100 Yıllık Mesele Aldatmacası !
DEM'li Bakırhan, "yüz yıllık kısır döngü" , "yüz yıllık zincir ", "yüz yıllık mesele" dieyerek doğrudan doğruya Atatürk'ün önderliğinde kurulan üniter, laik, Türkiye Cumhuriyeti'ni, Türk Ulus Devletini hedef alıyor.
Teröristbaşının ortaya koyduğu irade ile "yüz yıllık kısır döngü" ve "yüz yıllık zincir" diye damgaladığı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni aşmaktan söz ediyor.
Diğer DEM'liler gibi Bakırhan da "yüz yıllık sorun" aldatmacasıyla gerçeği çarpıtıyor, algı yönetiyor, Cumhuriyeti hedef alıyor.
Sanki 100 yıl önce, yani Cumhuriyet öncesinde sorun yokmuş da sorunu Cumhuriyet yaratmış gibi bir çarpık ve yanlış tarih okumasıyla hareket ediyorlar.
Öncelikle meselenin adını koyalım. Meselenin adı aşiret, tarikat, derebeylik meselesidir. Mesele gericilik ve etnik bölücülük meselesidir.
Mesele "100 yıllık mesele" değildir, mesele, kökenleri 17.yüzyıla kadar uzanan, 19.yüzyılın sonlarında ve 20.yüzyılın başlarında emperyalizmin bol parçala yönet politikası doğrultusunda beslenip büyütülmüş bir meseledir.
Bazı Kürt Aşiret İsyanları ve bastırılmalarının tarihi Cumhuriyet öncesine dayanır. Osmanlı Devleti, devlete sorun yaratan aşiretlerle yıllarca mücadele etmiştir. İlk Şark Raporları Osmanlı döneminde hazırlanmıştır. Osmanlı meseleye askeri, siyasi, hatta kültürel çözümler bulmayı denemiştir. Hamidiye Alayları, Aşiret Mektepleri vb. Soruna çözüm arayışları Erken Cumhuriyet Döneminde de devam etmiştir. (Bkz. Sinan Meydan, Cumhuriyet Tarihi Yalanları, 2. Kitap, İnkılap Kitabevi)
Ayrıca Türkiye'de eli kanlı etnik bölücü PKK terörü de 100 yıllık değil, PKK terörünün 12 Eylül 1980 sonrası nasıl geliştiğini çok iyi biliyoruz.
Buna rağmen bugün "Yüz yıllık sorun", "yüz yıllık kısır döngü", "yüz yıllık zincir" gibi söylemlerin hedefi dogrudan doğruya Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir.
https://t.co/cwww0iix2s
Uyarıyorum:
@yenipartiyiz@eczozgurozel
Erdoğan ve Bahçeli'nin yanlarına Hizbullah ile PKK'yı alarak başlattıkları bu siyasi proje, Yeni Parti'nin varlık nedenine de karşıdır.
1-PKK'nın ve TBMM'deki uzantısının asla ve asla demokrasi diye, eşit vatandaşlık diye bir sorunu yoktur.
-Bunların tek hedefi, Türkiye'de Kürdistan adlı bir devlet kurmaktır.
-Bunun ilk parçası Irak'ta 2003'te AKP'nin de desteğiyle kuruldu.
-Şimdi AKP-MHP desteğiyle Suriye'de kuruluyor.
Sıra Türkiye'de...
-Bunu ABD'nin Türkiye Büyükelçisi de açık açık söyledi.
2-Bu projede Türkiye'ye silahla baş eğdiremeyince barış masasında baş eğdiriyorlar.
3-Yeni Parti bu yıkım projesine destek olursa; AKP'nin, MHP'nin, PKK'nın ve hatta Hizbullah'ın ortağı haline gelecektir.
4-Bu millet bu ihaneti yapan AKP'yi, MHP'yi sindirebilir ama sonunda tüm pisliği Yeni Parti'nin üstüne kusar; tek sorumlu siz olur; sonunda şu anki Butlan CHP'si gibi Erdoğan'a hizmet eden dernek durumuna düşersiniz.
5-Lütfen, size yardım yapan vatandaşın bu konudaki tepkilerini okuyun ve dikkate alın.
Saray'ın yan örgütü konumuna düşmeyin...
6-Untmayın: Terör elebaşısı Öcalan, Erdoğan'la anlaştığı için bu proje Bahçeli üstünden devreye alınmıştır.
7-DEM; sizi satmıştır. Çünkü onların derdi Türkiye'de milletvekili olmak, belediye başkanlığı kazanmak değildir; tek hedefleri vardır: Kürdistan'ı kurmak...
-Bu amaca ulaşmak için ABD ile birlikte çalışmaktalar ve TBMM'yi de bu hedef için kullanmaktadırlar.
8-Yapmayın; kendinize de partinize de ülkenize de ihanet eder konuma düşmeyin.
-Hayır, deyin...
Kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak anılan Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk milletine yarar sağlayacağını düşünüyor musunuz?
NOT: Katılımı artırabilmek adına lütfen anketi paylaşınız.
