bu gülünç zayıflık belki de bizim en uğursuz eğilimlerimizden biri, hepyere atmak istedigimiz bir yükü sürekli sırtımızda taşıyor olmaktan daha aptalca ne olabilir? Bizi yüreğimize kadar kemiren yılanı okşamak?
olası dünyaların en iyisi fena halde gülünç, her seyi stoik gözlerle görmek gerekir peki ama acı cektigimiz ya da acı cekildiğini gördüğümüz zaman çare nedir ?
çervemdeki herkes şaşıyor bunca ışığa karşın neden karanlığa dogru gittim?
Işığın kendisi götürdü beni karanlığa, öylesine kalındı ki aydınlığı evreni bütün biçimiyle pıhtılaştırıyor, bir karanlık beni parıltıya boğuyordu
insanların cok basit şeylere inanılmaz anlamlar atfetmesini bir uğur böceğine yüklenen anlamdan dahi görebiliriz, herhangi bir böcek olarak yaşamına devam eden böcek hayat kadrajımıza girdiği zaman hayatımızda hicbir degisiklik olmadığı halde şansın bize geldiğini düşünmek ki
@emreucarinx bıraktığı izler ile hatırlanan her nefessiz beden, ruhuyla yaşamını sürdürür. unutulmak gibi korkunc bir hadisenin zihinde bırakacagı yarayı sarıp hatırlanılacak izler bırakmak dileğiyle
zihnimin icinde bir sürü kelime birbirinden bağımsız uçuşup dururken bir bağlama bağlayamadığım düşünceler kalabalıklaştıkça anlamsızca bir araya getirmeye çalışıyorum hepsini
darma arta kama moşka hangi birini bulabildim demenin sacmaliginin yanında daha 18 yasinda her seye erismis olma istegimi acgozlulugumu bastiramamanın verdigi izdirapları yasayarak girdigim bir nisan ayı
Keşfedilmeyi bekleyen bir inci tanesi değersiz sayilamayacagi gibi henüz yaşanmamış bir hayat da değersiz sayılamaz, insan umutsuzluğa kapıldıkça derinlere iner, boğulmadan inciyi bulursa yaşamanın ne demek olduğunu belki anlar.
Buz kesen havada elleri soğuktan hissizleşmiş bi insan çakmağını yakıyor, aldığı nefesle iç geçiriyor, bir anlam arıyor, her nefesin bedenine verdiği zarardan farksız düşüncelerini bir kenara bırakması gerektiğinin farkında etrafı izliyor. Belki salıncak sallanmak istiyordur