“Beyaz çoraplarımın yumuşak dokusu, itaatinin sessiz bir kanıtı gibi tenime sarılır. Önümde diz çökerken, her nefesin kumaşa işlenir, her dokunuşun sınırlarını çizen bir teslimiyet haline gelir. Emir verilmez, çünkü sen zaten ne yapman gerektiğini biliyorsun. Çoraplarımın arasına hapsolmuş sıcaklık, senin için bir ödül mü yoksa bir sınav mı? Bu sorunun cevabını yalnızca ben belirlerim.”
“Beyaz çoraplarımın yumuşak dokusu, her adımımın izini saklarken senin için bir tapınma noktasına dönüşür. Dizlerin üzerine çöktüğünde, ayaklarımın her santimini öperek, benim rahatımın ve hükmümün ötesinde hiçbir şey olmadığını hatırlarsın. Her öpücüğün, çorabın liflerine karışan sessiz bir bağlılık yeminine dönüşür. Burada kelimeler gereksiz; çünkü bu an, tüm varlığınla ayaklarımın etrafında şekillenen bir teslimiyetin ifadesidir.”