@necdeta21670513@_Devletci_ Dünyanın hiçbir yerinde 40 yaşında emekli olan yok
Kaldıki 40 ile 60 yaş arası emeklilerin %90 eski çalıştıkları yerlerde işine devam ediyorlar yani çift maaş alıyorlar
60 yaş üstü emekliler en az %35 almalılar
Nijer bizim için derin tarihî ilişkilere sahip olduğumuz Afrika’daki dost ve kardeş ülkelerin başında geliyor.
Stratejik önemi yüksek bu coğrafyayla 1.400’lü yıllara uzanan ilişkilerimiz her geçen gün gelişiyor. 🇹🇷🇳🇪
Millî iradenin savunulmasını nasıl namus borcu olarak görüyorsak kamu malının israf edilmesine, yasa dışı ve usulsüz yollarla istismar edilmesine, bilhassa ikbal hesaplarına merdiven yapılmasına da göz yummuyoruz.
Bu konuda bizim tavrımız, duruşumuz gayet nettir:
Kamu malında 86 milyon vatandaşımızın her birinin hakkı vardır; garip gurebanın, tüyü bitmemiş yetim ve öksüzün payı vardır; beytülmal, aynı zamanda gelecek kuşakların bizlere emanetidir.
Makamı, ünvanı, mevkisi ne olursa olsun kamuda görevli tüm personelin kaynak kullanırken hassasiyetle hareket etmesi bizim kırmızı çizgimizdir.
Görevi veya konumu icabı kamu personeline tahsis edilen kaynaklar, kimsenin babasının malı değildir.
Kapısının üstünde ne yazarsa yazsın hiçbir kamu görevlisi bunu şahsi cüzdanı gibi kullanamaz, kullanmamalıdır; biz buna izin veremeyiz.
Hele hele son dönemde kimi zaman hayretle, kimi zaman utançla takip ettiğimiz yerel yönetimler merkezli skandallar asla mazur görülemez.
Her kim olursa olsun milletin emanetini ganimet olarak görenlerle hukuk ve yasalar çerçevesinde mücadele etmek, bizlerin boynunun borcudur.
CHP iktidar olursaymış, tıpkı milletvekillerine olduğu gibi belediye başkanlarına da dokunulmazlık getireceklermiş…
Bunu söyleyen CHP’de hukuk ilerinden sorumlu Gül Çiftçi…
İmamoğlu ve suç yapılanmasının savunması yetmedi şimdi de belediye başkanları rahat yolsuzluk yapsın diye süper dokunulmazlık planı açıklıyor.
Türkiye; devleti ve milletiyle yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelesinin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, Terörsüz Türkiye için çok net bir duruş sergilemiştir.
Bu iradenin temelinde vatanı ve milleti için canını feda eden kahramanların aziz hatırası, kutlu emaneti vardır.
Bu iradenin temelinde “vatan sağ olsun” diyerek evlatlarını kara toprağın bağrına veren, acısını kalbine gömen anne ve babaların metaneti vardır.
Bu iradenin temelinde şehit eşleri, şehit çocukları, şehit yakınlarımız vardır; gazilerimizin fedakârlıkları vardır.
Allah’ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır.
Muhabbet iklimini çok sağlam bir şekilde tesis edip kardeşlik bilincini güçlendirerek…
Husumet duvarlarını tek tek yıkıp fitnelerin kökünü kurutarak…
Terörün kanlı ve karanlık gölgesini sebepleriyle birlikte bu toprakların üstünden tamamen kaldırarak aziz şehit ve gazilerimizin fedakârlıklarının boşa gitmediğini tüm dünyaya inşallah göstereceğiz.
İnanıyoruz, Allah’ın izniyle başaracağız.
Kararlıyız, inşallah hedefimize ulaşacağız.
Avrupa bir yol ayrımındadır:
Ya Türkiye’nin büyüyen gücünü ve küresel ağırlığını Birliğin darboğazdan çıkışı için bir fırsat olarak görecekler ya da dışlayıcı söylemlerin Avrupa’nın geleceğini karartmasına müsaade edecekler.
Bizim temennimiz; Avrupa’daki karar alıcıların siyasi ve tarihî ön yargılarını artık terk ederek Türkiye’yle samimi, sahici ve göz hizasında ilişkiler geliştirmeye odaklanmalarıdır.
Böyle bir ilişkinin kazananı, Türkiye’nin de ayrılmaz parçası olduğu Avrupa Kıtası olacaktır.
Biz milletimizin yüksek menfaatlerini rehber edinerek bu yolda sabırla, vakarla; alnımız ak, başımız dik bir şekilde yürümeye devam edeceğiz.
İBB’deki büyük yolsuzluk davasında gündeme gelen; Murat Gülibrahimoğlu isimli firari şahsın seçim kampanyamıza maddi destek verdiği yönündeki iddialar gerçek dışıdır, açık bir iftiradır.
Söz konusu kişinin seçim kampanyamıza herhangi bir desteği asla söz konusu olmamıştır.
Bu kapsamda kampanyamızın ve şahsımın iftiralarla hedef alınması en hafif tabirle ahlaksızlıktır.
Yaptığı yolsuzluklar ortaya çıkanlar, para kuleleri yıkılanlar, gayriahlaki ilişkilerine bant çekenlerin gündemi değiştirme çabaları nafiledir.
Hangi iftirayı atarsanız atın, yaptığınız yolsuzlukların üzerini örtemeyeceksiniz.
Paradan, ranttan, şahsi çıkarlarından başka siyasi kıblesi olmayanlar her fırsatta vakıf ve derneklerimizi hedef alsalar da insanlığa hizmete adanmış yürekleri mücadelelerinden vazgeçiremiyorlar.
Onlar ne yaparsa yapsın, biz iyilikte yarışanları desteklemeye devam edeceğiz.
Avrupa Birliği ile ilişkilerimizde mesele Ankara’nın nerede durduğu değil; Brüksel’in geleceğin dünyasında nerede olmak istediğidir, kendini nerede gördüğüdür.
Türkiye’nin tam üye olarak yer almadığı bir AB’nin küresel bir aktör ve çekim merkezi olamayacağı artık anlaşılmalıdır.
Biz hin-i hacette varlığı hatırlanacak, ihtiyaç duyulunca kapısı çalınacak, sair zamanlarda ötelenecek bir ülke değiliz; hiçbir zaman da olmayacağız.
Avrupa Birliği Türkiye’nin yapıcı tavrının kıymetini çok iyi bilmeli, bunu hor kullanmamalı, bunu zora sokacak eylem ve söylemlerden imtina etmelidir.
Unutulmasın ki ne Türkiye eski Türkiye’dir ne de dünya eskisi gibi Batılı devletlerin nüfuz alanına sıkışmış haldedir.
Bugün Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç, Türkiye’nin Avrupa’ya olan ihtiyacından daha fazladır; yarın bu ihtiyaç daha da artacaktır.