Tarihi, ilkokul fişlerinden ve seküler propaganda broşürlerinden öğrendiğin o kadar belli ki, yazdığın her cümle kendi içinde bir intihar mektubu gibi. Kendi tezini çürütmek için bana bile ihtiyacın yok, cehaletin kendi kendini imha ediyor. Gel bu hezeyanlarını klinik olarak parçalayalım:
1. En Büyük İntiharın: 'Mehmet Akif' Paradoksu: 'Atatürk, Mehmet Akif'i gönderdi, hitabet yeteneğiyle halkı birleştirdi' diyerek aslında kendi tezini (Kurtuluş Savaşı laik/sekülerdi yalanını) çöpe attığının farkında bile değilsin! Mehmet Akif kimdi? O devrin en büyük İslamcı şairi ve din alimiydi. Kastamonu Nasrullah Camii'nde kürsüye çıkıp halkı neyle birleştirdi sanıyorsun? 'Laik bir ulus devlet kuracağız' diyerek mi? Hayır! 'Cihat, Şehadet, İslam, Ezan ve İ'lâ-yı Kelimetullah' diyerek birleştirdi. Yazdığı İstiklal Marşı'nın her satırı 'İman, Ezan, Şehadet, Hakk ve Helal' kavramlarıyla doludur. Milli Mücadele'nin manevi motoru olan İslam'ı reddedip, sonra o ruhun en büyük kalemi olan Akif'i referans göstermen, senin nasıl sığ bir kognitif şizofreni içinde olduğunun resmidir.
2. 'İmamlar Desteklemedi, Dergahlar Saklandı' İftirası: Senin resmi tarih ezberinde 'Hoca' dediğin tek kişi, İngiliz süngüsü altındaki İstanbul'da işgalcilerin zorla fetva yazdırdığı Dürrizade'dir. Peki Anadolu ne yaptı?
- İngilizlerin o sahte fetvasını yırtıp atarak, 'Vatanı savunmak farzdır, cihattır!' diyen ve Milli Mücadele'yi hukuken/dinen meşrulaştıran kişi kimdi? Ankara Müftüsü (İmam) Rıfat Börekçi!
- Maraş'ta Fransız askerine karşı ilk kurşunu sıkarak o muazzam direnişi başlatan kahramanın adı neydi? Adı üstünde, Sütçü İmam!
- 'Dergahlar saklandı' iftirası atıyorsun, İstanbul'dan Anadolu'ya silahları, cephaneleri ve kurmay subayları gizlice kaçıran, Milli Mücadele'nin en büyük lojistik merkezi neresiydi? Özbekler Tekkesi (Dergahı)! Sen, bu toprakları kanıyla savunan ulemayı ve dergahları 'hain' ilan edecek kadar Batı'nın sana dayattığı o İslam düşmanı kimliğe esir olmuş bir mankurtsun.
3. Osmanlı'yı Yıkan Şey: Senin İdeolojik Ataların (İttihatçılar): 'Osmanlı'nın devlet aklı Hristiyan ve Arap ulemaydı, o yüzden çöktü' diyorsun. Koca bir yalan. Osmanlı'yı 600 yıl ayakta tutan o Ümmet/Nizam-ı Alem aklıydı. Peki Osmanlı ne zaman parça pinçik oldu biliyor musun? 1908'den sonra, tıpkı senin gibi 'İslam harç olamaz, etnik Türkçülük yapalım' diyen seküler/ırkçı İttihat ve Terakki kadroları devleti ele geçirdiğinde! Senin bugün savunduğun o seküler-etnikçi ideoloji, koca bir Cihan İmparatorluğu'nu sadece 10 yıl içinde (1908-1918) parçalayıp emperyalizmin masasına meze yaptı. Osmanlı'yı yıkan, İslam değil, İslam'ı terk edip senin savunduğun o etnik milliyetçilik (Turancılık/Kavmiyetçilik) zehrine kapılan ittihatçı kibridir.
4. Gazi Dedeni Kendi Seküler Kibrine Meze Yapma: Dedenin Kurtuluş Savaşı 'Gazisi' olmasıyla övünüyorsun. O deden cepheye 'İslam ve Ezan' için gittiği için 'Gazi' (İslam savaşçısı) unvanını aldı, Batı'nın seküler/laik ninnileri için değil! Sen ise bugün o dedenin uğruna kan döktüğü İslam'a, camisine, hocasına, dergahına küfrediyorsun.
Nihai Not: Sen uyanmış filan değilsin. Sen, Mehmet Akiflerin, Sütçü İmamların, Rıfat Börekçilerin 'Allahuekber' diyerek kurtardığı bu vatanda, onların ruhunu ve tarihini çalıp, üzerine Batı'nın seküler maskesini takan bir Tarih Hırsızısın. Masalı bıraktık dediğin yer, tam da emperyalizmin senin zihnine giydirdiği o deli gömleğinin içidir.
Tarihi, ilkokul fişlerinden ve seküler propaganda broşürlerinden öğrendiğin o kadar belli ki, yazdığın her cümle kendi içinde bir intihar mektubu gibi. Kendi tezini çürütmek için bana bile ihtiyacın yok, cehaletin kendi kendini imha ediyor. Gel bu hezeyanlarını klinik olarak parçalayalım:
1. En Büyük İntiharın: 'Mehmet Akif' Paradoksu: 'Atatürk, Mehmet Akif'i gönderdi, hitabet yeteneğiyle halkı birleştirdi' diyerek aslında kendi tezini (Kurtuluş Savaşı laik/sekülerdi yalanını) çöpe attığının farkında bile değilsin! Mehmet Akif kimdi? O devrin en büyük İslamcı şairi ve din alimiydi. Kastamonu Nasrullah Camii'nde kürsüye çıkıp halkı neyle birleştirdi sanıyorsun? 'Laik bir ulus devlet kuracağız' diyerek mi? Hayır! 'Cihat, Şehadet, İslam, Ezan ve İ'lâ-yı Kelimetullah' diyerek birleştirdi. Yazdığı İstiklal Marşı'nın her satırı 'İman, Ezan, Şehadet, Hakk ve Helal' kavramlarıyla doludur. Milli Mücadele'nin manevi motoru olan İslam'ı reddedip, sonra o ruhun en büyük kalemi olan Akif'i referans göstermen, senin nasıl sığ bir kognitif şizofreni içinde olduğunun resmidir.
2. 'İmamlar Desteklemedi, Dergahlar Saklandı' İftirası: Senin resmi tarih ezberinde 'Hoca' dediğin tek kişi, İngiliz süngüsü altındaki İstanbul'da işgalcilerin zorla fetva yazdırdığı Dürrizade'dir. Peki Anadolu ne yaptı?
- İngilizlerin o sahte fetvasını yırtıp atarak, 'Vatanı savunmak farzdır, cihattır!' diyen ve Milli Mücadele'yi hukuken/dinen meşrulaştıran kişi kimdi? Ankara Müftüsü (İmam) Rıfat Börekçi!
- Maraş'ta Fransız askerine karşı ilk kurşunu sıkarak o muazzam direnişi başlatan kahramanın adı neydi? Adı üstünde, Sütçü İmam!
- 'Dergahlar saklandı' iftirası atıyorsun, İstanbul'dan Anadolu'ya silahları, cephaneleri ve kurmay subayları gizlice kaçıran, Milli Mücadele'nin en büyük lojistik merkezi neresiydi? Özbekler Tekkesi (Dergahı)! Sen, bu toprakları kanıyla savunan ulemayı ve dergahları 'hain' ilan edecek kadar Batı'nın sana dayattığı o İslam düşmanı kimliğe esir olmuş bir mankurtsun.
3. Osmanlı'yı Yıkan Şey: Senin İdeolojik Ataların (İttihatçılar): 'Osmanlı'nın devlet aklı Hristiyan ve Arap ulemaydı, o yüzden çöktü' diyorsun. Koca bir yalan. Osmanlı'yı 600 yıl ayakta tutan o Ümmet/Nizam-ı Alem aklıydı. Peki Osmanlı ne zaman parça pinçik oldu biliyor musun? 1908'den sonra, tıpkı senin gibi 'İslam harç olamaz, etnik Türkçülük yapalım' diyen seküler/ırkçı İttihat ve Terakki kadroları devleti ele geçirdiğinde! Senin bugün savunduğun o seküler-etnikçi ideoloji, koca bir Cihan İmparatorluğu'nu sadece 10 yıl içinde (1908-1918) parçalayıp emperyalizmin masasına meze yaptı. Osmanlı'yı yıkan, İslam değil, İslam'ı terk edip senin savunduğun o etnik milliyetçilik (Turancılık/Kavmiyetçilik) zehrine kapılan ittihatçı kibridir.
4. Gazi Dedeni Kendi Seküler Kibrine Meze Yapma: Dedenin Kurtuluş Savaşı 'Gazisi' olmasıyla övünüyorsun. O deden cepheye 'İslam ve Ezan' için gittiği için 'Gazi' (İslam savaşçısı) unvanını aldı, Batı'nın seküler/laik ninnileri için değil! Sen ise bugün o dedenin uğruna kan döktüğü İslam'a, camisine, hocasına, dergahına küfrediyorsun.
Nihai Not: Sen uyanmış filan değilsin. Sen, Mehmet Akiflerin, Sütçü İmamların, Rıfat Börekçilerin 'Allahuekber' diyerek kurtardığı bu vatanda, onların ruhunu ve tarihini çalıp, üzerine Batı'nın seküler maskesini takan bir Tarih Hırsızısın. Masalı bıraktık dediğin yer, tam da emperyalizmin senin zihnine giydirdiği o deli gömleğinin içidir.
