Stadımızda kale arkalarında bulunan tel örgülerin kaldırılması konusunda yapılan girişimlerin veto edildiğini öğreniyoruz.
Hiçbir maçımızda saha olayının yaşanmadığı gerçeği göz ardı edilerek Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Şube ve ilgili tüm kurumlar tarafından bu talebimizin olumsuz karşılanması anlaşılır gibi değil.
Ülkemizin farklı şehirlerinde bulunan stadlarda yıllardır herhangi bir tel örgünün olmaması, bu çifte standardın sebebini anlamakta zorluk çekiyoruz.
Kendi stadımızda bile Doğu ve Batı tribünlerinde bu tel örgülerin olmaması kale arkalarında olması ise insanlar arasında garip bir SINIFLANDIRMA ve AYRIMCILIK duygusu uyandırmaktadır!
Bir örnekle olaya bakacak olursak; Doğu ve Batı tribünlerin kombine fiyatlarından yola çıkıldığında yüksek gelire sahip oldukları için hiçbir önleme gerek duyulmayan, kale arkalarındaki taraftarların ise çağ dışı demir yığını güvenlik önlemleriyle ayrımcılık yapılması düpedüz bir İNSAN SINIFLANDIRMASIDIR!
Taraftarların yaptığı görsel şovlardan ve oluşturulan sinerjiden dolayı tüm dünyanın ilgisini ülkemize çeken Avrupa’da oynadığımız maçlarda ise bu çirkin görüntünün imajımıza zarar verdiğide bir gerçektir.
Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.