Sen milli maçı beklerken o elinde bir lokma ekmekle öldürüldü. Küçücük bir kız çocuğuydu.
Belki sana öyle gelmiyor olabilir ama Dünya Kupasını izlemesen çok şey fark eder.
#BoycottFifa
Rapor vermeyi meğer bir çoğu üstünlük, ellerindeki koz vs görüyormuş. Bu kadarını beklemezdik. Bakın mesele basit. Hastaysa rapor verirsin değilse vermezsin ama dedikodu edemez, mesleğimizi ağzınıza alamazsınız. Sizin bakmadan ilaç yazmanız için biz bir şey diyor muyuz?
Sevgili @LCWaikiki erkek çocuk şortlarının hemen hemen hepsi diz üstü. Lütfen dize uzanan şort üretin. Çocuklara şort bulmakta zorlanıyorum, erkek çocuk reyonu böyleyse kız çocuklarının tasarımlarını düşünemiyorum.
Öğretmenin iş bırakma eylemini, “görev terk etmek” gibi göstermek ya da bunu güvenlik güçleriyle kıyaslamak kabul edilemez bir açıklamadır. Öğretmen; silahla değil bilgiyle, baskıyla değil rehberlikle görev yapan bir meslek mensubudur. Onun tepkisi de yöntemi de mesleğinin doğasına uygundur.
Bugün öğretmenler “keyfi” bir eylem yapmıyor.
Can güvenliği tehdit altında olan, itibarı sistematik biçimde aşındırılan, her geçen gün değersizleştirilen bir meslek grubunun haklı çığlığıdır bu!
Görmek istemeyenler için tekrar söyleyelim:
Bu eylemler, eğitimden kaçış değil; eğitimi ayakta tutma mücadelesidir.
Şunu herkes bilmelidir:
Öğretmeni susturarak, itibarsızlaştırarak, yalnız bırakarak hiçbir sorunu çözemezsiniz. Aksine, eğitim sisteminin temel direğini zayıflatırsınız.
Öğretmen; bir memurdan ibaret değildir.
Bir toplumun aklıdır, vicdanıdır, geleceğidir.
Eğer bugün öğretmen “artık yeter” diyorsa, durup dinlemek zorundasınız. Çünkü o ses, sadece bir meslek grubunun değil; çocuklarımızın, yarınlarımızın sesidir.
Ve açık konuşalım:
Öğretmeni hedef gösteren, emeğini küçümseyen, hak arayışını itibarsızlaştırmaya çalışan her söylem; sadece öğretmene değil, bu ülkenin geleceğine zarar verir.
Öğretmene kıymak, geleceğe kıymaktır.
Öğretmene de��er vermek ise bir tercih değil, zorunluluktur.
Dr. Mehmet Şükrü KARAKUŞ
Türk Eğitim-Sen Şanlıurfa İl Başkanı
#öğretmenkutsaldır
"Misafirliğe gelen 3 yaşında çocuk elindeki telefonu fırlattı ve televizyonumuz kırıldı.
Babası özür dilemek şöyle dursun bu kırdığı dördüncü telefon ikinci de televizyon diye pişkin pişkin güldü.
6 yaşındaki çocuk pazar tezgâhındaki dolmalık biberleri parmağıyla tek tek popit gibi deldi, pazarcı ardından ürünleri tek tek ayıklayıp kaldırmak zorunda kaldı ve annesi bir kere bile yapma demedi.
Evimize gelip tuvalete çocuğunun peşinden "özgüveni kırılır" diye gitmeyen anne sayesinde, çocuğun batırdığı banyoyu ben temizledim.
Elinde kıyır kıyır elmalı kurabiyeyle evin içinde dolaşan çocuk için "örtü sereyim de öyle yesin" dedim. Annesi "Oturup yemez ki" diyerek omuz silkti.
Komşu çocukları bahçe aydınlatmalarını kırıyor. Söyleyince, "Çocuğumdan daha kıymetli değil" karşılığını alıyorsun.
Sorun çocuklarda değil. Sorun, kitap okumayan, pedagojiden bihaber ama Instagram'da izlediği iki videoyla kendini "çocuk ruhundan anlayan ebeveyn" ilan eden yetişkinlerde.
