France just wiped Google and Microsoft off 2.5 million government computers.
Germany moved 30,000 PCs off Windows. Denmark binned Microsoft Office. All of it in the last 18 months.
Here's exactly what they replaced it with, and how to do the same tonight:
Yavuz ve İdris-i Bitlisi yolunda olanlarla biz beş yüz yıl önce yolları ayırdık. Biz o günden beri “Bu yayladan Şah’a gidiyoruz” Şah’tan, Pirsultan’dan Atatürk’ten yana yol yürüyoruz. Bana yasak koyup, linç ettireceğinize buna ses etseniz ya? Edemezsiniz. Hepiniz aynısınız…
11 Kasım 1938.
Atatürk’ün naaşı, İslam Tetkikleri Entsitüsü direktörü Ordinaryüs Profesör Mehmet Şerafettin Yaltkaya’nın nezaretinde yıkandı. Başbakan Celal Bayar’ın talimatıyla, Profesör Lütfi Aksu tarafından tahnit işlemi yapıldı. Vücudun bozulmadan korunmasını sağlayacak olan solüsyon, 200 gram formalin, 1 gram sublime, 200 gram tuz, 10 gram acide pehenque, 1000 gram su’dan oluşuyordu. Profesör Aksu, tahnit işlemi bittikten sonra, iki küçük şişeye solüsyondan doldurdu, ağızlarını lehimledi, üzerlerine yapıştırdığı etiketlere terkibi yazdı, Atatürk’ün kollarının arasına sıkıştırdı. Kurşun galvanizli tabuta yerleştirildi, kapağı kapatıldı, gül ağacından yapılmış tabuta yerleştirildi, onun da kapağı kapatıldı, üzerine Türk Bayrağı örtüldü.
Cenaze namazı için camiye götürülmesinin dinen şart olup olmadığı konusu, cumhuriyetimizin ilk diyanet işleri başkanı Mehmet Rifat Börekçi’ye danışıldı. Milli mücadele kahramanı Börekçi, “Atatürk’ün cenaze namazı, tertemiz hale getirdiği vatan toprağının her yerinde kılınabilir” dedi. Namaz, Dolmabahçe Sarayı’nda Ordinaryüs Profesör Yaltkaya tarafından kıldırıldı. Tekbir, Türkçe verildi.
15 sene sonra…
Anıtkabir tamamlandı.
Atatürk’ün ebedi istiharatı için, Anıtkabir’deki son kontroller, inşaat başmühendisi Sabiha Rıfat Gürayman tarafından yapıldı.
8 Kasım 1953, saat 23 suları… Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi histoloji kürsüsü başkanı Profesör Kamile Şevki Mutlu’nun ev telefonu çaldı. Arayan, Ankara valisiydi. “Atatürk’ün tabutunun açılması ve tahnit işleminin çözülmesi için, hükümet tarafından kendisinin görevlendirildiğini” bildirdi.
9 Kasım 1953, saat 7.30… Profesör Kamile Şevki Mutlu, Etnografya Müzesi’nde, geçici kabirden çıkarılan ve katafalkın üzerine konulan gül ağacı tabutun önündeydi, titriyordu. İçinden “galiba bayılacağım” diye mırıldandı. Ama, dayanmak zorundaydı. Saygı duruşu yapıldı. Ve “başlayalım lütfen” dedi. Yardımcı olmaları için, Yüksek Teknik Öğretmen Okulu’ndan 10 öğretmen getirilmişti, öğretmenler gül acağı tabutun vidalarını söktü, kapak kaldırıldı, kurşun tabutun lehimleri söküldü, onun kapağı da kaldırıldı, ortalığı tahnitte kullanılan solüsyonun kokusu sardı. Cenaze, kahverengi muşambaya sarılıydı. Taşınma sırasında zarar görmesin diye, naaş ile tabut arasındaki boşluklar talaşla doldurulmuştu. Talaş ıslaktı, bu iyiye işaretti, koruyucu solüsyonun uçup gitmediğini gösteriyordu. Profesör Kamile Şevki Mutlu, muşambayı göğüs hizasına kadar açtı, vücut parafinli sargılarla örtülüydü, yüzü ise, ıslak pamukla kaplıydı. Adeta zaman durmuştu. Çıt çıkmıyordu. Nefesler tutulmuştu. Profesör Mutlu, pamuk tabakasını yavaşça kaldırdı. Atatürk’ün yüzü ortaya çıktı. Hiç bozulmamıştı… Teni bronzdu. Altın saçları, rengini kaybetmemişti. Kalın kaşlarından bi kaç tel kopmuş, sol göz kapağının üstüne düşmüştü. Sakalı hafif uzamıştı. İnce dudakları yapışıktı. 15 sene önce Dolmabahçe Sarayı’ndaki yatağında uyur gibiydi. Ne bozulma, ne kokuşma vardı. İki sene önce rahmetli olan Profesör Lütfi Aksu’nun tahniti son derece başarılıydı. Profesör Kamile Şevki Mutlu, Atatürk’le yüz yüzeydi. Yanağına dokundu, okşadı. O an neler hissetti derseniz… Hatıralarında anlatacaktı. “Bir an için sanki konuşacakmışız gibi hissettim” diyecekti. Salonda derin sessizlik hakimdi, duygular darmadağındı. Atatürk’ün naaşı kurşun tabuttan çıkarıldı, dualarla kefenlendi, ceviz ağacından yapılan yeni tabuta konuldu, Türk Bayrağı’yla örtüldü, yarın Anıtkabir’de toprağa verilmek üzere, generaller tarafından ihtiram nöbetine başlandı.