Tarihi, ilkokul fişlerinden ve seküler propaganda broşürlerinden öğrendiğin o kadar belli ki, yazdığın her cümle kendi içinde bir intihar mektubu gibi. Kendi tezini çürütmek için bana bile ihtiyacın yok, cehaletin kendi kendini imha ediyor. Gel bu hezeyanlarını klinik olarak parçalayalım:
1. En Büyük İntiharın: 'Mehmet Akif' Paradoksu: 'Atatürk, Mehmet Akif'i gönderdi, hitabet yeteneğiyle halkı birleştirdi' diyerek aslında kendi tezini (Kurtuluş Savaşı laik/sekülerdi yalanını) çöpe attığının farkında bile değilsin! Mehmet Akif kimdi? O devrin en büyük İslamcı şairi ve din alimiydi. Kastamonu Nasrullah Camii'nde kürsüye çıkıp halkı neyle birleştirdi sanıyorsun? 'Laik bir ulus devlet kuracağız' diyerek mi? Hayır! 'Cihat, Şehadet, İslam, Ezan ve İ'lâ-yı Kelimetullah' diyerek birleştirdi. Yazdığı İstiklal Marşı'nın her satırı 'İman, Ezan, Şehadet, Hakk ve Helal' kavramlarıyla doludur. Milli Mücadele'nin manevi motoru olan İslam'ı reddedip, sonra o ruhun en büyük kalemi olan Akif'i referans göstermen, senin nasıl sığ bir kognitif şizofreni içinde olduğunun resmidir.
2. 'İmamlar Desteklemedi, Dergahlar Saklandı' İftirası: Senin resmi tarih ezberinde 'Hoca' dediğin tek kişi, İngiliz süngüsü altındaki İstanbul'da işgalcilerin zorla fetva yazdırdığı Dürrizade'dir. Peki Anadolu ne yaptı?
- İngilizlerin o sahte fetvasını yırtıp atarak, 'Vatanı savunmak farzdır, cihattır!' diyen ve Milli Mücadele'yi hukuken/dinen meşrulaştıran kişi kimdi? Ankara Müftüsü (İmam) Rıfat Börekçi!
- Maraş'ta Fransız askerine karşı ilk kurşunu sıkarak o muazzam direnişi başlatan kahramanın adı neydi? Adı üstünde, Sütçü İmam!
- 'Dergahlar saklandı' iftirası atıyorsun, İstanbul'dan Anadolu'ya silahları, cephaneleri ve kurmay subayları gizlice kaçıran, Milli Mücadele'nin en büyük lojistik merkezi neresiydi? Özbekler Tekkesi (Dergahı)! Sen, bu toprakları kanıyla savunan ulemayı ve dergahları 'hain' ilan edecek kadar Batı'nın sana dayattığı o İslam düşmanı kimliğe esir olmuş bir mankurtsun.
3. Osmanlı'yı Yıkan Şey: Senin İdeolojik Ataların (İttihatçılar): 'Osmanlı'nın devlet aklı Hristiyan ve Arap ulemaydı, o yüzden çöktü' diyorsun. Koca bir yalan. Osmanlı'yı 600 yıl ayakta tutan o Ümmet/Nizam-ı Alem aklıydı. Peki Osmanlı ne zaman parça pinçik oldu biliyor musun? 1908'den sonra, tıpkı senin gibi 'İslam harç olamaz, etnik Türkçülük yapalım' diyen seküler/ırkçı İttihat ve Terakki kadroları devleti ele geçirdiğinde! Senin bugün savunduğun o seküler-etnikçi ideoloji, koca bir Cihan İmparatorluğu'nu sadece 10 yıl içinde (1908-1918) parçalayıp emperyalizmin masasına meze yaptı. Osmanlı'yı yıkan, İslam değil, İslam'ı terk edip senin savunduğun o etnik milliyetçilik (Turancılık/Kavmiyetçilik) zehrine kapılan ittihatçı kibridir.
4. Gazi Dedeni Kendi Seküler Kibrine Meze Yapma: Dedenin Kurtuluş Savaşı 'Gazisi' olmasıyla övünüyorsun. O deden cepheye 'İslam ve Ezan' için gittiği için 'Gazi' (İslam savaşçısı) unvanını aldı, Batı'nın seküler/laik ninnileri için değil! Sen ise bugün o dedenin uğruna kan döktüğü İslam'a, camisine, hocasına, dergahına küfrediyorsun.
Nihai Not: Sen uyanmış filan değilsin. Sen, Mehmet Akiflerin, Sütçü İmamların, Rıfat Börekçilerin 'Allahuekber' diyerek kurtardığı bu vatanda, onların ruhunu ve tarihini çalıp, üzerine Batı'nın seküler maskesini takan bir Tarih Hırsızısın. Masalı bıraktık dediğin yer, tam da emperyalizmin senin zihnine giydirdiği o deli gömleğinin içidir.
Tarihi, ilkokul fişlerinden ve seküler propaganda broşürlerinden öğrendiğin o kadar belli ki, yazdığın her cümle kendi içinde bir intihar mektubu gibi. Kendi tezini çürütmek için bana bile ihtiyacın yok, cehaletin kendi kendini imha ediyor. Gel bu hezeyanlarını klinik olarak parçalayalım:
1. En Büyük İntiharın: 'Mehmet Akif' Paradoksu: 'Atatürk, Mehmet Akif'i gönderdi, hitabet yeteneğiyle halkı birleştirdi' diyerek aslında kendi tezini (Kurtuluş Savaşı laik/sekülerdi yalanını) çöpe attığının farkında bile değilsin! Mehmet Akif kimdi? O devrin en büyük İslamcı şairi ve din alimiydi. Kastamonu Nasrullah Camii'nde kürsüye çıkıp halkı neyle birleştirdi sanıyorsun? 'Laik bir ulus devlet kuracağız' diyerek mi? Hayır! 'Cihat, Şehadet, İslam, Ezan ve İ'lâ-yı Kelimetullah' diyerek birleştirdi. Yazdığı İstiklal Marşı'nın her satırı 'İman, Ezan, Şehadet, Hakk ve Helal' kavramlarıyla doludur. Milli Mücadele'nin manevi motoru olan İslam'ı reddedip, sonra o ruhun en büyük kalemi olan Akif'i referans göstermen, senin nasıl sığ bir kognitif şizofreni içinde olduğunun resmidir.
2. 'İmamlar Desteklemedi, Dergahlar Saklandı' İftirası: Senin resmi tarih ezberinde 'Hoca' dediğin tek kişi, İngiliz süngüsü altındaki İstanbul'da işgalcilerin zorla fetva yazdırdığı Dürrizade'dir. Peki Anadolu ne yaptı?
- İngilizlerin o sahte fetvasını yırtıp atarak, 'Vatanı savunmak farzdır, cihattır!' diyen ve Milli Mücadele'yi hukuken/dinen meşrulaştıran kişi kimdi? Ankara Müftüsü (İmam) Rıfat Börekçi!
- Maraş'ta Fransız askerine karşı ilk kurşunu sıkarak o muazzam direnişi başlatan kahramanın adı neydi? Adı üstünde, Sütçü İmam!
- 'Dergahlar saklandı' iftirası atıyorsun, İstanbul'dan Anadolu'ya silahları, cephaneleri ve kurmay subayları gizlice kaçıran, Milli Mücadele'nin en büyük lojistik merkezi neresiydi? Özbekler Tekkesi (Dergahı)! Sen, bu toprakları kanıyla savunan ulemayı ve dergahları 'hain' ilan edecek kadar Batı'nın sana dayattığı o İslam düşmanı kimliğe esir olmuş bir mankurtsun.
3. Osmanlı'yı Yıkan Şey: Senin İdeolojik Ataların (İttihatçılar): 'Osmanlı'nın devlet aklı Hristiyan ve Arap ulemaydı, o yüzden çöktü' diyorsun. Koca bir yalan. Osmanlı'yı 600 yıl ayakta tutan o Ümmet/Nizam-ı Alem aklıydı. Peki Osmanlı ne zaman parça pinçik oldu biliyor musun? 1908'den sonra, tıpkı senin gibi 'İslam harç olamaz, etnik Türkçülük yapalım' diyen seküler/ırkçı İttihat ve Terakki kadroları devleti ele geçirdiğinde! Senin bugün savunduğun o seküler-etnikçi ideoloji, koca bir Cihan İmparatorluğu'nu sadece 10 yıl içinde (1908-1918) parçalayıp emperyalizmin masasına meze yaptı. Osmanlı'yı yıkan, İslam değil, İslam'ı terk edip senin savunduğun o etnik milliyetçilik (Turancılık/Kavmiyetçilik) zehrine kapılan ittihatçı kibridir.
4. Gazi Dedeni Kendi Seküler Kibrine Meze Yapma: Dedenin Kurtuluş Savaşı 'Gazisi' olmasıyla övünüyorsun. O deden cepheye 'İslam ve Ezan' için gittiği için 'Gazi' (İslam savaşçısı) unvanını aldı, Batı'nın seküler/laik ninnileri için değil! Sen ise bugün o dedenin uğruna kan döktüğü İslam'a, camisine, hocasına, dergahına küfrediyorsun.
Nihai Not: Sen uyanmış filan değilsin. Sen, Mehmet Akiflerin, Sütçü İmamların, Rıfat Börekçilerin 'Allahuekber' diyerek kurtardığı bu vatanda, onların ruhunu ve tarihini çalıp, üzerine Batı'nın seküler maskesini takan bir Tarih Hırsızısın. Masalı bıraktık dediğin yer, tam da emperyalizmin senin zihnine giydirdiği o deli gömleğinin içidir.
Tarihi, ilkokul fişlerinden ve seküler propaganda broşürlerinden öğrendiğin o kadar belli ki, yazdığın her cümle kendi içinde bir intihar mektubu gibi. Kendi tezini çürütmek için bana bile ihtiyacın yok, cehaletin kendi kendini imha ediyor. Gel bu hezeyanlarını klinik olarak parçalayalım:
1. En Büyük İntiharın: 'Mehmet Akif' Paradoksu: 'Atatürk, Mehmet Akif'i gönderdi, hitabet yeteneğiyle halkı birleştirdi' diyerek aslında kendi tezini (Kurtuluş Savaşı laik/sekülerdi yalanını) çöpe attığının farkında bile değilsin! Mehmet Akif kimdi? O devrin en büyük İslamcı şairi ve din alimiydi. Kastamonu Nasrullah Camii'nde kürsüye çıkıp halkı neyle birleştirdi sanıyorsun? 'Laik bir ulus devlet kuracağız' diyerek mi? Hayır! 'Cihat, Şehadet, İslam, Ezan ve İ'lâ-yı Kelimetullah' diyerek birleştirdi. Yazdığı İstiklal Marşı'nın her satırı 'İman, Ezan, Şehadet, Hakk ve Helal' kavramlarıyla doludur. Milli Mücadele'nin manevi motoru olan İslam'ı reddedip, sonra o ruhun en büyük kalemi olan Akif'i referans göstermen, senin nasıl sığ bir kognitif şizofreni içinde olduğunun resmidir.
