Sanat dünyamızın ve kalbimizin büyük kaybı...
Sahneye koyduğu ruhla, duruşuyla ve hayatımıza kattığı tüm güzelliklerle iz bırakan usta sanatçı Serhat Kılıç'ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Ülkemizin, ailesinin ve tüm sevenlerinin başı sağ olsun. Işıklar içinde uyu usta, bıraktığın eserler ve güzel hatıran asla unutulmayacak. 🖤
#SerhatKılıç
@TuncerSengoz Cyberpunk'ta teknoloji, kamusal yarar için değil; Arasaka, Militech, Tyrell veya Weyland-Yutani gibi dev yapıların kâr marjı, pazar payı ve kitle kontrolü için üretilir.
@HalukMesci Yüzyıllık söz öbeğini alıp önüne marka koymak icat mıdır? 'Memleket gibisi yok', 'kuru fasulye gibisi yok' vb. kalıpları da zaten size aitti de bizim mi haberimiz olmadı?"
@StatsbyCN@MesutURGANCILAR Görsellik veya statü odaklı yaşayan insanlar, paranın sadece bir "özgürlük" aracı olduğunu kavrayamadığı için bu tarz hareketleri idrak etmekte zorlanır.
Aleviliğin en temel düsturu olan "eline, beline, diline sahip ol" ilkesindeki "eline sahip olmak", doğrudan başkasının canına, malına ve hakkına kastetmemeyi, eline kan bulaştırmamayı emreder. Bu sebeple alevilik bebek katili bir terörist ve onu meşrulaştıranlarla asla örtüşmez.
Bu ülkede her şeye politik yaklaşmak zorundayız. Burada asıl mesele içki ve içki kültürünü olabildiğince kamusal alandan silerek Katar, Malezya modeli gibi sadece zenginlerin/turistlerin ulaşabileceği alanlara hapsetmek. Bu da aslında "muhafazakarlaştırma" siyasetinin bir sonucu.
DİSTOPYA — Son 48 saatte polis dronları, açık alanda alkol tüketen insanlara “Bu bir polis dronudur. Bu bölgede alkol içmek yasaktır. Derhal ayrılın.” anonsu yapıyor.
Önce Fatih, ardından Üsküdar sahili… Bu konu, “teknoloji kullanıyoruz” denilerek geçiştirilemeyecek kadar problemli: Hoparlörlü, spot ışıklı, termal ve gece görüşlü gözetleme cihazları…
— Baştan belirtelim, “Alkol yasağı” diye bir kanun yok.
2023’te 4250 sayılı kanun üzerinden “hatırlatma genelgesi” çıkartılarak yasak denenmeye çalışıldı fakat çok sürmeden İstanbul Valiliği’nin park, piknik alanı, sahil bandı ve plajlarda alkol tüketimini “önleme” genelgesi iptal edildi.
Gerekçe: Temel hak ve özgürlükler ancak kanunla, ölçülü ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun şekilde sınırlanabilir (Anayasa m.13).” oldu.
Genel, orantısız, yaşam tarzına müdahale niteliğindeki bir yasak hukuka aykırıdır.
Somut bir rahatsızlık, gürültü veya kamu düzenini bozan davranış yoksa, yalnızca biranın varlığı tek başına suç veya kabahat oluşturmaz.
— Ek olarak, Türkiye’de kolluğun drone kullanımını özel olarak, sınırlarını, kayıt sürelerini, silme yükümlülüğünü, hâkim denetimini ve amaç sınırlamasını düzenleyen ayrıntılı bir kanun yok.
CMK m.140’taki “teknik araçlarla izleme” ise belirli bir suça ilişkin kuvvetli şüphe, hakim kararı ve son çare şartlarına bağlıdır. Genel asayiş, “alkol içenleri uyarmak” veya “şehir gözetimi” bu şartları karşılamaz.
— Şimdi asıl meseleye gelelim.
Bugün hedef “açık alanda içki içenler”
Peki ya yarın?
Sahilde el ele oturan bir çift, parkta öpüşen iki genç, gece yarısı bankta oturup konuşanlar, “uygunsuz” bulunan kıyafetler, “şüpheli” toplanmalar…
Bir kez “kamu düzeni ve ahlak” gerekçesiyle havadan müdahale meşrulaştı mı, sınır çizmek çok zorlaşır.
Çünkü sınır artık kanunda değil, o anki operatörün veya talimatın “yorumunda” durur.
Kaldı ki, “müstehcenlik” maddesi gibi tanımı net olmayan bir kanun maddesi üzerinden istenildiği gibi hareket edilebiliyor.
“Kötü bir şey yapmıyorsan korkma” oto-kontrol cümlesidir.
Özgürlüğün ölçüsü, devletin sizi izlerken ne kadar nazik davrandığı değil; sizin izlenmeden, uyarılmadan, aydınlatılmadan kamusal hayatı yaşayıp yaşayamamanızdır.
— George Orwell’ın Big Brother’ı da önce suçluları izlemek için gelmemişti. Önce “düzeni” izledi.
İstanbul gibi milyonların yaşadığı, sahillerinin, sur diplerinin, parklarının sosyalleşme alanı olduğu bir kentte, gökyüzünden hoparlörle “derhal ayrılın” demek, yalnızca alkol denetimi değildir.
Kamusal alanın kimin olduğunu, orada kimin nasıl durabileceğini devletin tek taraflı belirlediği bir rejim işaretidir.
— Hukukun işi tam da buradadır: Teknolojiyi yasaklamak değil, onu anayasa, kanun, ölçülülük ve yargı denetimi altına sokmak.
Aksi halde dronlar sadece alkol içenleri değil, şehirde “uygun” bulunmayan herkesi uyarır. Ve o uyarıya itiraz edebilecek bir yer kalmaz.
Şehrin güvenliğinin bu şekilde sağlanacağı iddiası gerçekçi gelmemektedir.
"Çoğunluk dünyayı kötü fikir ve eylemleriyle, hem plastik, hem nükleer, hem siyasal kirletirken; bir küçük azınlık, yalnız romanlarda görülebilecek muhteşem bir umutla ortalığı temizlemeye çalışmaktalar."
Ferhan Şensoy