@gazetesozcu Allah' ım böyle psikopat insanları sana havale ediyorum. Bu dünyada da diğer tarafta da şu yaptığının aynısını yaşasın. Acılara boğulsun. Amin
Değerli yol arkadaşlarımız,
“CHP İletişim” hesabımız artık “Özgür Özel İletişim” (@ozgurozeliletsm) adıyla yoluna devam ediyor. Sesimizi daha güçlü duyurmak, dayanışmamızı büyütmek için hep birlikte takip edelim, çevremize de ulaştıralım.
Birlikte daha güçlüyüz.
#Lider
Ebubekir Şahin.
Hayırdır İçişleri Bakanı oldun da haberimiz mi yok?
Esas tehdit dili kullanan sensin,aynaya bakarak yazma.
İşin gücün yasakçılık.
Erdoğan'ın annesine küfür eden Şerefsizi kim savundu?
Fakat siz Dilek İmamoğlu'na hakaret eden, Şerefsiz tiplere tek söz etmediniz.
Anıtkabir'e "Anırkabir" diyen bu Cumhuriyet ve Atatürk düşmanına söz etmeyen Adalet, Adalet değildir.
Furkan Bölükbaşı ve onun gibiler, Halkı kin ve nefretle bölüyor.
@adalet_bakanlik neredesin?
Sayın Adalet Bakanı Yılmaz Tunç,
Partinizin Yozgat İl Kongresinde yaptığınız konuşmayı okudum. Türk hukuk sisteminin ne kadar demokratikleştiğini ifade etmişsiniz. 27 Mayıs, 12 Eylül ve 28 Şubat ile kıyaslamışsınız. Bir ülke hukukunun demokratikleşmesi darbe/müdahale dönemi uygulamaları ile ölçülerek tespit edilemez. Evrensel hukuk ilkeleri ve demokratik hukuk ölçütleri esas alınır.
Sayın Bakan,
Aynı konuşmada Cumhurbaşkanına hakaret edilemeyeceğini de ifade etmişsiniz. Tabi ki haklısınız kimseye hakaret edilmemeli. Cumhurbaşkanına hiç edilmemeli. Ancak Erdoğan’ın ne zaman AKP Genel Başkanı ne zaman Cumhurbaşkanı olduğunu bilmek zor. Mesela Erdoğan 18 Ocak'ta Mersin AKP il kongresinde Atatürk’ü ağır şekilde eleştirdi. AKP Genel Başkanı olarak konuştu. Ben de 19 Ocak'ta AKP Genel Başkanı’na Zafer Partisi Genel Başkanı olarak Atatürk dönemi için kullandığı ifadeler ile cevap verdim.
Sayın Bakan,
20 Ocak'ta, Antalya’da yaptığım konuşma için Cumhurbaşkanı’na hakaret iddiası ile sizin olurunuz ile gözaltına alındım. “Bu adam bir siyasi partinin genel başkanı, milyonlarca destekçisi var ifadeye çağırın, nereye kaçacak? Yanında 3 polis ile dolaşıyor” demediniz.
Sayın Bakan,
Adalet Bakanlığı’na gözaltı için başvuruda bulunan İstanbul Başsavcılığına “Size ne oluyor? Konuşmada hakaret var ise suç duyurusunu Antalya Başsavcılığı yapar.” demediniz. Ya da “Cumhurbaşkanı ve Özdağ Ankara’da Ankara Başsavcılığının işi bu.” da demediniz. Doğal Hâkim İlkesinin çiğnenerek beni yetkisiz bir savcının gözaltına almasına siz izin verdiniz.
Sayın Bakan,
Beni gözaltına aldırdığınız savcı beni Cumhurbaşkanı’na hakaret suçundan mahkemeye sevk etmedi. Bir işlem de yapmadı. Birkaç soru sordu sadece. Ancak savcı hakaret suçu olmadığını anlamış ki ben İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde tutulurken Kayseri İl Emniyet Müdürlüğüne benim “Cumhurbaşkanı’na hakaret ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlarından soruşturulduğumu bildirmiş. Bu arada Sayın Bakan ne benim ne avukatlarımın “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlamasından haberimiz yoktu. Savcı Kayseri Emniyetinden 01.07.2024 tarihinde Kayseri'de gerçekleşen olaylar ile Zafer Partisi mensuplarının katıldığına dair bir rapor olup olmadığını var ise yollanmasını istemiş. Sayın Bakan şaka gibi değil mi? Kayseri Başsavcısı devre dışı kalmış. Kayseri Emniyetinde de böyle bir rapor olmadığı için hemen iki saat içinde bir rapor hazırlanmış. Rapor imzasız ve onaysız. Eski Zafer Partililerin olaylardan sonra attığı x’leri ve takipsizlik verilen X’leri delil gibi göstermiş. Ayrıca olaylara katılan 15-25 yaş gençlerin Zafer Partisine eğilimli olduklarını ileri sürmüş. Sanırım anket çalışması yapmışlar:)) Sayın Bakan, bu ayıptır, günahtır.
