Sevgili dostlar,
Qoçgîrî(Batı-Kuzey Dersim) de Cogî Baba Festivali bu yıl 12 Temmuz 2026 tarihinde düzenlenecek. Festivale yönelik bu güzel çağrıyı sizlerle paylaşmak istedim.
Bu sene maalesef katılamayacağım; ancak gelecek yıl kesinlikle orada olacağım ve festivalinize kendi imkânlarım ölçüsünde desteğimi sunacağım.
Kendine has doğasıyla, tarihiyle, folklörüyle ve müzikal mirasıyla Qoçgîrî benim için çok özel bir bölge.
Tüm halkımızı ve değerli misafirleri Cogî Baba Festivalinde buluşmaya davet ediyor, şimdiden herkese keyifli bir festival diliyorum.
#qoçgîrî
#festival
Dün Sincan Cezaevi'ndeydim. Önce yeni tutuklanan meslektaşım, fakültemizden arkadaşım Emel Memiş'i ve Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni arkadaşımız Yıldız Tar'ı ziyaret ettim. NATO Zirvesi öncesi yaşanan ve gerekçesi -nereden bakarsanız bakın- tahmin edilebilir bile olmayan absürt tutuklamalar kapsamında cezaevinde ikisi de.
Daha sonra uzun zamandır cezaevinde olan Kobanê davası tutuklusu değerli yoldaşlarımız Nazmi Gür ve Alp Altınörs'le görüştüm.
Son olarak 34 yıldır cezaevinde olan ve tahliyesi Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu'nun hukuk dışı ve keyfi kararlarıyla mütemadiyen ertelenen Nedime Yaklav'ı gördüm.
Bu kurullar mahpusların hayatlarını tümden çalmaya yemin etmiş görünüyor. Suç işliyorlar. Özellikle Sincan Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu bu anlamda tam bir suç mahalli... Defalarca gündeme getirdik. Bu kabul edilemez!
Dün ziyaret ettiğim isimler, birbirinden çok ayrı hayat alanlarından ve mücadelelerinden isimler...
Cezaevlerinde her tür itirazı ve direnişi öğütmek istiyorlar. Hayatı bir kampüsün eğitim ortamında geçen, bütün mücadelesini kadın çalışmaları başta olmak üzere akademik alanda sürdüren Emel Memiş'in cezaevinde olması, nasıl bir yılgınlığı kökleştirmek istediklerini de çok iyi gösteriyor.
Fakat öyle olmuyor. Olmayacak... Bütün ziyaretlerde bunu derinden seziyorsunuz.
Olan şu ki bu iktidar hukuk dışı uygulamalarla ve dizginsiz baskıyla meşruiyetini iyiden iyiye yitiriyor.
Bir stand-up'ta geçen tek cümleyi kamu barışını bozma kapasitesinde görenler, bilsinler ki esas bu uygulamalar ve bu yıldırma amaçlı tutuklamalar toplumsal barışı kökünden tehdit ediyor. AKP baskı rejimi barışı ve demokratik bir geleceği her gün yeni bir uygulama ile hayatımızdan uzaklaştırıyor.
Buna boyun eğmeyeceğiz!
#SiyasiTutsaklarSerbestBırakılsın
Kabına sığmaz bir mücadeleci.Yaşamı da ölümü de sıra dışı olmuştu.Katledilmesinin Kürt halkında yarattığı büyük öfke özgürlük mücadelesinde yeni sıçramalar yaratmıştı.İsminle mirasın hep yaşatılacaktır
Anısına derin saygı ve minnetle
#VedatAydın
NATO zirvesi bahane edilerek ülke baştan başa gözaltı merkezine çevrildi. Adı konmamış sıkıyönetim günlerinden geçiliyor.
Akademisyen ve yazar Sibel Özbudun, Temel Demirer başta olmak üzere onlarca siyasetçi ve aktivist gözaltına alındı.
Bülent Bilmez, sırf akademik çalışma alanı Kürtler ve Aleviler olduğu için görevinden atıldı. Komedyen Deniz Göktaş, yaptığı bir mizah yüzünden tutuklandı.
Nûmedya24, Azadiya Welat, Ajansa Welat ve Sendika org’a erişim engellendi. Habere, gerçeğe, farklı sese tahammül kalmadı.
Ülke ekonomik krizle, adaletsizlikle, tarımda çöküşle, gençlerin geleceksizliğiyle boğuşurken; iktidar enerjisini muhaliflere, akademisyenlere, sanatçılara, gazetecilere gözaltı düzenlemeye ve haber sitelerini kapatmaya harcıyor. Bu, güç değil zayıflıktır.
Elinizi akademisyenlerden, sanatçılardan, gazetecilerden, muhaliflerden çekin. İnsanların bam teline basmaktan vazgeçin. Bu ülkenin, kendi yurttaşına sıkıyönetim uygulamasına değil, demokrasiye, adalete ve barışa ihtiyacı var.
