Her 2 Temmuz’da acımız bedenimizden taşıyor, öfkemiz ciğerimizi deliyor. Ve ben hala kızıma nasıl anlatacağımı bilemiyorum; bir karıncaya dahi zarar vermemiş insanların herkesin gözü önünde diri diri yakıldığını…
Hasret bizim canımız , canı tende tenimiz.
#UnutMADIMAKlımda
Ankara’da NATO Zirvesi için 11 milyar 579 milyon 319 bin TL harcanırken, öğretmenler hakları için 11 gündür açlık grevinde
Söyleyeceklerim bu kadar...
#TürkiyeÖğretmenleriniKaybediyor
Güvenlik Konseptiniz: Halka Karşı Sıkıyönetim, Hukuka Karşı Muafiyet!
Ankara Valiliği’nin ardı ardına yayımladığı ve "sıkıyönetim" dönemlerini aratmayan kararlarla toplantı ve gösteri yürüyüşleri, basın açıklamaları, açık alan etkinlikleri ve demokratik hak kullanımı fiilen yasaklanmıştır. Kararlar, ülkedeki anti-demokratik yönetim anlayışının vardığı histerik boyutu gözler önüne sermektedir.
Siz kimin polisisiniz?
Siz kimin iktidarısınız?
Bir yandan yerli ve milli masalları anlatacaksınız; diğer yandan NATO’nun kanlı çizmesi bu topraklara basmasın diyenlerin kapılarını kıracaksınız!
Ne yaparsanız yapın bu halkı emperyalizmin savaş makinesine asker edemeyeceksiniz!
Sabaha karşı çok sayıda demokratik kitle örgütü ve kuruma yönelik ev baskınları gerçekleştirildiği; üyemiz ve aynı zamanda İHD Ankara Afet ve Ekoloji Komisyonu üyesi Tuğba Kahraman, Gençlik Komisyonu üyeleri Mert Ahmet Aldemir ve Zehra Camcı ile üyelerimiz Hasan Basri Usta, Şevin Özden, Metin Uzunöz, Serap Ağcaoğlu ve Mahmut Kahraman’ın da aralarında bulunduğu 209 kişinin gözaltına alındığı bilgisi
tarafımıza ulaşmıştır.
Demokratik hak ve özgürlüklerin kullanımını hedef alan bu tür uygulamalar, ifade, örgütlenme ve katılım hakkına yönelik ciddi ihlaller doğurmaktadır. İnsan hakları savunucularını, demokratik kitle örgütlerini ve toplumsal muhalefeti baskı altına alma girişimleri kabul edilemez.
İnsan hakları mücadelesi baskı, sindirme ve yıldırma politikalarıyla engellenemez. Yaşanan hukuksuzlukların karşısında susmayacak, gözaltına alınanların durumunu yakından takip etmeye ve hak ihlallerini kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz.
İnsan haklarıyla insandır.
NATO zirvesi öncesi yapılan gayrimeşru gözaltılar "insan kaçırmaya" dönüşmüş durumda.
Avukatlar müvekkillerine ulaşamıyor. Savcıyla görüşmek isteyen avukatların ve baro temsilcilerinin önü kesiliyor, adliye koridorları kollukla dolduruluyor.
Başsavcı vekiliyle görüşme talepleri yanıtsız bırakılıyor. Gözaltına alınanların nerede tutulduğu, hangi işlemlerin yapıldığı, hangi gerekçeyle gözaltında oldukları konusunda bilgi verilmiyor.
Jandarma telefonlara cevap vermiyor, “mesaide değiliz” diyerek sorumluluktan kaçıyor.
Avukatlar görüş yasağı kararlarını istiyor, kararlar gösterilmiyor.
Ailelere bilgi verilmiyor. İnsanların hangi birimde tutulduğu, nereye götürüldüğü bile öğrenilemiyor.
Gözaltı işlemi gizli yürütülen bir kaybetme operasyonuna dönüştürülemez!
Savcıların avukatlardan kaçtığı, ailelerin yakınlarının nerede olduğunu öğrenemediği, hukuki kararların saklandığı bir tabloyu normalleştirmeye çalışanlar, yalnızca gözaltına alınanların değil herkesin temel haklarını hedef alıyor.
NATO zirvesi öncesinde antiemperyalistlere yönelik bu operasyon, hukuki bir soruşturma görüntüsü altında siyasi bir gözdağı. İktidar, savaş politikalarına, emperyalist askeri ittifaklara ve NATO’ya karşı çıkan sesleri susturmak istiyorlar.
Gözaltına alınanların nerede olduğu derhal açıklanmalı, avukatların müvekkilleriyle görüşmesinin önündeki tüm engeller kaldırılmalı, aileler bilgilendirilmeli ve hukuksuz uygulamalara bir an önce son verilmelidir.