Gerçek Kayseri olayları ile ilgili 189 hesap incelenmiş 108 şahıs yakalanmış 12’si tutuklanmıştır. Hiçbiri Zafer Partili değildir. Ayrıca olaylara katılan ve gözaltına alınan 468 kişiden hiçbiri de Zafer Partili değildir.
Sayın Bakan,
Sonra hiçbirisi Kayseri olaylarıyla ilgili olmayan, hiçbirisi kin nefret tahrik içermeyen 11 X paylaşımımdan dolayı savcının en üst sınırdan ceza alacağım iddiası ile tutuklanmaya sevk edildim ve kaçma şüphesiyle tutuklandım.
Sayın Bakan,
Türkiye’de evrensel hukuk ilkeleri ve demokratik ölçütlerin esas alındığı bir hukuk sistemi değil, "Düşman Ceza Hukuku" uygulaması var. Muhaliflerin yasal ve anayasal hakları askıya alınıyor, kullanması engelleniyor. Bu durum o kadar vahim bir hal aldı ki Anayasa Mahkemesinin bir muhalifle ilgili almış olduğu karar dahi hükümetinizce tanınmayabiliyor. Kendimizi 1970 öncesinde ABD’nin güney eyaletlerindeki Siyahi Amerikalılar gibi hissediyoruz. Bir iktidar yanlısı yaptığı zaman suç olmayan şey biz muhalifler için suç oluyor.
Saygılarımla Sayın Bakan
@adalet_bakanlik@yilmaztunc
Çok çok acil durum: Sms ve RT çok önemli ‼️
ZİRAAT BANKASI / Şube Kodu: 2409
ALICI : SEHER ŞEKER
TR870001002409629143765003
FIRAT yazıp 2505’e gönderince 30 TL bağış yapıyorsunuz
78 canımız gitmiş, bizim içimiz yanıyor bazıları da gerçek sorumluları yargıya teslim etmek yerine masum kişi ve kurumlara iftira atmaya devam ediyor. Allah büyük, gerçekler ortaya çıkınca özür dileyenin özrünü kabul etmeyeceğim, onlara bireysel olarak hakkımı da helal etmeyeceğim.
Sayın @RTErdogan geçmişte çok kandırıldınız şimdi yine kandırılıyorsunuz. Almayın mazlumların ahını, ahirette hesabını veremezsiniz.
Bize yapılan her hukuksuzluğu, her adaletsizliği Türk Milletiyle paylaşacağız. Kimsenin hakkını yemeyeceğiz hakkımızı da yedirmeyeceğiz. Daha konuşmam bitmeden hakkımda soruşturma başlatılıyor. Bu haksız müdahalelere cevap vermek adil yargılamayı etkilemek değil, tam tersine hukukun bağımsızlığını savunmaktır. Belgelerle açıkladığım hukuksuz işlerle ilgili de jet hızıyla soruşturma bekliyorum. Bu hukuksuz iş ve işlemleri haber yapan basın kuruluşları ve paylaşan vatandaşlar hakkında soruşturma açmak da sansürün dik alasıdır.
Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.
Grand Kartal Otel'de 78 yurttaşımızın can verdiği yangın faciasında, bilirkişi heyeti ön raporunu hazırlandı.
İçişleri Bakanı yangın faciasının yaşandığı gün, "Kimler sorumluysa adaletten kaçamayacak" demişti.
Adalet Bakanı dün, "Kimin kusuru varsa hesap vermeli" demişti.
Rapora göre; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Bolu İl Özel İdaresi, Bolu Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve Otel işletmesi, yangın sistemleri ve tadilatlarından sorumlu mimar ve mühendisler, bakım, onarım ve denetiminde görevli yapı denetim ve işletme yetkilileri SORUMLU;
Otel sahibi, yapı müteahhit firmaları, Otelin projelendirme, uygulama ve denetiminde görevli kişiler, elektrik ve mekanik tesisatın tesis edilmesiyle, tesisatın bakım, onarım ve işletmesinden sorumlu kişi ve firmalar, yapı ruhsatı vermeye yetkili merciler, yapıyı sigorta eden şirket, iş sağlığı güvenliği uzmanı ile işveren KUSURLU bulunmuştur.