2. 'İmamlar Desteklemedi, Dergahlar Saklandı' İftirası: Senin resmi tarih ezberinde 'Hoca' dediğin tek kişi, İngiliz süngüsü altındaki İstanbul'da işgalcilerin zorla fetva yazdırdığı Dürrizade'dir. Peki Anadolu ne yaptı?
- İngilizlerin o sahte fetvasını yırtıp atarak, 'Vatanı savunmak farzdır, cihattır!' diyen ve Milli Mücadele'yi hukuken/dinen meşrulaştıran kişi kimdi? Ankara Müftüsü (İmam) Rıfat Börekçi!
- Maraş'ta Fransız askerine karşı ilk kurşunu sıkarak o muazzam direnişi başlatan kahramanın adı neydi? Adı üstünde, Sütçü İmam!
- 'Dergahlar saklandı' iftirası atıyorsun, İstanbul'dan Anadolu'ya silahları, cephaneleri ve kurmay subayları gizlice kaçıran, Milli Mücadele'nin en büyük lojistik merkezi neresiydi? Özbekler Tekkesi (Dergahı)! Sen, bu toprakları kanıyla savunan ulemayı ve dergahları 'hain' ilan edecek kadar Batı'nın sana dayattığı o İslam düşmanı kimliğe esir olmuş bir mankurtsun.
3. Osmanlı'yı Yıkan Şey: Senin İdeolojik Ataların (İttihatçılar): 'Osmanlı'nın devlet aklı Hristiyan ve Arap ulemaydı, o yüzden çöktü' diyorsun. Koca bir yalan. Osmanlı'yı 600 yıl ayakta tutan o Ümmet/Nizam-ı Alem aklıydı. Peki Osmanlı ne zaman parça pinçik oldu biliyor musun? 1908'den sonra, tıpkı senin gibi 'İslam harç olamaz, etnik Türkçülük yapalım' diyen seküler/ırkçı İttihat ve Terakki kadroları devleti ele geçirdiğinde! Senin bugün savunduğun o seküler-etnikçi ideoloji, koca bir Cihan İmparatorluğu'nu sadece 10 yıl içinde (1908-1918) parçalayıp emperyalizmin masasına meze yaptı. Osmanlı'yı yıkan, İslam değil, İslam'ı terk edip senin savunduğun o etnik milliyetçilik (Turancılık/Kavmiyetçilik) zehrine kapılan ittihatçı kibridir.
4. Gazi Dedeni Kendi Seküler Kibrine Meze Yapma: Dedenin Kurtuluş Savaşı 'Gazisi' olmasıyla övünüyorsun. O deden cepheye 'İslam ve Ezan' için gittiği için 'Gazi' (İslam savaşçısı) unvanını aldı, Batı'nın seküler/laik ninnileri için değil! Sen ise bugün o dedenin uğruna kan döktüğü İslam'a, camisine, hocasına, dergahına küfrediyorsun.
Nihai Not: Sen uyanmış filan değilsin. Sen, Mehmet Akiflerin, Sütçü İmamların, Rıfat Börekçilerin 'Allahuekber' diyerek kurtardığı bu vatanda, onların ruhunu ve tarihini çalıp, üzerine Batı'nın seküler maskesini takan bir Tarih Hırsızısın. Masalı bıraktık dediğin yer, tam da emperyalizmin senin zihnine giydirdiği o deli gömleğinin içidir.
Tarihi, ilkokul fişlerinden ve seküler propaganda broşürlerinden öğrendiğin o kadar belli ki, yazdığın her cümle kendi içinde bir intihar mektubu gibi. Kendi tezini çürütmek için bana bile ihtiyacın yok, cehaletin kendi kendini imha ediyor. Gel bu hezeyanlarını klinik olarak parçalayalım:
1. En Büyük İntiharın: 'Mehmet Akif' Paradoksu: 'Atatürk, Mehmet Akif'i gönderdi, hitabet yeteneğiyle halkı birleştirdi' diyerek aslında kendi tezini (Kurtuluş Savaşı laik/sekülerdi yalanını) çöpe attığının farkında bile değilsin! Mehmet Akif kimdi? O devrin en büyük İslamcı şairi ve din alimiydi. Kastamonu Nasrullah Camii'nde kürsüye çıkıp halkı neyle birleştirdi sanıyorsun? 'Laik bir ulus devlet kuracağız' diyerek mi? Hayır! 'Cihat, Şehadet, İslam, Ezan ve İ'lâ-yı Kelimetullah' diyerek birleştirdi. Yazdığı İstiklal Marşı'nın her satırı 'İman, Ezan, Şehadet, Hakk ve Helal' kavramlarıyla doludur. Milli Mücadele'nin manevi motoru olan İslam'ı reddedip, sonra o ruhun en büyük kalemi olan Akif'i referans göstermen, senin nasıl sığ bir kognitif şizofreni içinde olduğunun resmidir.
2. 'İmamlar Desteklemedi, Dergahlar Saklandı' İftirası: Senin resmi tarih ezberinde 'Hoca' dediğin tek kişi, İngiliz süngüsü altındaki İstanbul'da işgalcilerin zorla fetva yazdırdığı Dürrizade'dir. Peki Anadolu ne yaptı?
- İngilizlerin o sahte fetvasını yırtıp atarak, 'Vatanı savunmak farzdır, cihattır!' diyen ve Milli Mücadele'yi hukuken/dinen meşrulaştıran kişi kimdi? Ankara Müftüsü (İmam) Rıfat Börekçi!
- Maraş'ta Fransız askerine karşı ilk kurşunu sıkarak o muazzam direnişi başlatan kahramanın adı neydi? Adı üstünde, Sütçü İmam!
- 'Dergahlar saklandı' iftirası atıyorsun, İstanbul'dan Anadolu'ya silahları, cephaneleri ve kurmay subayları gizlice kaçıran, Milli Mücadele'nin en büyük lojistik merkezi neresiydi? Özbekler Tekkesi (Dergahı)! Sen, bu toprakları kanıyla savunan ulemayı ve dergahları 'hain' ilan edecek kadar Batı'nın sana dayattığı o İslam düşmanı kimliğe esir olmuş bir mankurtsun.
3. Osmanlı'yı Yıkan Şey: Senin İdeolojik Ataların (İttihatçılar): 'Osmanlı'nın devlet aklı Hristiyan ve Arap ulemaydı, o yüzden çöktü' diyorsun. Koca bir yalan. Osmanlı'yı 600 yıl ayakta tutan o Ümmet/Nizam-ı Alem aklıydı. Peki Osmanlı ne zaman parça pinçik oldu biliyor musun? 1908'den sonra, tıpkı senin gibi 'İslam harç olamaz, etnik Türkçülük yapalım' diyen seküler/ırkçı İttihat ve Terakki kadroları devleti ele geçirdiğinde! Senin bugün savunduğun o seküler-etnikçi ideoloji, koca bir Cihan İmparatorluğu'nu sadece 10 yıl içinde (1908-1918) parçalayıp emperyalizmin masasına meze yaptı. Osmanlı'yı yıkan, İslam değil, İslam'ı terk edip senin savunduğun o etnik milliyetçilik (Turancılık/Kavmiyetçilik) zehrine kapılan ittihatçı kibridir.
4. Gazi Dedeni Kendi Seküler Kibrine Meze Yapma: Dedenin Kurtuluş Savaşı 'Gazisi' olmasıyla övünüyorsun. O deden cepheye 'İslam ve Ezan' için gitti��i için 'Gazi' (İslam savaşçısı) unvanını aldı, Batı'nın seküler/laik ninnileri için değil! Sen ise bugün o dedenin uğruna kan döktüğü İslam'a, camisine, hocasına, dergahına küfrediyorsun.
Nihai Not: Sen uyanmış filan değilsin. Sen, Mehmet Akiflerin, Sütçü İmamların, Rıfat Börekçilerin 'Allahuekber' diyerek kurtardığı bu vatanda, onların ruhunu ve tarihini çalıp, üzerine Batı'nın seküler maskesini takan bir Tarih Hırsızısın. Masalı bıraktık dediğin yer, tam da emperyalizmin senin zihnine giydirdiği o deli gömleğinin içidir.
MODERN BİLİŞSEL KRİZ VE DİJİTAL KABİLECİLİK SENDROMU
Karşımızdaki tablo, bireysel öfke nöbetlerinin ötesinde, ontolojik köklerinden (İslam ve fıtrî Türklükten) koparılmış, ancak yerine koyduğu Batılı/seküler ikamelerle tatmin olamayan modern kitlelerin (özellikle de modern kadın profilinin) yaşadığı yapısal bir "Kognitif Şizofreni" (Bilişsel Çelişki) vakasıdır. Bu kitleler, "özgürleşme" sanrısı altında aslında küresel sistemin en agresif ve mutsuz aparatlarına dönüşmüşlerdir.
Bu sentetik kimlik krizinin kök nedensellik analizini üç stratejik başlık altında teşrih ediyoruz:
I. Kimlik Vakumu ve Toksik Maskülenleşme İllüzyonu
Modern seküler bireyin en büyük trajedisi, savaşacak gerçek bir düşman bulamadığı için kendi tarihini ve değerlerini düşmanlaştırmasıdır. Hukuken seküler bir sistemde yaşamalarına ve tarihte hiç olmadığı kadar bireysel "sınırsızlık" (hedonizm) imkânına sahip olmalarına rağmen, içlerindeki mutsuzluğu "Şeriat tehlikesi" veya "Arap asimilasyonu" gibi hayalet düşmanlara yöneltirler.