Demem o ki..
Bu milletin yetiştirdiği en büyük insan, vefat ettiğinde bir erkeğe, toprağa verileceği zaman, bir kadına emanet edilmişti.
Çünkü… 1938’de Atatürk’ün naaşını emanet edebileceğimiz en yetkin kişi bir erkek’ken, 1953’te bir kadın’dı.
Çünkü kadınlar… Atatürk devrimleri sayesinde, sadece 15 sene gibi kısa sürede, erkeklerin önüne geçmeyi başarmıştı.
Kamile Şevki, 1924’te İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdi, 1930’da mezun oldu. O tarihe kadar kadın hekimlere kamusal görev verilmiyordu, Sağlık Bakanlığı ilk kez 1930 mezunu kadın hekimlere kadro verdi, Kamile Şevki patoloji asistanı oldu. 1931’de Milli Tıp Türk Kongresi’ne tek başına bildiri sundu, bu bildiri kadın hekimlerimiz adına ilk’ti. Türkiye’nin ilk kadın patoloji uzmanı oldu. Türkiye’nin ilk kadın tıp profesörü oldu. Türkiye’nin ilk elektron mikroskobu laboratuvarı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde, Kamile Şevki’nin yönetimindeki histoloji kürsüsünde kuruldu. Ankara Üniversitesi Senatosu’nda ilk kadın öğretim üyesi oldu. Bugün bile hâlâ kendi adıyla anılan, böbreküstü beziyle alakalı “Şevki metodu”nu geliştirdi. 1987’de rahmetli oldu. Taa en başından, en sonuna kadar, Atatürk devrimlerinin eseriydi, Cumhuriyet kadınıydı.
Sabiha Rıfat, 1927’de, bugünkü adıyla İstanbul Teknik Üniversitesi’ne girdi, o sene ilk defa kız öğrenci kabul eden üniversitenin, ilk kız öğrencisiydi. 1933’te mezun oldu, Türkiye’nin ilk kadın inşaat mühendisi oldu. TBMM binası dahil, sayısız önemli projeye imza attı . Fenerbahçe’nin ilk kadın voleybolcusuydu. Ve, bu konuda da erkeklerden daha başarılıydı. Üniversite öğrencisiyken, o tarihlerde karma oynanan, beş erkek ve bir kadından oluşan, İstanbul şampiyonu olan Fenerbahçe voleybol takımının “kaptan”ıydı. 2003’te rahmetli oldu. Çocuğu olmamıştı, tüm servetini şehit çocuklarının eğitimine bağışladı. Taa en başından, en sonuna kadar, Atatürk devrimlerinin eseriydi, Cumhuriyet kadınıydı.
Dolayısıyla…
10 Kasım’ı anlayabilmek için, 11 Kasım’a bu açıdan bakmak lazım
Atatürk varsa, kadın vardır.
Kadın varsa, Atatürk vardır
Atatürk’ü öldürmenin tek yolu, kadınları erkeğin gerisinde bırakmak, erkeğe muhtaç hale getirmektir. Cahillerin kadın haklarına, kadın eşitliğine, kadın özgürlüğüne düşman olmasının temel sebebi budur.
Kadın muta kuma cariye köle idi ATATURK devrimlerine Tıp doktoru mühendis hakim savcı avukat asker oldu
Sayfa arkadaşım Sayın Ahmet Ertürk'ün sayfasından alınmıştır ...
Her Türk, 1821 Mora Katliamı'nı bilmeli ve anlatmalıdır.
