Zeytin ağaçlarımızı söken, doğayı talan edenler; hakikati bastırarak Türk köylüsünü sindirebileceklerini sanıyorlar. Ancak bilinmelidir ki; Akbelen’de toprağını savunan köylülerimizin bu direnişi, haksızlığa boyun eğmeyen bir iradenin ilanıdır ve hiçbir baskıyla geri adım attırılamaz.
Bu onurlu mücadele nedeniyle haksızca tutsak edilen Esra Işık yalnız değildir! Vatan toprağını ve köylümüzün hukukunu savunmak bizim için bir tercih değil, milli bir mecburiyettir!
Şanlı Türk Bayrağı Namusumuzdur! #BayrakNamustur
Suriye’deki istikrarsızlığı bahane eden PKK-YPG-SDG destekçisi bölücü terörist unsurların, Mardin Nusaybin’de Büyük Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bağımsızlık sembolü olan Şanlı Türk Bayrağı’nı hedef alan alçak girişimini şiddetle kınıyoruz.
Yaşanan bu hadise, münferit bir provokasyon değil; Ankara’da kapalı kapılar ardında oynanmaya çalışılan "İkinci İhanet Süreci" tiyatrosunun sokağa yansımasıdır.
Gazi Meclis’in çatısı altında teröristbaşına meşruiyet alanı açmaya çalışan zihniyet ve TBMM’de kurulmak istenen "Öcalan Komisyonu" gibi hukuk dışı girişimler, bu cüretkâr eylemlerin asıl cesaret kaynağıdır.
Devlet otoritesinin sarsılmasına ve milli egemenlik alametlerimizin aşağılanmasına asla müsaade etmeyeceğiz!
Türkiye Cumhuriyeti, müzakere masalarında değil, hukuk ve devlet ciddiyetiyle yönetilir.
Zafer Partisi, bu kirli pazarlıkların karşısında Türk Milleti’nin sarsılmaz iradesi olarak durmaya devam edecektir.
Yüce Türk Milleti'ne saygıyla duyurulur.
Şuna nasıl müsade edilir!? Hangi çıkar uğuruna görmezden gelinir? Dünyayı verseler karşılığında ne olur mesela? Hangi kazanım bu görüntüyü telafi edebilir? Yazıklar olsun! Unutanın kanı kurusun!
ODTÜ’de küçük bir grup Atatürkçü büyük çoğunluğu şirretliği ile terörize etmeye çalışıyor. Öğrencileri darp eden bölücüler bit öğrencinin parmağını kırmışlar. Standı alıp götürmüşler.
ODTÜ bölücülüğe, Atatürk ve Türk düşmanlığına mezar olacak. Atatürk çizgisinde Türk gençliğine selam olsun.
ODTÜ rektörü bölücülere gereken soruşturmayı derhal başlatmalı ve İçişleri Bakanlığı öğrencilerin güvenliğini sağlamalıdır.
@zaferpartisi@METU_ODTU@TC_icisleri
Giresun'da AKP Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz eliyle gerçekleştirilen doğa katliamının görüntüleri👇
Öyle bir ülke düşünün ki, kimyasal atık havuzu taşıyor, çevre felaketleri önlenemez boyuta ulaşıyor, halk sağlığı tehlikeye atılıyor... Ve Tüm bunların karşısında sorumlu şirkete yalnızca para cezası kesiliyor. Çevreyi talan edenler yetmiyormuş gibi bir de buna göz yuman Çevre ve Şehircilik Bakanlığıyla mücadele ediyoruz. Ahbap çavuş ilişkileriniz yere batsın.
Karadeniz vadilerini kimyasal derelerine dönüştürenlerle hesaplaşacağız!
@umitozdag@zaferpartisi
Ahmet minguzi cinayetinin acısını unutamamışken benzer bir haberde Ankaradan geldi.
Ankara Keçiören Etlik’te kız kardeşine sözlü tacizde bulunan grupla tartışmaya giren Hakan Çakır, olay bitiminde kendi dükkanında çalışırken, tartıştığı kişiler ailesini, arkadaşlarını toplayıp dükkanı basıyor.