• Ontolojik Boşluk: Fıtrî Türklüğün o "Aşkın" (Müteal) hedefinden, yani "Nizam-ı Alem" mefkûresinden koparılan zihin, devasa bir anlamsızlık boşluğuna düşer. Bu kitleler, bu boşluğu Neo-Pagan/Tengrici reaksiyonlar veya içi boşaltılmış bir Etnik Kabilecilik ile doldurmaya çalışmaktadır.
• Red Pill Perspektifi (Dişil Fıtratın İflası): Bu agresyon, sistemin onlara pompaladığı "Güçlü ve Bağımsız Kadın (Boss Babe)" illüzyonunun çöktüğü yerde başlayan bir nevroz krizidir. Fıtrî "Dişil Kutupluluğunu" (Feminine Polarity) terk edip sahte bir eril kalkan kuşanan bu zihin, rekabetçi ve nobran bir dil (sanal eril jargon) kullanarak güç devşirmeye çalışır. Oysa bu durum, özgür bir bireyin değil, fıtratıyla savaşırken sistemin dişlileri arasında ezilmiş, tatminsiz ve savunmasız kalmış bir psikolojinin dışavurumudur.
II. Çift Yönlü Mengene: Rekabetçi Maskülenlik ile Tüketici Feminenlik Çatışması
Özellikle modern kadın profilleri üzerinden okunduğunda, bu agresyonun temelinde küresel kapitalizmin dayattığı imkânsız bir çift kutuplu rol yatmaktadır. Bu kitleler, fıtratla savaşmanın bedelini ağır bir psikolojik tahribatla ödemektedir.
• Sistemin Şizofrenik Talebi: Küresel Matrix, kadına aynı anda birbirine zıt iki komut verir. Bir yandan "Kariyer yap, acımasızca rekabet et, duygularını ez, güç sahibi ol" (Maskülen/Eril komut) derken; diğer yandan "Sürekli estetik kal, vitrin ol, bedenini sergile ve sınırsızca tüket" (Hiper-Feminen/Tüketici komut) der.
• Hibrid Karakter: Bir zihin hem vahşi bir rekabetin eril savaşçısı olup hem de narin bir vitrin mankeni olamaz. Bu iki zıt kutup arasında parçalanan fıtrat, sonuç olarak ortaya "saldırgan, tahammülsüz ve tatminsiz" bir hibrid karakter çıkarır. Dijital platformlardaki o nobran, kavgacı ve alaycı maske, aslında bu içsel parçalanmanın kusmasıdır. Güçlü kadın imajı, yerini öfkeli ve sistemin çarklarında öğütülmüş klinik bir vakaya bırakmıştır.
III. Kargo Kültü Olarak Batılılaşma ve Şekilsel İllüzyon
Batı dünyasında bireyselleşme, Rönesans'tan Aydınlanma'ya kadar uzanan yüzyıllarca süren felsefi, ekonomik ve sosyolojik bir evrimin sonucudur. Ancak bu coğrafyadaki seküler kitlelerin Batı algısı, derinliksiz bir "Kargo Kültü" (şekil taklitçiliği) düzeyindedir.
• Soyunmayı "Aydınlanma" Sanmak: Batı'daki çıplaklık veya sınır tanımazlık bir felsefi altyapıya (sınırların kalkmasına) dayanırken, bizdeki taklitçiler bunu "dinden ve gelenekten kurtuluşun nihai zaferi" olarak kodlamışlardır. Geleneksel ahlakı yıkmanın şovunu yapmayı, özgürlük zannederler.
• Hakikatin İğdiş Edilmesi: Bu kitleler, modern mesleklere sahip olmayı veya yabancı dil bilmeyi "Medeniyet" sanmaktadır. Oysa kendi köklü imparatorluk geçmişini, devlet aklından yoksun bir şekilde, salt magazinel kurgular, oryantalist fanteziler ve sığ barbarlık anlatıları üzerinden okuyan bu lümpen "Aydınlanmacılık", aslında koca bir medeniyet tasavvurunun iğdiş edilmesidir.
Bu kitleler, modern ulus-devletin sağladığı steril ve seküler konfor alanının sefasını sürerken, o bağımsızlığın bedelini kanıyla ödeyen İmanlı ve Fıtrî Anadolu ruhunu ötekileştiren ontolojik asalaklardır. Mutsuzlukları rejimden değil, fıtratlarını satıp karşılığında aldıkları o seküler vaatlerin içlerinin bomboş çıkmasındandır.
Tarihi, bir devlet aklı (strateji) olarak değil, intikamcı bir kabile ferdi (aşiret) gözüyle okuduğun sürece, Osmanlı'nın veya Türk devlet geleneğinin sırrını asla anlayamayacaksın. 'Kösem Sultan'ın kendi oğullarını boğdurması' üzerinden kurduğun 'Hristiyan kadınlar devleti ele geçirdi' fantezin, devlet mekanizmasını bir ev içi dedikodu seviyesine indirgemektir.
1. 'Hristiyan Kadın' İftirası ve Devlet Aklı: Harem'deki güç mücadeleleri, senin zannettiğin gibi bir din değiştirme/işgal operasyonu değil, merkezi otoritenin (saltanatın) korunması adına yürütülen, devletin içine işlemiş sert bir iktidar oyunudur. Sen bunu 'devlet yıkıldı' diye okuyorsun, oysa bu olaylar, devletin en merkezi (Harem) yapısında yaşanmış bir sadakat/otorite krizidir. Tarihi bir dini casusluk draması gibi sunman, senin tarihsel olayları kavramsal değil, magazinel düzeyde analiz ettiğini gösterir.
2. Milli Mücadele'nin Ruhunu Çalmak (Asıl Manipülasyon): 'Atatürk'ün kurduğu ülkede huzur içinde yaşa' diyerek, Milli Mücadele'yi veren o İmanlı Anadolu Halkının (Gaza ve Şehadet şuuruyla yola çıkanların) üzerine, o ruhu reddeden seküler bir konforu dayatman tam bir tarihsel gasptır. O asker laik bir rejim kurulsun diye değil, İslam'ın bayrağı hür kalsın diye cepheye sürüldü. Sen, o askerin kanıyla kurulan bu devletin tapusunu eline alıp, o askerin inancını (İslam'ı) 'karanlık bir mağara' diye yaftalayarak, kendi seküler konforun için o askeri bir aparat haline getiriyorsun. İşte gerçek ihanet budur.
3. 'Cengiz Han' ve 'Türkçülük' Paradoksun: Bir yanda 'Türk'ün kanı asildir' diye ırkçılık yapıyorsun, diğer yanda 'Cengiz Han Türk'tür' diyerek tarihsel bir kurguya sarılıyorsun. Kırım Hanlığı (Giraylar) Osmanlı için bir diplomasi kartıydı, bu onları Türk yapmaz. Moğol'u Türk'ten ayıramayacak kadar kavramsal cehalet içinde olup, bana 'mühendisim' diyerek otorite kurmaya çalışman, sadece senin Teknik Bilgi ile Tarihsel Hakikat arasındaki o uçurumu nasıl kapatamadığını gösterir.
Senin 'Hristiyanlar/Rumlar/Ruslar devletten atılsın' diye öfke kustuğun yerlerde, devletin kuruluşunda İslam'ın evrensel hukukunun (Ümmet/Nizam-ı Alem) nasıl birleştirici bir harç olduğunu anlayamadığın sürece, sadece öfkeli, travmatik ve kimliksiz bir kabileci olarak kalacaksın. İslam'ı 'vicdanına çek' diyerek, bu toprakların manevi omurgasını kırdığını sanıyorsun, oysa sen sadece o omurganın üzerinde oturan, ama o omurgayı sürekli tekmeleyen bir 'asrın asalağı' durumundasın. Senin tarih dediğin şey, kan dökülmüş kuyulardan ve saray entrikalarından ibaret bir intikam öyküsüdür, bizim tarih dediğimiz şey ise İslam ile yoğrulmuş bir Cihan Medeniyeti'dir.
Tarihi, bir devlet aklı (strateji) olarak değil, intikamcı bir kabile ferdi (aşiret) gözüyle okuduğun sürece, Osmanlı'nın veya Türk devlet geleneğinin sırrını asla anlayamayacaksın. 'Kösem Sultan'ın kendi oğullarını boğdurması' üzerinden kurduğun 'Hristiyan kadınlar devleti ele geçirdi' fantezin, devlet mekanizmasını bir ev içi dedikodu seviyesine indirgemektir.
1. 'Hristiyan Kadın' İftirası ve Devlet Aklı: Harem'deki güç mücadeleleri, senin zannettiğin gibi bir din değiştirme/işgal operasyonu değil, merkezi otoritenin (saltanatın) korunması adına yürütülen, devletin içine işlemiş sert bir iktidar oyunudur. Sen bunu 'devlet yıkıldı' diye okuyorsun, oysa bu olaylar, devletin en merkezi (Harem) yapısında yaşanmış bir sadakat/otorite krizidir. Tarihi bir dini casusluk draması gibi sunman, senin tarihsel olayları kavramsal değil, magazinel düzeyde analiz ettiğini gösterir.
2. Milli Mücadele'nin Ruhunu Çalmak (Asıl Manipülasyon): 'Atatürk'ün kurduğu ülkede huzur içinde yaşa' diyerek, Milli Mücadele'yi veren o İmanlı Anadolu Halkının (Gaza ve Şehadet şuuruyla yola çıkanların) üzerine, o ruhu reddeden seküler bir konforu dayatman tam bir tarihsel gasptır. O asker laik bir rejim kurulsun diye değil, İslam'ın bayrağı hür kalsın diye cepheye sürüldü. Sen, o askerin kanıyla kurulan bu devletin tapusunu eline alıp, o askerin inancını (İslam'ı) 'karanlık bir mağara' diye yaftalayarak, kendi seküler konforun için o askeri bir aparat haline getiriyorsun. İşte gerçek ihanet budur.
