Zihnindeki hikâye örüntüsünü tamamlamak için hayatını harcayacaksın. Sonra bakacaksın ki hikâye de karakterler de senin yüklediğin anlamlardan ibaretmiş. Ve hayatın, özünde tek kişilik bir hikâye olduğunu, aradaki tüm insan kesişmelerinin bir illüzyon olduğunu anlayacaksın.
Bir şey okuduğumda ya da kendim yazdığımda, cümleler arasındaki ilişkisel bağlamı kurgularken zihnimde oluşan netlikten çok, alt metinde yakaladığım hiyerarşi benim için daha yaratıcı oluyor sanırım.
Yani metnin verdiğinden çok, yergisiyle ilgileniyorum.
Yanılsamanın sonsuz hafifliği ile gerçeğin kaçınılmaz ağırlığı... İnsan ruhu en çok bu iki kavram arasındaki o derin uçurumda hırpalanıyor. Sanmanın çok boyutlu illüzyonundan, olmanın katı ve köşeli geometrisine düşerek 💎
Takıntılı insanlar hep varlar, olacaklar. “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” deyip, bize çarpmamaları için kenara çekilip, yol vereceğiz. Çünkü insanın insana takıntısı iyi gelmez. İnsanın kendi keyfi, zevki ve işi için geliştirdiği o üretken takıntıları ise muhteşemdir.
Takıntılarımızın eşittiri çok önemli. Eşittir elde var sıfıra oynuyorsan vay haline… En yazıktır kısmı zamanın, hayatından geçip giden saliseler, saniye bile diyemiyorum. Para verip geri alamayacağın tek şey.
İnsanların neyi takıntı yaptıkları önemli. Karakter tanımlarken işimize yarar. Bazıları için durum çok vahim; kendileri dışında gereksiz şeylere takılan tipler. Kendi tipi kaymış ama adamın haberi yok. Tip deyip geçmeyelim karakter kadar önemli. Mükemmel olmaktan söz etmiyorum.
Masalların bize öğrettiği bir şey varsa o da ejderhaların var olduğu değil; onları yenebildiğimiz gerçeğidir. #sinema#prolog hangi film olduğunu siz bulun🐉
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun. Geleceği çocuklara emanet eden Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda ilerliyoruz. Egemenlik; vazgeçilmez bir değerdir. Onu anlamak da korumak kadar önemlidir.
Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.