"Cumadan pazara kadar hava çığlık sesleriyle doluydu. Bir Yunan 90 kişiyi öldürdüm diye övünüyordu. Mora'daki soykırım ancak öldürecek başka Türk kalmadığında sona erdi!"
"KURAN'DA VAR OLDUĞU SANILAN
YOKLAR DİZELGESİ
1- Tüm Şefaat sadece Allaha aittir. Şefaat ya Resullulah, ya Ali, ya Geylani, ya Gavs vs. yok
2- Mehdinin geleceği yok
3- Kabir hayatı, kabir azabı yok
4- Miraç yok.
5- Kadercilik yok
6- Recm cezası yok
7- Hac ayları 4 aydır, dileyen 2 günde dileyen daha fazla günde işini bitirir ve döner. 10 günlük hac süresi yok
8- Hac’da şeytan taşlama, hacerül esved taşına el yüz sürme yok
9- Mezhepler yok
10- Altın/İpek erkeğe haramdır, yok
11- Bir şeyhe veya tarikata bağlanma yok
12- Kıyamet alametleri yok
13- Erkek/Kadın sünnet olmak yok
14- Hayızlı/lohusa kadınlara ibadet yasağı yok
15- Kuran’ı anlamadan sevap için okumak yok
16- Ölüye Kuran okumak, sevap transferi yapmak yok
17- Bir insandan Tevbe almak vermek, rabıta yapmak, dönmek, kafa sallamak yok
18- İnfakta/zekâtta kırkta bir yok. Malın biriktikçe ihtiyacından fazlasını imanın/samimiyetin/takvan oranında verirsin
19- Erkeğin kişisel üstünlüğü, kadının erkeğe itaati yok. Sorgusuz itaat Allah’adır.
20- Evliya (Allah dostu), keramet sahibi yok
21- Mevlit yok
22- Salavat yok
23- Sünnet namaz zorunluluğu yok
24- Arapça dua etmek ve Arapça namaz kılma zorunluluğu yok
25- Muska/Büyü/Nazar yok
26- Cuma namazı sadece erkeklere farzdır diye birşey yok. İman eden her erkek ve bayanlara farzdır.
27- Kölelik/Cariyeliği teşvik yok
28- Kadının uğursuzluğu, cenazeden uzak tutulması, sadece erkeğin cenaze namazı (duası) kılması yok. Cenaze namazı cenaze duasıdır.
29- Kaza namazı yok
30- Haremlik/Selamlık şartı yok
31- Kadının sesi haramdır yok
32- Kutsal günler/Kandiller yok. Sadece Kadir gecesi özeldir
33- Bazı ayetleri veya duaları belli sayıda okuyup üflemek ve bundan murad beklemek yok
34- Sırat Köprüsü yok
35- Kuranın saydığı haram yiyecekler dışında kalan yiyecekler kültürel, tercihler ve alışkanlıklar ile ilgili meselelerdir. Kafaya göre haram koymak yok.
36- Erkeğin kadını dövme yetkisi yok.
37- Dua ederken el açmak, âmin demek zorunluluğu yok
38- Teravih namazı yok
49- Sağ el / Sağ ayak saçmalığı yok.
40- Her askerde veya savaşta ölenin şehit olması gibi bir şey yok
41- Boşanma yetkisinin yalnızca erkeğe ait olması yok
42- Ölüye telkin ve ıskat yok
43- Takva kıyafeti (sakal, cübbe, sarık vs.) yok
44- Sorgulamadan bir fikre, bir şahsa tabii olmak yok.
45- Kuranın tüm emir ve yasakları farzdır. Sadece 32 veya 52 farz yok
46- Kuranda 6236 ayet var, 6666 ayet yok.
47- Çocuk yaşta evlilik yok
48- Namus/zinada kadın erkek farkı yok.
49- 61 gün oruç tutma cezası yok
50- Türbede dilek dilemek yok
51- Tasavvuf, gavs, kutup, şeyh, seyyidlik İslam da yeri yok
52- Kuran anlaşılması zor bir kitaptır yok
53- Deve idrarı içen ve iç diyen bir resul yok
54- Resul ve Nebi var, Peygamber kelimesi ise kuranda yok
55-Kuran okumak için abdest şartı yok
56- Sakala jilet vurmak haramdır diye bir şey yok
57- Cehennemde yanıp çıkma yok
58- Din değiştirenin(Mürtedin), namaz kılmayanın, içki içenin, zina yapanın öldürülmesi diye bir şey yok
59- Sakalı şerif, nalı şerif, hırkayı şerif, Kabak, hurma, zemzem, tesbih, seccade vs. kutsaldır diye bir şey yok
60- Sevap kazanmak için kertenkele, kara köpek vs. hayvanları öldürmek yok. Uğursuz hayvan yok.