3. 'Cengiz Han' ve 'Türkçülük' Paradoksun: Bir yanda 'Türk'ün kanı asildir' diye ırkçılık yapıyorsun, diğer yanda 'Cengiz Han Türk'tür' diyerek tarihsel bir kurguya sarılıyorsun. Kırım Hanlığı (Giraylar) Osmanlı için bir diplomasi kartıydı, bu onları Türk yapmaz. Moğol'u Türk'ten ayıramayacak kadar kavramsal cehalet içinde olup, bana 'mühendisim' diyerek otorite kurmaya çalışman, sadece senin Teknik Bilgi ile Tarihsel Hakikat arasındaki o uçurumu nasıl kapatamadığını gösterir.
Senin 'Hristiyanlar/Rumlar/Ruslar devletten atılsın' diye öfke kustuğun yerlerde, devletin kuruluşunda İslam'ın evrensel hukukunun (Ümmet/Nizam-ı Alem) nasıl birleştirici bir harç olduğunu anlayamadığın sürece, sadece öfkeli, travmatik ve kimliksiz bir kabileci olarak kalacaksın. İslam'ı 'vicdanına çek' diyerek, bu toprakların manevi omurgasını kırdığını sanıyorsun, oysa sen sadece o omurganın üzerinde oturan, ama o omurgayı sürekli tekmeleyen bir 'asrın asalağı' durumundasın. Senin tarih dediğin şey, kan dökülmüş kuyulardan ve saray entrikalarından ibaret bir intikam öyküsüdür, bizim tarih dediğimiz şey ise İslam ile yoğrulmuş bir Cihan Medeniyeti'dir.
Tarihi, bir devlet aklı (strateji) olarak değil, intikamcı bir kabile ferdi (aşiret) gözüyle okuduğun sürece, Osmanlı'nın veya Türk devlet geleneğinin sırrını asla anlayamayacaksın. 'Kösem Sultan'ın kendi oğullarını boğdurması' üzerinden kurduğun 'Hristiyan kadınlar devleti ele geçirdi' fantezin, devlet mekanizmasını bir ev içi dedikodu seviyesine indirgemektir.
1. 'Hristiyan Kadın' İftirası ve Devlet Aklı: Harem'deki güç mücadeleleri, senin zannettiğin gibi bir din değiştirme/işgal operasyonu değil, merkezi otoritenin (saltanatın) korunması adına yürütülen, devletin içine işlemiş sert bir iktidar oyunudur. Sen bunu 'devlet yıkıldı' diye okuyorsun, oysa bu olaylar, devletin en merkezi (Harem) yapısında yaşanmış bir sadakat/otorite krizidir. Tarihi bir dini casusluk draması gibi sunman, senin tarihsel olayları kavramsal değil, magazinel düzeyde analiz ettiğini gösterir.
2. Milli Mücadele'nin Ruhunu Çalmak (Asıl Manipülasyon): 'Atatürk'ün kurduğu ülkede huzur içinde yaşa' diyerek, Milli Mücadele'yi veren o İmanlı Anadolu Halkının (Gaza ve Şehadet şuuruyla yola çıkanların) üzerine, o ruhu reddeden seküler bir konforu dayatman tam bir tarihsel gasptır. O asker laik bir rejim kurulsun diye değil, İslam'ın bayrağı hür kalsın diye cepheye sürüldü. Sen, o askerin kanıyla kurulan bu devletin tapusunu eline alıp, o askerin inancını (İslam'ı) 'karanlık bir mağara' diye yaftalayarak, kendi seküler konforun için o askeri bir aparat haline getiriyorsun. İşte gerçek ihanet budur.
3. 'Cengiz Han' ve 'Türkçülük' Paradoksun: Bir yanda 'Türk'ün kanı asildir' diye ırkçılık yapıyorsun, diğer yanda 'Cengiz Han Türk'tür' diyerek tarihsel bir kurguya sarılıyorsun. Kırım Hanlığı (Giraylar) Osmanlı için bir diplomasi kartıydı, bu onları Türk yapmaz. Moğol'u Türk'ten ayıramayacak kadar kavramsal cehalet içinde olup, bana 'mühendisim' diyerek otorite kurmaya çalışman, sadece senin Teknik Bilgi ile Tarihsel Hakikat arasındaki o uçurumu nasıl kapatamadığını gösterir.
Senin 'Hristiyanlar/Rumlar/Ruslar devletten atılsın' diye öfke kustuğun yerlerde, devletin kuruluşunda İslam'ın evrensel hukukunun (Ümmet/Nizam-ı Alem) nasıl birleştirici bir harç olduğunu anlayamadığın sürece, sadece öfkeli, travmatik ve kimliksiz bir kabileci olarak kalacaksın. İslam'ı 'vicdanına çek' diyerek, bu toprakların manevi omurgasını kırdığını sanıyorsun, oysa sen sadece o omurganın üzerinde oturan, ama o omurgayı sürekli tekmeleyen bir 'asrın asalağı' durumundasın. Senin tarih dediğin şey, kan dökülmüş kuyulardan ve saray entrikalarından ibaret bir intikam öyküsüdür, bizim tarih dediğimiz şey ise İslam ile yoğrulmuş bir Cihan Medeniyeti'dir.
Tarihi, bir devlet aklı (strateji) olarak değil, intikamcı bir kabile ferdi (aşiret) gözüyle okuduğun sürece, Osmanlı'nın veya Türk devlet geleneğinin sırrını asla anlayamayacaksın. 'Kösem Sultan'ın kendi oğullarını boğdurması' üzerinden kurduğun 'Hristiyan kadınlar devleti ele geçirdi' fantezin, devlet mekanizmasını bir ev içi dedikodu seviyesine indirgemektir.
1. 'Hristiyan Kadın' İftirası ve Devlet Aklı: Harem'deki güç mücadeleleri, senin zannettiğin gibi bir din değiştirme/işgal operasyonu değil, merkezi otoritenin (saltanatın) korunması adına yürütülen, devletin içine işlemiş sert bir iktidar oyunudur. Sen bunu 'devlet yıkıldı' diye okuyorsun, oysa bu olaylar, devletin en merkezi (Harem) yapısında yaşanmış bir sadakat/otorite krizidir. Tarihi bir dini casusluk draması gibi sunman, senin tarihsel olayları kavramsal değil, magazinel düzeyde analiz ettiğini gösterir.
2. Milli Mücadele'nin Ruhunu Çalmak (Asıl Manipülasyon): 'Atatürk'ün kurduğu ülkede huzur içinde yaşa' diyerek, Milli Mücadele'yi veren o İmanlı Anadolu Halkının (Gaza ve Şehadet şuuruyla yola çıkanların) üzerine, o ruhu reddeden seküler bir konforu dayatman tam bir tarihsel gasptır. O asker laik bir rejim kurulsun diye değil, İslam'ın bayrağı hür kalsın diye cepheye sürüldü. Sen, o askerin kanıyla kurulan bu devletin tapusunu eline alıp, o askerin inancını (İslam'ı) 'karanlık bir mağara' diye yaftalayarak, kendi seküler konforun için o askeri bir aparat haline getiriyorsun. İşte gerçek ihanet budur.
3. 'Cengiz Han' ve 'Türkçülük' Paradoksun: Bir yanda 'Türk'ün kanı asildir' diye ırkçılık yapıyorsun, diğer yanda 'Cengiz Han Türk'tür' diyerek tarihsel bir kurguya sarılıyorsun. Kırım Hanlığı (Giraylar) Osmanlı için bir diplomasi kartıydı, bu onları Türk yapmaz. Moğol'u Türk'ten ayıramayacak kadar kavramsal cehalet içinde olup, bana 'mühendisim' diyerek otorite kurmaya çalışman, sadece senin Teknik Bilgi ile Tarihsel Hakikat arasındaki o uçurumu nasıl kapatamadığını gösterir.
Senin 'Hristiyanlar/Rumlar/Ruslar devletten atılsın' diye öfke kustuğun yerlerde, devletin kuruluşunda İslam'ın evrensel hukukunun (Ümmet/Nizam-ı Alem) nasıl birleştirici bir harç olduğunu anlayamadığın sürece, sadece öfkeli, travmatik ve kimliksiz bir kabileci olarak kalacaksın. İslam'ı 'vicdanına çek' diyerek, bu toprakların manevi omurgasını kırdığını sanıyorsun, oysa sen sadece o omurganın üzerinde oturan, ama o omurgayı sürekli tekmeleyen bir 'asrın asalağı' durumundasın. Senin tarih dediğin şey, kan dökülmüş kuyulardan ve saray entrikalarından ibaret bir intikam öyküsüdür, bizim tarih dediğimiz şey ise İslam ile yoğrulmuş bir Cihan Medeniyeti'dir.
Tarihi, halk ozanlarının (Dadaloğlu, Köroğlu) isyanlarından ve kabilecilik mantığından okumaya devam ettiğin sürece, devletin ne olduğunu asla anlayamayacaksın. Senin bu kabileci/ırkçı mantığın, Türk'ü bozkırda birbirini kırdıran küçük boylara mahkum eden o ilkel zihniyettir. Şimdi, kurguladığın bu mağduriyet tarihini kurumsal devlet aklıyla çökertelim:
1. Kuyucu Murat Paşa ve Celali İsyanları (Devlet vs. Eşkıya): Kuyucu Murat Paşa'nın 'Türkleri kuyuya gömdü' dediğin olay, Anadolu'yu haraca bağlayan, şehirleri yakan, ticaret yollarını kesen Celali Eşkıyasına karşı yapılan bir temizlik hareketidir. O isyancıların 'Türk' olması, onların 'Eşkıya' olduğu gerçeğini değiştirmez. Devlet, asayişi sağlamak için eşkıyanın kökünü kazımak zorundadır. Sen 'Türk eşkıyasını' kutsayarak, devletin kamu düzenini (Nizam-ı Alem) kurmasını mı eleştiriyorsun? Bu tam bir 'Bozkır Eşkıyası' mantığıdır.