Bolu Belediyemizin adının geçmediği, yangının otelin 4’üncü katında çıktığının tespit edildiği, sorumlu ve kusurluların tek tek sayıldığı bu ön raporu hazırlayan, isimleri belli 7 kişilik heyete ve kamu görevlilerine baskı yapıldığı, raporun teslim alınmadığı, hatta bilirkişi heyetine görevden el çektirileceği duyumlarını alıyorum.
Tamamı elimizde olan raporun, ilgili 3 sayfasını kamuoyu ile paylaşıyorum.
Başta ilgili 2 bakan olmak üzere iktidarı bu tarihi hata, vebal ve suç konusunda uyarıyorum.
@yilmaztunc@AliYerlikaya
#SONDAKİKA
Özgür Özel, Kartalkaya faciasıyla ilgili bilirkişi raporunu paylaştı:
“Rapora göre; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Bolu İl Özel İdaresi, Bolu Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve Otel işletmesi, yangın sistemleri ve tadilatlarından sorumlu mimar ve mühendisler, bakım, onarım ve denetiminde görevli yapı denetim ve işletme yetkilileri SORUMLU;
Otel sahibi, yapı müteahhit firmaları, Otelin projelendirme, uygulama ve denetiminde görevli kişiler, elektrik ve mekanik tesisatın tesis edilmesiyle, tesisatın bakım, onarım ve işletmesinden sorumlu kişi ve firmalar, yapı ruhsatı vermeye yetkili merciler, yapıyı sigorta eden şirket, iş sağlığı güvenliği uzmanı ile işveren KUSURLU bulunmuştur.
Bolu Belediyemizin adının geçmediği, yangının otelin 4’üncü katında çıktığının tespit edildiği, sorumlu ve kusurluların tek tek sayıldığı bu ön raporu hazırlayan, isimleri belli 7 kişilik heyete ve kamu görevlilerine baskı yapıldığı, raporun teslim alınmadığı, hatta bilirkişi heyetine görevden el çektirileceği duyumlarını alıyorum.
Tamamı elimizde olan raporun, ilgili 3 sayfasını kamuoyu ile paylaşıyorum.
Başta ilgili 2 bakan olmak üzere iktidarı bu tarihi hata, vebal ve suç konusunda uyarıyorum.”
YAŞANAN GELİŞMELERİ TÜRKİYE’DEKİ VİCDAN SAHİBİ TÜM HUKUKÇULARIN BİLGİSİNE ARZ EDİYORUM!!!
Kartalkaya’da gerçekleşen facia sebebiyle 2 gün önce memur belediye başkan yardımcımız ve memur itfaiye müdürümüz suçlama belirtilmeksizin gözaltına alınmıştır. Memurların gözaltına alınması veya haklarında adli soruşturma yürütülebilmesi için “Soruşturma izni kararı” verilmesi yasa gereği zorunludur. Ortada 4483 Sayılı Yasaya göre verilmiş bir soruşturma izni yoktur.
👉 Hal böyleyken yapılan soruşturma ve gözaltı kararı tamamen hukuksuz ve keyfidir.
👉 Avukatlara gizlilik kararı var denmesine rağmen mahkemece verilmesi gereken gizlilik kararı tebliğ edilmemiştir. Yani soruşturma ile ilgili gizlilik kararı olup olmadığı bile belli değildir.
👉 Dün akşam itibarıyla beğenmedikleri ön inceleme raporunu tanzim ettikleri için yedi bilirkişiden talep alınarak dosyadan el çektirilmeleri sağlanmıştır.
👉 Avukatlara şüpheliler ile ilgili görüş izni konusunda keyfi zorluklar çıkartılmaktadır.
Bu bir hukuk cinayetidir. Türkiye’deki tüm vicdan sahibi hukukçuların bilgisine arz ediyorum.
@eczozgurozel@barolar@erincsagkan
Kartalkaya’da 80 canımız gitti. Konu ile ilgili hem idari soruşturma hem de adli soruşturma yapılıyor. Ancak aldığımız bilgilere göre; Turizm Bakanlığı yanan binayı apar topar yıkmak istiyor. Daha bilirkişi raporları çıkmamış, incelemeler sürüyor. Yarın soruşturma veya kovuşturma (dava) aşamasında binada keşif, bilirkişi incelemesi gibi çalışmalar yapılabilir. Turizm Bakanlığının apar topar binayı yıkmaya çalışması delillerin karartılması ile sonuçlanabilir. Bu sebeplerle gerekli güvenlik tedbirleri alınmak suretiyle adli ve idari soruşturma ve sonraki süreç tamamlanmadan otel binasının yıkımı durdurulmalıdır. @yilmaztunc