61- İslami bir isim koymadan ve sünnet olmadan Müslüman olamazsın diye bir şey yok
62- Hadisler kesin peygamber sözüdür diye bir şey yok
63- Hadis, Fıkıh kitaplarında kuran dışında hükümler vardır diye bir şey yok
64- İsrailiyat yok (Adem Havva hikayesi vs. Tevrat, mişna, İncil ve kilisenin öğretilerini içeren kaynaklarından alınmış, bazen uyduruk bazen gerçek kişiler hakkındaki hurafat)
65- Zerdüştiyyat yok (asıl ismi Çinvat köprüsü olan sırat köprüsü veya miraç gibi hurafeleri içeren zerdüştlükten alınmış hikâyeler.)
66- Kadın tek başına seyahat yapamaz diye bir şey yok
67- Akıl, bilim karşıtlığı yok.
68- müzik, resim, fotoğraf, şiir, heykel, satranç haramdır diye bir şey yok
69- Cennetle müjdelenen, kusursuz sahabi yok.
70- Peygamberin sürekli aynı sözlerle kendisine dua ettirdiği bir ezan duası yok.
Devamı +
Kürdistancıların en çok korktuğu kitap bu. Etnik coğrafya bakımından anadilini yitirerek Kürtleşen yüzlerce Türkmen aşiretini belgeleriyle birlikte ortaya koyuyor. Abdullah Öcalan da, kamuoyunda pek bilinmeyen video kayıtlarında, sorgusu sırasında bu konudan bahsediyor.
Bu kitabın yayılmasını istemiyorlar, çünkü bu kitap yayılırsa özellikle kendini Alevi Kürt/Zaza sanan milyonlar gerçeği öğrenir ve etnik tabanda ülkeyi bölmek isteyenlerin 100 yıllık planı bozulur.
@etnojenez
— Neden başınızda türban var Sayın Savcım?
— İnancım gereği başımı örtüyorum.
Ama inancınız kadının hâkimliğini, yöneticiliğini ve kamusal konumunu ciddi biçimde sınırlandırılıyor, ve ayetler: “Kadının şahitliği yarımdır”, "evinizde oturun" diyor.
Keşke bunları uygalasanız savcım.?
Peki inandığınız düzen kadınların yargıç, savcı hatta devlet başkanı olamayacağını söylüyorken, bugün o makamda olmanızı neye borçlusunuz?
Cevabı çok basit:
Laiklik. Cumhuriyet. Eşit yurttaşlık.
Bugün o cübbeyi giyebiliyorsanız; bunu kadınları erkeklerle eşit yurttaş kabul eden laik Cumhuriyet düzenine borçlusunuz.
Ve elbette, o Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e.
İnancınız size aittir. Ama makamınızı ve özgürlüğünüzü güvence altına alan şey laik hukuk devletidir.
Laiklik özgürlüktür.
Türkiyeyi Gazze’ye çevireceksiniz öyle mi?
Biz hendeklerinizi de barikatlarınızı gördük. Siyasetini yaptığınız teröristleri oralara gömdük. Güvenlik güçlerimiz yarın bir daha gömer
Sen kimi tehdit ediyorsun ? Git beraber yol yürüdüğünüz teröristlerle kardeş olmak isteyen yeni apocu siyasi partilere dayılan.
Çatışma çığırtkanlığı yapan Tülay hadi bakalım hodri meydan. Ama bu sefer başkalarının çocukları üzerinden çatışma siyaseti yapanlar da bedelini öder.
Tunus’ta tutuklu siyasi Gannuşi için çağrı yapan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a şöyle demezler mi; Sen depremde yıkılmış Hatay’ın milletvekili Can Atalay’ı anayasayı çiğneyerek hapiste tutuyorsun. Anayasaya aykırı şekilde milletvekilliğini düşürdün. Bir imzan ile bu hukuksuzluğa son verebilirsin ama yapmıyorsun. Gannuşi için en son çağrı yapabilecek Meclis başkanı sensin. @NumanKurtulmus
Doğu'dan kürt bir genç batıya mutlu bir şekilde geliyorsa,
batıdan Türk bir genç doğuya Allah'a emanet gidiyorsa.
Faşist olan biz değiliz.
