Yeni evli bir arkadaşım var.
Evliliğin ilk zamanlarında kocasını bir kez bahis oynarken görmüş. "Bugün bahis oynayan yarın kumara da başlar." diye düşünüp eşinin maaşını kendisi almaya başlamış.
Bir süre sonra maaşı tamamen o yönetmeye başlamış. Adam her ay maaşının tamamını eşine veriyor. Kendisine bir şey alacağı zaman da karısından bir nevi "harçlık" istiyor.
Geçen gün evlerindeydim. Kocası yanımıza geldi.
"Biraz para verebilir misin?" dedi.
Arkadaşım, "Ne için?" diye sordu.
"Markete çıkacağım."
"Ne alacaksın?"
Adam utana sıkıla, "Sarımsaklı mayonez." dedi.
Karısından parayı alıp çıktı.
Arkasından arkadaşım gülerek, "Erkeklere yapılacak muamele bu." dedi.
Arkadaşım bunu anlatırken gülüyordu. Ama ben bu durumu komik değil, acınası buldum.
20 binalı bir sistede babası kapıcı olan bir dostum var, kira vermiyor, faturalar bedava. Babası 48 yaşına girecek 2. evlerini almışlar, kapıda 1.3 tce megane arabaları. Ama bu arabayı bile uzaktaki evinde saklıyorlar. Kısacası sitede fakir gibi gözükmeye devam edip arka tarafta zenginleşiyorlar. Hayatı ıskaladıklarının farkında değiller
🔴 #SONDAKİKA | BirGün muhabiri Ebru Çelik, kendisine gelen bir mesaj üzerine figüran olarak kayıt yaptırıp Kemal Kılıçdaroğlu’nun rozet törenine katıldığını aktardı.
Çelik’in haberine göre, Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’da katıldığı CHP üye katılım törenine, üç farklı cast ajansı aracılığıyla kişi başı 950 TL karşılığında yüzlerce figüran getirilmiş.
Haberde, figüranların sabah Trump AVM önünde toplanarak yaklaşık 20 servisle Rauf Denktaş Kültür Merkezi’ne götürüldüğü, aralarında işsizler, emekliler, atanamayan öğretmenler ile İran, Özbekistan ve Mısır uyruklu kişilerin de bulunduğu iddia edildi.
Ayrıca etkinlik öncesinde figüranlara hangi sloganları atacakları ve ne zaman alkışlayacakları konusunda prova yaptırıldığı, bazı kişilere CHP Gençlik Kolları yelekleri giydirildiği ve konuşmalar sırasında alkış ile sloganların cast direktörleri tarafından yönlendirildiği öne sürüldü.
Haberde, bazı figüranların siyasi amaçla değil ücret karşılığında geldiklerini söylediği, etkinlik boyunca salondan çıkışlara izin verilmediği ve konuşmaların ardından figüranların ücretlerini almak üzere ajans ofisine götürüldüğü iddia edildi.
🚨 Mehmet Arslan:
“Banka tarafından Victor Osimhen’e bir ihtar gönderildi.
Osimhen’in durumu kulüp yetkililerine bildirmesinin ardından gerekli ödeme yapıldı ve hesaptaki sorun giderildi.”
Mehmet Arslan, Osimhen’in banka hesabına bloke geldiğini söylüyor.
Para kaynağında sıkıntı mı var ki bloke geliyor? Galatasaray’da ciddi sıkıntılar var.
Borçsuzluk kağıdı almak için futbolculara çek ve senet verilmiş deniliyor..
Futbolcularda bunları piyasada kullanmışlar
Çekler ve senetler ödenmediği için bazılarının hesaplarına bloke konulmuş..
Acil kredi çekilerek ödemeler yapılmış…
Sonra
Blokeler kaldırılmış…
Bu haber normal bir şey değil. Osimhen'e neden bloke gelir? Gelen paranın kaynağından olabilir. Hele ki masak raporu ile ise felaket. Bu haber doğruysa yer yerinden oynamalı.
