LGBT+ haklarını savunmak ya da LGBT+ karşıtı olmak; bu mevzu bu ülkedeki en önemli ahlaki kırılma noktası olabilir.
Tek soruyla bir insanın ahlaki ve vicdani karakterini anlamak isterseniz, ona LGBT+ hakları konusunda ne düşündüğünü sorun ve cevabını gerekçelendirmesini isteyin.
"Türkçe yetersiz mi?" diye sormadan önce, "Türkçem yeterli mi?" diye sormak lazım. Bu çok açık bence.
Aleni - Ortada
Bariz - Besbelli, Apaçık
Aşikar - Belli
Ayan - Belirgin
Bedihi - Görünür
Vazıh - Kuşkusuz, Ortada
Sarih - Duru, Anlaşılır
Müstehcen - Uygunsuz, Açık saçık
Münhal - Boş
Üryan - Çıplak
Mübin - Parlak, Açık seçik
Bunu yazan "öğretmen" sayfasıymış bir de. Dil devriminden bu kadar şikayetçiyseniz, adınızı "Muallim" olarak değiştirmenizi öneriyorum.
ilkokulda dersleri çok zayıf olan bi arkadaşım vardı cavit diye. herkesin 90-100 aldığı bi yazılıdan 45 aldığı için sınıfta bağıra çağıra herkese sarılıyordu böyle. o güne götürdü bu kesit beni...
Hayatımda izlediğim en iyi stand-up gösterisi olduğunu söyleyebilirim. Siyaseten lafını esirgemeyen, iktidarı doğrudan eleştiren ama bunu yaparken hiçbir noktada partizanlığa veya slogancılığa savrulmayan bir gösteri hazırlamak büyük bir mizah yeteneği, cesaret ve zekâ gerektiriyor.
Deniz Göktaş yalnızca güçlü bir sistem eleştirisi ortaya koymakla kalmamış, göz ardı edilen bir kuşağa da ses vermiş. Birçok insanın yılgınlığa kapıldığı, sustuğu ya da otosansüre yöneldiği bir dönemde, yaptığı işle hepimiz için çıtayı çok yukarı taşımış.
arkadaşlar albümümüz yayınlandı!
tüm gitarların, davulların ve vokallerin üç ayrı şehirde ve evlerde kaydedildiği, mix'ini de benim yaptığım tamamen el emeği göz nuru bir iş. dinlemenizi ve metalci tayfaya paslayıp paylaşmanızı çok isterim 🙏
https://t.co/6repOot9MY
Tutuklanan bir kadının ifadesi.
Dövülerek tutuklandım.
Tutuklandıktan sonra 1.90 boyunda sakallı bir adam gelip gögüslerimi elledi.
Korkudan altıma kaçırdım.
Şikayetçi olmamam için kadın polisler baskı yaptı.
Aileme haber verilmedi.
Okurken dişlerim sıktım.
Günü gelecek.
Sabancı öğrencisi olarak ilk günden beri susmuyoruz
Üstümüze istediğimiz kadar sivil polis çağırın durmayacağız
Bu okulda espressolab İSTEMİYORUZ
#SabancıÜniversitesi#BOYKOT
Miting sonrası arkadaşlarla otobüs önünde sohbet ediyordum. Meydandaydık, Kemer’de değil bu sırada. Bir anda polis saldırdı, her yeri kuşattı, ibb binasına girmek için izdiham oluştu, insanlar ezildi, yüzlerce genç birbirini ezerek İBB’ye girdi. İBB önünde barikatlar vardı. O yüzden onların üzerinden atlamak gerekiyordu, birçok insan atlayamayıp düştü, üzerine basıldı. İBB içi çok karışıktı, 2 gündür aynı şey yaşanmasına rağmen hala bir organizasyon maalesef yok.
