Trump Anıtkabir ziyaretini iptal etmiş.
Program değişikliği bazılarına ayrıntı gibi gelebilir.
Ama değil...
-Türkiye'ya gelen tüm ABD Başkanları Anıtkabir'i ziyaret ederek Atatürk'ün mozolesine çelenk bıraktılar ve Anıtkabir Özel Defteri'ni imzaladılar.
-Eisenhower, Türkiye'yi ziyaret eden ilk ABD Başkanı oldu ve programı kapsamında Anıtkabir'e çelenk koydu.
-George H. W. Bush, Bill Clinton, tekrar George W. Bush ve Barack Obama da Anıtkabir'i ziyaret ettiler. Yani ABD resmi protokol programında yer almıştı.
-Bazıları Trump'ın ziyareti iptal etmesine seviniyor. Tabii, büyük resmi göremedikleri için...
-Bir ABD Başkanı'nın programında, ilk kez Anıtkabir'in yer almaması stratejik bir resimdir. Ve Türkiye için bir kırılma noktasıdır.
-Tom Barrack'ın söylemleriyle bu ziyaretin iptali arasında bir tutarlılık var. Soru şu: Trump'ın bu ziyaretini programdan kim çıkarttı?
Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi, Giresun’da da doğamıza sahip çıkmaya devam ediyoruz.
Doğamızı, su kaynaklarımızı, insan ve tüm canlıların yaşam hakkını korumak ortak sorumluluğumuzdur. Bu anlayışı her platformda dile getirmeyi, doğayı ve yaşamı savunmayı kararlılıkla sürdüreceğiz.
Doğayı korumak, geleceği korumaktır.
Zeynel Lüle ile Ankara Günlüğü programının tamamını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.
https://t.co/QDqXYgK5JL
NATO Ankara Zirvesi vesilesiyle bir kez daha ifade etmek isterim ki; küresel güvenlik dengeleri Türkiye yok sayılarak kurulamaz. Türkiye’den tek taraflı fedakârlık bekleyen hiçbir güvenlik mimarisi sürdürülebilir olamaz.
Türkiye; barışın ve ortak caydırıcılığın paydaşı olan bir Avrupa ülkesi, bir Balkan ülkesi, bir Orta Doğu ülkesi, bir Doğu Akdeniz ülkesi, bir Kafkasya ülkesi ve bir Karadeniz ülkesidir.
Türk Dış Politikası, Soğuk Savaş döneminin kalıplarıyla değerlendirilemez. Türkiye; dengeli, ilkeli ve çok yönlü ilişkiler geliştirerek ittifaka değer katan bir ülkedir. Türkiye’nin NATO dışında kalan ülkeler için de güven veren bir diyalog ve diplomasi kanalı olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir.
Ayrıca biz, Avrupa’nın yalnızca zor zamanlarda başvuracağı bir ülke değiliz. Altmış yılı aşkın mazisiyle tam üyelik hedefini kararlılıkla sürdürdüğümüz Avrupa Birliği’ne üye devletler ile ilişkilerimizin eşitlik ve samimiyet temelinde ilerlemesi, hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın ortak yararınadır.
Yapay zekâdan siber güvenliğe, uzay teknolojilerinden savunma sanayiine kadar yeni güvenlik mimarisi teknolojiyle yeniden şekillenmektedir. Türkiye bu dönüşümün yalnızca bir üretim üssü değil; araştıran, geliştiren, yenilik üreten ve standart belirleyen ülkelerinden biri olmak zorundadır.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık ve güvenlik anlayışı ile “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi; bugün de yarın da en sağlam rehberimiz olmaya devam edecektir.
Şifa Mahallesi İnönü Caddesi’nde asfalt çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 🚧
Çalışmalar tamamlandığında, bağlantılı sokaklarımızla birlikte toplam 1189 metre uzunluğundaki alana 1.598 ton asfalt serimi gerçekleştirmiş olacağız.
Tuzla’nın yollarını adım adım yeniliyoruz. Çünkü Tuzla'ya değer. 💙
Türk tiyatrosunun usta ismi Zihni Göktay’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Sahneye adadığı ömrü, ustalığı, zarafeti ve sanatına duyduğu büyük sevgiyle hafızalarımıza kazındı.
Kendisine Allah’tan rahmet, sevenlerine, Türk tiyatro ve sinema dünyasına başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Atatürk "KURTULUŞ SAVAŞI" diyor.
Mustafa Kemal Atatürk, 29 Ekim 1933'te okuduğu 10. Yıl Nutku'nda "Kurtuluş Savaşı" kavramını kullanmıştır.
Hatta 10. Yıl Nutku'nun taslak metnine yazdığı "İstiklal Savaşı" ifadesindeki "istiklali" çizip yerine "Kurtuluş" yazmıştır.
Atatürk'ün yazdığı 10. Yıl Nutku daktilo edildikten sonra, Atatürk tarafından üzerinde -mürekkepli kalemle- bazı düzeltme ve ilâveler yapılarak son şeklini almıştır.
