Türk Psikologlar Derneği olarak; hayati tehlikesi devam eden meslektaşımıza acil şifalar diliyor, sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiriyoruz.
Başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak üzere ilgili Psikologların çalıştığı tüm kurumları;
- Psikologlar ve sosyal hizmet çalışanları için acil güvenlik önlemleri almaya,
- Riskli başvurulara yönelik koruma ve müdahale protokolleri oluşturmaya,
- Hane ziyaretleri ve saha çalışmalarında çalışan güvenliğini esas alan yeni düzenlemeleri hayata geçirmeye,
- Kamu kurumlarında psikolojik destek çalışanlarının güvenliğini sağlayacak fiziksel ve yapısal önlemleri derhal uygulamaya davet ediyoruz.
10 Mayıs Psikologlar Günü’ne yaklaşırken bir kez daha söylüyoruz:
Psikologlar yalnız değildir. Meslektaşlarımızın yaşam hakkı, güvenliği ve emeği görmezden gelinemez.
Sahada görev yapan sosyal hizmet çalışanlarının karşı karşıya kaldığı risklere defalarca dikkat çektik.
“Sosyal Risk Haritası” gibi kapsamlı çalışmalar; personelin güvenliği sağlanmadan, açık mevzuat altyapısı oluşturulmadan ve koruyucu tedbirler alınmadan yürütülemez demiştik.
Bugün ne yazık ki Hakkari’de görev yapan bir psikolog çalışma arkadaşımızın uğradığı bıçaklı saldırı, endişelerimizin ne kadar haklı olduğunu acı şekilde göstermiştir.
Sosyal hizmet çalışanları yalnız değildir.
Yetkilileri; sahada görev yapan personelin can güvenliğini sağlayacak düzenlemeleri gecikmeden hayata geçirmeye, çalışma ortamlarını daha güvenli hale getirecek somut adımlar atmaya davet ediyoruz.
Şiddetin hiçbir türünü kabul etmiyoruz.
Yaralanan meslektaşımıza acil şifalar diliyorum.
Anneler dışarı çıkmadan günler önce her şeyi ayarlamak zorunda o günün yemeği çocukların aktivitesini bile; Babalar ise sadece çıkmak ister ve çıkar.
Aynı özgürlük, ama yük hep tek tarafta.
Çalışan kadından ev hanımı performansı beklersen mutsuz olursun. Çalışan kadınla evleneceksen eğer ev işlerinde eşine yardım edecegini bilerek evleneceksin. Hem dışarıda çalışşın hem evin bütün işini yapsın, öyle bir dünya yok annesinin paşası.
İki yıldır annenin mezarına neden gelmediğini soruyorsun, değil mi Narin kız?
Seninle beraber onu da gömdük. Tek fark; seni ölü, anneni diri diri gömdük.
Affetme bizi Narin kız.
#NarinGüran
Adını küçük harflerle parantez içinde yazdılar ... Ölenlerin listesine eklemediler ... Kaybettiğimiz arkadaşlarının yanına fotoğrafını koymadılar... Arkadaşlarıyla aynı yere de defnetmemiş , üstüne toplu cenaze namazında adını bile zikretmemişler ...
Suçlu mu değil mi , ben bilmem. Zaten çok da ilgilenmem ama anladığım kadarıyla muhtemelen babasından sebep...
Katilin babasıyla empati kurup ona BİLE acıyanlar ; vahşetle öldürülmüş masum küçücük bir çocuğa babasından sebep ceza kesmişler...
Bizi bu yavrucak ilgilendirir , nur yüzünü de unutturmamak düşer...
#YusufTarıkGül #Kahramanmaraş
Ülkede böyle vahim bir olay olmuş ve çocuklar vefat etmiş, bir tane kahraman öğretmen öğrencilerini korurken vefat etmiş.
Ülkede sürekli duyar kasanlar!
İstedikleri vahim olayları sürekli gündemde tutanlar!
Gülben Ergen, Uğur dündar, Perran Kutman, Müjdat Gezen gibi isimler ve kim varsa!