Neymiş efendim, çocuk özgürmüş, keşfederken engellenmezmiş, hayır denmezmiş, yoksa özgüveni kırılırmış.
Peki hangi psikoloji, hangi din, hangi kültür, hangi örf bu vurdumduymazlığı meşrulaştırıyor?
Yeni bir akım ortaya çıkardılar: "sorunlu davranışları özgürlük sanan bir ebeveynlik"
Disipline "travma", sınır koymaya "baskı" adını verdiler bir de...
Çocuk merkezli olmak; her şeyi çocuğa bırakmak değil, onun iyiliği için sağlıklı sınırlar çizebilmektir.
Özgürlük; başkasının hakkını çiğnemek değil, saygı duyarak var olabilmektir.
Ebeveynlik; sadece sevmek değil, yön gösterebilmek ve sorumluluk vermektir.
Çocuklarımızı özgürleştiriyoruz sanırken, aslında onları ölçüsüzlüğe teslim ediyoruz.
Topluma, hayata, başkasının varlığına karşı duyarsız bireyler yetiştiriyoruz.
Ama unutmayın, çocuklar her zaman öğrenir. Ya sorumluluğu ya sorumsuzluğu...
Ve çoğu zaman derslerini öğretmenlerinden değil, ebeveynlerinden alırlar.
O yüzden mesele çocuk değil. Mesele aynaya bakmayı reddeden yetişkinlik."
Şeyma Çekici
Madem yeni kitap çıkmış o halde bi baytam cekilisi yapalım bu tweet'i RT artı fav yapan 10kisiye hadi 15 olsun dicemde ulan bayram ağzı 10 çarpı 15 ten tam 150 kişiye toplamda sıfır kitap hediye edecem
El arttırıyorum. Hem @AltayCemMeric'in hem de @yasindediler'in kitaplarını hediye ediyorum.
5 kişiye... Takip şartı YOK ama daha çok kişiye ulaşsın diye RT şartı VAR.
Kime göndereceğimi belirlemek için de yoruma bir şeyler yazılsa iyi olur :)
Nasip olursa bayram akşamı belirleriz.
AVM’lerin pırıltılı katlarında markalar vitrin yarışı yaparken; ibadet alanları neden otoparkların, egzoz dumanlarının ve rutubetin içine hapsediliyor?
Hastanelerde morgun yanı…
Benzin istasyonlarında tuvaletin dibi…
Yol boyu tesislerde yazın cehennem sıcağı, kışın buz kesen izbe köşeler…
Ve hiç değişmeyen, geniz yakan o ağır fakirlik kokusu.
Verilen mesaj aslında çok net: “Sana yer verdik ya, daha ne istiyorsun?”
Hayır! Müslüman sığıntı değildir, ibadethane de mahzen değildir. Bu, bilinçli bir aşağılamadır ve biz bu zillete layık değiliz.
Birilerinin artık “Kral Çıplak!” demesi gerekiyordu. Bu meseleyi hep beraber dert edinmek zorundayız.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bu zilleti daha ne kadar görmezden geleceğiz? Sessiz kalarak bu rezilliğe alışacak mıyız?💬
#mescidimitemiztut
Hediye Kitap Çekilişi🌙
Ramazan aylarında gelenekselleşen hediye kitap çekilişi için 22 Şubat Pazar günü 24.00'e kadar bu tiviti RT eden 5 kişiye aşağıdaki kitaplarımdan birini imzalı olarak hediye ediyorum. Herkese bol tefekkürlü bir Ramazan diliyorum..
Kazanmak ne güzel şeymiş.
On yıllardır kazanmıyorken bile babamızı terketmedik. Her borcuna “babamın borcudur” diye sahip çıktık.
Biz İslam’ın evlatlarıyız. Yenilgi yenilgi büyüyen zaferlere iman etmişiz.
Mekke’de buradaydık. Medineyi de biz kuracağız.
Müslümanlar korkmayın, karşınızda leşler var. At binenin, kılıç kuşananındır. Korkak ancak kuyruk olur.
Dünyasını fazla seven korkak olur. Kur’anda yahudinin tiyniyeti böyle anlatılır.
