🇬🇧 British Actor Tom Hardy a.k.a. Frankie Pulitzer dropped a collab album with CZARFACE. He’s also worked with Method Man.
You can’t tell me we didn’t jump timelines! We’re definitely in a simulation.
Writer: Jamie
Büyük Taarruz sonrası Atatürk’ün esir Yunan askerine sorduğu tarihi hesap:
"Kendi vatanınızda Türk düşmanlığını öğrenip saldırdınız, şimdi bedelini ödüyorsunuz!"
Sana veda edeli bir yıl oldu…
Sanki hiç geçmemiş gibi. Acısı, özlemi, yokluğun ilk günkü kadar yakın.
Ama bir yandan da nasıl geçti bu bir yıl, anlamıyorum.
Zaman hem hiç geçmedi, hem de göz açıp kapayıncaya kadar geçti.
Meğer bazı acılarda zaman ilerlemiyor; sadece takvim yaprakları değişiyormuş.
Umarım buradan çok daha güzel bir yerde çok mutlusundur.
Seni çok seviyorum titiş…
@evrebasak #evrebasak
İnanılmaz bir istatistik. Futbol tarihinin en büyük forvetlerinden Meksika ikonu Hugo Sanchez, 1989/90 sezonunda Real Madrid formasıyla 38 gol attı. Bu gollerin hepsi, topa ikinci kez değmeden yapılan tek vuruşlardı. Kırılması imkansız bir rekor.
Alman ekonomisi geçici bir krizle değil, derin bir yapısal sorunla karşı karşıya. 2019 sonundan bu yana ekonomik büyüme sıfır noktasına gelirken, işsiz sayısı ise 3 milyonu aşmış, iflaslar rekor seviyeye ulaşmış ve nüfusun yaşlanması ile bürokrasi ekonomiyi baskılamaya başlamış durumda. Avrupa ekonomisinin de motoru olan Almanya, artık ayrıca Avrupa ekonomisini sürükleyici gücü rolünü de üstlenememekte.
Son 30 yılda Almanya; Berlin Duvarı'nın yıkılışı, Çin'in dünya ekonomisine entegrasyonu ve serbest ticaret gibi unsurlarla küreselleşmenin en büyük kazananlarından biriydi. Ancak günümüzde küresel ticaret kuralları artık Washington ve Pekin tarafından yazılıyor. Ve Merkel'den sonra artık Almanya'nın Brüksel'deki gücü de zayıflıyor.
Bu dönemde Çin, devlet destekli üretim ve aşırı kapasite sayesinde sadece Almanya'nın daha önce dominant olduğu sektörlerde pazar paylarını kapmakla kalmıyor, ayrıca birçok gelecek sektöründe fiyatları ve standartları belirler hale gelmiş durumda. Bir taraftan sübvanse edilen ucuz Çin ürünleri, serbest piyasa koşullarında Avrupalı üreticiler için adil olmayan bir rekabet baskısı oluştururken, diğer tarafta gelecek sektörlerin Ar-Ge'si şimdiden Çin hakimiyetine geçmiş durumda.
Serbest ticaret yerini stratejik rekabete, korumacılığa ve devlet odaklı sanayi politikalarına bırakmış durumda. ABD askeri gücünü ekonomik çıkarları için kullanırken, Çin serbest ticareti savunuyor gibi görünse de piyasayı ucuz mallarla dolduruyor. Türkiye'nin 2025'te Çin'e dış ticaret açığı 46 milyar doları aşarken bunun Türkiye GSYIH içindeki payı yaklaşık %4. Almanya'nın da Çin'den ithalatı 2025'te 170 milyar Euroya ve GSYIH'nin %3.8'ine ulaşırken, Almanya'nın Çin'e karşı dış ticaret açığı 90 milyar Euroya yani GSYIH'nin %2'sine ulaşmış durumda (Grafik).
Mesela Alman ekonomisinin belkemiği olan otomotiv sektörü, küresel talep düşüşü, Almanya'daki yüksek enerji, personel ve mevzuat maliyetleri yüzünden zorlanıyor. Ayrıca "Dizel Skandalı" (Volkswagen'e maliyeti 33 milyar Euroyu buldu), elektrikli araçlara geçişte geç kalınması ve yazılım odaklı araç teknolojisinin küçümsenmesi gibi yönetim hataları sektöre ağır darbe vurdu. Bu durum istihdam kayıplarına ve dolayısıyla sosyal güvenlik sistemlerinin finansman temeline de zarar veriyor.
Diğer taraftan ise Alman DAX endeksindeki büyük şirketleri küresel çapta önemli karlar elde etmeye devam ediyor. DAX şirketlerinin bu yıl 130 milyar Euro rekor kâr elde etmesi bekleniyor. Ancak bu karlar Almanya içinde değil, yurt dışında üretiliyor.
Buradaki temel sorun, küreselleşmenin bitmemiş olmasına rağmen Almanya'nın küresel üretim modelinin (Standort Deutschland) artık çökmüş olması. Bu da sanayisizleşmeyi getiriyor. Alman şirketler üretimlerini enerjinin ucuz, bürokrasinin az ve nitelikli iş gücünün bulunduğu ülkelere kaydırmaktalar. Almanya şirketlerin hukuki merkezi olarak kalırken, katma değer, üretim ve hatta Ar-Ge artık başka ülkelerde gerçekleşiyor. Ve burada da Çin yine öne çıkıyor.
