SURİYE’DE ARAP ALEVİLERİ HEDEF GÖSTERMEK, YENİ BİR MEZHEPSEL ÇATIŞMANIN ÖNÜNÜ AÇMAKTIR!
Kemal Öztürk ,denilen Zat
Alenen Bir halkı inancı hedef göstermiştir .
Bu dili şiddetle kınıyorum.
Suriye’de yaşanan gelişmeler üzerine yapılan tartışmalarda kullanılan bazı ifadeleri büyük bir kaygıyla izliyoruz.
Özellikle Suriye’de yaşayan Arap Alevilerini topluca suçlayan, onları siyasi gelişmelerin sorumlusu gibi gösteren ve kimlikleri üzerinden hedef haline getiren söylemleri kesinlikle kabul etmiyoruz.
Bir topluluğun tamamını, bir yönetimin politikalarıyla özdeşleştirmek; insanların inançları, etnik kimlikleri veya mezhepleri üzerinden suçlanması anlamına gelir.
Açıkça ifade ediyoruz:
Suriye’de yaşayan Arap Alevileri Esad değildir.
Arap Alevileri bir siyasi rejim değildir.
Arap Alevileri bir örgüt değildir.
Arap Alevileri işlenen bütün suçların sorumlusu değildir.
Bir insanın Alevi olması, onu herhangi bir siyasi iktidarın suç ortağı haline getirmez.
Nasıl ki herhangi bir ülkede yaşayan bütün Sünnileri, Kürtleri, Arapları, Türkleri veya Hristiyanları bir siyasi iktidarın uygulamalarından dolayı topluca suçlamak kabul edilemezse, Arap Alevileri de siyasi hesaplaşmaların hedefi yapılamaz.
Üstelik Suriye gibi etnik ve inançsal açıdan son derece hassas bir ülkede bu dilin kullanılması çok daha tehlikelidir.
Çünkü tarih bize göstermiştir:
Çorum’da ,Maraş’ta ,
Sivas’ta ,Gazide ,
Dersimde .
Önce bir topluluk suçlanır.
Sonra ötekileştirilir.
Ardından düşmanlaştırılır.
En sonunda ise o topluluğa yönelik şiddet normalleştirilmeye başlanır.
Biz bu tehlikeli süreci çok iyi tanıyoruz.
Aleviler olarak dünyanın neresinde olursa olsun mezhepçilikten, nefret söyleminden ve toplu suçlamadan uzak durulması gerektiğini savunuyoruz.
Suriye’de Arap Alevilerin, Kürtlerin, Sünni Arapların, Dürzilerin, Hristiyanların, Ezidilerin, Türkmenlerin ve bütün diğer halkların yaşam hakkı ve güvenliği eşit biçimde korunmalıdır.
Hiçbir siyasi proje, hiçbir devlet politikası ve hiçbir örgütsel mücadele masum insanların kimliği üzerinden yürütülemez.
Bir de şu soruyu sormak gerekiyor:
Bugün Suriye’deki Arap Alevileri hedef gösterenler, yarın aynı yöntemin başka bir topluluğa uygulanmasının önünü açtıklarının farkında mı?
Çünkü mezhepçilik bir kez meşrulaştırıldığında sınır tanımaz.
Bugün hedef Alevi olur, yarın Kürt olur, öbür gün Dürzi, Hristiyan veya başka bir topluluk…
Bu nedenle mesele yalnızca Arap Alevilerin meselesi değildir.
Bu, insanlık ve demokrasi meselesidir.
Suriye’nin geleceği bir topluluğun diğerine üstünlüğü üzerine değil; eşit yurttaşlık, çoğulculuk, laiklik, inanç özgürlüğü ve hukuk devleti üzerine kurulmalıdır.
Kim hangi siyasi görüşü savunursa savunsun, Arap Alevilerin topluca suçlanmasına ve hedef gösterilmesine izin verilmemelidir.
Siyasi hesaplaşmalar siyaset zemininde yapılır.
Bir halkın veya inanç topluluğunun tamamı siyasi hesaplaşmanın bedelini ödememelidir.
Bizim çağrımız nettir:
Suriye’de mezhep savaşına değil, barışa;
intikama değil, adalete;
düşmanlaştırmaya değil, birlikte yaşama;
tekçiliğe değil, çoğulculuğa ihtiyaç vardır.
Ve özellikle medya mensuplarına, siyasetçilere ve kamuoyu oluşturan herkese çağrımızdır:
Kullandığınız her sözün bir sonucu vardır.
Sözünüz insanları birbirine yaklaştırabilir de, birbirine düşman da edebilir.
Bu nedenle Suriye’deki Arap Alevileri hedef gösteren her türlü söyleme karşı duracağız.
Çünkü biz biliyoruz:
**Bir topluluğu hedef göstermek özgürce fikir açıklamak değildir.
Nefretin önünü açan söyleme karşı çıkmak ise demokratik sorumluluktur.**
Suriye’nin geleceğini nefret dili değil, halkların kardeşliği belirlemelidir.
