"El iyisi nezaketi" de sınıfsaldır.
Sokakta adres soran, ömründe ilk kez gördüğü kadınlara incelikten kırılan, centilmen, "beyefendi" pozlarıyla yapmacık bir diksiyonla kibarlık taslayan kimileri; 40 yıllık karısına, annesine o nezaketin binde birini lütfetmez. Ne hazin.
Toplumda “kadın dırdırı” lafı nereden çıktı bilmiyorum ama yanlış ya, belli yaşın üstünde erkekler HİÇ SUSMUYOR HİÇ. Teyzoşlar sessiz sakin duruyor, amcalar: “o ne, onu ne yapacan, onu yapabilcen mi” vs vs asssla durmuyorlar. gına getirttiler
no me cabe en la cabeza como las mujeres podemos dar vida y aún así ser tratadas como si no fuera algo extraordinario. deberían tratar a las embarazadas como diosas, por eso la natalidad bajó tanto también. es inhumano q crean que parir y criar sea poca cosa
Alevilere, Ateistlere, Müslüman olmayanlara hakaret eden Suriyeli sözde gazeteci Amal Zaamta, Fransa'ya iltica edip başını açtı.
İslamcılar dünyanın her yerinde aynıdır.
Bir tanesinin istedikleri boktan sistemin olduğu Afganistan'a, Arabistan'a, Somali'ye gittiğini görmezsiniz.
Eve geldiğinizde, kızınız gülümseyerek kapıyı açarsa yorgunluğunuzun yarısı gider. Hoş geldin baba derse, derdiniz kalmaz. Gülümseyip sarılırsa, eviniz ışıkla dolar, mavi kelebekler uçuşur, kuşlar cıvıldar, limon çiçekleri açar, bahar olur.
Dünya kız çocukları günü kutlu olsun❤️
Elli yaşında gitara başlanır, elli beş yaşında üniversiteye başlanır, altmış yaşında dans kursuna başlanır. Sizi içsel çürümüşlüğe yönelten zehirli kültürel kodları reddedin. İnsan her yaşta her şeye başlayabilir. Hayat ve yaşama sevinci ancak böyle yenilenir.
Hiç fark ettiniz mi birçok ilişki kavgası, kadının bir sorunu fark etmesi ve erkeğin asıl sorunu çözmek yerine kadını o sorunu fark ettiği için suçlamasıyla başlıyor.
ни один мужчина не бросает учёбу, чтобы жениться. ни один мужчина не переезжает подальше от друзей ради женщины. ни один мужчина не жертвует своими мечтами после свадьбы
но общество считает базовым минимумом, когда так делает женщина
Sadece 2 hafta…
Akıllı telefonların mobil internetini 2 hafta boyunca kapatan kişilerin %90,7’sinde ruh sağlığı, iyi oluş veya dikkat alanlarından en az birinde iyileşme görüldü.
Erkekler için doğum kontrolü geliştirildi, ancak erkeklerde depresyon ve ciddi ruh hali değişimleri gibi yan etkiler ortaya çıkınca çalışma erken sonlandırıldı.
Kadınlara gelince aynı konu yıllardır “hormonların yan etkileri olabilir” denilerek anlatılıyor.
Burada mesele erkeklerin yaşadığı yan etkilerin önemsiz olması değil.
Asıl soru şu:
Bir yan etki erkekleri etkilediğinde “kabul edilemez risk”, kadınları etkilediğinde “katlanılması gereken bedel” olarak görülüyorsa, tıp gerçekten herkese aynı standartla mı yaklaşıyor?
Bence toplum kadına fedakârlığı, erkeğe ise konforu fazlasıyla yakıştırıyor.Kadın eşini anlamalı, beklemeli, idare etmeli erkek ise bunları yapmadığında bile olduğu gibi kabul edilmeyi bekliyor. Sonra kadın kendi eşinden ilgi istediğinde sorun çıkaran taraf oluyor. Oysa bir ilişkide sürekli anlayış gösteren taraf olmak, bir süre sonra anlaşılmamaya mahkûm edilmek demek. Sevgi, birinin eksikliğine alışmak değil, birbirinin hayatını güzelleştirmek için çaba göstermektir.
@cokbilmsbayan@yldrmmokan3454 Zaten geri zekalılar kadının tahammülünün bitip Yeter artık dediği yerde de mala bağlıyorlar. Ne oldu yıllardır bir sorun yoktu diye. Çirkin çirkin yakıştırmalar, bahane aramalar
Az önce evli bir arkadaşım, eşim alışmasın, hep ister diye yardım etmiyorum dedi. Ne garip değil mi?
Kadının yokluğa, ilgisizliğe, yalnızlığa ve fedakârlığa alışması olgunluk; ilgi, sevgi, destek ve güzel söz istemesi şımarıklık sayılıyor
Ne kadar tersinden öğrenmişiz sevgiyi.
Tüm kötülüklere rağmen şu kirli dünyada temiz kalmayı başarmış, çevresine nezaketle davranan, sözü zarif, incelikle hareket eden, iyilik yapmayı bilen, güce tapmayan, aklı ve vicdanıyla hareket eden, ne olursa olsun adil olmaya çalışan insanlara selam olsun.
Aldatan eş dedim öncelikle, kadın veya erkek değil. Cinsiyet değil karaktersizlik meselesi bu. Ayrıca da yok öyle bir istatistik, kadınlar daha çok aldatıyor diye. Günümüzde aldatan çok kadın olsa da hepimiz biliyoruz ki bu konuda erkeklerin eline hala su dökemezler. Yine de öyle olduğunu ve erkeğin anlayamayacağını düşünüyorsanız erkeklerin aklını biraz küçümsemiş olursunuz. Bence aldatılan erkek veya kadın mutlaka anlıyordur, anlamak istemiyorsa o ayrı mesele.
Aldatan eş boşanmayı göze alarak aldatmalı, yakalayan eş de amasız boşanmalı. O zehir bir kez girdiği zaman asla huzur girmez bir daha o eve. Ömür boyu şüpheyle yaşamak veya ömür boyu artığın her adımın altında bir şey aranması kadar husursuzluk verici ne olabilir? Aldatılan affederse o noktadan sonra zindan eder eşler birbirine hayatı.
Ama az da olsa şu da var; özellikle bir kadın affediyorsa ve hayatı da zindan etmiyorsa, o kocadan artık içi geçmiş - sevmiyor demektir, konforundan vazgeçmiyordur sadece. Konfor burada çocuklarının anne baba ile aynı çatı altında yaşaması da olabilir, alıştığı düzeni bozmamak olabilir, maddi imkanlar vs. olabilir ama o koca onun gözünde artık koca değildir.