“Beş dakikacık bir görüşme” için muhataplarına yalvaran zavallıların sırf gündeme gelebilmek için yaptığı eleştirilere sadece gülüp geçiyoruz.
Yabancılaşma kötüdür ama kişinin kendi ülkesine, kendi milletine yabancılaşması, hatta düşmanlaşması çok daha kötüdür.
Her zaman söylediğim gibi, Türkiye Cumhuriyeti hepimizin ortak devletidir.
Hangi partiden, görüşten, kökenden olursak olalım hepimiz bu devletin vatandaşıyız, bu aziz milletin ferdiyiz.
Türkiye için iyi olan hepimiz için iyidir, faydalıdır, hayırlıdır.
Türkiye’nin başarısı 86 milyonun tamamının başarısıdır.
Türkiye’nin sıkıntısı ise bilaistisna hepimizin sıkıntısıdır.
Millî meselelerin, ideolojik kavga ve siyasi polemiklerin aparatı yapılmasını biz doğru bulmuyoruz.
Önemli bir kısmına iştirak ettiğim diğer NATO toplantılarına kıyasla Ankara Zirvesi, medyanın en yoğun ilgi gösterdiği zirvelerden biri olmuştur.
Bu ilginin gerek uluslararası basında gerekse sosyal medya mecralarında hâlen devam ettiğini görüyoruz.
NATO Zirvesi, “Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne ne gerek var” diyenlere, “iktidara gelirsek Külliye’yi yıkacağız” diyen vizyon fukaralarına bu eserin ne işe yaradığını, ne amaçla inşa edildiğini, Türkiye için ne manaya geldiğini çok net biçimde göstermiştir.
Cumhurbaşkanlığı Külliyemiz, tıpkı Gazi Meclisimiz gibi devletimizin ve 86 milyonun temsil makamıdır.
Malum çevrelerin hedef aldığı bu mekân Milletin Evi’dir.
Burası, asırlardan süzülüp gelen devlet aklının, milletimizin dünya sahnesindeki itibarının, Türkiye’nin güç ve ağırlığının mimari zemindeki buluşma noktasıdır.
Eski nizamın yoğun bakımda olduğu, yeni sistemin ise doğum sancıları çektiği bu dönemde küresel diplomasinin kalbi Külliyemizde atmaktadır.
Maalesef Türkiye’de kendi devleti ve hükûmeti hakkında olumlu tek cümle dahi duymaya tahammül edemeyen marjinal bir kesim var.
Bunlar tüm misafirlerimizin ülkemizden sitayişle bahsetmesini içlerine sindiremiyor.
Öyle ki NATO Ankara Zirvesi’ne ve Türkiye’nin müstesna ev sahipliğine kara çalmak için günlerdir akla hayale gelmedik hezeyanlar üretiyorlar.
Siyasetin değil, tababetin konusu olan bu güruhu ve saçmalıkları gördükçe inanın onlar adına sadece üzülüyoruz.
İçilmedi.
Çünkü 28 Ağustos 2014 itibarıyla alkollü içecek ikramı kaldırıldı.
Bundan rahatsız olan bir tane yabancı devlet adamına da rastlamadım.
Misafir ev sahibine tabidir.
Yeditepe Üniversitesi’nde yaşandığı iddia edilen skandal, yıllardır üniversitelerin bir kısmına çöreklenmiş millet ve inanç düşmanı zihniyetin hâlâ ayakta olduğunu göstermiştir.
Kur’ân-ı Kerim’den “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” âyetini taşıyan bir öğrenciden rahatsız olmak; fikir özgürlüğünü değil, inanç düşmanlığını ele verir. Allah’ın kelamına tahammül edemeyenlerin özgürlük nutukları da demokrasi masalları da millet nezdinde hiçbir hüküm ifade etmez.
Eğer bu çirkin hadise rektörlüğün ve bazı akademisyenlerin yönlendirmesiyle gerçekleştiyse, bunun hesabı mutlaka sorulmalıdır. Üniversiteler, inancına sahip çıkan gençlerin baskı altına alındığı değil; herkesin temel hak ve özgürlüklerinin güvence altında olduğu ilim yuvaları olmak zorundadır.
Milletimizin mukaddesatına karşı alerjisi olan bu hastalıklı zihniyet bilmelidir ki; Kur’ân’a uzanan her hadsizlik, doğrudan bu milletin vicdanına yönelmiş bir saygısızlıktır. Bu ülkenin öz değerleriyle kavgalı olanlar, milletimizin vicdanında hak ettikleri cevabı almaya mahkûmdur.
Yeditepe Üniversitesi’nde iğrenç bir skandal: “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” âyetini taşıyan bir öğrencinin dövizi rektörlüğün ve hocaların kışkırtması sonucu engellenmeye çalışıldı, çok yüz kızartıcı sahneler yaşandı.
Harvard’da mezuniyet töreninde Kur’ân okunurken ve herkes saygıyla dinlerken bizim ülkemizin üniversitelerinde 1 âyetin yazılı olduğu dövize bile tahammül edemeyenler bu ülkenin çocuğu olabilir mi?
Ne demiştik: Türkiye’deki İslâm düşmanlığı, Batı’dakine rahmet okutur.
#yeditepedeislamofobi
2004'teki NATO Zirvesi'nde dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Emine Erdoğan'ı başörtüsü nedeniyle resmi yemeğe davet etmemişti.
2026'da ise Emine Erdoğan, NATO Zirvesi'nde lider eşlerini ağırladı ve aile fotoğrafında en ön sıradaki yerini aldı.
Bu bir devrimdir...
“Türkiye olarak kendi savaş uçağını, kendi tankını, kendi gemilerini üreten, kendi savunma sistemlerini geliştiren ender müttefiklerden biriyiz.”
#NATOsummit