esas olan, Adalet Dairesi, Nizam-ı Âlem ve Molla Sadra’nın hareket-i cevherî ilkesidir. Devlet; özünde adaleti ve insan onurunu saklı tutan (sebat ve kıyam), arazlarında ve kurumlarında ise toplumsal değişime adaletle cevap veren (tedavül / teceddüd) bütüncül bir Mizan olduğu sürece ayakta kalabilir ve ebed-müddet kılınabilir.
KAYNAKÇA
I. İbrahim Kalın’ın Telif Eserleri (Kitaplar)
1. İbrahim Kalın, Barbar, Modern, Medenî: Medeniyet Üzerine Notlar, İstanbul: İnsan Yayınları, 2018. (Adalet Dairesi bahsi: s. 158-161; Ahmed Cevdet Paşa ve İbn Haldun teceddüd modeli bahsi: s. 258-265)
2. İbrahim Kalın, Akıl ve Erdem: Türkiye'nin Toplumsal Muhayyilesi, İstanbul: Küre Yayınları, 2013.
3. İbrahim Kalın, Akıl ve Erdem: Türkiye'nin Toplumsal Muhayyilesi, İstanbul: İnsan Yayınları, 2020. (Ulus-devlet ve Gellner tahlili: s. 62-64)
4. İbrahim Kalın, İslam ve Batı, İstanbul: İSAM Yayınları, 2007.
5. İbrahim Kalın, İslam ve Batı, İstanbul: İnsan Yayınları, 2024.
6. İbrahim Kalın, Perde ve Mânâ: Akıl ve Varlık Üzerine, İstanbul: İnsan Yayınları, 2020.
7. İbrahim Kalın, Açık Ufuk: Düşünce ve Varlık Üzerine, İstanbul: İnsan Yayınları, 2021.
8. İbrahim Kalın, Varlık ve İdrak: Molla Sadrâ'nın Bilgi Tasavvuru, İstanbul: Klasik Yayınları, 2015.
9. İbrahim Kalın, Ben, Öteki ve Ötesi: İslam-Batı İlişkileri Tarihine Giriş, İstanbul: İnsan Yayınları, 2016.
10. İbrahim Kalın, Heidegger'in Kulübesine Yolculuk, İstanbul: İnsan Yayınları, 2025.
II. İbrahim Kalın’ın Konuşma ve Sohbet Kayıtları (Görsel-İşitsel Kaynaklar / Transkriptler)
11. İbrahim Kalın, "Dünya Hem Perdedir Hem Ayna", Kendi Gökkubbemiz YouTube Sohbet Serisi (MyMecra). (Arapça `devele/dawla` ile Latince `statis/state` etimolojik tahlili)
12. İbrahim Kalın, "Akıl Ötesi Gerçeklik", Kendi Gökkubbemiz YouTube Sohbet Serisi (MyMecra). (Molla Sadra ve hareket-i cevherî tahlili)
13. İbrahim Kalın, "Emperyalizm Bitmedi Yüz Değiştirdi", Kendi Gökkubbemiz YouTube Sohbet Serisi (MyMecra). (Farabi, Erdemli Şehir ve Mizan)
14. İbrahim Kalın, "Sol Neden Dine Yabancı", Kendi Gökkubbemiz YouTube Sohbet Serisi (MyMecra). (Adalet, Mizan ve devletin meşruiyet sınırı)
15. İbrahim Kalın, "Usul Esastan Önce Gelir", Kendi Gökkubbemiz YouTube Sohbet Serisi (MyMecra).
16. İbrahim Kalın, "Kötülük Neden Var?", Kendi Gökkubbemiz YouTube Sohbet Serisi (MyMecra).
III. İncelemede Atıf Yapılan Klasik Metinler ve Müellifleri
17. Fârâbî, İdeal Devlet: el-Medînetü'l-Fâzıla, çev. Ahmet Arslan, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
18. İbn Haldun, Mukaddime, çev. Süleyman Uludağ, İstanbul: Dergâh Yayınları.
19. Kınalızâde Ali Çelebi, Ahlâk-ı Alâî, haz. Mustafa Koç, İstanbul: Klasik Yayınları.
20. Nizamü’l-Mülk, Siyâsetnâme, çev. M. Taha Ayar, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
21. Ahmed Cevdet Paşa, Târih-i Cevdet, İstanbul: Üçdal Neşriyat.
22. Ahmed Cevdet Paşa (Bşk.), Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye.
23. Mütercim Asım Efendi, Kâmûsu’l-Muhît Tercümesi, İstanbul: Dâru't-Tıbâati'l-Âmire.
24. Molla Sadrâ, al-Hikmetü'l-Müte'âliye fi'l-Esfâri'l-Aklıyyeti'l-Erba'a, Beyrut: Dâru İhyâi't-Turâsi'l-Arabî.
Umman Sultanı Heysem bin Tarık tarafından Eylül 2026’da yay��mlanan 77/2026 sayılı Kraliyet Kararnamesi ile Blok 80 imtiyaz alanına ilişkin Türkiye-Umman ortaklığı resmen onaylanarak yürürlüğe girdi.
TPOC, Umman’ın stratejik Blok 80 sahasında %50 hisse aldı
Ne jamais laisser un prolo droitardé franco-sudac face un bourgeois gauchiste de souche. Il le regarde comme sa mère doit regarder sa femme de ménage colombienne quand elle la réprimande pour avoir oublié de faire le miroir de la salle de bain.
Dünyanın bilinen ilk pantolonu (tarihlendirme M. Ö. 1500-1200) arkeolog Wagner tarafından 2014'de Doğu Türkistan'ın Turfan şehrinde buldu.
Pantolondaki damga Çinliler,
Avrupalılar, Farslar ve Ruslarda yok.
Fotoğraflar: İlk pantolon, Çuvaşistan'da kültür merkezi ve Güney Arizona'da kaya resim alanı (MS. 6.yy).
@ColonelTowner Surprised to see you to get caught up in sensationalized headlines, clickbait stories to trigger strong emotional reactions. Funny storie about grey wolfs and Turkish nationalist party. Made up with crumble of infos.
Please do reserch better Colonel.
@fatih_silit Menemen belediye baskani ile tanistim.Menemen'i dünya seramik- çömlekcilik merkezi haline getirdi. Sanatcilarina, ustalarina sahip cikti. Yurt disinda simdiye kadar Turkiye'yi boylesine yapıcı, ileri tasiyan siyasetci gormemistim.Tum dunya seramik comlek camiasi hayran.
@fatih_silit Fatihcigim biliyorsun bu önemsiz şaskın kukla Seytanyahu ile kuzen. Aynı soyadı taşıyorlar
Arjantin, Antartika ve II D Savaşı sonrası konumu, Peron,ilan ettigi atom bombası, palantir, Peter thiel, eski British donanmasi, Falkland'lar.Hepsini birlestirince yeni bir tablo çıkıyor.
@nejdettetik56 2) Bu tip büyük oyunlarda bazen icerde olmak, yakin olmak size karsi dusmanlik besleyenleri ileride daha kolay alt edebilmenizi saglar. Cekismeli durumlar. Hatalar da olabilir ya da mecburi tavizler. Guc dengelerinde. Herseye ragmen su an icerde olmamamız bir avantaj.
@nejdettetik56 Nejdet bey, 400.000 nüfusu ve dezavantajlı coğrafi konumuyla Izlandayi Jeopolitik dengelerde
Türkiye ile karsilastiramayız .
AB cok yakında kendi kendini lağv edecek.
2005 yilında yapilan halk referandumunda Fransa da HAYIR demisti. Kimse dinlemedi. AB ye girdiler. 👇