Bu akşam Gırgıriye Müzikalini bir başka güne ertelemediler.
Hiçbir şey olmamış gibi gayet mutlular, neşeliler!
Ne var başka bir güne erteleseniz!
Ama tabi bu ülkenin en duyarlıları kendileri.
Konu onların programlarıysa
“perde kapanmaz” tabi!
Oyundan sonra duyar kasarlar!
Neyse terleri soğusun, yarın dinlenirken sorgulayıcı mesajlarını da atarlar.
Ve böyle bir olay karşısında tepki vermeyen tüm ünlüler takımına yazıklar olsun!
Tepki verenlerden de Allah razı olsun!
(Fotoğraflar @2_sayfaofficial )
Oyuncu Gürgen Öz, özel okulların geldiği hali anlattı.
“Dün bir özel okula bakıyorduk, daha Avrupai, daha rahat bir sistem sanıyorduk.
Bir baktık, sayfalarında 6-7 yaşındaki çocuklara golf öğretiyorlar.
Plastik çimen koymuşlar, çocukların eline sopa vermişler.
Bir de çocuğa mikrofon uzatmışlar, çocuk ‘I love my golf club’ diyor.
Biz de bir an ‘ne kadar elit, ne kadar iyi pazarlıyorlar’ dedik.
Ama bu çocuk için değil, dümdüz anne babaya oynayan bir şey.
‘Çocukları milli takıma yetiştiriyoruz’ diyorlar.
‘Milli takıma golfçü yetiştiriyoruz’ diye bir hava satıyorlar.
Düşünsene, benim çocuk golf oynuyor; parkta basketle, futbolla falan işi yok.
Elinde sopasıyla geziyor, öyle bir çocuk profili çiziyorlar.
Bir de bunun için 1 milyon istiyorlar.
Yani olay eğitimden çok, ‘Benim çocuğum elit’ gösterisine dönüyor.”
Bugün bir kıyafet mağazasından üç parça ürün aldım. (ismini vermeyeceğim, uğraşıyoruz sonra)
Hepsinde fiyatlar 90 kuruş ile bitiyor. 399.90 TL gibi...
Kasaya gittim, nakit ödeme yapacağım. Tabi kasada görünen rakam tam değil, 70 kuruş ile bitiyor.
Kasiyer doğal olarak tam rakamı söyledi. Ben de bu kuruşlu fiyatlara kıl olduğum için biraz karıştırayım ortalığı dedim.
Para üstünüved fişi verdi, gitmediğimi görünce "başka bir şey var mıydı?" diye sordu.
"Para üstünü eksik verdiniz, 30 kuruş daha vermeniz gerekiyor" dedim.
Kasiyer kız yine haklı olarak "kasada kuruş olmadığı için nakit para üstünde kuruşları veremiyoruz" dedi.
Yan kasadaki -muhtemelen daha tecrübeli olan- kasiyer söze girip "zaten tedavülde değil bildiğim kadarıyla şu an kuruşlar" dedi.
"Haklısınız" dedim. "Geçen yıl kaldırıldı. Peki siz neden tedavülde olmayan bir para birimini etiketlerinize basıp, kasada veremeyeceğiniz para üstü çıkmasına yol açıyorsunuz?"
Tabi sözüm onlara değildi. Bunu da nazikçe anlattım.
Bu pazarlamada kullanılan bir taktik.
Satın almak istediğimiz ürünün fiyatı 400 TL olduğunda beyin 400 lirayı olduğu gibi alır.
399,90 TL olduğunda ise algımız ilk bakışta 300 liraya doğru yatar. Yani farkında olmadan fiyatı olduğundan çok daha düşük gibi hissederiz.
İş hesaba kitaba girince tabi ki arada fark olmadığınız biliriz ama özelikle hızlı sonuçlanan alışverişlerde bu strateji çok işe yarar.
Tamam, satış yapmak adına strateji yapıyorlar, suç da değil, eyvallah.
