Özümüzle barışıp, kendimizden kaçmadan hakiki öze ulaşmak ve steril insan olma noktasın da pes etmeden Allah’tan kolaylık dilemeliyiz. Hayat 3 gün kapasitemizin farkındalığı içinde bir ömrümüz olsun. Vesselâm
Serhat Ağalar
O halde; Zanlar ile hisleri ayırt eden, özüne karşı samimi olup, o nazar ile bakıp, kendi ile yüzleşmeye yüzü olup sevme iddiası ile yürüyen kişi, özüyle barışıp hayatı ÖZgür yaşar. Özlemek buradan gelir özüyle barışık olan benzer öze yabancı olmadığından ona meyleder.
Başkasının hakkını korumaktır, ünsiyet kurmak… kendinden saklanan mahkum insan nasıl bağ kurduğu insanın hakkını korur? Sandığınız kendiniz ile bağ sandığınız ilişkiler kurulamaz. Önce özüne bakıp sonra öze ulaşılmalı. Çünkü öz bir! Özüne bakan karşısında ki öze yabancı olamaz
Sonu ne olursa olsun İnsan zannı ve hissi ayırmalı eğer bu his ise kendine rağmen bile karşısına almalı kendini ve hesaplaşmalı! Kaçarak yaşamak gizlenmeyi gerektirir, kimden gizlenmek?
Kendinden! Bir ömür kendinden gizlenen insan nasıl başkasıyla özgün bir ünsiyet kurar?
Kaçmakla değil yüzleşmekle… Duygusundan, hissinden kaçamaz insan, hiç beklemediği bir zamanda bakmak istemese bile orada durduğunu bilir ve yaşadığı her an bir kaldırım taşında bile görür onu. Kafasını çevirmesi, yok sayması acı bir yanılmadan başka bir şey değildir.
Tasavvufa göre
Bir hâl tekrar ediyorsa, bil ki
Hak seni onunla eğitmektedir.
Hayat, anlamadığın yeri geçmez. Sen fark edene kadar tekrara devam eder.
İbn-i Arabî şöyle der:
“Bir hâl sana tekrar ediyorsa,
bil ki Hak seni onunla eğitmektedir.”
İnsan tekrar edeni çoğu zaman
“başaramadım” diye okur.
Oysa tekrar, ilahi pedagojidir.
Bir öğretmenin aynı konuyu yeniden anlatması gibi…
Hayat, anlamadığın yeri geçmez.
Sen fark edene kadar aynı kapıyı çalmaya devam eder.
Bazı insanlar hep aynı ilişkide yaralanır.
Bazıları hep aynı işte tükenir.
Bazıları hep aynı hayal kırıklığını yaşar.
Bu bir tesadüf değildir.
Hayat seninle konuşuyordur.
Ama sen dinlemek yerine kaçıyorsundur .
Kaçtıkça mesaj büyür.
Ses yükselir.
Sarsıntı artar.
İnsan zor bir duyguyla karşılaşınca üç şeyi yapar:
Bastırır!
Erteler!
Görmezden gelir!
Ama bastırılan yok olmaz sadece yer değiştirir.
Bugün sustuğun duygu, yarın başka bir olayla geri gelir.
Aynı yara, yeni ambalajla açılır.
Ataullah el iskenderi der ki:
“ Seni aynı yere döndüren yolun uzunluğu değil bakışının darlığıdır.”
Çoğu zaman yollar açık, imkanlar vardır.
Ama insan aynı gözlükle baktığı için hep aynı manzarayı görür.
Bakış değişmeden kader değişmez.
Çünkü kader idrak ile yazılır.
İnsan zorlanınca hemen sebeb arar :
“Onun yüzünden…”
“Şartlar böyle…”
“Zaman kötü…”
Bu cümleler geçici rahatlatır ama çözüm üretmez.
Tasavvuf soruyu dışarıya değil içeriye yöneltir:
“Ben neyi öğrenemedim ?”
Bazı acılar insanın evi gibidir can yakar ama tanıdıktır. bilinmeyen huzurdansa bilinen sıkıntı tercih edilir.
Çünkü değişim eski benliğin çözülmesidir.
Ve çözülme kontrol kaybı gibi hissettirir.
İnsan çoğu zaman mutluluktan değil belirsizlikten korkar.
Mevlânâ celalettin Rumi şöyle der:
“ Eski halinden vazgeçmeyen yeni bir yola giremez.”
Yeni bir hayat isteriz ama eski tepkileri koruruz.
Yeni bir bilinç isteriz ama eski alışkanlıkları bırakamayız.
Bu yüzden dönüşüm başlamaz sadece ertelenir.
Abdulkadir geylani uyarır:
“Halinden razı olmayan ama halini terk etmeyen kendine eziyet eder.”
Kararsızlık en sessiz yorgunluktur.
Ne gidersin, ne kalırsın.
Ruh bu arada sıkışır.
İçten içe tükenir.
Hayat ağırlaşır.
Cumanın hayrı bereketi üstünüze olsun Aşıklar💙
“Benim Hindistan’da gördüğüm o sıra dışı haller aslında ‘Allahsız’dı.”
Nihat Özbudun’dan Safer Efendi’ye biat hikayesi… O arayışı ve dönüm noktasını kendisinden dinliyoruz 🪻