Hakan kardeşimiz ailesini korumak için, kız kardeşine dil uzattırmadığı için yeni açtığı kendi dükkanında defalarca canice bıçaklanarak can veriyor.
Ankara’nın göbeğinde ki bu katliama sessiz kalmamak, ailenin sesini daha yüksek sesle duyurmak için bu olayı gündemden düşürmemeliyiz
#hakancakıricinadalet
Tarihte hiçbir ülke böyle yağmalanmadı.
Suriyeliler ağaçlara yapıştırıcı sürerek kuşları avlıyor. Kuşların çoğu kurtulmaya çalışırken acı içinde can veriyor.
Kuşlar üzerinden bir mama rantı sağlanamadığından sözde hayvanseverlerde ortada yok.
Suların, ormanların, kuşların olmadı bir çöle doğru hızla gidiyoruz.
Ortada en ufak bir terör sorunu yokken, PKK yıllardır en küçük bir harekete bile girişemiyorken, bir anda bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü dercesine, iktidarın 2.Açılım tuzağına çekilen CHP vatana, millete faydalı bir şey çıkması imkansız olan bu bölücüleri aklama ve teröristle pazarlık komisyonuna katılmakla çok büyük hata yaptı.
Komisyon toplantılatının basına kapalı yapılmasını ve görüşmelerin 10 yıl boyunca gizli kalmasını kabul ederek yaptığı çok büyük hatayı çok, çok daha büyük hatta çok tehlikeli bir hataya çevirdi.
Özgür Özel’in, CHP Genel Başkanı olarak Kürtçe’nin belli şartlarda resmi dil olmasına karşı olmadığı şok edici açıklaması ve sıklıkla kullandığı, daha Türkiye’de bir tek kişinin tanımını dahi yapamadığı havada kalan Kürt Sorunu ifadesiyle, Ekrem İmamoğlu’nun (umarım en kısa sürede tutuksuz yargılanma hakkına kavuşur) Silivri’den Economist’e yazdığı mektupta, 2. Açılıma tarihi fırsat, memnuniyetle karşıladık ve yine Türkiye’de bir tek kişinin bile tanımını yapamadığı eşit yurttaşlık istiyoruz ifadeleri maalesef, CHP yöneticilerinin artık Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 yıllık anti emperyalist ve tam bağımsızlıkçı karakterinden uzaklaştığının damgalı, mühürlü belgesidir.
Türkiye’yi zorla sıkıştırıldığı bu tehlikeli tuzaktan çıkaracak olan, Mustafa Kemal Paşa’nın milli egemenliğe dayalı anti emperyalist ve tam bağımsızlıkçı karakterini kavrayan toplum önderlerinin, büyük Türk milletini bu ülküde birleştirmesi ve cepheyi genişleterek büyütmesi olacaktır.
Artık hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır ve o satıh bütün vatandır noktasındayız.
Güvendiğimiz dağlara kar yağdı. Başka bir yol bulma ya da başka bir yol açma zamanıdır.
Atatürk’ü kavramış, tam bağımsızlıkçı ve anti emperyalist karakterini içselleştirmiş her birey potansiyel bir toplum önderidir.
Türkiye’nin dört bir yanında, bu ruha ve kavrayışa sahip her siyasi parti, her medya, her kurum, her yapı, her oluşum, insanların bir araya geldiği her örgütlü toplum nüvesi ve hangi yaş ve meslek grubundan olursa olsun her yurttaş, her aydın, her gazeteci, her köşe yazarı, her sosyal medya kullanıcısı, her Youtuber, her öğrenci, her genç çevresine Cumhuriyet’in olmazsa olmaz anti emperyalist ve tam bağımsızlıkçı karakterini ve taviz verilemez milli egemenliğini anlatmalı, öğretmeli, göstermelidir ve büyük Türk milletini, tüm siyasi görüşlerden bağımsız en önce milli egemenlik, tam bağımsızlık ve anti emperyalizm fikrinde birleştirmelidir.
