Atatürk, cumhuriyetin ilanından yalnızca iki hafta sonra 42 yaşında iki gün arayla iki defa kalp krizi geçirdi.
İlk kalp krizi 11 Kasım 1923 günü Çankaya'da gerçekleşti. Latife hanım o günlerde zatürre olduğundan Dr. Refik Saydam muayene için köşke davet edilmişti. Atatürk'ün fenalaştığını fark ettiği gibi müdahelede bulundu.
Yalnızca iki gün sonra, 13 Kasım günü köşkün bahçesinde kahve içip gezinirken ikinci defa kalp krizi geçirdi. Yardım istemek için köşke gitmeye çalıştığı sırada fenalaşıp yere yığıldı. Gözlerini yatağında açtı. Etrafındakileri tanıyamayacak durumdaydı.
Atatürk, Nutuk'u yazdığı 1927 yılında üçüncü kez kalp krizi geçirdi. Avrupa'dan gelen doktorların hazırladığı müşahede raporunda şu ifade geçiyordu:
Son 9 sene zarfında çok şiddetli bir sürmenaja maruz kalmıştır.
"Beni hatırlayınız!"
Yıl 1933. O dönem Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri merhum Hikmet Bayur'du. Galatasaray Lisesi ve Paris Üniversitesi Fen Fakültesi mezunu, Kuva-yı Milliyeci, Lozan heyetinde yer almış, Afganistan ve Yugoslavya Büyükelçiliği yapmış, Mustafa Kemal'in güvenine mazhar olmuş bir insandı. Şimdi Atatürk'ün huzuruna Atatürk'ün yazdığı nutku okuması ve görüşlerini sunması için çağrılmıştı. Hikmet Bayur metni okurken bir cümleye denk geldi.
"Türk milleti... Bu söylediklerim hakikat olduğu gün senden ve bütün medeni beşeriyetten dileğim şudur: Beni hatırlayınız!"
Hikmet Bayur'un nutku tutulmuştu. Nutkun sonuna geldikten sonra duygusal bir sesle şöyle söyledi: "Gazi hazretleri eğer izin verirseniz bir şey söylemek istiyorum. Bu cümle bir vedayı hatırlatıyor. İnsanlar elbette fanidir ama böyle mutlu bir günde, Cumhuriyet'in onuncu yılında, milletin kalbini bir veda acısıyla yakmayınız."
Gerisini Hikmet Bayur şöyle anlatıyor:
"Benim bu sözlerimden sonra düşündü... Yüzüme uzun uzun baktı ve aynen şöyle dedi: "Bu söylediğin doğrudur. Ben bu cümleyi kaldıracağım. Ama bunu bana kaldırttığın için ileride, ben öldükten sonra, inşallah pişmanlık duymazsın."
**
Büyük Atatürk müsterih olsun. Bugün sadece biz değil dediği gibi bütün dünya büyük Atatürk'ü çok daha iyi anlıyor.
Milli egemenliğe dayanan rejimin, cumhuriyetin, laik, demokratik hayatın ne kadar değerli olduğunu hep birlikte görüyoruz. Bir takım kişi, zümre veya gruplar yerine halka hizmet eden ve halka hesap veren yönetim anlayışının onurlu yaşamak için hava kadar su kadar değerli olduğunu tecrübe ediyoruz.
Atatürk'ün fani bedeni aramızdan ayrıldı ancak Atatürk düşünceleri ve ilkeleriyle milyonlarca kalpte yaşamaya devam ediyor.
Son Kasım'a kadar unutmayacağız, unutturmayacağız.
Büyük Atatürk'ü ebediyete intikal edişinin yıldönümünde sonsuz saygı, sevgi ve özlemle anıyorum.
(Not: Aşağıdaki videoda Atatürk'ün sesinin yapay zekayla editlenmiş halini duyabilirsiniz. En sevdiği türkülerden birini onun sesinden dinleme şerefine erişemedik ama teknoloji sayesinde en azından bu hasreti bir parça giderebiliriz...)
"Halkı yalnızca halk kurtarır!"
Bizimde ülkeyi şöyle bir yıkamamız lazım. Hep birlikte tüm pisliklerden arınmamız şart .
Çapraz Candan Erçetin
Salim Güran Zyech