Türkoğlu: Özgürlük ve eşitlik mücadelesinde, sağlamcılığa karşı da mücadele edeceğiz
Kadın Meclisi Sözcümüz Halide Türkoğlu, Engelliler Komisyonu Eş Sözcümüz Hatice Betül Çelebi, Milletvekilimiz Gülderen Varlı, Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Neslihan Şedal, “Engelli Kadınlar da Vardır” şiarıyla Van’da engelli kadınlarla bir araya geldi.
https://t.co/4kGSs4NGWr
Silahların yakılmasının yıldönümünde, kadınların barış sözünü bir kez daha büyütmek için buluşuyoruz.
Barışta ısrar eden bütün kadınları mücadeleyi birlikte büyütmeye çağırıyoruz.
11 Temmuz 2026 Cumartesi, 11:00 TBMM Dikmen Kapısı, Ankara
Cami cemaatini Erdoğan'ın mitingine götürmeyi reddettigi için sarayın zulmüne uğrayan İmam Yusuf Kılıç'ın Deniz Göktaş ve ailesine mesajı:
“Yaptığı şakalar çok zekice. Bir hakaret yok, hiciv var sadece. Başka konuları kapatmak için dini kullanmak istiyorlar. Bu hukuksuz ortamı kaldırmamız lazım. Karanlık odakların onun mücadelesine karartmasına izin vermesin. Bir imam olarak yanındayım kardeşimin.
Ona ve ailesine, bir imamın onları kalbinin en derin yerinde taşıdığını iletin. Deniz bilsin ki bana cesaret ve umut veriyor. İnandığı değerler uğruna dimdik duruşu, birçok insan gibi bana da güç oluyor. Bu zor günlerin de geçeceğine inanıyorum. Onun ve verdiği onurlu mücadelenin önünde saygıyla eğiliyor, kendisine ve ailesine yürekten selamlarımı iletiyorum."
Basın özgürlüğü demokratik toplumun temelidir Nûmedya24,Azadiya Welat, Ajansa Welat ve Sendika Org.a getirilen erişim yasağı Kürt ve muhalif basına yönelik açık bir saldırıdır
Toplumun haber alma ve hakikati öğrenme hakkının ihlali olan bu sansür kararından vazgeçilmelidir.
İfade özgürlüğü alanını yok sayıp devletin refleksini içselleştirerek, yaşanacakları tahmin etmeye çalışma yarışında gibi adeta herkes. İşte ihbarcılık tam da bu eşikte besleniyor ve toplumsallaşıyor.
#DenizGöktaş
🔴 Deniz Göktaş olayı, öğrenilmiş çaresizliklerimizi de göstermiyor mu?
📌 Elbette rejimin kendisi sorunlu, belki de bunlar yaşanmadan da işi aynı yere getireceklerdi, defaatle benzerleri yaşadık, bunu kabul ediyorum. Fakat eleştirel bir gösteriyi “aman canım inşallah tutuklanmazsın”larla da dolaşıma sokmanın riskini düşünmeden hareket etmeyi normallerimizin ve anormallerimizin yer değiştirmiş olmasına bağlıyorum
✍️ Tuğçe Tatari'nin yazısı...
https://t.co/bTkvHYQXwe
@ttatari
Günlerden 2 TEMMUZ!
Hiç kapanmayan yara, bundan tam 33 yıl önce 33 can diri diri yanarak katledilmişti!
Ne adalet yerini buldu, ne de adalet arayışı son buldu!
Unutmadık Unutturmayacağız……
#2TemmuzMadımak
🔔12. Yargı Paketi’nin Adalet Komisyonu görüşmelerinde yalnızca getirilmeyen toplumsal beklentileri değil, bu kanun teklifinin neler getirdiğini de konuşalım!
▪️Meclis’in en büyük mesaisi yine iktidarın anayasaya aykırı düzenlemelerini tamir etmeye ayrılıyor!
📌 Anayasa Mahkemesi iptal ediyor, iktidar yeniden aynı anlayışla düzenleme getiriyor.
📌Sonra Meclis, halkın gerçek sorunlarını konuşmak yerine Anayasa’ya aykırı yasaları düzenlemekle meşgul ediliyor.
📌Bunun tek sorumlusu Anayasa’ya aykırı kanunları yapmaktan, halkı ve hukuku yok saymaktan vazgeçmeyen siyasi iktidardır!
❓Peki başka neler var 12. Yargı Paketi’nde?
▪️ Vatandaşın kazandığı davalarda kamu alacağını tahsil edebilmesi için icraya gitmeden önce idareye başvurma zorunluluğu var.
▪️ İş kazalarında ve iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin yakınlarının tazminat haklarını zayıflatan, sigorta şirketlerinin ve patronların cebini düşünen düzenlemeler var.
❗️Var da var…
Sorunları çözen bir paket değil; hak aramayı zorlaştıran, emeği ve yurttaşı korumayan bir paket var yine karşımızda!
