Müstakil bir evim olsun,birde küçük bir bahçem. Eski bir radyom, bir de kanepem..Bahçemde erik ağacım,... nokta nokta Bu tip paylaşımlar o kadar çok ki sosyal medyada Oysa ki;50-70 sene öncesi Türkiyede ki yaşam tamda bu özlenildiği gibiydi. O zamanlarda apartmanlara ve
Şu espri kılıklı densizliğe Deniz Göktaş'ın edepsizliği kadar öfkeyle çağıldamıyorsak;
Mukaddesatçılığımız bile politize olmuştur Müslümanlar.
Kimse peygamberlik gibi nuranî bir makamı vıcık vıcık sahne laçkalığına malzeme yapamaz.
Risalet gibi kutsal bir mevki, üzerinde palyaço gibi tepinebileceğiniz bir sirk sahnesi değil hâşa.
Gidin o yılışık kahkahalarınızı vahyin nuruna sıçratamayacağınız kuytularda maskotluğunuzu icra edin.
Kutsallarımızdan uzak tutun spot ışığı arsızlıklarınızı.
Konu kıtlığı varmış gibi ne diye ha bire değerlerimizin kıyısına sözde mizah kisveli iğrenç kusmuklarınızı akıtıp duruyorsunuz?!
Her türlü zor koşullara dayanıklı, hiçbir ek yeme ihtiyaç duymadan sadece doğadan beslenen, işçilik hariç sıfır maliyetli bu cinsler yerine, ithal endüstriyel yemlere muhtaç cinslerle üretim yapıyoruz. Sonra da pahalılıktan etin yanına yaklaşamıyoruz
Almanya'da 35 derecede demir erimiş.
Öyleyse Suudi Arabistan'ın buharlaşıp okyanus olması lâzım.
Bunların hepsi KÜRESELCİLERİN BEYİN YIKAMA TAKTİĞİ!
Mesele iklim krizi bahanesiyle KARBON AYAK İZİNİ GETİRMEK!
Mesele dünya yanıyor deyip seni PUANLAYIP KÖLE YAPMAK!
Düşün!
80 yıl boyunca her yıl 120 gün ve günde 24 saat 12.000 btu bir klimayı çalıştırırsanız ömrünüz boyunca doğaya yaptığınız co2 salınımı 100 ton olacaktır.
bir süperyat haftada 109 ton
bir özel jet yılda 810 ton
co2 salınımı yapar.
yani ömrünüz boyunca yazları terleyerek geçirirken bir milyardar sadece bir haftada sizin ömrünüz boyunca kaçındığınız zararı doğaya verebiliyor.
Danimarka, her sığır başına 100 Euro karbon vergisi almaya hazırlanıyor. Sıra Türkiye'ye de gelecek!
Söylediğimiz gibi;
Bu küresel şeytanlar, Allah'ın helal kıldığı her canlıya savaş açtı. Amaçları yapay et ve böcek yedirmek.
1. Özlem zenginin yer aldığı bir kuruldan hayır çıkmaz. Nafaka daha zalim şekilde gelir
2. Özlem Zenginin olduğu bir kurulda sokak köpeği sorunu çözülmez. Daha beter hale gelir
3 Özlem Zenginin olduğu bir yerde 6284 çözülmez. Daha beter uygulanır
4 Özlem zenginin olduğu yerde çözim değil talimatla milletin değerlerine zarar anlayışı ortaya çıkar
5 Özlem zenginin olduğu bir yerde ihanet vardır.
Bu sebeple nafaka meselesinde 15 yıl nafakaya hazır olun.
#nafakabiryılolmalı
@BirselLknur@AileHakimin@dgn_42
BUNALTI ; BULANTI DA OLUR.
(Hırtların fırtından alır mıydınız?)
Dalga dalga uyuşturucu operasyonları…
Öbek öbek toplanan artistler, iş adamları, ihale adamları, bürokrasinin yandan çarklıları…
Birinde idrar negatif, saç pozitif.
Ötekinde bağımsız laboratuvar negatif.
Sonra basın açıklaması.
Sonra yeni TikTok videosu.
Sonra daha çok görünürlük.
Daha çok takipçi.
Daha çok pişkinlik.
Mahcubiyet yok.
Toplumda değer kaybı yok.
Meslekî itibar kaybı yok.
Sosyal bedel yok.
Hatta bazen ceza yok, mahkûmiyet yok, uzaklaşma yok.
Vay anasını sayın seyirciler…
Biz burada neyle karşı karşıyayız?
Uyuşturucuyla mı?
Hayır, ondan daha derin bir şeyle.
Biz, utanma duygusunu kaybetmiş bir görünürlük rejimiyle karşı karşıyayız.
Baro başkanı ve avukat uyuşturucu iddiasıyla gündeme geliyor.
Rektörün şoförü uyuşturucuyla yakalanıyor deniyor.
Savcı hakkında kumar, uyuşturucu, terfi iddiaları konuşuluyor.
Belediye başkanları harem kurmuş.
Bürokrasi, sanat, ihale, medya, hukuk, akademi; hepsinin kıyısından köşesinden aynı pis koku geliyor.
Peki bu operasyonlar niye yapılıyor?
Eğer sonuç itibarıyla kimse utanmıyorsa, kimse çekilmiyorsa, kimse bedel ödemiyorsa, kimse toplum önünde mahcup olmuyorsa; bu operasyonlar bize neyi kanıtlıyor?
Devletin güçlü olduğunu mu?
Yoksa kirlenmenin artık saklanamayacak kadar yaygınlaştığını mı?
Ben bu ortamda sağlık bilgisi veriyorum diye Twitter’dan abonelik açınca problem oluyor.
Mobbing görüyorum diyorum, olmuyor.
Engelleniyorum diyorum, olmuyor.
Canımı sıkıyorlar diyorum, olmuyor.
Ama bu memlekette bazıları için her şey oluyor.
Yakalanınca mağdur oluyor.
Gündeme düşünce reklam oluyor.
İddia çıkınca takipçisi artıyor.
Hakkında konuşulunca piyasası yükseliyor.
Ne yapalım kardeşim?
Bir fırt da biz mi çekelim?
Aydın, namuslu, helal lokma peşinde koşan, memleketini düşünen, ailesini geçindirmeye çalışan insan olmaktan vaz mı geçelim?
Hayır.
Tam tersine.
Böyle zamanlarda aklı, ahlakı, helal lokmayı, temiz emeği, çocuklarımızın geleceğini daha yüksek sesle savunabilmeliyiz.
Ama mesele yalnız uyuşturucu meselesi değilki,mesele, toplumun hangi insan tipini alkışladığı meselesi!
Bu toplum, utanması gerekenleri alkışlamaya devam ediyor. Bana da şunu söylüyor: Hoca her doğru her yerde söylenmez. Dilini tutaydın. Memleketi sen mi kurtaracaksın?
Alın kurtarın memleketi şimdi.
Bana zehir zıkkım günler yaşatanları da terfi ettirin. Ordinaryus yapın.
Hepinize bu yakışır.