Troll saldırısı başlamış…
Aynı görseller, aynı sorular, aynı cümleler peş peşe servis ediliyor.
Demek ki bu akşamki yayın daha başlamadan birilerini ciddi biçimde rahatsız etmiş.Ateş bacayı sarmış!
Ama gündemi değiştiremeyeceksiniz.
Bu akşam saat 21.00’de; Gökçek ailesinin Almanya’daki milyonlarca dolarlık yatırımlarını, bu servetin nasıl oluştuğunu, paranın Türkiye’den yurt dışına nasıl taşındığını ve nelerin satın alındığını belgeleriyle anlatacağım.
Troller konuşsun, saat 21.00’de belgeler konuşacak.
Bekliyoruz👇
https://t.co/HrmgXJnfeK
Okul müdürlüğü, üst makamlara itaat ederek koltuğu koruma makamına dönüşünce eğitim yöneticiliği ortadan kalkıyor. İlçe MEM karşısında öğretmeninin hakkını dile getiremeyen, yalnızca kendisine verilen talimatları uygulayan kişi okulu yönetmez; sadece idare eder.
Milli Eğitim Bakanlığı bir genelge yayınlamış.
"Bu genelgede, Türkiye Yüzyılı vizyonu ve devletimizin hedefleri doğrultusunda, Gazi Meclisimizin ortak iradesiyle kabul edilen 'Millî Dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine dair kanunla ortaya konulan millî duruş…"
Sayın yetkililer, Sayın Bakan, yasa bu.
Çocuklara bu yasayı niye öğretiyorsunuz? Bu yasa PKK affı yasası.
Bakın, maddelere bakalım. Birinci madde, 'Bu kanunda geçen örgüt, PKK, KCK terör örgütünü ve bağlı bütün oluşumlarını, kurul bu kanunun yedinci maddesi uyarınca oluşturulacak kurulu ifade eder' diye devam ediyor.
İnanılır gibi değil.
Ne yaptığınızın farkında mısınız? Atatürk'ü unutturmak için elinden geleni yapan Milli Eğitim Bakanlığı, İstiklal Harbi'nin, Kurtuluş Savaşı'nın adını bile yasaklayan bakanlık, şimdi bizi burada Atatürk'e dayanarak diyor ki: 'Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, gerektiğinde vatan için tek bir kişi gibi, tek vücut olmuş olmak lazım, azim ve kararlılıkla çalışmasını bilen bir millet elbette büyük geleceğe layık ve aday olan bir millettir sözleriyle temeli atılan maarif vekâletinin’. Evet, maarif vekâletinin temeli bu düşünceyle atıldı. Ama bugün gelmiş olduğu noktada bu düşünceden tamamen koptuğu, tarikat ve cemaatlerin denetimine girdiği, millî eğitimi terk ettiği açık bir gerçektir.
Meb: Sınıf içi yaptığınız etkinlikleri fotoğraflayın, etkinlik tutanaklarına mutlaka fotoğraf ekleyin, fotoğrafları 36363 yerde paylaşın…
Yine Meb: Sınıfta cep telefonu kullanmayın
Sayın Bakan, Millî Eğitim Bakanlığının yetkilileri; bir kez de öğretmenlerin sesini duyun, yıllardır ertelenen taleplerini dikkate alın!
Yıllardır iller arası yer değişikliği bekleyen öğretmenler için ikinci il dışı atama takvimi daha fazla gecikmeden ilan edilmelidir.
Ancak yalnızca yeni bir tercih ekranı açılması çözüm değildir. Öğretmenlerin karşısına birkaç il ve göstermelik kontenjan çıkarılmamalı; 81 ili kapsayan, yıllardır biriken taleplere karşılık verecek geniş ve gerçekçi bir atama imkânı sunulmalıdır.
MEB, norm kadro ve personel planlamasındaki sorunları öğretmenlerin yer değiştirme hakkını sınırlandırmanın gerekçesi hâline getirmemelidir. İsteğe ve mazerete bağlı yer değişikliği taleplerini birlikte gözeten, yeterli kontenjana dayalı, adil ve şeffaf bir süreç yürütülmelidir.
Yer değiştirme hakkı, kâğıt üzerinde tanınan değil, fiilen kullanılabilen bir hak olmalıdır. İkinci il dışı atama yapılmalı; öğretmenlerin yıllardır biriken haklı talebi artık karşılanmalıdır. @tcmeb
#2ildışınaMEBbolkontenjan
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan 2026/70 sayılı “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” Genelgesi, eğitimin kronikleşmiş sorunlarına çözüm üretmek yerine öğretmeni daha fazla denetleyen, eğitim süreçlerini merkezî talimatlarla kuşatan ve yönetmeliklerle düzenlenmiş alanlarda dahi genelge yoluyla yeni yükümlülükler yaratmaya çalışan bir anlayışın ürünüdür.
Genelge, eğitimde farklılıkları ve özgünlüğü esas almak yerine öğretmeni ve öğrenciyi dar kalıplara sıkıştıran, tek tip öğretmen ve tek tip öğrenci anlayışını dayatan; eğitim sisteminin yapısal sorunlarından doğan sorumluluğu ise Bakanlığın üzerinden alarak öğretmenin ve öğrencinin omuzlarına yükleyen bir yaklaşımı yansıtmaktadır.
Bakanlık, öğretmenin yoksullaşmasını, okulların personel açığını, kalabalık sınıfları, öğretmen açığını, ücretli öğretmenlik ayıbını, eğitimde eşitsizliği ve giderek ağırlaşan çalışma koşullarını çözmek yerine, öğretmenin önlüğünden telefonuna, veliyle görüşmesinden kullanacağı dijital platforma, görev yapacağı okuldan görev yapacağı alana kadar uzanan bir müdahale ve denetim düzeni kurmaya çalışmaktadır.
Genelgenin bütününe hakim olan “tavizsiz”, “zorunlu”, “istisnasız”, “kesinlikle”, “ivedilikle”, “hiçbir şekilde” gibi ifadeler de Bakanlığın eğitim çalışanlarıyla birlikte yönetme anlayışından giderek uzaklaştığını göstermektedir.
Eğitim, emir-komuta zinciri içerisinde yürütülecek mekanik bir faaliyet değildir. Öğretmen de Bakanlığın her yeni politikasını sorgulamadan uygulamakla yükümlü bir talimat memuru değildir.
Eğitim-İş olarak, hukuku genelgelerle aşmaya, öğretmenin mesleki özerkliğini idari talimatlarla daraltmaya ve öğretmeni itibarsızlaştırmaya, okulları güncel siyasi politikaların uygulama alanına dönüştürmeye yönelik hiçbir girişime sessiz kalmayacağız.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://t.co/iyyVCbhZXJ
Sabahat Akkiraz, PKK’lı teröristlerin ülkeye dönüşünü ve cezasızlığını içeren ‘Çerçeve Yasa’ya tepki gösterdi:
“Son kararı Türk milleti verecek…
Kahrolsun Sevr! Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti…”
Siz Evet diyorsanız….
Size de HAYIR…
Tercihini Türk milletinden yana koyamayan, Emperyalistlerle iş tutan babam olsa ona da Hayır…
Barış böyle sağlanmaz.
Bugün Anayasaya aykırı olana Evet dersen yarın Anayasayı delik deşik ederler sesin çıkmaz…