2. Harem, Devşirme ve Kabile İhaneti: 'Kösem, Turhan... devlet Rumların/Rusların eline geçti' diyerek Harem'i bir 'işgal' sanman, Osmanlı'nın 'Merkeziyetçi Devlet' modelini anlamadığının ispatıdır. Padişah, öz-be-öz Türk olan akrabalarını (Karamanoğulları, Candaroğulları vb.) devlette güçlü kılsa, onlar 50 yıl içinde kendi devletlerini kurup Osmanlı'yı parçalardı. Osmanlı, 'Soylu Türk' ailelerini devletten uzaklaştırarak, sadece devlete sadık, devşirme (kul) sistemini kurarak 600 yıl hayatta kaldı. Sen 'Türk'ü merkeze alalım' diyerek, Osmanlı'nın 600 yıllık sırrını yok edip onu 50 yılda parçalayacak bir 'Kabile kavgasına' davet ediyorsun.
3. Cengiz Han ve Kırım Hanlığı İronisi: Giray Hanlığı'nın Osmanlı'nın yedek hanedanı olması, Osmanlı'nın Cengiz soyuna duyduğu saygıdandır, bu onları 'Türk' yapmaz. Cengiz Han, Moğol yasası (Yasa-i Cengizi) ile yönetiliyordu, dili Moğolcaydı ve ordusu Moğol boylarından oluşuyordu. Birinin Osmanlı tahtına geçmesi için Cengiz soyundan olması gerekliliği, dönemin siyasi meşruiyet kodudur. Bu, Moğol'u Türk yapmaz, Osmanlı'nın diplomasi zekasını gösterir.
Nihai Sonuç: Sen 'Türk' olmayı, Kuyucu Murat Paşa'ya küfretmek, Dadaloğlu'ndan türkü söylemek ve Osmanlı'nın devlet aklına 'Hristiyan işgali' demek sanıyorsun. Bu senin değil, senin gibi kabilecilerin 'imparatorluk' kuramama nedenidir. Türk milleti, senin o küçük kabile öfkenin değil, Nizam-ı Alem'i kuran iradenin adıdır.
Tartışma boyunca gördü��üm tek şey, tarihsel gerçekleri reddeden, devleti eşkıyalıkla karıştıran ve kendi ırkçılığını 'Türklük' sanan bir kognitif çöküşten ibaretsin. İstediğin kadar 'la, dayı' diye bağır, tarih, kabileciliği değil, 'Devlet Aklını' yazar.
Tarihi, halk ozanlarının (Dadaloğlu, Köroğlu) isyanlarından ve kabilecilik mantığından okumaya devam ettiğin sürece, devletin ne olduğunu asla anlayamayacaksın. Senin bu kabileci/ırkçı mantığın, Türk'ü bozkırda birbirini kırdıran küçük boylara mahkum eden o ilkel zihniyettir. Şimdi, kurguladığın bu mağduriyet tarihini kurumsal devlet aklıyla çökertelim:
1. Kuyucu Murat Paşa ve Celali İsyanları (Devlet vs. Eşkıya): Kuyucu Murat Paşa'nın 'Türkleri kuyuya gömdü' dediğin olay, Anadolu'yu haraca bağlayan, şehirleri yakan, ticaret yollarını kesen Celali Eşkıyasına karşı yapılan bir temizlik hareketidir. O isyancıların 'Türk' olması, onların 'Eşkıya' olduğu gerçeğini değiştirmez. Devlet, asayişi sağlamak için eşkıyanın kökünü kazımak zorundadır. Sen 'Türk eşkıyasını' kutsayarak, devletin kamu düzenini (Nizam-ı Alem) kurmasını mı eleştiriyorsun? Bu tam bir 'Bozkır Eşkıyası' mantığıdır.
2. Harem, Devşirme ve Kabile İhaneti: 'Kösem, Turhan... devlet Rumların/Rusların eline geçti' diyerek Harem'i bir 'işgal' sanman, Osmanlı'nın 'Merkeziyetçi Devlet' modelini anlamadığının ispatıdır. Padişah, öz-be-öz Türk olan akrabalarını (Karamanoğulları, Candaroğulları vb.) devlette güçlü kılsa, onlar 50 yıl içinde kendi devletlerini kurup Osmanlı'yı parçalardı. Osmanlı, 'Soylu Türk' ailelerini devletten uzaklaştırarak, sadece devlete sadık, devşirme (kul) sistemini kurarak 600 yıl hayatta kaldı. Sen 'Türk'ü merkeze alalım' diyerek, Osmanlı'nın 600 yıllık sırrını yok edip onu 50 yılda parçalayacak bir 'Kabile kavgasına' davet ediyorsun.
3. Cengiz Han ve Kırım Hanlığı İronisi: Giray Hanlığı'nın Osmanlı'nın yedek hanedanı olması, Osmanlı'nın Cengiz soyuna duyduğu saygıdandır, bu onları 'Türk' yapmaz. Cengiz Han, Moğol yasası (Yasa-i Cengizi) ile yönetiliyordu, dili Moğolcaydı ve ordusu Moğol boylarından oluşuyordu. Birinin Osmanlı tahtına geçmesi için Cengiz soyundan olması gerekliliği, dönemin siyasi meşruiyet kodudur. Bu, Moğol'u Türk yapmaz, Osmanlı'nın diplomasi zekasını gösterir.
Nihai Sonuç: Sen 'Türk' olmayı, Kuyucu Murat Paşa'ya küfretmek, Dadaloğlu'ndan türkü söylemek ve Osmanlı'nın devlet aklına 'Hristiyan işgali' demek sanıyorsun. Bu senin değil, senin gibi kabilecilerin 'imparatorluk' kuramama nedenidir. Türk milleti, senin o küçük kabile öfkenin değil, Nizam-ı Alem'i kuran iradenin adıdır.
Tartışma boyunca gördü��üm tek şey, tarihsel gerçekleri reddeden, devleti eşkıyalıkla karıştıran ve kendi ırkçılığını 'Türklük' sanan bir kognitif çöküşten ibaretsin. İstediğin kadar 'la, dayı' diye bağır, tarih, kabileciliği değil, 'Devlet Aklını' yazar.
Tarihi, halk ozanlarının (Dadaloğlu, Köroğlu) isyanlarından ve kabilecilik mantığından okumaya devam ettiğin sürece, devletin ne olduğunu asla anlayamayacaksın. Senin bu kabileci/ırkçı mantığın, Türk'ü bozkırda birbirini kırdıran küçük boylara mahkum eden o ilkel zihniyettir. Şimdi, kurguladığın bu mağduriyet tarihini kurumsal devlet aklıyla çökertelim:
1. Kuyucu Murat Paşa ve Celali İsyanları (Devlet vs. Eşkıya): Kuyucu Murat Paşa'nın 'Türkleri kuyuya gömdü' dediğin olay, Anadolu'yu haraca bağlayan, şehirleri yakan, ticaret yollarını kesen Celali Eşkıyasına karşı yapılan bir temizlik hareketidir. O isyancıların 'Türk' olması, onların 'Eşkıya' olduğu gerçeğini değiştirmez. Devlet, asayişi sağlamak için eşkıyanın kökünü kazımak zorundadır. Sen 'Türk eşkıyasını' kutsayarak, devletin kamu düzenini (Nizam-ı Alem) kurmasını mı eleştiriyorsun? Bu tam bir 'Bozkır Eşkıyası' mantığıdır.
2. Harem, Devşirme ve Kabile İhaneti: 'Kösem, Turhan... devlet Rumların/Rusların eline geçti' diyerek Harem'i bir 'işgal' sanman, Osmanlı'nın 'Merkeziyetçi Devlet' modelini anlamadığının ispatıdır. Padişah, öz-be-öz Türk olan akrabalarını (Karamanoğulları, Candaroğulları vb.) devlette güçlü kılsa, onlar 50 yıl içinde kendi devletlerini kurup Osmanlı'yı parçalardı. Osmanlı, 'Soylu Türk' ailelerini devletten uzaklaştırarak, sadece devlete sadık, devşirme (kul) sistemini kurarak 600 yıl hayatta kaldı. Sen 'Türk'ü merkeze alalım' diyerek, Osmanlı'nın 600 yıllık sırrını yok edip onu 50 yılda par��alayacak bir 'Kabile kavgasına' davet ediyorsun.
3. Cengiz Han ve Kırım Hanlığı İronisi: Giray Hanlığı'nın Osmanlı'nın yedek hanedanı olması, Osmanlı'nın Cengiz soyuna duyduğu saygıdandır, bu onları 'Türk' yapmaz. Cengiz Han, Moğol yasası (Yasa-i Cengizi) ile yönetiliyordu, dili Moğolcaydı ve ordusu Moğol boylarından oluşuyordu. Birinin Osmanlı tahtına geçmesi için Cengiz soyundan olması gerekliliği, dönemin siyasi meşruiyet kodudur. Bu, Moğol'u Türk yapmaz, Osmanlı'nın diplomasi zekasını gösterir.
Nihai Sonuç: Sen 'Türk' olmayı, Kuyucu Murat Paşa'ya küfretmek, Dadaloğlu'ndan türkü söylemek ve Osmanlı'nın devlet aklına 'Hristiyan işgali' demek sanıyorsun. Bu senin değil, senin gibi kabilecilerin 'imparatorluk' kuramama nedenidir. Türk milleti, senin o küçük kabile öfkenin değil, Nizam-ı Alem'i kuran iradenin adıdır.
Tartışma boyunca gördüğüm tek şey, tarihsel gerçekleri reddeden, devleti eşkıyalıkla karıştıran ve kendi ırkçılığını 'Türklük' sanan bir kognitif çöküşten ibaretsin. İstediğin kadar 'la, dayı' diye bağır, tarih, kabileciliği değil, 'Devlet Aklını' yazar.
Mühendislik eğitimi almış olman veya 5 dil biliyor olman, tarih bilimindeki kronolojik cehaletini (Hülagü'yü Türk sanmak gibi) veya sosyolojik körlüğünü kapatmıyor. Aksine, bildiğini iddia ettiğin dillerin (özellikle Arapça ve Osmanlıca) senin tarafından sadece İslam'ı ve Osmanlı'yı karalamak için bir silah olarak kullanıldığını, hakikati aramak için değil, kendi ideolojik ön yargılarını doğrulamak için tahrif edildiğini gösteriyor.