Atatürk'ün okuduğu 10. Yıl Nutku'nun son sekli şöyle başlamıştır:
"Türk milleti
Kurtuluş savaşına başladığımızın, 15 inci yılındayız. Bugün, Cumhuriyetimizin, 10 uncu yılını doldurduğu, en büyük bayramdır.
Kutlu olsun!..."
Belgeler ekte! Kırmızıyla işaretledim.
Bu arada 1926 yılında İsmet Paşa bu savaşa "İstiklal Savaşı" denileceğini belirtiyor. Atatürk de istiklal savaşı ve milli mücadele kavramlarını kullanıyor, ama 1930'larda dil devrimi sürecinde "kurtuluş savaşı" kavramını kullanıyor.
Atatürk'ün Dil Devrimine karşı olanlar ve Türk Devrimi'nin evrimini görmeyen, görmek istemeyenler için bunun bir anlamı olmayabilir ama Dil Devrimine önem verenler ve Türk Devrimi'nin evrimini bilenler için bunun anlamı büyüktür.
Ayrıca biz tarihćiler zaman zaman "Milli Mücadele" ifadesini de kullanırız ama Yusuf Tekin'in niyeti başka! O, Atatürk'ün de kullandığı "Kurtuluş Savaşı" ifadesini mufredattan kaldırmaktan söz ediyor.
ZİHNİ GÖKTAY'I KAYBETTİK
Zihni Göktay ustamız efsanevi Lüküs Hayat müzikali sırasında sahnedeyken Fenerbahçe'nin önemli bir derbi maçı vardır.
O dönem cep telefonları veya internet olmadığı için salondaki seyircilerin de Zihni Göktay'ın da aklı maçtadır.
Orkestra boşluğundaki müzisyenlerin gizlice radyodan maçı dinlediğini fark eden Göktay, sahnede rolünün akışını hiç bozmadan arada onlardan skor bilgisini alır.
Ardından oyunun uygun bir yerine "Fenerbahçe golü attı!" repliğini sıkıştırarak salondaki merakı giderir.
Bu hareketiyle seyirciden oyunun en büyük alkışlarından birini toplar.
Tiyatromuz çok büyük bir sanatçısını kaybetti.
Türkiye'nin ve tüm Fenerbahçelilerin başı sağolsun.
Anısı önünde saygıyla eğiliyoruz
#ZihniGöktay
"Biz ne diyoruz? Adil bir dünya mümkün ama Amerika'yla değil. Çünkü Amerika İsrail'in yanında parasıyla, bütün silah mühimmatıyla yer alıyor. Ey Amerika bunun hesabını nasıl vereceksin?"
AKP Genel Başkanı
Recep Tayyip Erdoğan
9 Aralık 2023
Avrasya tünelinde medeni insanlar olarak şeridimizi takip edip sıramızı beklerken gözümüze baka baka kaynak yapan arkadaşlar, hepinizin Allah belasını versin. Gece gece sinirlerimizi zıplattınız.
Saygısızlar!
“Koskoca Osmanlı İmparatorluğu”; 17. yüzyıldan itibaren akıl ve bilimden kopmuş, dinci bağnazlığın pençesine düşerek gerilemiş, 1683’den sonra tam 235 yıl sürekli yenile küçüle perişan olmuş, 30 Ekim 1918’de Mondros ile teslim alınıp bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış, memleketinin her köşesi bilfiil işgal edilmiş, milleti fakrü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş, 10 Ağustos 1920’de de Sevr ile resmen tarihe gönülmüştü... “Neyden kurtuluyoruz?” muş…
Soruya bak! Neyden olacak; emperyalist işgalden, esaretten, zilletten, devletsiz ve vatansız kalmaktan, yok olmaktan kurtulduk. Sözcüklerle oynayıp tarihe takla attırma nafile çabasını bırak da çocuklarımızı dünya çocukları ile yarışabilecekleri bilimsel bilgi ile donatma görevini yap bay bakan!
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@tcmeb@add_genelmerkez
ŞEKİP MOSTUROĞLU
Şekip Mosturoğlu, Fenerbahçe içinde nerede durursa dursun, hangi tavrı alırsa alsın farklı görüşlerden Fenerbahçelilerin saygısını kazanmış bir insandır.
Düz bir insandır. Gerektiğinde kendisine yakın insanlarında hoşuna gitmeyecek ama doğru bulduğu tutum ve tavrı göstererek kazanmıştır bu saygıyı.
En önemli özelliklerinden bir tanesi 3 Temmuz'da kendisinin ve ailesinin yaşadığı çileyi ağzından neredeyse kerpetenle alırsınız.
Üç cümlesinden biri "ben hapis yattım" olanlara veya "ben 3 temmuzda şunu yaptım" diyenlere benzemez.
3 Temmuz onun için pazarlama konusu değildir.
Gereklidir yapmıştır.
Şekip Mosturoğlu gibi insanlar Fenerbahçe de geleneğin taşıyıcısıdırlar. Bunu bilelim bir kere.
BURADAN NEREYE GELİYORUZ?
Bir de burada kendi aklı fikriyle var olamayan kendilerine ancak Fenerbahçe tarihinden birilerini bayrak ederek yürüyebilen soytarılar var.
