Hayatın saadeti ve muhabbeti, asla yalnızca zahirî bir suret ile ölçülemez. Günümüzün sosyal medya dünyası, bilhassa Tiktok gibi mecralar, ne yazık ki pek çok insan için bir vehim ve hayal mahsulü bir mutluluk sergilemektedir. Orada seyrettiğimiz çiftlerin saadeti, çoğunlukla muvakkat yahut yapmacıktır. Hakikatte bir münasebeti sağlam ve huzurlu kılan unsurlar çok daha derin ve manevîdir. Evvelâ, bir insanın şahsiyet-i manevisi, onun suretinden katbekat ehemmiyetlidir. İlmî tetkikler, insanların uzun vadeli münasebetlerde dış görünüşten ziyade ahlâk, empati ve sadakate kıymet verdiğini ispat etmektedir. Şöyle ki, bir şahsın mizah anlayışı, zekâsı ve kalbinin ulviyeti, yüzünün güzelliğinden daha muteberdir. Bu da gösterir ki hakikî sevgi, yalnızca bir sima ile kaim değildir.
Muhabbet, zahirî bir güzellikten fazlasını ihtiva eder. Çoğu kez, insanlar arasında bir bağ, yüzeysel sebeplerden ziyade derunî hislerle teşekkül eder. Şefkat, anlayış ve beraber yaşanan hatıralar, hakikî aşkı meydana getirir. Hatta zamanla zahirî güzellik gözden silinir, lakin kalbin derinliklerinde yer eden hisler bâki kalır. Bununla beraber, cemiyetin güzellik anlayışı tamamen izafîdir. Bir şahsı ‘çirkin’ addeden bir kimse, başkası nazarında son derece cazip bulunabilir. Bu durum, hem kültürlere hem de ferdi zevklere binaen farklılık arz eder. Dolayısıyla, nefsinizi başkalarının güzellik miyarlarına göre kıymetlendirmek, haksız bir hüküm olacaktır. Ayrıca, sosyal medya bir sergi mahallidir; insanların yalnızca hayranlık uyandıracak taraflarını gösterdikleri bir vitrindir. O platformlarda gördüğümüz mükemmel gibi görünen hayatların ardında, çoğu kez bizden saklanan türlü sıkıntılar mevcuttur. Bu sebeple, bu gibi mecraları hakikatin bir aynası zannetmek, insanın ruhuna zarar verebilir.
İnsanın hakiki kıymeti, yalnızca dış görünüşünde değildir. Onu kıymetli kılan şey, şahsiyet-i hâliyesi, aile bağlar��, dostlukları, topluma olan katkıları ve hayata dair gayretleridir. Muhabbet ve kabul görme, ekseriyetle bu meziyetlere dayanır. Bu noktada, evvelâ kendi değerinizin farkına varmalı, nefsinizi sevmeyi ve kabullenmeyi öğrenmelisiniz. İnsan, evvela kendi içindeki nurdan haberdar olduğunda, o nuru çevresindeki insanlara da hissettirebilir. Velhasıl, insanın kıymetini yalnızca bir zahirî surete indirgemek, hayatı dar bir zaviyeden görmek demektir. Hakikat-i saadet, kişinin iç âlemini inkişaf ettirerek kendine ve etrafına olan teveccühünden neşet eder. Çünkü unutulmamalıdır ki insan, kendi ruhunun derinliklerinde barındırdığı cevherin farkına vardığında, âlemdeki güzellikleri de keşfetmeye muktedir olur.
#asgariücret ⤵️
Bir Millete Maaş-Bir de Milletvekiline ⚠️
Yeni asgari ücret açıklandı: 22.104 TL. Hükümet, bu rakamın çalışanların yükünü hafifleteceğini söylüyor.
Ama bir düşünelim: Bu maaşla bir ailenin geçinmesi mümkün mü? Marketlerin neredeyse hergün değişen fiyatları, kira giderleri, zam üstüne zam gelen faturalar, bu ücret yaraya merhem olabilir mi ?
Bir yanda asgari ücretle çalışan milyonlarca millet, diğer yanda o milletin vekillerinin maaşları
Bugün bir milletvekili maaşı yaklaşık 166.000 TL.