Türk milletinin milli egemenliğine ve tam bağımsızlığına zarar verebilecek emperyalizmin bütün kumpaslarına karşı dikkatli, uyanık ve birlik olmalıyız. Bilmeyenlere öğretmeliyiz, farkında olmayanlara fark ettirmeliyiz, anlamayanlara anlatmalıyız.
Türk milletini milli egemenlik, tam bağımsızlık ve anti emperyalizm ülküsünde birleştirmeliyiz. Tüm muhalefeti bu çizgide birleştirerek örgütlemeliyiz.
📢 II. Çözüm Süreci Komisyonu’nda alınan kararlar:
◾️Konuşmalar tutanak altına alınacak ama asla yayınlanmayacak.
◾️Tutanaklar, komisyon üyeleri dahil 10 yıl boyunca kimseye verilmeyecek.
◾️Konuşulan hiçbir konu, dışarıda mevzubahis edilmeyecek.
TÜRKİYEDEKİ KÜRT NÜFUS ORANI
Türkiye’deki nüfus sayımlarında 1965’e kadar anadil soruluyordu.
1927’deki nüfus sayımında 1 milyon 184 bin kişi anadilinin Kürtçe olduğunu söylemiş. Bu da Türkiye nüfusunun %8-9’nına tekabül ediyor.
1965’de 2 milyon 200 bin kişi anadilinin Kürtçe olduğunu söylemiş. Bu da toplan nüfusun %7.1’ne tekabül ediyor. Anadili Zaza olduğunu söyleyen 150 bini eklediğimizde , 2 milyon 350 bin Kürt yapıyor. Bu da %7.5’e tekabül ediyor. Kısacası 1965’de Türkiyedeki Kürt-Zaza toplam nüfus %7.5’dir.
Türklere gelince, 1927 sayımında, 11 milyon 780 bin kişi anadilinin Türkçe olduğunu söylemiş. Bu da %86’dan fazlaya tekabül ediyor.
1965 sayımında, 28 milyon 300 bin kişi anadilinin Türkçe olduğunu söylemiş. Bu da %91’e tekabül ediyor. 1965’de toplam nüfusun %91’i kendini Türk olarak tanımlıyor.
Kürt nüfus %1965’de %7.5 idi. Daha sonra yüksek doğum oranından dolayı, Kürt nüfus, %7.5 oranından %10-11 oranına yükselmiştir. Türkiye’deki Kürt nüfus bugün maksimum %11’dir.
Yüksek doğum oranı Kürtlerde de durdu. Geç dönem Kürt modernleşmesi yüzünden, 20 sene içinde, Kürtler Orta Doguda en düşük doğum oranına sahip halkı olacak.
Türkiye’deki Türk nüfus 1965’de %91 idi. 1980 sonrası aile planlaması Türk nüfusunu etkiledi. Lakin Türk nüfus genel nüfusun hala %85’ini oluşturuyor.
“Bu antlaşma, Türk milleti aleyhine yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması’yla tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın yıkılışını bildiren bir belgedir.”
– Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Lozan Antlaşması, bir milletin teslimiyete boyun eğmeyip iradesiyle tarih yazdığı bir dönüm noktasıdır.
Dayatmalara karşı kazanılan bu büyük zafer, bağımsızlık mücadelemizin hukuki temeli, Türkiye Cumhuriyeti’nin de tapusudur.
Lozan’ın 102. yılında, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü olmak üzere bu destanı yazan tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyorum.
Bu görüntüler hangimizin yüreğini dağlamıyor?...
ÇOCUKLAR BU KEZ DE AÇLIKTAN ÖLÜYOR!
ANNE BABALAR ÇARESİZ!
Bu bir insanlık dramı!
Soykırım sadece bombayla, silahla yapılmaz.
Bir halkı açlığa, susuzluğa, çaresizliğe terk etmek de en ağır soykırımdır.
Gazze’de yaşanan bu zulme sessiz kalmak, sadece Filistin halkına değil, insanlığın onuruna da ihanettir.
Vicdan sahibi her yürek bu çığlığı duymalı!
Artık susmayın!
Dünya bu karanlığa gözlerini kapatmasın!
Çünkü bu sessizlik büyüdükçe insanlık da ölüyor…