En sonunda Şekip Bey'e de saldırıp X hesabını "lanet olsun" deyip kapatmasına neden oldular.
Bunlar garip yaratıklar.
Ali Koç'la Aziz Yıldırım karşıya karşıya geldiklerinde merhabalaşıp konuşurlar.
Bunlar karşı tarafa sürekli küfür ederler.
Örnekler çoğaltılabilir. Bir çok isim üzerinden aynı sapıklıkları yapıyorlar.
"Fenerbahçenin iyiliği için" çoğunun Fenerbahçenin oyuncusuna, hocasına, yönetimine küfür etmişlikleri vardır! Çok severler. O yüzden Fenerbahçenin her şeyine allah ne verdiyse küfür edebilirler.
Bu kendinden menkul sapık ruh hali onlara bu hakkı verir!
Gestapo gibi totolarından belirledikleri kriterlere uymayanlara saldırırlar.
Yüzde 90 ını bir psikiyatrik teste tabi tutsanız akıl sağlıkları yerinde çıkmaz.
Kendi hayatlarındaki nefretlerini, hayal kırıklıklarını, yetersizliklerini, korkularını, dengesizliklerini, değersizliklerini Fenerbahçe üzerinden buralara kusarlar.
Kendileri hiç hata yapmamıştır, yapmazlar da...
Hepsi Aslan Yürekli Richard veya Pamuk Prenses'tir.
Sosyal medyada böyle bir yer işte.
Eskilerin dediği gibi "manyaksanız allaha yalvarın"...
Yağız Sabuncuoğlu'na tepki gösterilmesi olumlu bir adımdır.
Bunun Teknik Direktörümüz İsmail Kartal'a kaloriferci diye hakaret edilen Sports Digitale de ders olmasını umuyoruz.
Bu adımlar olumlu adımlardır. Her Fenerbahçeli destekler.
Daha önce Feridun Niğdelioğlu'na da kulüp, bizim sayabildiğimiz 21 kez "bu yalan haber yapıyor" açıklaması yapmıştı.
Şimdi muteber "adam" oldu.
Aynısı olmazsa çok seviniriz.
MHP’li Vahapoğlu’ndan Bakan Uraloğlu’na dikkat çeken cevap:
“1945’te memur olmuş bir babanın oğluyum. Ben de 1976’dan 2007’ye kadar kamuda sivil ve üniformalı görev yaptım.
Devletin maaş ödemesini geciktirdiğini ya da ödeyemediğini ne babamdan duydum ne de kendim yaşadım.”
Bugün Balyoz kumpasının şehitlerinden, değerli meslektaşım, dava ve koğuş arkadaşım, aziz dostum Amiral Cem Aziz Çakmak'ın aramızdan ayrılışının ve toprağa verilişinin 11. yıl dönümü.
Rahmetle, minnetle, vefayla, özlemle ve saygıyla kendisini, onun şahsında tüm kumpas şehitlerimizi anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.
İnsanlar makamlarıyla değil, geride bıraktıkları eserlerle ve uğruna bedel ödedikleri değerlerle hatırlanırlar.
Cem Aziz Çakmak da Cumhuriyet Donanmasına yaptığı büyük hizmetlerle, yetiştirdiği denizcilerle ve Mavi Vatan idealine kattığı değerlerle sonsuza kadar yaşayacaktır.
2008 yılında Bahreyn'de düzenlenen uluslararası bir toplantıda Amerikalı 5. Filo Komutanı Amiral William Gortney'in kendisine söylediği "Artık Türk Donanması Amerikan Donanmasına rakip hâline gelmiştir" sözü hafızalardadır.
Ardından FETÖ eliyle kurulan Balyoz kumpası geldi. Cumhuriyet Donanmasının en nitelikli komutanları sahte dijital delillerle hedef alındı.
Cem Çakmak da kendi vatanında Hasdal ve Silivri'de 3,5 yıl özgürlüğünden mahrum bırakıldı. Beraatini gördü ama cezaevinde yakalandığı amansız hastalık onu 3 Temmuz 2015'te bizlerden kopardı.
Onu sadece kaybetmedik, Cumhuriyet Donanmasının en seçkin komutanlarından birini, Türk milletinin sessiz kahramanlarından birini kaybettik.
Bugün geriye dönüp baktığımda en çok hatırladığım, mahkeme salonlarında korkuya teslim olmayan vakur duruşu, ihanete boyun eğmeyen karakteri ve güce değil hakikate sadık asil ruhudur.
Kimi yaşayanların korkaklığına, dönekliğine ve güç karşısındaki teslimiyetine inat, o dimdik ayakta kaldı.
Şüphem yok ki Bahriyenin Atatürk'ten aldığı gerçek ruh onu sonsuza kadar bağrına basacaktır.
Cem Aziz Çakmak bugün Türk milletinin kalbinde, Mavi Vatan'ın derinliklerinde, Cumhuriyet Donanmasının ufkunda seyreden her savaş gemisinin pruvasında yaşamaya devam ediyor.
Rotan cennet olsun güzel kardeşim. Seni unutmadık, unutmayacağız.