Hayatta dönüşür, değişir, evrilirsin; kimi zaman eğilir kimi zaman edinir, eksilir, eklenir, elenir, eğlenir, erilirsin. Bir şeye dönüşür. Ve tekrar aynı sen’e dönemezsin.
İğrençlik dosyaları gündemi ile siyasi ve ekonomik gündem arasında kurduğumuz her bağlantı, yaşadığımız dünyaya güvenimizi azaltıyor, ayağımızın altındaki toprak kayıyor izlenimi meydana getiriyor. Ben kendi adıma çareyi olabildiğince işime, kitaplara, maneviyata ve emin olduğum dostlarıma odaklanmakta buldum.
Öneririm.
"nefes alıyorsanız, mezarlıklarda değilseniz, hastane köşelerinde en sevdiğinizin iyileşmesini umutla ve hüzünle beklemiyorsanız bu hayatta her şey halledilir. hayat, yeniden başlayanlarla dolu bir müsamereye benzer ve devam etmek muhteşem bir şeydir."
"2 milyar Müslüman'ın yapamadığını yaptılar." diyen kimseye saygı duymuyorum.
Açıklamak bile zul geliyor artık ama son kez deneyelim.
1. Müslümanlar on binlerce eylem yaptılar bugüne kadar. İsrail zulmünü dünyaya, dünyanın dört bir yanındaki eylemlerle duyuruyorlar. Batıdaki eylemleri organize edenler de üniversitelerden atılanlar da büyük bir çoğunlukla Müslümanlar. Türkiye'de de Yemen'de de Malezya'da da elimizden geleni yapıyoruz. Boykot ediyoruz. Kampanyalar düzenliyoruz. Piers Morgan'ı rezil ediyoruz.
Tepki verilmemiş gibi yapmak, bir tane gemi yola çıktı diye bu aşağılık kompleksine girmek aşırı kötü niyetli.
2. İsrail tek başına zulmetmiyor. Kendisinin 300'e yakın nükleer başlığı var. Üstüne ABD gibi ekonomik ve askeri bir süper güçle birlikte işliyor bu soykırımı. Bugün İsrail'e savaş açsa bir ülke, ABD ve Batı bütün gücüyle o ülkeye saldırır. Bunu kaldırabilecek bir Müslüman ülke yok dünyada. Varsa söyleyin. İsrail ve ABD şu anda Moğollar gibiler. Yakıyorlar, yıkıyorlar. Nasıl ki Moğol zulmünü yıkmak kısa sürmediyse bunları da yıkmak kısa sürmeyecek. Belki biz, belki de çocuklarımız göremeyecek bile.
3. Bölgedeki Müslüman ülkelerin hemen tamamının başında sömürge valileri var. Mısır'da bir darbeci, Arabistan'da kendinden başka kimseyi düşünmeyen bir aile, İran'da Şii siyasi çıkarları dışında davranmayacak bir rejim var. Bu devletlerin insanlarıyla yönetimleri uyumlu değil.
Haklı tarafı şu olabilir bu eleştirilerin. Zihinleri siyonistleşmiş milyonlarca Müslüman var bugün dünyada. Son 200 senedir ekonomik ve askeri olarak savaşları kaybettiğimizden kültürel olarak da zihinler dönüştürüldü. Ama bu "Güneş Batıdan Doğuyor" tayfası da tam o zihin dünyasının ürünü. Eleştirdikleri şeyin tam olarak kendisiler.
4. Türkiye'ye gelince. Açık açık yazacağım. Siz kimsiniz de Tayyip Erdoğan'ın Gazze, Filistin sevgisini sorguluyorsunuz be? Elinde imkan var ve yapmıyor mu sanıyorsunuz?
Sadece Suriye konusundaki duruşuna bakın. 15 yıl boyunca hiçbir siyasi katkısı olmamasına rağmen Suriyelilerin yanında durmadı mı bu adam? Tarihin en çekişmeli seçiminden önce, hiç de gerek yokken, "Suriyelileri göndermemi beklemeyin" demedi mi? Demek ki alınabilir riskler gördü bu durumda. Bütün dünyada Müslümanlar, Hamas'ın kendisi, bu adamın doğru yerde durduğuna şahitken siz Filistin için 1000 gencin ardına takılmış, onların "tamamen iç siyasete yönelik" argümanlarını sahiplenmiş insanlar mı görüyorsunuz gerçekleri?