Ulan iblisler! Siz UEFA'yı fax yağmuruna tutarken iyi!
Biz UEFA'yı etiketlerken "Kudurun" ha?
Bu ülkede 2 kesim yok olsa gram üzülmem;
1⃣ Vatan hainleri.
2⃣ Vatan hainlerine "Kralımız" diyenler.
📌 Tahir Kum: Mahkeme kararını verdi! "Taylan Antalyalı transferinde Galatasaray ve Erzurumspor arasında 6 milyonluk hülle var!" dedi.
Daha ne olmasını bekliyorsunuz @TFF_Org@FIFAcom@UEFA@adalet_bakanlik ?
Fenerbahçe yönetimi özel bir soruşturma yaptırıp Erden Timur ve Galatasaray arasında gerçekleşen kara para transferi iddialarını UEFA'ya taşırsa 4 şampiyonluk el değiştirecek
Erden, cezaevindeyken bile Galatasaray kadrosunun maaşlarını ödedi
Foseptik artık patladı
👨💻 BİLGİ l
🤝 Lisansı çıkartılan kaptanımız Mert Hakan Yandaş 4 ay hapis yatıp 1 yıl futboldan men alırken kendi maçına bahis aldığı tespit edilen gs yöneticisi ev hapsi ile geçiştirildi.
TFF'nin soruşturma başlatmaktan imtina etmesi, UEFA ve FIFA müdahalesi sonucunu doğurabilir!
Dün, Galatasaray yöneticisi hakkında görev yaptığı dönemde kendi kulübünün maçlarına ilişkin bahis oynadığına ilişkin somut bulgular karşısında Türkiye Futbol Federasyonunun neden resen soruşturma başlatması gerektiğini yazmıştım. Bugün cevaplanması gereken soru şudur:
TFF bu yükümlülüğünü yerine getirmezse ne olacaktır?
Türk futbolunun adil rekabete dayılı bütünlüğünü tehdit eden somut bulgular, ulusal federasyonların diledikleri gibi görmezden gelebilecekleri iç meseleler değildir. UEFA ve FIFA düzenlemeleri, ulusal federasyonların etkili bir soruşturma yürütmediği hâllerde uluslararası futbol kuruluşlarının devreye girmesine açıkça imkân tanımaktadır. UEFA Disiplin Talimatının 29/4. maddesi bu noktada önemlidir:
UEFA Kontrol, Etik ve Disiplin Kurulu; bir üye federasyonun veya ona bağlı organların, UEFA’nın temel amaçlarını ciddi biçimde ihlal eden bir olayı soruşturmaması ya da uygun biçimde soruşturmaması hâlinde dosyayı ele alma yetkisine sahiptir.
Başka bir ifadeyle UEFA’nın yetkisi yalnızca Avrupa kupalarında meydana gelen olaylarla sınırlı değildir. Ulusal federasyonun ciddi bir bütünlük ihlalini örtbas etmesi, sürüncemede bırakması veya göstermelik bir incelemeyle geçiştirmesi hâlinde UEFA doğrudan devreye girebilir.
Üstelik UEFA Disiplin Talimatının 31. maddesi uyarınca etik ve disiplin müfettişleri;
– Kendiliğinden soruşturma başlatabilir,
– Disiplin süreci açılmasını isteyebilir,
– Üye federasyonlar, kulüpler ve kişiler hakkında yaptırım önerebilir,
– Ulusal ve uluslararası kurumlarla birlikte araştırma yürütebilir.
Talimatın 55. maddesi daha da açıktır:
UEFA’daki disiplin süreci, bir kamu otoritesinden alınan belgeler üzerine doğrudan başlatılabilir. Dolayısıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından elde edildiği açıklanan bahis ve mali hareket kayıtları UEFA bakımından da doğrudan soruşturma açılmasına dayanak oluşturabilecek niteliktedir.
FIFA düzenlemelerinde ise çok daha somut bir müdahale mekanizması bulunmaktadır.