@kemalozturk2020
Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligindeki rakipleri belli oldu.
📌Galatasaray
📌Barcelona
📌Paris Saint-Germain
📌Aston Villa
📌Sporting
📌Feyenoord
📌Lille
📌Stuttgart
📌AEK
@ChampionsLeague
Mansur Yavaş:
📌Yeni partiye geçeceğim demedim !
📌CHP de kalacağım demedim !
Eeee geriye iki olasılık kalıyor ,
📌Bağımsız devam edecek,
📌Bu iki parti dışında kalan bir parti ,veya partilere geçecek ?
Aklıma bir şarkı geldi,
📌Onda şunda bundadır
Mavi boncuk kimdeyse benim gönlüm ondadır .
Buradaki sır mavi boncuk,
Kimde acaba ?
📌#SONDAKİKA Aralarında eski CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ve eski Genel Başkan Yardımcıları da var
📌 CHP’de Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilen 51 isim belli oldu
Suriye’de kalıcı barış ve istikrar yolunda atılan adımları memnuniyetle karşılıyorum.
SDG’nin silahlı yapılarının Suriye devletine entegrasyonu yönündeki gelişmeler, yalnızca Suriye’nin geleceği açısından değil, bölgemizin huzuru ve güvenliği açısından da büyük önem taşımaktadır.
Suriye Kürtlerinin kimliklerinin, temel hak ve özgürlüklerinin güvence altında olduğu; bütün etnik ve inanç gruplarının eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabildiği, demokratik ve toprak bütünlüğünü koruyan bir Suriye hem Türkiye’nin hem de bölge halklarının çıkarınadır.
Bu gelişmeler Türkiye açısından da önemli bir fırsat sunmaktadır.
Kürt meselesini silahın ve çatışmanın gölgesinden tamamen çıkararak demokratik siyasetin, hukukun ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çatısı altında çözmek zorundayız.
Türkiye’de yürütülen sürecin silahların tamamen bırakılması, terörün sona ermesi, demokrasimizin güçlenmesi ve Türklerle Kürtler arasındaki tarihsel kardeşliğin daha da sağlamlaşmasıyla sonuçlanmasını yürekten diliyorum.
Türkiye’nin kendi iç barışını güçlendirmesi, yalnızca ülkemiz için değil, Orta Doğu’nun barış ve istikrarı açısından da çok önemli bir güvence olacaktır.
Yıllar önce bu anlayışla Ortadoğu Barış ve İş birliği Teşkilatı’nı, yani OBİT’i, önermiştim.
Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin öncülüğünde kurulacak, zaman içerisinde bölgenin diğer ülkelerini de kapsayacak bir barış ve iş birliği yapılanmasının Orta Doğu’nun geleceği açısından tarihî bir ihtiyaç olduğunu bugün de düşünüyorum.
Çünkü Orta Doğu’nun kaderini başka ülkelerin çıkar hesapları değil, bu coğrafyada yaşayan halkların ortak iradesi belirlemelidir.
Türkiye kendi içinde barışı, demokrasiyi ve kardeşliği güçlendirdiği ölçüde bölgesinde de barışın öncüsü olabilir.
Suriye’de kalıcı istikrarın sağlanması, Filistin’de kanın ve gözyaşının dinmesi, İran’a yönelik saldırıların sona ermesi ve bölgemizin yeni savaşların değil, diplomasinin, iş birliğinin ve ortak refahın coğrafyası hâline gelmesi mümkündür.
Bunun yolu daha fazla çatışmadan değil, daha fazla diyalogdan, diplomasiden ve bölgesel iş birliğinden geçmektedir.
Vakit kaybetmemeliyiz.
Türkiye, Orta Doğu’da savaşların tarafı değil, barışın kurucu gücü olmalıdır.
Türklerin, Kürtlerin ve Arapların ortak geleceği barıştadır.
Yaşasın halkların kardeşliği!
Bijî biratiya gelan!
عاشت أخوّة الشعوب!
CUMHURİYET HALK PARTİSİ BURADADIR.
Bizler buluşmayı yalnızca bir toplantı olarak görmüyoruz. Bugün 81 ilin ortak iradesiyle, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yüz yılı aşan tarihinin sorumluluğunu yeniden omuzluyor ve Türkiye’ye açık bir söz veriyoruz:
CHP sıradan bir siyasi parti değildir. Bağımsızlık mücadelesinden Cumhuriyet’e, çok partili hayattan demokrasi ve sosyal devlet mücadelesine uzanan büyük bir emanettir. Bu emanet kişilerin değil, milletindir. Bu nedenle hiçbir siyasi tartışmayı CHP’nin tarihinden, hiçbir kişiyi CHP’den büyük görmüyoruz.
Kişiler gelir geçer, Cumhuriyet Halk Partisi kalır. Kadrolar değişir, CHP’nin mücadelesi sürer. Dönemler değişir, CHP’nin Türkiye’ye karşı sorumluluğu değişmez.
