23 Temmuz 2026 Boğaziçi Üniversitesi Akademisyenleri Nöbeti no. 1357. Direnişin 6. yılı/2027. günü @UniBogazici#KabulEtmiyoruzVazgeçmiyoruz
July 23, 2026 Bogazici University Faculty Vigil #1357/6th year/2027th day of the resistance @unibogazici_en #WeDoNotAcceptWeDoNotGiveUp
Öğretmenler Ankara'da direnişte, İstanbul'da enerji işçilerine destek eyleminde
📢"Ankara yollarında buluşuyoruz. Görüyoruz ki yürümeden, o engeller aşılmadan kazanım elde edilmiyor. Birlikte mücadele ederek kazanacağız"
https://t.co/9NtSTdcElj
Beypazarı’nda Doruk Madencilik işçileriyle toplantımızı yaptık, memleketin ve işçi sınıfının sorunlarını ve çözüm yollarını birlikte değerlendirdik. Madenci kardeşlerime misafirperverliklerinden ötürü teşekkür ediyorum, katkılarıyla ufkumuzu genişlettiler.
Toplantıda özellikle üzerinde durduğumuz konuların başında ise emekçilerin örgütlülüğünü artırmak geliyor… Bu vesileyle öncelikle Bağımsız Maden-İş Sendikası’nın örgütlenme barajını aşması için seferber oluyoruz. Bu işkolunda sigortalı çalışan herkesi Bağımsız Maden-İş’e üye olmaya davet ediyorum. Ardından tüm emekçileri, kendi işkolundaki mücadeleci sendikaları güçlendirmeye çağırıyorum. Üye olun, iş arkadaşınızı üye yapın, çalışmalara katılın.
Kurtuluşu kimseden beklemeyelim, onu biz kazanalım.
“İstanbul’daki vakıf üniversitelerinden son bir ayda 150’nin üzerinde akademisyen işten çıkarıldı.”
Gençler tercih yaparken bu sözde vakıflari SEÇMEYİN. Akademisyenine böyle davranan ticarethane size de farklı davranmaz.
22 Temmuz 2026 Boğaziçi Üniversitesi Akademisyenleri Nöbeti no. 1356. Direnişin 6. yılı/2026. günü @UniBogazici#KabulEtmiyoruzVazgeçmiyoruz
July 22, 2026 Bogazici University Faculty Vigil #1356/6th year/2026th day of the resistance @unibogazici_en #WeDoNotAcceptWeDoNotGiveUp
Manifesto gibi açıklama yapmış ders kitaplarına konulası...
🇪🇸🇦🇷 İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Dünya Kupası finalinde Arjantin’i mağlup ederek şampiyonluğa ulaşmalarının ardından dikkat çeken açıklamalarda bulundu;
“Bugün yalnızca bir futbol karşılaşmasını kazanmadık; sporun, siyasi hesaplardan ve çıkar ilişkilerinden daha güçlü olduğunu da gösterdik. Umarımı Arjantin, binlerce masumun kanına giren bir devleti arkasına alarak sempati devşiremeyeceğini ve haysiyetsiz ittifaklarla zafer kazanılamayacağını anlamıştır. Futbol sahaları siyasi provokasyonların değil; emeğin, mücadelenin ve milletlerin onurlu rekabetinin adresidir. İspanya, sahada kendi gücüne, kendi karakterine ve halkının desteğine güvenerek mücadele etti. Bu kupa da başkalarının gölgesine sığınmadan, yalnızca alın teriyle kazanılmış bir zaferin simgesidir.” dedi.
“Alkatraz Kuşçusu” diye Burt Lancaster’in oynadığı bir filme bile çekilen bir “mahkûm” öyküsü vardır.
@merdanyanardag henüz mahkûm bile olmadan, bence zaten haksız bir suçlamayla, daha yargılanırken hapse atıldı.
Bu “serçeler öyküsü” onun “Silivri Kuşçusu” adıyla da anılmasına yol açabilecek bir duygusallıkla kaleme alınmış; benim de gözlerim yaşardı:
“Bütün gücümle minik serçeleri yaşatmaya çalışıyor ve onları duvarları aşacak kadar (10 metre) yükseğe uçmaları için hazırlamak istiyordum.
Ne işleri vardı bu hapishanede, başka yere gidemezler miydi?
Üçüncü gün, biri (su içip verdiğim yemleri yiyen) uçup gitmişti, aynı akşamüzeri ikincisi de uçtu.
Nasıl mutlu olduğumu anlatamam. Ancak, kalan üçünün durumu iyi değildi. Artık eskisi kadar bile uçamıyorlardı. Israrla annelerini bekliyorlardı.
Ertesi sabah sayımdan sonra baktığımda allak bullak oldum. İkisi ölmüştü. Ne yapacağımı bilemedim.
İnfaz koruma memuru ‘Üzülme abi doğanın kanunu bu, sen elinden geleni yaptın’ dedi.
Son minik serçeyi yaşatalım dedim. Akşam koğuşa aldım, yem vermeye çalıştım yemedi, ama su içti. Ertesi sabah o da öldü.
Maalesef yaşatamadım. Yemek yiyemedim o gün, sadece çay-kahve.
Gardiyan ‘Siz ne acayip adamlarsınız hem bu kadar sertsiniz hem de böyle yufka yürekli, üzülme bu kadar’ dedi. İyi niyetli, yardımcı olan biridir. ‘Kurtaramadık’ dedim ona, ‘Spinoza’nın Tanrısı da yardım etmedi. Neden kurum kütüphanesinden bir ‘kuş bakımı’ kitabı istemedim ki’…
‘Bana Spinoza böyle bir kitap mı yazmış’ diye soran gözlerle baktı. (Her istediğimizi bulamasak da Silivri’nin hayli büyük ve zengin bir kütüphanesi var.) Hani derler ya; dokunsalar ağlayacak durumdayım.”
Ben çok duygulandım bu serçeler öyküsüyle…
Spinoza ve Telli ile iyi bir felsefi ve edebi bağlam oluşturmuş.
Bu olaydan tamamen bağımsız olarak; “Merdan asla bir casus olamaz” diye düşündüm yeniden!
+ Bir eylemin 5 kişi diğerinin 300 kişi ile yapılmasının sayısal bir önemi yok. Önemli olan eleştirdiğimiz şeyi anlaşılır hale getirebilmek ve meselenin toplumsal boyutunu açığa bırakabilmek. +
+ Eğitim politikalarına karşı verdiğimiz mücadelenin tek bir başlığı olmadı hiçbir zaman. MESEM'e karşı etkin eylemin içinde de biz vardık. Her emekçi ailenin eğitimle sorunu var derken gelecek kavgasının tabanının da geniş olduğunu söylemiştik. +
Mücadelenin sembollerinden. Sözün ve eylemin en direnç noktalarından. Maliye Bakanlığı önündeki eylemde kalkanların önünde bizden koparmak için çok uğraştılar. Biz bile ikna edemedik. Bir kızı mülakat mağduru diğeri özel sektörde çalışıyor. +