Bazen kendisi ağlamak isterken çocuklarının gözyaşlarını sildi. Bazen onlara babalarını anlattı, bazen bir fotoğrafın karşısında birlikte sustular. Onların babalarıyla ilgili hatıralarını korumaya çalışırken kendi acısını da taşımayı öğrendi. Sadece güçlü olduğu için değil; hayat ve çocukları ondan yürümeye devam etmesini istedikleri için.
Ama hiçbir zaman “tamamlandı” diyemedi. Çünkü yarım kalan yalnızca bir evlilik değildi. Birlikte yaşanacak yıllar, çocukların büyümesini beraber seyretme hayali, yapılacak yolculuklar, kurulacak sofralar, küçük tartışmalar ve ardından gelecek barışmalar yarım kalmıştı. Bir hayatın devam etmesi gereken yerden sonrası artık tek kişiyle yazılacaktı.
Belki “Yarım Kalan Eşler” denmesinin sebebi de buydu. Geride kalan kadın yaşamaya devam ediyor, çocuklarını büyütüyor, çalışıyor, gülüyor, hayatın içinde yeniden yer açıyordu kendisine. Ama birlikte yazılacak hikâyenin bir tarafı artık yoktu. O eksiklik, kadının bütün hayatı değildi belki; fakat hayatının içinden de hiçbir zaman bütünüyle çıkmıyordu.
Yıllar geçtikçe acının biçimi değişiyordu. İlk günlerde insanın nefesini kesen o büyük sarsıntı zamanla gündelik hayatın içine dağılıyor, daha sessiz ama daha kalıcı bir yere yerleşiyordu. Kadın hayatın içinde yürümeye devam ederken kalbinin bir yerinde hâlâ aynı kapıya bakan, aynı sesi arayan başka bir kadın taşıyordu. Bazen kendi kendine, insanın gelmeyeceğini bildiği birini hâlâ nasıl bekleyebildiğine şaşırıyordu.
Belki de artık bekleyen kendisi değildi; alışkanlıklarıydı. Belki hafızası, belki yıllarca birlikte kurulmuş bir hayatın eksik kalan tarafıydı. İnsan sevdiği birini kaybettiğinde onun döneceğine inanmayı bırakıyor ama hayatında bıraktığı yeri beklemekten kolay kolay vazgeçemiyordu.
Yıllarca ne zaman geleceğini bilmediği bir adamı beklemişti. Artık gelmeyeceğini biliyordu. Ne var ki aklına anlatabildiği bu gerçeği kalbine anlatmak o kadar kolay değildi. Telefon çaldığında hâlâ bir an irkiliyor, kapının önünden geçen bir ayak sesinde başını kaldırıyor, hayatın güzel bir anında içinden hâlâ “Keşke burada olsaydı,” diye geçiriyordu.
Bekleyiş bitmemişti; yalnızca dönüş ihtimali kalmamıştı.
Kıymetli arkadaşlar yardım isteğidir.
Lütfen paylaşalım.
Gazi İdris Tuğunmuş'un hayatı tehlikededir.
İdris Tuğunmuş bir terörle mücadele gazisidir. PKK terör örgütü ile hasımdır. Bingöl'de yaşayan komple korucu bir aileye mensuptur.
Daha önce PKK terör örgütünden sayısız ölüm tehditleri almıştır.
Ancak son günlerde bir kurumun başındaki müdürle alakalı yaptığı suç duyurusundan dolayı, sanki yolsuzluğu kendi yapmış gibi cezalandırılmaktadır. Başta sayın Bingöl valisi @celikcahit ve sn bakan @MahinurOzdemir olmak üzere tüm yetkililer yolsuzluğu tam anlamıyla araştırmak yerine, ihbarı yapan gazim sayın İdris Tuğunmuş'u hedef alıp itibarsızlaştırma çalışmalarına girişmişlerdir.
En son ise hukuk kurallarına aykırı bir biçimde resimde gördüğünüz itirazın karşılığı olan duruma el birliği ile Mahal vermişlerdir. Bu durum Gazi İdris Tuğunmuş'un aile mahkemesinden, aile koruma kanunu gerekçe gösterilerek silahına 6 aylık daha el koyulma durumudur.
Bundan böyle Gazi İdris tuğunmuş'un başına gelebilecek her olayın 1'inci derece sorumlusu vali sayın Cahit Çelik'tir.
Valisi olduğu Bingöl ilinin hem evladı, hem gazisi olan İdris Tuğunmuş'u korumakla mükelleftir.
İNANILMAZ SKANDAL!
Galatasaray, ciddi ofsayt şüphesi olan bir gol attı ancak VAR incelemesi yapılmadı, alelacele maç başladı! https://t.co/utBH250uDA
#KONvFB#GSvANT
- Önce “Agbadou topa müdahale etti.” dediler. Topa son dokunan Nene. ✅
- Sonra “Temas yok!” dediler, temas var. ✅
- “Tamam da temas dışarda!” dediler, ilk temas dışarda, ikincisi içerde. ✅
Hiçbir dayanak noktaları kalmadı.
Kendi hallerine bırakın
Jacobs kendini yere atınca Arne Slot ve Salah'ın gülüşü viral olmuş. Liverpool taraftarları maç içinde kendilerini yere attıkları kesitleri paylaşıyorlar.
Adamların sahtekarlıkları dünyanın heryerine yayıldı.
Gerard "Bunlar neden hep yerde" demiş.