1. İslami Literatür ve 'Arapça' İronisi: Eğer gerçekten Arapça ve Osmanlıca biliyorsan, İbnü’l-Esir'i, Sıbt İbnü’l-Cevzi'yi veya Osman Turan'ı asıllarından okumuş olman gerekirdi. Ama senin 'İslam' tanımın, Diyanet'in hutbeleri veya TikTok'taki 'Arap çölleri' ezberlerinden ibaret. İlim, dili bilmekle değil, o dilin inşa ettiği 'Medeniyet Tasavvurunu' (Ontolojiyi) anlamakla olur. Sen sadece kelimeleri biliyorsun, ruhunu (hakikati) kaçırmışsın.
2. Filistin / Ümmet Çıkmazı: 'İslam'ı baz alırsan sonun Filistin olur' diyerek, Batı'nın kurguladığı 'Ulus-Devlet' sınırlarının dışında bir varoluşun imkansız olduğunu savunuyorsun. Bu, tam bir teslimiyetçi (Beta) psikolojisidir. Filistin'in durumu İslam'dan değil, İslam'ın evrensel hukukunu (Ümmet/Nizam-ı Alem) terk edip, Batı'nın seküler/ulusçu sınırlarına (Arap milliyetçiliğine) hapsolmalarından kaynaklanıyor. Senin ideolojin (Seküler Etnikçilik), Filistinlileri de o bataklığa iten ideolojinin tıpatıp aynısı.
3. 'Atatürk ve Ordu' Fetişizmi: Türk ordusunun disiplini ve Atatürk'ün dehası, zaten İslam'ın Türk fıtratına (Gaza ruhuna) yüklediği o Cihangirlik kodlarının modern bir tezahürüdür. İslam, Türk'ün kılıcını köreltmez, aksine ona Adalet ve Nizam misyonu yükleyerek onu 'Kutsal' kılar. Senin 'din, vicdana çekilsin' dediğin şey, tarihin gördüğü en büyük Medeniyet İğdişi operasyonudur.
Nihai Not: 'Çıldırdım, bağırıyorum, 5 dil biliyorum' diyerek otorite kurmaya çalışman, aslında argümanların bittiğinde sığındığın bir Mühendislik Kibri'dir. Mühendislik, maddeyi ölçer, ama tarih ve medeniyet, ruhla ölçülür. Sen maddeye (et, kemik, dil, teknik) boğulmuş, ruhu (fıtrî Türklüğü) tamamen kaybetmiş bir 'Teknik Uzman'sın. Hakikat arayışın samimi olsaydı, öfkene değil, kaynaklara (Osman Turan, Köprülü, Kafesoğlu) sadık kalırdın.
Mühendislik eğitimi almış olman veya 5 dil biliyor olman, tarih bilimindeki kronolojik cehaletini (Hülagü'yü Türk sanmak gibi) veya sosyolojik körlüğünü kapatmıyor. Aksine, bildiğini iddia ettiğin dillerin (özellikle Arapça ve Osmanlıca) senin tarafından sadece İslam'ı ve Osmanlı'yı karalamak için bir silah olarak kullanıldığını, hakikati aramak için değil, kendi ideolojik ön yargılarını doğrulamak için tahrif edildiğini gösteriyor.
1. İslami Literatür ve 'Arapça' İronisi: Eğer gerçekten Arapça ve Osmanlıca biliyorsan, İbnü’l-Esir'i, Sıbt İbnü’l-Cevzi'yi veya Osman Turan'ı asıllarından okumuş olman gerekirdi. Ama senin 'İslam' tanımın, Diyanet'in hutbeleri veya TikTok'taki 'Arap çölleri' ezberlerinden ibaret. İlim, dili bilmekle değil, o dilin inşa ettiği 'Medeniyet Tasavvurunu' (Ontolojiyi) anlamakla olur. Sen sadece kelimeleri biliyorsun, ruhunu (hakikati) kaçırmışsın.
2. Filistin / Ümmet Çıkmazı: 'İslam'ı baz alırsan sonun Filistin olur' diyerek, Batı'nın kurguladığı 'Ulus-Devlet' sınırlarının dışında bir varoluşun imkansız olduğunu savunuyorsun. Bu, tam bir teslimiyetçi (Beta) psikolojisidir. Filistin'in durumu İslam'dan değil, İslam'ın evrensel hukukunu (Ümmet/Nizam-ı Alem) terk edip, Batı'nın seküler/ulusçu sınırlarına (Arap milliyetçiliğine) hapsolmalarından kaynaklanıyor. Senin ideolojin (Seküler Etnikçilik), Filistinlileri de o bataklığa iten ideolojinin tıpatıp aynısı.
3. 'Atatürk ve Ordu' Fetişizmi: Türk ordusunun disiplini ve Atatürk'ün dehası, zaten İslam'ın Türk fıtratına (Gaza ruhuna) yüklediği o Cihangirlik kodlarının modern bir tezahürüdür. İslam, Türk'ün kılıcını köreltmez, aksine ona Adalet ve Nizam misyonu yükleyerek onu 'Kutsal' kılar. Senin 'din, vicdana çekilsin' dediğin şey, tarihin gördüğü en büyük Medeniyet İğdişi operasyonudur.
Nihai Not: 'Çıldırdım, bağırıyorum, 5 dil biliyorum' diyerek otorite kurmaya çalışman, aslında argümanların bittiğinde sığındığın bir Mühendislik Kibri'dir. Mühendislik, maddeyi ölçer, ama tarih ve medeniyet, ruhla ölçülür. Sen maddeye (et, kemik, dil, teknik) boğulmuş, ruhu (fıtrî Türklüğü) tamamen kaybetmiş bir 'Teknik Uzman'sın. Hakikat arayışın samimi olsaydı, öfkene değil, kaynaklara (Osman Turan, Köprülü, Kafesoğlu) sadık kalırdın.
Mühendislik eğitimi almış olman veya 5 dil biliyor olman, tarih bilimindeki kronolojik cehaletini (Hülagü'yü Türk sanmak gibi) veya sosyolojik körlüğünü kapatmıyor. Aksine, bildiğini iddia ettiğin dillerin (özellikle Arapça ve Osmanlıca) senin tarafından sadece İslam'ı ve Osmanlı'yı karalamak için bir silah olarak kullanıldığını, hakikati aramak için değil, kendi ideolojik ön yargılarını doğrulamak için tahrif edildiğini gösteriyor.
1. İslami Literatür ve 'Arapça' İronisi: Eğer gerçekten Arapça ve Osmanlıca biliyorsan, İbnü’l-Esir'i, Sıbt İbnü’l-Cevzi'yi veya Osman Turan'ı asıllarından okumuş olman gerekirdi. Ama senin 'İslam' tanımın, Diyanet'in hutbeleri veya TikTok'taki 'Arap çölleri' ezberlerinden ibaret. İlim, dili bilmekle değil, o dilin inşa ettiği 'Medeniyet Tasavvurunu' (Ontolojiyi) anlamakla olur. Sen sadece kelimeleri biliyorsun, ruhunu (hakikati) kaçırmışsın.
2. Filistin / Ümmet Çıkmazı: 'İslam'ı baz alırsan sonun Filistin olur' diyerek, Batı'nın kurguladığı 'Ulus-Devlet' sınırlarının dışında bir varoluşun imkansız olduğunu savunuyorsun. Bu, tam bir teslimiyetçi (Beta) psikolojisidir. Filistin'in durumu İslam'dan değil, İslam'ın evrensel hukukunu (Ümmet/Nizam-ı Alem) terk edip, Batı'nın seküler/ulusçu sınırlarına (Arap milliyetçiliğine) hapsolmalarından kaynaklanıyor. Senin ideolojin (Seküler Etnikçilik), Filistinlileri de o bataklığa iten ideolojinin tıpatıp aynısı.
3. 'Atatürk ve Ordu' Fetişizmi: Türk ordusunun disiplini ve Atatürk'ün dehası, zaten İslam'ın Türk fıtratına (Gaza ruhuna) yüklediği o Cihangirlik kodlarının modern bir tezahürüdür. İslam, Türk'ün kılıcını köreltmez, aksine ona Adalet ve Nizam misyonu yükleyerek onu 'Kutsal' kılar. Senin 'din, vicdana çekilsin' dediğin şey, tarihin gördüğü en büyük Medeniyet İğdişi operasyonudur.
Nihai Not: 'Çıldırdım, bağırıyorum, 5 dil biliyorum' diyerek otorite kurmaya çalışman, aslında argümanların bittiğinde sığındığın bir Mühendislik Kibri'dir. Mühendislik, maddeyi ölçer, ama tarih ve medeniyet, ruhla ölçülür. Sen maddeye (et, kemik, dil, teknik) boğulmuş, ruhu (fıtrî Türklüğü) tamamen kaybetmiş bir 'Teknik Uzman'sın. Hakikat arayışın samimi olsaydı, öfkene değil, kaynaklara (Osman Turan, Köprülü, Kafesoğlu) sadık kalırdın.
Öncelikle o profilindeki 'Taçlı seküler kadın' maskesini çıkar, çünkü köşeye sıkıştığında ağzından dökülen 'Lan, dayım, karı yap, eşşşek gibi vereceksin, kapiş' jargonu, senin kadın profilinin arkasına saklanmış, Neo-Tengrici ergen odalarında beyni yıkanmış öfkeli bir erkek çocuğu (troll) olduğunu tamamen ifşa etti. Psikolojik zırhın delindi, şimdi o hezeyanlarını tarihsel olarak son kez eziyorum:
1. Hülagü Moğol'dur, Tarihsel Fantezilerini Kendine Sakla: Hülagü, Cengiz Han’ın öz torunudur. Annesi Sorghaghtani Beki bir Kerait (Moğol), babası Tolui bir Moğol'dur. Bütün dünya tarihi, Çin ve İslam kaynakları Hülagü’nün Moğol olduğunu yazar. Sen, sırf İslam'a düşman diye Türkleri katleden bir Moğol'u 'Türk' ilan edecek kadar aşağılık kompleksi ve tarihsel şizofreni içindesin.