⚠️Ama yine Adalet yok.
Sosyal adalet yok.
Ceza adaleti yok.
Hukuki güvenlik yok.
Toplumun yıllardır dile getirdiği beklentilere cevap yok!
📣Bu halkın sesine kulak vermeyen, adaleti güçlendirmeyen hiçbir yasaya da bizim desteğimiz yok!
Parti Sözcümüz Ayşegül Doğan, Grup Başkanvekilimiz Gülistan Kılıç Koçyiğit, milletvekillerimiz ve yöneticilerimizle Orhan Doğan’ı Cizre’deki kabri başında andık.
Ömürlerini adadıkları barış ve demokrasi mücadelesini taçlandırıp hem Orhan Doğan’ın hem de tüm demokrasi şehitlerimizim ruhlarını şad edeceğiz. Anıları her zaman bizimle.
Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan'ın konuşacağı Meclis Grup Toplantımızı bugün (30 Haziran Salı) saat 12:45'te sosyal medya hesaplarımızdan canlı izleyebilirsiniz.
9 Haziran 2026’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Ürküt/Türkiye (Başvuru No: 17795/22) kararında Ali Ürküt hakkında çok önemli bir ihlal kararı verdi.
Mahkeme;
• AİHS’nin 5/1. maddesinin (özgürlük ve güvenlik hakkı),
• 5/3. maddesinin (makul sürede yargılanma ve tutukluluğun gerekçelendirilmesi),
• 10. maddesinin (ifade özgürlüğü),
• ve 18. maddesinin (hak sınırlamalarının siyasi amaçlarla kullanılması yasağı)
ihlal edildiğine hükmetti.
AİHM açıkça; Ali Ürküt’ün yalnızca çağrının değerlendirildiği HDP MYK toplantısına katılmış olmasının tutuklama için makul şüphe oluşturmadığını, HDP’nin sosyal medya paylaşımlarının siyasi ifade kapsamında olduğunu ve 6-8 Ekim olaylarının bu paylaşımların doğrudan sonucu olarak kabul edilemeyeceğini tespit etti.
Daha da önemlisi Mahkeme, Ali Ürküt’ün özgürlüğünden yoksun bırakılmasının hukuki değil, çoğulculuğu bastırmaya ve siyasi tartışma özgürlüğünü sınırlandırmaya yönelik gizli bir siyasi amaç taşıdığına karar verdi. Bu nedenle AİHS’nin 18. maddesinin de ihlal edildiğine hükmetti.
Bu tespitler, daha önce AİHM Büyük Dairesi’nin Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ kararlarında vardığı sonuçlarla da birebir örtüşmektedir. O kararlarda da tutuklamaların suç teşkil eden fiillere değil, Sözleşme ile korunan siyasi faaliyetlere dayandığı ve siyasi saik taşıdığı açık biçimde ortaya konulmuştu.
Bugün ise, 29 Haziran 2026’da, Anayasa Mahkemesi de Ali Ürküt hakkında yeni bir ihlal kararı verdi. AYM, tutukluluğun devamına ilişkin etkili başvuru hakkı ve adil yargılanma hakkı yönünden ihlal tespit ederek, AİHM’nin ortaya koyduğu hukuksuzluğu bir kez daha teyit etmiş oldu.
Artık ortada hem AİHM’nin kesinleşmiş ihlal kararı hem de AYM’nin ihlal kararı bulunmaktadır.
Buna rağmen Ali Ürküt hâlâ cezaevindedir.
71 yaşındaki Ali Ürküt, cezaevinde bulunduğu sırada kansere yakalandı. Kanser tedavisinin cezaevi koşullarında sağlıklı ve yeterli biçimde sürdürülmesi mümkün değildir. Yaşı, sağlık durumu ve yaşam hakkı bakımından geri dönülmesi imkânsız sonuçlar doğmadan gerekli adımlar atılmalıdır.
Ali Ürküt’ün tutukluluğunun artık ne hukuki ne de vicdani bir gerekçesi kalmıştır.
AİHM’nin kesinleşmiş kararı, AYM’nin ihlal kararı ve insan hayatının korunması yükümlülüğü birlikte değerlendirildiğinde; Ali Ürküt derhal tahliye edilmelidir.
Bu kararlar yalnızca Ali Ürküt açısından değil, aynı ortak suçlamalarla yıllardır özgürlüklerinden mahrum bırakılan tüm Kobani Davası tutsakları bakımından da hukukun gereğinin yerine getirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Kobanê kumpas davasında bir ihlal kararı daha verildi. Ancak yoldaşlarımız tüm hukuksuzluğa rağmen rehin tutulmaya devam ediliyor.
Alp Altınörs yazmış
Kobani-Kumpas davasında yeni bir AİHM kararı (etti dört!) | Alp Altınörs | Artı Gerçek https://t.co/uQUUo2Z7a8 @undefined aracılığıyla