Benim ve benden önceki kuşakların aldığı en önemli ders Hayat Bilgisi dersiymiş . O çocuk aklımla ne manasız gelirdi bana o ders . Çünkü derste anlatılanların aynısı zaten ebeveynler tarafından da sürekli hatırlatılırdı .
İnsanları gerçekten anlayabilmek için şu kavramları anlaman gerekir:
• Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi
• Seyirci Etkisi (Bystander Effect)
• Dunning–Kruger Etkisi
• Bağlanma Teorisi
• Stockholm Sendromu
• Bilişsel Davranışçı Terapi (CBT)
• Pygmalion Etkisi
• Ayna Nöronlar
• Duygusal Bulaşma
• Halo Etkisi
• Öğrenilmiş Çaresizlik
• Carl Jung’un “Gölge Benlik” kavramı
• Joseph Campbell’ın “Kahramanın Yolculuğu”
• Toksik Pozitiflik
• Temel Yükleme Hatası
• Doğrulama Yanlılığı ve bunun gerçekliği nasıl şekillendirdiği
• Backfire Etkisi
• Terror Management Theory (Ölüm Kaygısı Yönetimi Teorisi)
• Sosyal Karşılaştırma Teorisi
• Kıtlık zihniyeti ile bolluk zihniyeti arasındaki fark
• İnsanların neden hikâyelere ihtiyaç duyduğu
• Kabilecilik psikolojisi
• Yalnızlığın insan psikolojisini nasıl etkilediği
Türkiye’de çocuklar okula, yetişkinler ise işlerine 10 yıldır 'Kalıcı İleri Saat Uygulaması' nedeniyle karanlıkta gidiyor.
Bunun asıl sebebi kalıcı saate geçmek değil.
• Asıl sebebi: Türkiye'nin kalıcı saate geçerken saati en doğunun da doğusunda kalan 45. doğu meridyenine sabitlemesi.
• Türkiye kalıcı saati 30. doğu meridyenine sabitlenseydi, hem doğudaki hem batıdaki çocuklar kış aylarında okula gün aydınken gidebilecekti.
• İngiltere benzer bir uygulamayı denedi ancak özellikle çocukların gün aymadan okula gitmesinden doğabilecek sorunlar nedeniyle vazgeçti.
Türkiye ise 10 yıldır bu uygulamaya devam ediyor.
Gerekçe olarak da 10 yılda toplamda: 400 milyon TL tasarruf edildiği iddia ediliyor. Bu tasarrufu neredeyse hiçbir bağımsız kuruluş doğrulamazken,
Aynı zamanda Türkiye:
• Sayısız vakfa 100 milyonlarca TL aktarıyor.
• TL’nin değer kaybını önlemek için çıkardığı KKM sistemi nedeniyle 60 milyar dolar zarar ettiği belirtiliyor.
• Bu, kalıcı ileri saat uygulamasından iddia edilen tasarrufun yaklaşık 150 katı zarar anlamına geliyor.
• Ancak yetkililer tasarrufa, vakıflar ve yanlış politikalardaki zararları azaltmak yerine Türkiye’nin geleceği olan çocukların üzerinde olumsuz etki yaratabilecek bu uygulamadan başlıyor.
NOT: Türkiye kalıcı saate geçmedi, kalıcı ileri saate geçti.
• Sorun kalıcı saate geçmek değil. Kalıcı saate geçmenin olumlu yönleri var ancak kalıcı ileri saat Türkiye gibi doğusu ile batısı arasında saat farkı olan ülkeler için olumsuz etkilere sahip.
• “Diğer ülkeler de artık bunu istiyor” gibi söylemler olursa, umarım aradaki farkı anlatabilmiş olurum. O nedenle bu videoyu; paylaşıp, beğenmeniz çok değerli olur.
Şu rezaleti savunanları neden ciddiye alamam biliyor musunuz?
Bir insanı, attığı tiviti bahane edip, hukuken hiçbir yaptırımı olamamasına rağmen hapse atıyorsanız, hukuktan bahsedemezsiniz. Ederseniz ciddiye alamam.
Anayasaya göre serbest kalması gereken insanları tutsak edip Anayasayı çiğnerseniz, Anayasanın öneminden bahsedemezsiniz. Ciddiye alamam.
Kul hakkına girip, çalana çırpana, gasp edene, çökene “bizdendir” deyip susarsanız, dinden, imandan, ahlaktan bahsedemezsiniz. Ederseniz ciddiye alamam.