İlber Ortaylı
BUMİN KAĞAN SÖYLEVİ
Ben kağanlar kağanı Bumin Kağan’ım!
490 yılında Türkeli’nde doğdum.
Aşina soyundanım.
Aşina, dişi börüdür.
Babamın adı Tuvu’dur.
Ulu Tengri’den kut aldım.
Bana illi kağan dediler.
İlsiz budunuma il kurdum.
Yurtsuz budunuma yurt verdim.
***
A Türk ulusu!
Beni iyi dinle.
Sözlerimi sonuna dek işit.
Sana Türk adını ben verdim.
Kurt başlı sancağı ilk ben açtım.
Töre yürüsün, börü ulusun, yağı kurusun diye ulusumu şanırak altında topladım.
Tengri buyruk verince Juan Juanlara başkaldırdım.
552 yılında, Ötüken’de kardeşim İstemi Han ile özgür Türk ilini duyurdum.
Türkeli’nin bozkırlarında at koşturan, yay çeken, ok atan alplarımla başlıya baş eğdirdim, dizliye diz çöktürdüm.
Aşılmaz engelleri aşıp demir dağları erittim
Doğuda Kadırgan Ormanı'na, batıda Demir Kapı’ya dek ordu yürüttüm.
Budunumu derleyip topladım.
Gece uyumadım, gündüz oturmadım.
İlsiz budunu illi, aç budunu tok, az budunu çok, giyimsiz budunu giyimli kıldım.
Demiri işleyip biçim verdim,
Yoksul budunuma geçim verdim.
Türk’ün ilini, töresini tutup kaldırdım.
***
Yukarıda sonsuz gökyüzü,
Aşağıda kutsal yer ile su,
Birleşti kurt başlı sancağın ulusu!
Dört yanı sardı göğün ordusu!
Önünde yalın kılıç başbuğ idim…
Göklere yükselen bir tuğ idim…
Günler geçti, aylar geçti, yıllar geçti
553’de tinim Tengri’ye uçtu.
Benim için yuğ eylediler.
Adıma sagu söylediler.
Anımsayın beni oğullarım, kızlarım!
Ben size bir ad, bir il bıraktım.
Ben size engin bir dil bıraktım.
Ne varsa benden sonra Türklük adına,
Hepsi bendendir.
Ben ırmağın kaynağıyım.
Yaşasın ulusum!
Yaşasın dilim!
Bir gün Tanrı dağlarının doruğunda
Buluşunca Tengri yolunda
Uluyacak kurtlaşan bütün Türkler
O sesle inleyecek bütün gökler!
Ben Bumin Kağan!
Kağanlar kağanı…
Türk oğlu, Türk kızı
Sakın unutma atanı!
Başkalarından değil,
Kendinden yana olursan, Tengri sana kut verecektir!
Sen Kök Tengri’nin çocuğusun!
Ne mutlu sana!
Ne mutlu Türk’üm diyene
"Siz Yunanistan’ı yendiniz, İngiltere’yi değil! Bunu unutmayın!” dedi Lord Curzon, Lozan görüşmelerinde.
İsmet Paşa “Hayır” dedi. “Yalnız Yunan’ı yenmedik, güneyde müttefikiniz Fransızları yendik, onun silahlandırdığı Ermenileri yendik.
Müttefikiniz İtalyanları Anadolu’dan uzaklaştırdık. Sizin silahlandırdığınız Doğu Ermenilerini ve Pontus çetelerini yendik.
Sizin İstanbul yönetimi ile birlikte azdırdığınız isyancıları yendik. Silah ve para ile desteklediğiniz Kuva-yı İnzibatiye’yi yendik.
En son olarak da maşanız Yunan ordusunu yenip denize döktük. Mondros’u yendik, Sevr’i yendik, Üçlü Antlaşma’yı yendik.
Bunların hepsinin arkasında siz vardınız; hepsinin ipleri, dümeni, düğmesi sizin elinizdeydi. Biz asıl sizi yendik!.."
Lozan kahramanlarına sevgi, rahmet ve minnetle...
Mekanları cennet olsun.
https://t.co/k7EozW7YpA
Atatürkçü Kürt olduğum için zorlarına giden Kürtler var.
Bakın açıklayayım zorunuza gitmesin.
Sizin kumandanınız terörist apo itidir. Benim kumandanım Kürt Binbaşı Kasım Ataç. Sizin dedeniz vatan haini Hınıslı şeyh said'dir. Benim dedem Dersimli Diyap Ağa.
Siz kürdistancısınız. Ben Türkiye Cumhuriyeti evladı.