(Tabi şimdi onlarda zam alacak) Yani bir vekilin bir aylık maaşı, bir asgari ücretlinin 7,5 aylık emeğine eşit. Üstelik vekillerin, ulaşım, yemek, sağlık gibi birçok giderini de devlet karşılıyor, asgari ücretli vatandaşımız ise aldığı maaşla tüm bunları karşılamak zorunda.
Bu noktada sormak lazım: Milletvekilleri, temsil ettikleri milletin gerçekten yaşam şartlarını anlayabilir mi? Asgari ücret ile bir ay yaşama deneyimi yaşasalar, acaba ne hissederlerdi?
Bir milletin refahı, sadece zenginlerin servetiyle değil, en alt tabakadaki insanın insanca yaşayabilmesiyle ölçülür. Eğer bu düzen, zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapıyorsa, bu düzenin adalet terazisi bir şeyleri yanlış tartıyor demektir.
Bu sözler bir eleştiriden çok bir çağrıdır. Adalet, yalnızca mahkeme salonlarında değil, sofralarda, faturaların ödenmesinde, çocukların geleceğinde tecelli etmelidir. Bugün siyaseti bir tarafa koyup şunu sorabilmeli insan
- Bir vekilin maaşı 166.000 TL’yken, bir asgari ücretlinin 22.104 TL’ye razı olması adil mi?
Milletin vekili, milletin şartlarından koparsa, o milletin sesi olmaktan çıkmaz mı ? Hoş bu millete ses olan pek Millet vekili görmedik ya Artık herkesin, ideolojisini bir kenara bırakıp şu sorulara cevap araması gerekiyor: Bu maaş adaleti sağlıyor mu ve İnsan onuruna yakışıyor mu?
Erdem Özveren
Biz saçma sapan işlerle uğraşır, hayatı daha çok nasıl tüketiriz motivasyonu ile yaşarken Gazze’de durum…
İnsanlığın bu kadar sindiği, bencilleştiği, çaresiz kaldığı bir çağ olmuş mudur?
https://t.co/Hh5cph1t4t
İnsanın yaşama hakkını korumak adı altında caydırıcı bedellerin cana dokunmamasından mütevellit bu şekilde vahşiler ve de katiller elini kolunu sallayarak ortalıkta gezebilecek. Vaktiyle bir adam işlediği suçtan sonra hapse götürülürken “Dünya buysa kralı benim.” demişti. Gerçekten haklı. Eğer ki kanun ve düzen bu şekildeyse kral odur. Demem o ki insanı etkileyen ve tetikleyen üç unsur vardır. Vicdan, korku ve şehvet. bu üçünden en az bir tanesini harekete geçirecek bir hamle yapmazsanız bu tarz davranışlar daha da çoğalcaktır. Örneğin vicdanını harekete geçirmek için güzel ahlaklı bir eğitim verebilmek gerekir. Şehvet de yine motiveyi, yaşama arzusunu, çalışma ve başarma gayretini ortaya çıkarabilir. Eğer ki iyi bir eğitim vermiyorsanız ve hedefler koymuyorsanız, bir ödül sisteminiz yoksa korkuya yöneleceksiniz.
Bir milleti yok etmek için o milletin elinden dilini ve kültürünü almak yeterlidir. Öldürmeye gerek yok. Hatta büyük bir soykırım yapılsın, katliamlar ortalığı götürsün belki yine o toplum ortaya bir şekilde FİLİZLENİR. Ya ardından gelen torunları ya da vicdan sahibi intikamcılar ya da cengaverler ya da kim bilir belki de direnişçiler suyunu verir o tohuma.