FIFA Disiplin Kodunun 30/6. maddesine göre; özellikle maç manipülasyonu, doping ve ayrımcılık gibi ciddi ihlallerde, olay FIFA’nın bilgisine ulaştıktan sonra yetkili ulusal federasyon tarafından 90 gün içinde resmî bir soruşturma başlatılmaması hâlinde, FIFA yargı organları dosyayı bizzat soruşturma, kovuşturma ve yaptırıma bağlama hakkını saklı tutmaktadır.
Buradaki 90 günlük süre, olayın basına yansıdığı tarihten değil, dosyanın FIFA’nın bilgisine resmen ulaştığı tarihten itibaren işler. Bu nedenle Fenerbahçe veya konuya ilişkin hukuki menfaati bulunan ilgililer tarafından dosyanın FIFA ve UEFA’nın bütünlük birimlerine taşınması, sadece sembolik bir başvuru olmayacaktır.
Elbette FIFA’nın bu hükmü her bahis iddiasında otomatik biçimde uygulanmaz. Ancak bir kulüp yöneticisinin, görev döneminde kendi kulübünün maçlarında rakip takımın kazanması, gol sayısı veya futbolcu performansı gibi seçeneklere bahis oynadığı iddiası; kişinin sahip olabileceği içeriden bilgiler ve müsabakalara etki edebilme imkânı nedeniyle sıradan bir bahis dosyası olarak değerlendirilemez. Bu iddiaların maç manipülasyonu veya müsabaka bütünlüğünün ihlali boyutuna ulaşıp ulaşmadığını belirlemenin yolu da soruşturmaktan geçmektedir.
Dünyadaki uygulama bunun somut örnekleriyle doludur.
İtalya’daki “Calcioscommesse” bahis soruşturmasında Cremona Savcılığının adli soruşturmayı başlatması üzerine İtalya Futbol Federasyonu aynı günlerde kendi sportif soruşturmasını açmış; savcılıktan belgeleri istemiş, futbolcu ve yöneticileri ifadeye çağırmış ve ceza yargılamasının kesinleşmesini beklememiştir.
Çünkü spor yargısı ile ceza yargısı birbirinden bağımsızdır. Savcılık soruşturmasının bulunması, federasyonun beklemesi için bir gerekçe değil; tam tersine sportif soruşturmanın başlatılması için ciddi bir işarettir. Türkiye bakımından en çarpıcı örnek ise ne yazık ki Kulübümüzün bizzat yaşadığı süreçtir.
UEFA, 2013 yılında Fenerbahçe ve Beşiktaş hakkında Türkiye’deki adli ve sportif süreçlerin tamamlanmasını beklememiş; disiplin müfettişlerini görevlendirmiş, ulusal dosyalardaki belgeleri kullanmış ve kendi bağımsız disiplin sürecini yürütmüştür. Fenerbahçe söz konusu olduğunda spor yargısının ceza yargısından bağımsız olduğu, kesinleşmiş mahkûmiyet gerekmediği ve UEFA’nın resen harekete geçebileceği günlerce anlatılmıştı.
Aynı ilkelerin Galatasaray hakkında ileri sürülen çok ciddi iddialar bakımından göz ardı edilmesi mümkün değildir. FIFA’nın ulusal federasyonlara müdahalesi de teorik değildir.
FIFA Konseyi, Filistin Futbol Federasyonunun başvurusu üzerine İsrail Futbol Federasyonu hakkında doğrudan soruşturma yürütülmesi için FIFA Disiplin Komitesini görevlendirmiştir. Yürütülen süreç sonucunda İsrail Futbol Federasyonunun üye federasyon olarak yükümlülüklerini ihlal ettiği belirlenmiş; federasyona 150.000 İsviçre Frangı para cezası, uyarı ve FIFA tarafından onaylanacak kapsamlı bir önleme planı uygulama yükümlülüğü getirilmiştir.
Bu olay bahis soruşturması değildir. Ancak FIFA’nın gerektiğinde bir üye federasyonun davranışlarını doğrudan soruşturabildiğini, federasyona yaptırım uygulayabildiğini ve belirli tedbirleri hayata geçirmesini emredebildiğini gösteren güncel ve somut bir örnektir.