Ama tedavülde olmayan bir rakamı etikete basıp kasiyerlere mealen "ne var canım o kadar küçük para üstünü almasan ne olacak" dedirtmek ve bunu nakit ödeme yapan herkese yapmak zaten ahlaki değil de yasal mı?
Bunun ticaret hukukunda bir karşılığı yok mu? "Para üstünü tam vermek zorundasın. Para üstünü veremeyeceğin rakamı pazarlama taktiği olarak etikete basamazsın" gibi bir kural, kanun yok mu? Bilen yazsın.
Mesele o para değil elbette. Ama kuralsızlığın küçüğüne göz yumarsan büyüğünü hiç engelleyemezsin.
Bugün yaşadığımız enflasyonist ortam biraz da bundan kaynaklı değil mi?
İsrail’in tehdit ettiği Eşref Rüya dizisi oyuncusu Görkem Sevindik CNN TÜRK’e konuştu:
Sosyal medyada gezinirken bir videoya denk geldim.
İdam kararı verilmiş bazı insanların otobüse bindirilmiş halini gördüm ve orada son kez çocuklarına bakışlarını, son kez çocuklarına sarılışlarını gördüm.
Gerçekten bir vicdan sahibi bir insan olarak ve bir baba olarak, benim de evladım var, empati yaptım. O anda çok ciddi anlamda bir duygusal an yaşadım. Böyle bir zulme tabii ki vicdan sahibi bir insan olarak karşıyım ki bütün vicdan sahibi insanlar karşıdır. Kendimce bir tepki göstermek istedim ve paylaşım yaptım.
İsrailliler beni boykot ediyorlar şu an. Orada yayınlanan, içerisinde yer aldığım diziyi boykot ediyorlar. Benim için hiç fark eden bir şey yok. Ben tepkimin arkasındayım. Zulme karşıyım, her yerde zulme karşıyız. Olmaması için de elimizden geleni yapmak için de hazırız.
(İsrailli Bakan Gvir’in tehdidi) Bürokrasinin girmesi tabii beni çok ilgilendirmiyor. Ben tamamen bir baba olarak, bir sanatçı olarak kendi duygumu paylaştım. Kendileri artık boykot ediyorlarsa etsinler. Çok da umurumda değil açıkçası.
Kardeşlerim Berat gecesi mutlaka anlatacağım bu sünnet olan hacet namazını kılalım.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.),
“Kimin bir ihtiyacı varsa bu namazı kılsın” buyurmuştur.
Yani; şifa isteyen, borcu olan, evlilik isteyen, evlat isteyen… Her ne ihtiyacınız varsa, bu gece Rabbimize yönelin.
Berat gecesi 12 rekât hacet namazı kılacağız. Şöyle kılınır:
Niyet ederken:
“Niyet ettim Allah rızası için hacet namazı kılmaya” diye niyet ederiz.
Birinci rekât: Sübhaneke, Fâtiha Sûresi,
ardından 3 Âyet’el-Kürsî okunur.
İkinci rekât: Fâtiha Sûresi, ardından 1 İhlâs, 1 Felak, 1 Nâs Sûresi okunur.
Her iki rekâtta bir selâm vererek bu şekilde 12 rekât namaz kılınır.
Namazdan sonra:
7 defa Elhamdülillah,
4 defa salavât getirilir.
Ardından şu dua yapılır:
Yalnız ve yalnız Halîm ve Kerîm olan Allah Teâlâ vardır.
Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ’ya mahsustur.
Allah’ım! Senden rahmetinin tecellilerini, mağfiretinin vesilelerini ve her türlü hayrın ihsanını talep ediyorum.
Her günahtan selâmetimi ve kurtuluşumu istiyorum.
Bağışlanmamış hiçbir günahımı, giderilmemiş hiçbir kederimi bende bırakma.
Senin rızanın bulunduğu hiçbir işi de yerine getirilmemiş olarak bırakma.
Ey merhametlilerin en merhametlisi…
Duaların reddedilmediği bu mübarek Berat gecesinde, bu hacet namazını mutlaka kılalım.