Sabah programlarında grup yapan dayılar, kayınvalidesine atlayan damatlar, eşini zehirleyip ele kaçanlar kol gezerken, eteğin boyundan, makyajın tonundan bahsedemezsiniz. Ciddiye alamam.
Cümle kuramayan yazarlar, bebek öldüren doktorlar, torpille atanan yeğenler, sahte diplomalı mühendisler varken yarını hedefleyemezsiniz . Ciddiye alamam.
Yazılı kuralları vardır hukukun. Kafanıza göre kural ekleyemez, işinize geldiği gibi şekillendirip, adına “adalet” diyemezsiniz. Derseniz ciddiye alamam.
Ardına saklandığınız tüm değerleri çıkarlarınız uğruna yok etmek üzeresiniz. Şeffaf duvarlar ardında, gizleniyoruz zannettiniz. Yanlışsınız! Elbette yanlışınıza “yanlış” diyeni susturur, sindirir, hapsedebilirsiniz! Ancak dünün tarihini nasıl değiştiremediyseniz, yarının kitaplarına da “haklı” geçmeyeceksiniz. Kendi yazdığınız kitaplara elbette geçersiniz, ama ciddiye alamam.
Sokakta dayak yiyen gençler, hakkını arayan ablalar, abiler, kardeşler, 70 yaşında ekmek derdine düşmüş dedeler, neneler! Halk işte. Değil derseniz, ciddiye alamam.
Her şey Türkiye için diyorsunuz. Biz Türkiye değil miyiz? Milletin refahı için diyorsunuz, biz millet değil miyiz? “Öyleyiz” derseniz, ciddiye alamam.
Yıkıldıysa Cumhuriyet bilelim. Geçersizse hukuk bilelim. Korkulmuyorsa Allah’tan bilelim. Aksi taktirde, her birini haksızca ağzınıza alıp, kimseden susmasını bekleyemezsiniz. Beklerseniz, ciddiye alamam.
7 Eylül #aytutulması 🌌
Aslan, Kova, Boğa, Akrep
İnsan, hayatının belli dönemlerinde bir şeylerin yolunda gitmediğini hisseder. İçinde tarif edemediği bir huzursuzluk vardır; sanki bulunduğu yer artık ona dar gelmektedir. İşte bu noktada, zihnin binlerce farklı senaryoya bölünür: “Yeni bir başlangıç mı yapmalıyım? Her şeyi geride bırakıp gitmeli miyim? Yoksa daha güçlü sınırlar mı çizmeliyim?” Bu soruların arasında kaybolmak, insanın en doğal hâlidir. Çünkü değişim kapıya dayandığında, önce kafa karışıklığı ve belirsizlik gelir.
Oysa gerçek değişimin kapısını aralayan şey, büyük ve karmaşık adımlar değil, basit ama köklü bir karardır. Hayatta bazen neyi istediğini bulmak zor olabilir; çünkü kalp çok şey arzulayabilir. Fakat neyi istemediğini bilmek, insanı özgürlüğe götüren en net pusuladır. Çünkü “istemiyorum” dediğin anda, yüklerinden arınmaya başlarsın. Kendini tüketen ilişkiler, seni küçülten sözler, sana ait olmayan sorumluluklar… Tüm bunların karşısında “hayır” diyebilmek, yeni bir hayatın ilk nefesidir.
insanın kendini bulma süreci, aslında sınırlarını ve ihtiyaçlarını fark etmesiyle başlar. Bir karar, görünürde küçük olabilir; ama içsel dünyanda bir devrim yaratır. “Bunu istemiyorum” diyebildiğinde, zihnin özgürleşir. Artık neyi bırakacağını biliyorsundur ve bu bilgelik, seni adım adım hak ettiğin hayata taşır. Unutma, yönünü bulmak için her zaman yeni bir yol icat etmen gerekmez. Bazen yapman gereken tek şey, artık yürümek istemediğin yola veda etmektir.
İçinde olduğun karanlık dönemde belki de sana lazım olan şey devrim değil, basit bir ayrım: Bunu istiyorum ve bunu istemiyorum. İşte o ayrımı netleştirdiğinde, hayat kendi akışında seni doğru yöne taşıyacaktır. Çünkü gerçek özgürlük, seçimlerinde gizlidir. Ve en güçlü seçim, istemediğine cesurca kapını kapatmaktır..