İslam kuyruk değil, hakimdir. Bu yüzden de dünyasını çok seven korkakların dini değildir.
İki buçuk Yahudi yanına bi buçuk İrancı almış Altay Cem Meriç'e itibar saldırısı yapıyorlar.
@AltayCemMeric
Altay Cem Meriç'in temiz, kesin, keskin ve net itibarına dil uzattıklarında gözümüzden kaçan ayrıntıları bile başa çekiyor gerizekalı ajanlar.
Altay Cem Meriç gayret ediyor, mücadele ediyor, nereden geldiğini ve nereye gittiğini biliyor. Allah razı olsun. Allah hizmetlerini kabul etsin.
İnşallah Müslümanlar basiret sahibi olur; bu ilim yolcusu genç adamı feda etmeyiz.
Bir kez daha aramızdan bir müslümanı hedef alan gavurun ne kadar organize, para için gavura köpeklik yapanların ne kadar ucuz olduğunu gördük mü...gördük.
İnşallah nasihat alırız.
YouTube kanalı:
https://t.co/4u89hQ2b2P
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü cuma namazı kılacak öğrencilere kolaylık sağlanması için okullara talimat gönderdi.
Nihayet yani!
Yazları tıka başa dolan camiler, okullar açılınca boşaldı. Burası Müslümanların yaşadığı bir ülke. Müslüman halkın çocuklarına yapılan bu zulüm kabul edilemez!
Cuma namazı farz. Cuma namazı vaktinde derslerin, sınavların kaldırılması şart.
Gâvur memleketi değil burası!
Cuma vaktinde üniversitelerde, liselerde Cuma vaktinde ders yapmakta ısrar etmek İslâm düşmanlığından başka nedir, biri çıkıp açıklasın.
Dersleri cuma vaktine göre ayarlamak zorundasınız!
Nokta.
@Yusuf__Tekin@YuksekogretimK@tcmeb@camideyizbiz
1 kişiye İmam Gazali Seti hediye!
Katılım şartları:
- @SufiKitap ‘ı takip etmek,
- Bu tweeti yeniden paylaşmak,
- Yoruma bir arkadaşını etiketlemek.
Son katılım tarihi: 24 Ekim 2025
Biyolojik silah olduğunu düşündüğüm Kokarcalar bir vatandaşımızın aracini istila etmiş. Bu canlı ülke tarımını bitirecek insanları şehir merkezinde dahi oturamaz hale getirecek. Lütfen gündem yapalım
Katliama ve bir halkın göz göre göre açlıktan ölüme terk edilmesine sessiz kalmayan Sumud filosu insanlığın, denizlere yelken açmış vicdanıdır.
Rabbim yar ve yardımcıları olsun.
#SumudForGaza#SumudFlotillaSaldırıAltında
Önce değerlerimiz savunuluyormuş gibi yapıldı. Sözde bize kulak verildi, gönüller kazanıldı. Ama ardından, kaşla göz arasında, bunca tepkiye ve itiraza rağmen “İklim Kanunu” sessizce Meclis’ten geçirildi. Milletin (!) meclisi, milletin sesine bu kadar mı uzak düşerdi?
Bu yasa, öyle masum başlıklarla geldi ki çoğu kişi neyle karşı karşıya olduğunun farkına bile varamadı. Ama çok değil, birkaç yıl içinde evimizde yanan sobadan, tarladaki traktöre, çocuklarımızın yediği ekmekten, içtiğimiz suya kadar her alanda ağır sonuçları hissedilecek. İklimi değil, milleti dönüştürme niyetinin satır aralarında saklı olduğu bu metin; yerli üretimi silme safhasına getirecek, köy hayatını sindirecek, fıtratı ifsat için biçilmiş kaftan olacak, insanları küresel kurallara teslim edecek bir zihniyetin ürünüdür.
Bu yasa, doğayı değil; insanın iradesini hedef alıyor. Nesillerimizin hakkı, bu kanunun altında kalan her vicdanda yankılanacak. Bugün susanlar, yarın kendi evlatlarının yüzüne bakamayacak. Ve o gün geldiğinde, hangi sebep sessizlikten yana kullanıldıysa, onun utancı tarihin en büyük yankısı, utancı olacak…
#iklimkanununahayır