Biz devleti bir iktidar ganimeti olarak değil, millete emanet edilmiş büyük bir sorumluluk olarak görüyoruz. Devleti yeniden milletin devleti haline getirmek; torpilin yerine liyakati, korkunun yerine hukuku, israfın yerine kamu ahlakını koymaktır.
Türkiye’nin bugün ihtiyacı yeni kavgalar değil; adalet, liyakat, güven ve temiz siyasettir.
Biz de bunun için sahaya iniyoruz.
81 il başkanı olarak parti binalarında bekleyen değil, halkın içinde yaşayan bir örgütüz. Emeklinin sofrasına, işçinin alın terine, çiftçinin tarlasına, esnafın dükkânına, gençlerin umuduna dokunacağız. Çünkü siyasetin gerçek merkezi makam odaları değil, vatandaşın hayatıdır.
Biz ayrılıkların değil, birleşmenin peşindeyiz. Geçmişin kavgalarını büyütmek değil, geleceğin Türkiye’sini kurmak istiyoruz. Kimseyle kavga etmek için değil, Türkiye’yi yeniden ayağa kaldırmak için siyaset yapacağız.
Kapımız herkese açık; ancak Cumhuriyet’ten, demokrasiden, hukuktan, CHP’nin değerlerinden ve temiz siyaset iddiamızdan asla vazgeçmeyeceğiz.
Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ifade ettiği “güvenli liman” anlayışını da böyle görüyoruz. Güvenli liman, sonsuza kadar beklemek değil; güç toplayıp yeniden yola çıkmaktır.
Biz şimdi yeniden yola çıkıyoruz. 81 ilden Türkiye’ye doğru yola çıkıyoruz.
Bugün Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na da açıkça söylüyoruz:
Biz burada yalnızca zor günlerde durmak için değil, Türkiye’nin geleceğini birlikte kurmak için buradayız.Bizim bağlılığımız kişilere değil; CHP’nin tarihine, kurumsal kimliğine, Cumhuriyet’e ve Türkiye’nin geleceğine yöneliktir.
Ve bugün bir kez daha ilan ediyoruz:
Cumhuriyet Halk Partisi sahipsiz değildir. Cumhuriyet Halk Partisi buradadır. 81 il örgütüyle buradadır. Atatürk’ün emanetiyle buradadır. Cumhuriyet’e, demokrasiye, hukuka ve halka bağlılığıyla buradadır.
Biz bu ülkeyi yönetmeye talibiz.
Çünkü Türkiye’nin neye ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Çünkü halkın derdini biliyoruz. Çünkü devlet yönetmenin makam değil, millet adına taşınan bir emanet olduğunu biliyoruz.
Bizim sözümüz nettir:
Yolumuz Türkiye’dir. Gücümüz halktır. Dayanağımız Cumhuriyet’tir. İnancımız demokrasidir. Sorumluluğumuz milletedir.
Ve bugün 81 il başkanı olarak hep birlikte söylüyoruz:
CUMHURİYET HALK PARTİSİ BURADADIR.
Milletin yanında buradadır. Türkiye’nin geleceği için buradadır. Ve şimdi yeniden yola çıkmaktadır.
@herkesicinCHP@CHPiletisim
Gençliğimin anılarının olduğu ,
Gitmediğimde özlediğim
Şehirden ilk defa utanç duydum.
Kocaelispor ,Amedspor maçında ırkçılık yapılarak sarı torbalar sallandı!
Lanet olsun sizin ırkçı kafalarınıza .
#KocaeliSpor#AmedSpor
KAMUOYUNA DUYURU
Madımak Katliamı Faillerinin Almanya’da Yargılanması İçin Hukuki Süreç Başlatılmıştır.
2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas Madımak Oteli’nde gerçekleştirilen ve 33 aydınımızın, sanatçımızın, çocuğumuzun ve canımızın yaşamını yitirdiği Madımak
https://t.co/kEQWK509tN
📌Zonguldak'ta Şırnaklı ,Düzcede Mardinli mevsimlik tarım işçilerine Irkçı saldırı:
📌Yüzlerce KM yoldan Ekmek parası için çokluğu çocuğu ile gelen İnsanlar zaten zor şartlarda mücadele ederken ,
Birde Bu hastalıklı ırkçı (İnsanların) saldırısına maruz kalıyorlar .
📌Her yıl bu görüntüleri görüyoruz .
📌Saldırıya uğrayan İnsanlara geçmiş olsun dileklerimi iletiyor ,
📌Saldırıyı yapan Alcakları şiddetle kınıyorum .
#Zonguldak
#Düzce
#IrkçıSaldırı
Cami-Cemevi Projesinden Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına
Değişen Yöntem, Değişmeyen Zihniyet
Cami-Cemevi projesi, Alevileri kendi inanç ve ibadet anlayışları içerisinde özgür bırakmak yerine, Aleviliği İslami kurum ve kavramların içine...
https://t.co/PhItqMIt1k