Bugün müthiş bir kavram okudum, “Boundary shaming” (sınır çizme utandırması.) Siz insanlara bir konuda sınır koyduğunuzda, insanların size yanlış bir şey yapıyorsunuz gibi bir algı yaratıp sizi caydırmaya çalışma taktiğini ifade ediyormuş. “Ne alıngansın, şaka kaldıramıyorsun?” “Çok hassassın, ondan beni engelliyorsun” “Ne yani, bunun için dava mı açacaksın?” Bunların tümünün tek bir amacı varmış: sizi ve koyduğunuz meşru sınırı “sorunlu” gibi göstermek ve istismara devam etmek. Kesinlikle bu tür oyunlara düşmemeli ve kendinizi uzun uzun anlatmaya çalışmamalısınız. Biri size “rahatsız mı oldun?” dediğinde tek cümle kuracaksınız: “Evet rahatsız olduysam oldum, şimdi de seni rahatsız etme sürecim başlıyor.” İşte böyle manipülasyon biter.
pargalı ibrahim paşa’nın idamı ve machiavelli’nin ‘prens’i
dizi boyunca pargalı’yı dönemine ait birçok farklı kitabı okurken görüyoruz. aralarında en önemlisi olduğunu düşündüğüm ise machiavelli’nin ‘prens’ kitabı.
bu kitabın en büyük ilham kaynağı, sultan 2.bayezid döneminin papasının oğlu cesare borgia’dır. cesare borgia aslında gayrimeşru bir çocuk olsa da babasının papalığı döneminde kardinallik de dahil birçok görev almıştır.
dizide kitaptan ‘lanetli’ diye bahsedildiğini sıkça duyuyoruz. bunun sebebi machiavelli’nin papalık makamına olan eleştirileridir. papalığın italya’yı birleştirmektense ayrıştırdığını, inancı politik bir güç olarak kullandığını ve manevi değerlerin kaybolduğunu yazdığı için bu kitap yayımlandıktan kısa bir süre sonra yasaklanmıştır.
kitap, diktatörlüğün el kitabı olarak da bilinir. ideal bir hükümdar nasıl olmalı, sağlam bir iktidar nasıl olur, kullara nasıl davranılmalı gibi konuları kapsar.
peki bu kitabın pargalı ibrahim’in idamıyla alakası ne?
pargalı kitabı eline ilk defa 81.bölümün son sahnelerinde alıyor. o anlarda sultan süleyman ise ibrahim’in fransız elçisiyle olan görüşmesinin kaydını okumuş ve kendi içinde bir hesaplaşma yaşıyor. ibrahim kibirli bir tavırla şunu diyor: “devlet-i aliyye’nin direği benim.”
Uluslararası Film Veri Tabanı (IMDB)'ye göre dünyanın en iyi 25 dizisi:
📌1 Breaking Bad
📌2 Band of Brothers
📌3 Çernobil
📌4 The Wire
📌5 Avatar: Son Hava Bükücü
📌6 Game of Thrones
📌7 The Sopranos
📌8 Titan'a Saldırı
📌9 Rick ve Morty
📌10 Alacakaranlık Kuşağı
📌11 Sherlock
📌12 Bleach: Bin Yıllık Kan Savaşı
📌13 Fullmetal Alchemist: Kardeşlik
📌14 Better Call Saul
📌15 The Office
📌16 Arcane
📌17 Ateşböceği
📌18 Hunter x Hunter
📌19 Batman: Animasyon Serisi
📌20 Sadece Aptallar ve Atlar
📌21 Arkadaş
📌22 Prison Break
📌23 Annenle nasıl tanıştım
📌24 Doctor Who
📌25 True Detective
fazla anlam yüklemeyin dünyaya. yarısı şükür, yarısı sabır, yarısı teselli, yarısı kahır. kimseyi bilmeden yargılamayın herkesin derdi kendine ağır. anlatmak ve anlaşılmak için de yormayın kendinizi. insanların yarısı samimiyetsiz diğer yarısı size sağır.
Herkes hayatı bir yerinden yakalamış, bir yerinden hayata tutunmuş da, sana yer kalmamış gibi. Herkes yolunu bulmuş da sana yol kalmamış gibi. Herkes gitmiş de bir sen kalmışsın gibi.
Türkiye, doğusundaki aynaya bakınca şişman olduğunu, batısındaki aynaya bakınca da kemiklerinin sayıldığını düşünen, üstüne giydiği hiçbir şeyi kendine yakıştıramayan, bulimik ve depresif bir genç kızdı.