TFF’nin kendi uygulaması da bugünkü sessizliği açıklamamaktadır. Federasyon daha önce hakemlere manipülasyon yapıldığı iddialarını, Tuzlaspor hakkındaki yasa dışı bahis iddialarını, Darıca Gençlerbirliği hakkındaki müsabaka sonucunu etkileme teşebbüsü iddialarını ve çeşitli VAR kayıtları hakkındaki iddiaları Etik Kuruluna sevk ettiğini kamuoyuna açıklamıştır. Demek ki TFF’nin soruşturma başlatmak için kesinleşmiş mahkûmiyet kararını beklemek şeklinde bir uygulaması bulunmamaktadır.
Öyleyse TFF kamuoyuna şu soruların cevabını vermelidir:
- Maruf Güneş hakkındaki iddialar Etik Kuruluna sevk edilmiş midir?
- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından bahis ve mali hareket kayıtları istenmiş midir?
- İlgili bahis şirketlerinden ayrıntılı hesap dökümleri talep edilmiş midir?
- Bahis konusu yapılan maçlarla yöneticilik dönemi karşılaştırılmış mıdır?
- İçeriden bilgiye erişim ve müsabakaları etkileme ihtimali araştırılmış mıdır?
- UEFA ve FIFA’nın bütünlük birimleri bilgilendirilmiş midir?
- Herhangi bir soruşturma başlatılmışsa neden kamuoyuna açıklanmamaktadır?
TFF’nin önünde iki yol vardır:
Ya kendi talimatlarını uygulayarak bağımsız, etkili ve şeffaf bir soruşturma yürütür ya da dosyanın FIFA ve UEFA’nın müdahale alanına girmesi riskini kabul eder.
Uluslararası müdahale hâlinde ilk aşamada bilgi ve belge talepleri, etik ve disiplin müfettişi görevlendirilmesi, doğrudan disiplin soruşturması, TFF’ye yönelik direktifler ve uyum tedbirleri gündeme gelebilir. TFF’nin işbirliğinden kaçınması veya ciddi bir ihlali bilinçli şekilde soruşturmadığı kanaatinin oluşması hâlinde ise federasyon hakkında uyarı, para cezası ve daha ileri kurumsal yaptırımların tartışılması mümkündür.
Ben, TFF'nin üzerine düşeni yapacağına dair inancımı koruyorum.
Av. Fatih ŞAŞIOĞLU
Fenerbahçe Spor Kulübü Kongre Üyesi
Sayın yöneticinin kendi açıklaması, tartışmanın seyrini netleştirmiştir.
17.07.2026’da gözaltı, 20.07.2026’da adli kontrol tedbiri. Bunlar iddia değil, bizzat ilgilinin kendi beyanıyla teyit ettiği hukuki olgulardır. Kimse artık “ortada hiçbir şey yok” diyemez.
Herkes için masumiyet karinesi geçerlidir; bunu biz de savunuyoruz. Ancak masumiyet karinesi, disiplin sürecinin işletilmemesinin gerekçesi değildir. Aksine, adaletin herkese aynı ölçüyle uygulanmasını gerektirir.
İşte tam da bu noktada TFF’ye görev düşüyor:
Aynı tip bir soruşturma dosyasında genç futbolcuların aylarca tutuklu kalırken, hakkında adli kontrol tedbiri uygulanan kulüp yöneticileri ve kulübü için hangi disiplin süreci başlatılmıştır?
FDT 56/2b hükmü apaçık ortada olduğuna göre , Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan belgeler talep edilip Etik Kurul sevkleri hemen yapılmalıdır.
Bizim talebimiz kimsenin cezalandırılması değildir. Talebimiz tektir: Adaletin herkese eşit uygulanması.
Futbolcuya bir ölçü, yöneticiye ve kulübüne ve bu bilhassa Galatasaray olduğu zaman başka bir ölçü uygulandığı sürece bu ülkede futbolun temiz olduğunu kimse iddia edemez.