Asırlar öncesindeki mazilere küfreden, kendi ecdatlarından aşağılık kompleksi duyan, taklidi teknolojide değil kültürde aramaya çalışan her benim gibi genç arkadaşın zilleti, hüsranı ve de sonu olacaktır o kalleş batı. Size tebessüm eden takım kıyafetliler kapıların ve de duvarların ardından sadece şeytani fikirleriyle sizleri daha iyi nasıl sömürebilir, kullanabilir, köle haline getirebilir ve ardından yok edebilir gayelerini planlıyor. Allah hepimizi muhafaza etsin. Gayret bizden takdir Allah’tan. Ne var ne yok diyene de Allah var gam yok…
Canımı alır diye zorbalanmayı kabul etmek mantıksız diyerek bir çocuğu yetim bırakmayı, öksüz bırakmayı, bir anneye evlat acısı yaşatmayı, bir babanın yüreğini dağlamayı, sevdiğin kim varsa günlerini ve de hayatlarını kötü anlamda etkilemeyi göze alıyorsan bu cümleyi çok rahatlıkla yazabilirsin zaten. Ayrıca deli deliyi görünce sopasını saklarmış. Bizdekiler sopasını da saklamıyor. Direkt silah çıkarıyor, kör kurşundan birisi hayatını kaybediyor. Bu geri adım atmayı korkaklık zanneden, pısırıklık gibi gören, eziklik olarak adlandıran kimler varsa daha olgunlaşamamış, hayatlarında bir gayesi olmayan ve kaybedecek hiçbir şeyi olmayan insanlardır. O insanlarla da zaten muhabbete girmek, polemiğe girmek gereksiz. Baksana aşağıda bana neler demişler. Durduk yere anneme küfür yedim, Pozitif ayrımcılık demişler, halbuki burada kadınları yücelten herhangi bir yorumda bulunmadım. Burada insanların dişisi erkeği xy, xx si fark etmez hepsinin kısa sürelik bir öfke ve de egosal tatminlik için müstakbeldeki hayatını karartmamasının daha mantıklı olduğunu izah etmeye çalıştım. Katılan katılıyorum der. Katılmayan da gerekli beyanı yapar, tenkitlerini bırakır. Ölmüş anneme de küfür yedim, daha doğmayan çocuklarıma da. bu kafadaki millete ders vermeye de çalışmıyoruz. Belki aralarından birkaç tane insaflı, hala kurtulabilecek insanlar varsa gelsinler aramıza katılsınlar. Şu aşağıda bana hakaret eden adamlar trafikte karşıma gelseler tartışmaya dahi girmem. İsterse arabamın camını kırsın. O arabada eğer ki eşim oturuyorsa, çocuğum arka koltukta ağlıyorsa o gururu ertelemek gerekir. Hiç haberleri görmediniz mi? Sevgilisine laf attı diye karşılık verdiği için 40 yerinden bıçaklanarak öldürülen çocuk. Trafikte seken kurşun’da hayatını kaybeden insanlar. Daha saymakla bitmez. öküzlere öküz olmayın demek fıtrata aykırı. Ben diyorum ki hukuk sistemi değişmedikçe, caydırıcı cezalar gelmedikçe bu şekilde pozisyon almak daha sağlıklı. Kendi kurallarınızı belirler ve kendi kanunlarınızı uygulamaya çalışırsanız bir gün bir başkası da sizin kurallarınızı siz dinlemeden çiğner. Ya hapse girersiniz yıllarca çürürsünüz ya da mezarın altına girer gübre olursunuz. Hayata bir kere geliyorsunuz. Kıymetini bilip ona göre hareket etmek gerek.
Gazze’nin çocuklarına un yetiştiremediğine ahlanacak kadar kederli ..
Şehit çocukları sırtlanacak kadar onurlu Atları da vurdular ..
Özgür Filistin için dört nala koşacağın o günü göreceğiz ..
İtlerin değil
Atların duası kabul olacak 🇵🇸🇵🇸🇵�
Gazze sadece bombalarla öldürülmüyor.Açlık, kötü beslenme, tıbbi yetersizlik vs...
Allah'ım!Senden başka kimseleri olmayan bu insanlara yardım et.💔
#GazzedeSoykırımVar#GazaGenocide
Şu Eseri batılı biri yapsa dünyada trend olurdu @umutmurare yaptı. Bizden biri yaptı. Lütfen destek olalım.
“İkinci intifadanın sembolü Muhammed #Durra’nın anısına ve #ÖzgürFilistin’in tüm şehit çocuklarına”