2. 'İmtiyaz Vereceksin' Hezeyanı ve Devlet Aklı (Harem'in Gerçek Nedeni): 'Türk asil kadınlarına imtiyaz vereceksin, eşşşek gibi vereceksin' şeklindeki cümlen, neden senin gibi sığ bir kabile (aşiret) zihniyetinin asla bir imparatorluk kuramayacağının kanıtıdır. Osmanlı padişahları, güçlü Türk boylarının kızlarıyla bilerek ve isteyerek evlenmediler. Neden mi? Çünkü o 'asil' dediğin Türk beylerine kayınpederlik (imtiyaz) verirsen, yarın öbür gün devlette hak iddia ederler, taht kavgası çıkarırlar ve devleti parçalarlar (tıpkı İslam öncesi Orta Asya'da Türk boylarının birbirini parçaladığı gibi). Osmanlı, 'Devlet-i Ebed Müddet' (Merkezi Otorite) bozulmasın, hiçbir Türk ailesi devlete ortak olmasın diye özellikle kökleri dışarıda olan, devlette hak iddia edemeyecek devşirme (cariye) sistemi kurdu. Buna 'ihanet' değil, 600 yıl dünyayı yöneten muazzam 'Kurmay Devlet Aklı' denir. Sen bu aklı kavrayamayacak kadar basit bir kabilecisin.
3. Alevi Türkler ve Katliam İftirası: Osmanlı'nın vurduğu kitleler 'Alevi veya Türk' oldukları için değil, Şah İsmail'in (Safevi devletinin) casusluğunu yaptıkları, devlete isyan ettikleri ve Anadolu'yu bölmeye çalıştıkları için vurulmuşlardır. Bu dini bir soykırım değil, bir jeopolitik güvenlik ve istihbarat operasyonudur. Senin o çok savunduğun Osmanlı'nın en seçkin vurucu gücü Yeniçeriler, bizzat Alevi-Bektaşi felsefesine bağlıydı. Osmanlı dini değil, ihaneti cezalandırdı.
4. 'Bana Muhtaçsın' Ergenliği: 'Türke Türk kaldık, bana muhtaçsın kapiş' diyerek avamlaşman, entelektüel olarak tamamen iflas ettiğinin, karşıma koyacak hiçbir mantıklı argümanın kalmadığının resmi ilanıdır.
Fıtrî Türklüğün o 'Cihanşümul' (evrensel) ufkuna ihanet eden, Türklüğü kafatasçılığa ve Moğol özentiliğine indirgeyen senin gibi lümpen bir laboratuvar faresine benim zerre kadar ihtiyacım yok. Tartışma bitmiştir, çünkü sen sadece maskesi düşmüş bir cehaletten ibaretsin.
Öncelikle o profilindeki 'Taçlı seküler kadın' maskesini çıkar, çünkü köşeye sıkıştığında ağzından dökülen 'Lan, dayım, karı yap, eşşşek gibi vereceksin, kapiş' jargonu, senin kadın profilinin arkasına saklanmış, Neo-Tengrici ergen odalarında beyni yıkanmış öfkeli bir erkek çocuğu (troll) olduğunu tamamen ifşa etti. Psikolojik zırhın delindi, şimdi o hezeyanlarını tarihsel olarak son kez eziyorum:
1. Hülagü Moğol'dur, Tarihsel Fantezilerini Kendine Sakla: Hülagü, Cengiz Han’ın öz torunudur. Annesi Sorghaghtani Beki bir Kerait (Moğol), babası Tolui bir Moğol'dur. Bütün dünya tarihi, Çin ve İslam kaynakları Hülagü’nün Moğol olduğunu yazar. Sen, sırf İslam'a düşman diye Türkleri katleden bir Moğol'u 'Türk' ilan edecek kadar aşağılık kompleksi ve tarihsel şizofreni içindesin.
2. 'İmtiyaz Vereceksin' Hezeyanı ve Devlet Aklı (Harem'in Gerçek Nedeni): 'Türk asil kadınlarına imtiyaz vereceksin, eşşşek gibi vereceksin' şeklindeki cümlen, neden senin gibi sığ bir kabile (aşiret) zihniyetinin asla bir imparatorluk kuramayacağının kanıtıdır. Osmanlı padişahları, güçlü Türk boylarının kızlarıyla bilerek ve isteyerek evlenmediler. Neden mi? Çünkü o 'asil' dediğin Türk beylerine kayınpederlik (imtiyaz) verirsen, yarın öbür gün devlette hak iddia ederler, taht kavgası çıkarırlar ve devleti parçalarlar (tıpkı İslam öncesi Orta Asya'da Türk boylarının birbirini parçaladığı gibi). Osmanlı, 'Devlet-i Ebed Müddet' (Merkezi Otorite) bozulmasın, hiçbir Türk ailesi devlete ortak olmasın diye özellikle kökleri dışarıda olan, devlette hak iddia edemeyecek devşirme (cariye) sistemi kurdu. Buna 'ihanet' değil, 600 yıl dünyayı yöneten muazzam 'Kurmay Devlet Aklı' denir. Sen bu aklı kavrayamayacak kadar basit bir kabilecisin.
3. Alevi Türkler ve Katliam İftirası: Osmanlı'nın vurduğu kitleler 'Alevi veya Türk' oldukları için değil, Şah İsmail'in (Safevi devletinin) casusluğunu yaptıkları, devlete isyan ettikleri ve Anadolu'yu bölmeye çalıştıkları için vurulmuşlardır. Bu dini bir soykırım değil, bir jeopolitik güvenlik ve istihbarat operasyonudur. Senin o çok savunduğun Osmanlı'nın en seçkin vurucu gücü Yeniçeriler, bizzat Alevi-Bektaşi felsefesine bağlıydı. Osmanlı dini değil, ihaneti cezalandırdı.
4. 'Bana Muhtaçsın' Ergenliği: 'Türke Türk kaldık, bana muhtaçsın kapiş' diyerek avamlaşman, entelektüel olarak tamamen iflas ettiğinin, karşıma koyacak hiçbir mantıklı argümanın kalmadığının resmi ilanıdır.
Fıtrî Türklüğün o 'Cihanşümul' (evrensel) ufkuna ihanet eden, Türklüğü kafatasçılığa ve Moğol özentiliğine indirgeyen senin gibi lümpen bir laboratuvar faresine benim zerre kadar ihtiyacım yok. Tartışma bitmiştir, çünkü sen sadece maskesi düşmüş bir cehaletten ibaretsin.
Öncelikle o profilindeki 'Taçlı seküler kadın' maskesini çıkar, çünkü köşeye sıkıştığında ağzından dökülen 'Lan, dayım, karı yap, eşşşek gibi vereceksin, kapiş' jargonu, senin kadın profilinin arkasına saklanmış, Neo-Tengrici ergen odalarında beyni yıkanmış öfkeli bir erkek çocuğu (troll) olduğunu tamamen ifşa etti. Psikolojik zırhın delindi, şimdi o hezeyanlarını tarihsel olarak son kez eziyorum:
1. Hülagü Moğol'dur, Tarihsel Fantezilerini Kendine Sakla: Hülagü, Cengiz Han’ın öz torunudur. Annesi Sorghaghtani Beki bir Kerait (Moğol), babası Tolui bir Moğol'dur. Bütün dünya tarihi, Çin ve İslam kaynakları Hülagü’nün Moğol olduğunu yazar. Sen, sırf İslam'a düşman diye Türkleri katleden bir Moğol'u 'Türk' ilan edecek kadar aşağılık kompleksi ve tarihsel şizofreni içindesin.
2. 'İmtiyaz Vereceksin' Hezeyanı ve Devlet Aklı (Harem'in Gerçek Nedeni): 'Türk asil kadınlarına imtiyaz vereceksin, eşşşek gibi vereceksin' şeklindeki cümlen, neden senin gibi sığ bir kabile (aşiret) zihniyetinin asla bir imparatorluk kuramayacağının kanıtıdır. Osmanlı padişahları, güçlü Türk boylarının kızlarıyla bilerek ve isteyerek evlenmediler. Neden mi? Çünkü o 'asil' dediğin Türk beylerine kayınpederlik (imtiyaz) verirsen, yarın öbür gün devlette hak iddia ederler, taht kavgası çıkarırlar ve devleti parçalarlar (tıpkı İslam öncesi Orta Asya'da Türk boylarının birbirini parçaladığı gibi). Osmanlı, 'Devlet-i Ebed Müddet' (Merkezi Otorite) bozulmasın, hiçbir Türk ailesi devlete ortak olmasın diye özellikle kökleri dışarıda olan, devlette hak iddia edemeyecek devşirme (cariye) sistemi kurdu. Buna 'ihanet' değil, 600 yıl dünyayı yöneten muazzam 'Kurmay Devlet Aklı' denir. Sen bu aklı kavrayamayacak kadar basit bir kabilecisin.
3. Alevi Türkler ve Katliam ��ftirası: Osmanlı'nın vurduğu kitleler 'Alevi veya Türk' oldukları için değil, Şah İsmail'in (Safevi devletinin) casusluğunu yaptıkları, devlete isyan ettikleri ve Anadolu'yu bölmeye çalıştıkları için vurulmuşlardır. Bu dini bir soykırım değil, bir jeopolitik güvenlik ve istihbarat operasyonudur. Senin o çok savunduğun Osmanlı'nın en seçkin vurucu gücü Yeniçeriler, bizzat Alevi-Bektaşi felsefesine bağlıydı. Osmanlı dini değil, ihaneti cezalandırdı.
4. 'Bana Muhtaçsın' Ergenliği: 'Türke Türk kaldık, bana muhtaçsın kapiş' diyerek avamlaşman, entelektüel olarak tamamen iflas ettiğinin, karşıma koyacak hiçbir mantıklı argümanın kalmadığının resmi ilanıdır.
Fıtrî Türklüğün o 'Cihanşümul' (evrensel) ufkuna ihanet eden, Türklüğü kafatasçılığa ve Moğol özentiliğine indirgeyen senin gibi lümpen bir laboratuvar faresine benim zerre kadar ihtiyacım yok. Tartışma bitmiştir, çünkü sen sadece maskesi düşmüş bir cehaletten ibaretsin.