Siyaset insanlara, özellikle de yöneticilere bedel ödettirir çoğu zaman. Hiç sevmediğiniz insanlarla el sıkışmaya mecbur bırakır sizi. Misal kendisini devirmeyi bir devlet politikası haline getirmiş Biden'la da
dostunu öldürmüş Sisi ile de el sıkıştırır bazen. Biz duygusal davranabiliriz, devlet başkanları kontrollü bir duygusallığa sahip olmak zorundalar.
Ben Erdoğan'ın Filistin hassasiyetini güveniyorum. Bunu 100 kez falan kanıtladı. Biz bugün eldeki kapasiteyi, oyun kartlarını bilmiyoruz ve "şu hamleleri neden yapmıyor" diye kızıyoruz. Bu da doğal ama yeterince veriye, kimin Türkiye'yi nasıl tehdit ettiği bilgisine sahip değiliz. O zaman devlet başkanına güvenmekten başka çaremiz yok.
On yıl sizin, bi on yıl da fetö’nün hegomanyasını kırmak için mücadele verildi. Kan döküldü, hapislerde kalındı. Ezdiğiniz, okumasına bile imkan vermediğiniz çocukların bir şeyler yapmasını beklemek abes olurdu. Asıl film şimdi başlıyor. Siz önce kendi kölesi olduğunuz şirketlerle yüzleşin. Onu bile yapamazsınız.
18 yaşına gelene kadar çocuklarınıza fikirlerinizi empoze etmeyin. O yaşa geldiklerinde kendileri karar versinler.
Çocuklarımı etkilememek için en sevdiğim alimi bile onlara söylemedim.
Reşit olunca hangi hanefi usulcüye tabi olacaklarını kendileri seçsinler.
Bize bühtan eden CHP ve yandaşlarına tavsiyem: Diktatör kime denir görmek istiyorlarsa Suriye’den gelen hapishane görüntülerini seyretsinler.
Diktatörün ne olduğunu gerçekten öğrenmek isliyorlarsa yere göğe sığdıramadıkları Baas rejiminin günah galerisine bir baksınlar.
CHP’nin ve bazı faşist grupların Suriye’deki olumlu iklimi de sabote etmeye çalıştığını görüyoruz.
Yaptıklarından dolayı biraz olsun mahcubiyet duyması gereken CHP’nin, Şam’daki müttefiklerini kaybetmenin kuyruk acısıyla mülteci düşmanlığını köpürtmesi bu siyasi parti adına bir utanç vesikasıdır.
CHP ve ortakları ne yaparsa yapsın, biz gönüllü geri dönüşleri de inşallah vakarla yürüteceğiz.
Televizyon ekranlarına, gazetelere, sosyal medya mecralarına yansıyan teşekkür mesajlarını izledikçe hepimiz mutlu oluyoruz.
Suriyeli yetimlerin, öksüzlerin hayır dualarına mazhar olmanın milletçe bahtiyarlığını yaşıyoruz.
Bunun için Rabb’imize ne kadar hamdetsek azdır.
Hayattaki her şey gibi elbette yetime, öksüze, garibe kol kanat gerebilmek de nasip işidir.
Biz bu açıdan da nasipli bir milletiz.
Yüce Allah, milletimizden razı olsun.
Rabb’im Suriye’de açılan yeni sayfayı başarılarla doldurmayı Suriyeli kardeşlerimize nasip eylesin.
Düne kadar, Kasım Süleymani’nin, Nasrallah’ın gezip, poz kestiği yerlerde İbrahim Kalın’ı görüp de yüreği kabarmayan bizden değildir. Zalimin karşısında ezik değil, ezip geçen bir Türkiye. Allah daim etsin.
636 yılında Halid bin Velid'in komutasındaki İslam ordusu, Bizans İmparatorluğu'na karşı yapılan Yermük Savaşı'nda zafer kazandı.
Şam'ın fethinden bir yıl sonra, 637 yılında Hz. Ömer döneminde İslam orduları Kudüs'ü kuşattı.
hayran inşallah.