Bugün, 2016 yılından bu yana büyük bir onur, şeref ve sorumlulukla yürüttüğüm Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanlığı görevimden istifamı sunmuş bulunuyorum.
Makamlar gelip geçer, unvanlar el değiştirir. Asıl mesele, insanın hangi makamda oturduğu değil, hangi değerlerin arkasında durduğudur. Bizim için esas olan makamlar değil, yıllardır aynı istikamette yürüdüğümüz davamız ve Sayın Cumhurbaşkanımızla omuz omuza verdiğimiz mücadeledir.
Bu kararım, inandığım değerlerden ve milletimize hizmet etme irademden bir adım geri atmak anlamına gelmemektedir. Dün olduğu gibi bugün de yarın da Sayın Cumhurbaşkanımızın yanında, aynı inanç ve kararlılıkla yol yürümeye devam edeceğim.
Rabbim bizleri makamların gölgesinde güç arayanlardan değil, hakikatin ışığında dimdik duranlardan eylesin. Bedeli ne olursa olsun inandığı değerleri savunanlardan eylesin.
MHP’li Osman Durmuş haklıymış
TEI Genel Müdürü Faruk Akşit diyor ki…
Türkiye’den kök hücreleri çaldılar, götürdüler. Türk milletinin genetik yapısının haritasını çıkartıyorlar. Sadece Türk milletine etki edecek silah yapabilirler.
Yaşı müsait olan herkesin bu açıklamayı okurken aklına Osman Durmuş isminin geldiğinden adım gibi eminim.
Yıl 1999.. DSP-MHP-ANAP koalisyonu işbaşında. Osman Durmuş da MHP’li Sağlık Bakanı olarak her gün manşetlerde.
Türkiye büyük bir deprem yaşamış… ABD insani yardım amacıyla hastane gemiler yolluyor.
MHP’li bakan “İhtiyacımız yok” diyerek bu gemilere hasta yollamayı reddediyor.Yunanistan’dan gelen yardım desteğini elinin tersiyle itiyor.
Gazeteler gün aşırı Sağlık Bakanını istifaya davet ediyor!
Öyle ya.. Sen koskoca ABD’nin hastane gemisine nasıl karşı çıkarsın? Ne zararı olabilir ki Sam Amca’nın gemilerinin Türk insanına!
O sıralar Türkiye gündeminde deprem dışında Oktar Babuna adlı bir de doktor var.
Gazetelerde sürekli Babuna’nın kan kanseri olduğu ve tedavisi için ilik nakli gerektiği yazılıp, çiziliyor. Ve bir kampanya başlatılıyor.
Tam 160 bin ünite kan örneği toplanıyor. Sonra ne mi oluyor? 120 bin ünite kan örneği ortadan kayboluyor!
Dönemin Sağlık Bakanı Osman Durmuş bu kampanyaya da karşı. Ama medyanın karşısında o yıllarda kim durabilir ki! Kimse dinlemiyor bakanı… Ancak kanlar kaybolunca soruşturma başlatılabiliyor.
Ve Durmuş kameraların karşısına geçerek 2026 yılında bile hatırlanmasını sağlayan o konuşmayı yapıyor: “ Oktar Babuna için gerçekleştirilen kampanya sonrası gen haritamız çıkarıldı. Muhtemel bir savaşta genlerimize duyarlı virüs üretip Türk askerinde savaşacak güç bırakmayabilirler.”
Aradan tam 27 yıl geçti. 1999’da medyanın dalga geçtiği, hedef gösterdiği Durmuş’un anlattıklarının komplo teorisi olmadığı 2026’da ortaya çıktı. Bknz: TEI Genel Müdürünün açıklamaları…
O günün hala hayatta olan medya elitlerine çağrımdır. Osman Durmuş’tan özür dileyin.
Son birkaç yıldır “Aman çocuğumun psikolojisi bozulmasın.” denilerek çocukları her türlü zorluktan uzak tutma anlayışı giderek yaygınlaşmıştı.
Fakat hayat, sınırların ve sorumluluğun da eğitimin bir parçası olduğunu yeniden hatırlatıyor.
Çok fazla zaman geçmez. Bugün “çocuğuma dokunulmasın” diyenler, yarın “Öğretmenim, eti senin kemiği benim.” anlayışına yeniden dönmenin gerekliliğini konuşmaya başlayacaktır.
Ki öğretmenler bu konuda yıllardır uyarı yapıyorlardı.
Amerika'da 7 yaşındaki kız çocuğunu tecavüz edip öldüren Tanner Horner'a idam cezası verildi.
Bu pislik herifin daha önce de tecavüz ettiği kızlar var. İlk tecavüzü 2013 yılında gerçekleştirmiş.
İslam Hukuku'na göre cezası idamdır. Amerikan Mahkemesi doğru karar vermiş.
Ceza Hukukumuza göre böyle bir ceza veremiyoruz. Bence değişmesi lazım.
Manisa’daki saldırıda beni en az olayın kendisi kadar sarsan bir ayrıntı var:
Bir saldırgan elinde koca bir tüfekle yüzlerce metre yürüyor. Gören var ama müdahale eden yok, polisi arayan yok…
Okulun alt sokağında ateş açılınca, silah seslerini duyan güvenlik görevlisi 112’yi arıyor.
Oysa yolda görenlerden sadece bir kişi ihbarda bulunsaydı belki de bu facia yaşanmayacaktı.
Eskiden mahallenin çocuğu da sokağı da birbirimize emanetti. Bir terslik gördüğümüzde “Beni ilgilendirmez” demezdik.
Şimdi görüyoruz, başımızı çevirip geçiyoruz.
Toplumsal duyarlılığımıza ne oldu?
CIA Başkanının Moskova’ya gidip, Kremlin’i yüz yüze uyarma gereği duyduğu bir dünyadayız.
MİT Başkanımızın
Atina’ya gidip hal hatır sorduğunu mu zannediyoruz ?
Atina’nın uykuları kaçmıştır💥
Boykottan etkilenen Algida'nın yerli görünümlü markalarla satışlarını arttırmaya çalıştığı görülüyor. Daha önce Oando markalı ürünlerini deşifre ettiğimiz Algida bu kez de yerli görünümlü "Bizim Usta Dondurma" ürünleriyle boykotu delmeye çalışıyor.
https://t.co/k9RyxZH66P
Bir Allah kulu da demiyor ki Haluk iyidir yapmaz öyle şey..
Kaçan kaçana.. O gün Ahbap derneğine para toplayanlar şimdi ; ‘ yok vallaha biz bir şey vermedik’ diyorlar.. Ulan vermeyecektiniz de millete niye verdirttiniz.. En az onun kadar sizler de bu soygunun sebebi ve sorumlususunuz.. Ahbap enkazının altında kaldınız.. Bağırın bakalım sesinizi duyan var mı..
Yazıklar olsun!
Beşiktaş - Ortaköy arasındaki asırlık çınarları geçen sene sözde budamıştı İBB. Çınarlar bu yıl tamamen kurumuş.
Gezi Parkı’nda 3 tane ağacın yeri değişecek diye memleketi birbirine katanlar nerede?
Herşeyiniz yalan, sahte, gösteriş. Sayılı gün çabuk geçer, İstanbul sizden kurtulacak, az kaldı…
Ve böylece;
Yangında yabancı ülkelere
Depremde AHBAP’a çağrı yapıp
Kahramanlaştırma dönemi umarım artık geride kalır
Bizim bir devletimiz var
İyi ki var
🇹🇷