O sırada Özgür Çelik’i gördüm, biri ona haykırarak bağrıyordu. Yanına gittim ve “Özgür bey, bir şey söyleyebilir miyim lütfen” dedim. Yanıma geldi, bir 5-6 dakika konuştuk. Bir kamera da bu konuşmayı çekiyordu, belki internette yayınlanmıştır. Çok kibar biçimde “Özgür abi, lütfen akşama doğru şu İBB önündeki 3 katlı barikatı kaldırın, izdihama bizzathi siz tanık oldunuz, arkadaşlarımız ezildi, çok rica ediyorum.” dedim. Ardından bana “size(gençleri kastediyor) Bozdoğan Kemer’ine gidip polisi provoke etmenizi biz söylemedik, bizim sorumluluğumuz yok” minvalinde bir şey söyledi ve azarlamaya başladı. O sırada ben ama Saraçhane İBB önündeydim, kemerde değil. Sanki polisin kemeri geçip Saraçhane meydanında jopla önüne geleni arasına alması normal değil, ama binlerce gencin anayasal hakkını kullanmaları anormal. Alaycı bir tavırla, “e Aksaray üzerinden gidiliyor taksim’e,kemer’de işiniz ne? dedi.
Ben Özel’in dün eğer İmamoğlı tutuklanırsa taksim’e gidileceğini, Saraçhane’nin artık bizim evimiz olduğunu, orada toplanıp bir şey değiştirilemeyeceğini söylemeye çalıştım. En sonunda da kulağıma eğilip “Sizler eylemlere ne kadar zarar verdiğinizi bilmiyorsunuz.” dedi, ben de “canın saolsun Özgür abi” diyerek ayrıldım.
Ben chp’li bir seçmenim, en yakın hisettiğim parti hep chp’liydi. Ama hayatımın sonuna kadar, konuşmamızın sonunda kulağıma eğilerek, gençleri kastederek “ne kadar mücadeleye zarar verdiğinizi bilmiyorsunuz” dediğini hiç unutmam. Yine İmamoğlu’na oy veririm, yine chp’ye basarım. Ama fazlasını yapar mıyım bilmiyorum. Yazıklar olsun Özgür abi. İlk başta sadece dedim ki “lütfen barikatları kaldırın insanlar ezildi polis saldırınca.” O da “e niye bozdoğan kemerine gittiniz o zaman?” dedi aynen. Normal olan şey, polisin saldırması. Normal olmayan anayasal hakkımızı aramak. Özel demedi mi cumartesi günü İmamoğlu tutuklanırsa Taksim’e gideceğiz diye. Kaldı ki ben o sırada kemer’de değil, saraçhane’de miting otobüsü önündeydim. Polis veznecilere kadar geldi.
Sanki “marjinal” sol gruba üyeyim, hayatımda ilk kez bir siyasal mitinglere katıldım. Hiçbir siyasi kuruluşa veya derneğe üyeliği bulunmayan ortalama bir türk genciyim. Aklıma geldikçe o azar göz yaşlarımı tutamıyorum ya, metroda sinirden ağladım çünkü kendimi de edilmiş hissediyorum. Ben otobüsün önünde arkadaşlarımla sohbet ediyordum. Tam bir hayal kırıklığı ya. Çok üzüldüm, ben ilk oyumu senin partine kullandım, İmamoğlu’nun CB olmasını 2019’dan beri istiyordum, hala istiyorum. Sıkıntı yok, yine Chp’ye mühürü vuracağız, Eko’yu Çankaya Yokuşu’ndan tırmandıracağız inşallah. Ama hangi yüzle şimdi polisin öldüresiye dövdüğü gençlere bakacaksınız? Fişek falan atan değil, metroya yürüyenlerden bahsediyorum. Ama siz bizi suçladınız, kulağıma eğilip “ne kadar zarar verdiğinizi bilmiyorsunuz” demenizi hayatım boyunca muhtemelen unutmam. “Siz” dediği de bugün Saraçhane’yi dolduran 10 binlerce genç. Türkiye’de bir gün demokrasi gelirse, bugün azarladığınız gençler sayesinde gelecek Özgür abi.
Dün akşam BBC radio’ya çıktım ve mitingleri ve muhalefeti savundum. Ailem çok kızdı ve korktu bu yüzden, “neden uluslararası basına çıkıyorsun, seni bulup tutuklarlar” dediler. Kaç gündür Saraçhane’ye geliyorum, ailemle dahi aram açıldı bu yüzden. Bu bize reva görülmemeliydi…