Tavuklara verilecek büyüklük ve kalitede yeşil salataya 80 lira verdik.
Skimpflasyon: Kaliteyi düşürüp fiyatı aynı tutmak.
Shrinkflasyon: Miktarı azaltıp fiyatı aynı tutmak.
Bizdekiflasyon: Kaliteyi düşürüp, miktarı azaltıp fiyatı da artırmak.
Kaldı ki istersem ben Müslüman olarak ister kiliseye gider dua ederim, ister camide oturur namaz kılarım. Sana ne kardeşim, ne yaptığım? Bu hoşgörüsüzlüğünüz ve kara kalbiniz her eylemden daha günah bence.
Sizin yobaz bakış açınız benim kimliğim değildir, olamaz.
Yine herkes yılbaşını kutlamaya, ağaç süslemeye takmış. Gerçekten bu cehalet artık tahammül edilemez seviyede.
31 Aralık gecesi yeni yıla girerken ağacımı süsleyip sevdiklerimle TV izliyorum diye neden “Batı özentisi” olarak görülüyorum? Bunun mantıklı bir açıklaması var mı?
Bir kere Hristiyanlar Noel’i kutluyor, o da 25 Aralık’ta. Ayrıca kiliseye gidip şükredip, günah çıkarıp dua ediyorlar. Benim ailece yaptığım etkinliğimle ne alakası var? Ağacım mı batıyor, yeni yıla iyi bir mentalla girmek isteme hevesim mi ?
Mesleği ve statüsü olan insanların bile mutsuzluğu hızla artıyor. Doktor, mühendis, teknik uzman, ticaret insanı… Ülke şartlarında mutlu olanı görmek zor. Küçük bir kesim dışında herkes gelecek kaygısı ve bu sosyal çürüme içinde “birkaç ay daha döndürebilir miyim?” diye yaşıyor.
Sahne kuruldu, ışıklar yandı, biz bu enflasyon tiyatrosunu daha önce de izledik ama bu seferki final sahnesi çok can yakacak.
TÜİK sahneye çıkıp "Enflasyon bitti, bakın %1’in altında" diye şovunu yaparken, arka planda asgari ücretliye ve beyaz yakalıya "Sana %25’ten fazla zam yok, otur oturduğun yerde" mesajı veriliyor. Rakamlar yalan söylemez ama insanlar söyler; marketteki etiketle ekrandaki excel tablosu arasındaki uçurum artık bir kanyon oldu. Bu, düpedüz servet transferidir, emeğin ucuzlatılması operasyonudur.
Olay sadece cebimizdeki para değil, bankaların kasasındaki saatli bomba da tik tak işliyor. Zamanında "Nas" diye diye %10 faizle zorla kucaklarına bırakılan o düşük faizli tahviller, şimdi bankaların bilançosunu kemiriyor. 2026 vadeleri yaklaşırken, enflasyon düşmezse bankalar devasa zararlarla yüzleşecek. Peki acısını kimden çıkaracaklar? Tabii ki kredi musluklarını kısarak, faiz makasını açarak senden benden. Mevduata %40 verip krediyi %70’le satmalarının, "kredi yok" çekmelerinin sebebi bu. İçeride büyük bir bilanço temizliği savaşı var.
Siyasetin de ateşi harlıyor. Ankara'daki ittifak çatlakları, duyulmayan ama hissedilen o gerginlikler, 2026'nın sadece ekonomik değil, politik olarak da hayatta kalma yılı olacağını bas bas bağırıyor. İhracatçı kur baskısından kan ağlıyor, turizmci "bu kurla sezon açılmaz" diyor. Doların üzerindeki o yapay baskı kapağı elbet bir yerde patlayacak, o yay fırlayacak.
Peki bu fırtınada gemiyi nasıl yüzdüreceğiz?
2026’da oyunun adı "Likidite Kraldır". Borçlanarak büyümek devri eskisi kadar cazip değil çünkü borcun maliyeti mevcut enflasyon ve mevduatla kıyaslayınca çok yüksek kalıyor. Bu saatten sonra elinde nakde kolay dönem varlıkları olan, likit kalan ve "silah" niyetine fiziki altınını yastık altında tutan ayakta kalır. Konutmuş, arsa hala güzel yatırımlar ancak özellikle kredili değilse önceliklendirmemek lazım. Fiyatlar reel olarak eriyebilir, nakit akışını kilitleyen ve kredi/refinansman çatısı altında olmayan her varlık şu an yük.
Fırtına geliyor, güvertedeki yerinizi alın, nakdinize ve altınıza sahip çıkın. Fırtınadan sonra o varlıkları fazlasıyla tekrar toplayacağız. 😉
Haksızlığa karşı dururken, haksızlık edenlere benzemeyin. Öfkeniz, seviyenizi düşürmesin.
Bu bir adalet mücadelesi, intikam savaşı değil. Lütfen bazı grupların beklediği fırsatları onlara vermeyin.
#Adalet#sarachane#maltepe#BoykotListesi
Seçimle gelenin seçimle gitmesi gerektiğini unutanlara hatırlatmak lazım:
Demokrasi, sadece kazandığınızda savunulacak bir şey değildir.
#HukukHerkesİçin#maltepe#Saraçhane#Boykot
Saat 18’de ofisten eve 1,5 saat. Varış 19:30.
Tam 1 saat 15dk ofiste bekleyip saat 19:15’te ofisten çıkınca eve gidiş 15dk. Varış yine 19:30.
Bu zaman-mekan fenomenine “İstanbul trafiği zaman bükülmesi” denir ve fizik biliminin çözemediği 50 problem arasında yer almaktadır.
Ekrem İmamoğlu’nun Instagram’da paylaştığı Atatürk videosunun izlenmesi kısa sürede 6 milyona yaklaştı:
“Yutkunarak Mustafa Kemal Atatürk demeyeceksiniz.”
Galatasaray Lisesi 1986 yılı mezunu Prof. Daron Acemoğlu'nun 2024 Nobel Ekonomi Ödülü'nü kazanmasından büyük bir gurur duyduk. Tebrik ediyoruz, başarılarınız daim olsun 🇹🇷@DAcemogluMIT
Daron Hoca son derece hak edilmiş bir Nobel aldı.
Derdi ülkeyi gönendirmek değil yağmalamak olan insanların yönettikleri ülkelerin sadece o sırada değil nesillerce sonra da bellerini doğrultamadıklarını göstermiş olması büyük iş.
Say hello to newly awarded economic sciences laureate Daron Acemoglu!
We spoke to him shortly after he was awarded the prize - hold tight for our interview.
#NobelPrize
“You dream of having a good career but this is over and on top of that. It’s a great surprise and honour.”
Daron Acemoglu (@DAcemogluMIT) reacting to the news of his prize in economic sciences today. Congratulations to our new laureate!
#NobelPrize