Alman hükümeti çok geç de olsa bu krizin farkına vararak reform adımları atmaya başlasa da, asıl mesele sektörel çözümler ve Almanya'nın bir zamanlar domine ettiği eski sanayileri ne pahasına olursa olsun korumak olmamalı. Yapısal reformların amacı Joseph Schumpeter'in "yaratıcı yıkım" olarak adlandırdığı kavram doğrultusunda, yeni girişimlerin doğmasına ve şirketlerin yeniden Almanya'da yatırım yapmasına imkan sağlayacak koşulları yaratmak olmalı. Bunun için sadece yapısal reform yapmak da yetmiyor. Toplumun zihninde ve DNA'sında da birtakım formatların atılması gerekiyor. Yoksa buna yönelik bir ilerleme sağlanmadan yapılacak tüm reform çabaları da sonuç vermekte zorlanacaktır...
Almanya'nın ekonomi potansiyeli mi yoksa işgücü mü azalıyor?..
Almanya'da sanayide ayda 15.000 istihdam kaybı yaşanırken, birçok şirket küçülmeye gidiyor. Aynı zamanda "Baby Boomer" kuşağı da emekliye ayrılıyor.
Artan işsizliğe, jeopolitik krizlere ve yapay zekanın iş imkanlarını azaltacağı endişelerine rağmen; Almanya'daki en büyük sorun işsizlik değil, nüfusun yaşlanması nedeniyle yaşanacak iş gücü eksikliği olacak.
Yapılan modellemelere göre, Alman ekonomisi yıllık %0.8 gibi düşük bir büyüme gösterse bile, 2035'e kadar yaklaşık 1.5 milyon iş gücü açığı oluşacak. Büyüme bunun yarısına düşse dahi eksiklik 1 milyonun üzerinde kalacak.
Gelecekte en çok eksikliği hissedilecek işler ise zannedildiği gibi bilişim veya yapay zeka uzmanları değil; temizlik görevlileri, kamyon şoförleri gibi geleneksel meslek grupları ve mesleki eğitime sahip çalışanlar olacak. Çünkü bu alanlardaki çalışan nüfus yaşlı ve emeklilik oranları sektörün küçülme hızından daha yüksek.
İşgücü hızla yaşlanan Türkiye gibi ülkelerin de orta vadede gündemine gelecek bu sorunun çözümü için alınması gereken önlemler ise şöyle sıralanabilir;
-Yaşlı çalışanların iş gücünde kalmasını sağlamak.
-Yarı zamanlı (part-time) çalışanların tam zamanlıya geçişini teşvik etmek.
-Okulu bırakan diplomasız gençlerin oranını düşürerek eğitim seviyesini artırmak.
-Yapısal değişime uyum için sürekli eğitime (mesleki geliştirme) yatırım yapmak.
-İşgücü piyasasına nitelikli göçü kalıcı ve sürdürülebilir hale getirmek (Göç olmadan bu açığın kapanması mümkün değil).
Sonuçta, Almanya'da kısa vadeli işsizlik artışları yanıltıcı olmamalıdır. Politikacılar ve şirketler, işgücü eksikliği gerçeğini gözden kaçırmamalı ve gelecekteki büyüme fırsatlarını kaçırmamak için bugünden önlem almalıdır.
Friendly reminder: the entire Dune universe is just the Ottoman Empire with giant worms:
• Lisan al-Gaib (Lisan-ül Gayb - Ottoman Sufi term meaning "The Tongue of the Unseen")
• Naib (Naip - Ottoman title for a deputy ruler, local governor, or judge's substitute)
• Chakobsa (Chakobsa - The dialect/hunting language of Caucasian fighters in the Ottoman imperial court)
• Alam al-Mithal (Âlem-i Misâl - Key concept in Ottoman Sufi metaphysics meaning "The World of Allegories/Symbols")
• Kindjal (Hançer / Kinjal - Curved dagger used by Ottoman Janissary units)
• Ghanima (Ganimet - Ottoman military/legal term for spoils of war and captured prize)
• Tahaddi (Tahaddi - Ottoman legal and rhetorical term for an undeniable challenge or defiance)
• Evliya / Auliya (Evliya - Ottoman title for saints, holy men, and mystical guardians)
• Burhan (Burhan - Ottoman Islamic jurisprudence term for a supreme, undeniable proof or argument)
• Padishah (Padişah - Ottoman imperial title for the Sultan)
• Kanly (Kanlı - Ottoman law of blood feuds between houses)
• Divan (Dîvân - Ottoman imperial council and cabinet of ministers)
• Selamlik (Selamlık - Ottoman palace reception room)
• Sirdar (Serdar - Ottoman high-ranking military commander or general)
• Bashar (Paşa / Başa - Ottoman military rank of Pasha or chief commander)
• Fedaykin (Fedailer - Ottoman self-sacrificing guerrilla fighters)
• Sirat (Sırat - Ottoman/Islamic concept of the dangerous razor-thin bridge over hell)
• Calar (Çalar - Turkish term for a striking clock or alarm)
• Karam (Kerem - Ottoman concept of noble honor, grace, and respect)