İdare Mahkemelerinin, ceza yargılamalarındaki KYOK ve beraat kararları ile masumiyet karinesini yok sayması yetmiyormuş gibi şimdi de idarenin, mahkeme kararına uymama “hakkı(!)” yasallaştırılıyor.
Ben KHK’lı değilim demeyin!
Bu hukuksuzluklar hep “istisna hali” ile başlar ve işin sonunda kitlesel hale gelir. İdarenin herhangi bir gerekçeyle, idare mahkemesi kararını uygulamamasını yasallaştırmak, “benim idarem hukuka tabi değil, kafasına göre kamu gücünü kullanır” demektir.
Herkesin bayramı kutlu olsun…
En çok ta #KHK’lı mağdurların ve cezaevinde bulunanların bayramını kutluyorum.
Kötü günler geride kalacak, umudunuzu diri tutun…
AİHM'nin en son Yasak hakkında verdiği karar ile KHK'lılara isnat edilen"terör örgütü" üyeliği, irtibat ve iltisak suçları çöp oldu.
Bu arada Türkiye - İngiltere, Türkiye - Almanya arasında stratejik işbirliği anlaşmaları imzalandı. Hükümet asgari bir hukuk ve demokrasi zeminine dönmek zorunda kaldı...
"FETÖ" Kavramını ben buldum diyen Rasim Ozan Kütahyalı tutuklandıysa, diğer gazeteciler de endişe etsinler...
"AİHM kararlarına uymak, Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamak ve İnfaz Yasası'nda bir düzenleme yapmak için neyi bekliyorsunuz?"
@avbulentkaya
Grup Başkanvekili
İstanbul Milletvekili
SAYIN CUMHURBAŞKANI'NA SUNULAN BİLGİ NOTURUR:
BİLGİ NOTU
(2026.05.07)
İ. Özgenç
AİHM Büyük Dairesi, 5.5.2026 tarihli Şaban Yasak kararında (Başvuru No. 17389/20), AİHS’nin işkence ve kötü muamele yasağını güvence altına alan 3. maddesi hükmünün ihlal edildiğine ve bu ihlal dolayısıyla kişiye tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Bu yönüyle söz konusu karar, Türkiye’de gözaltında bulunan, tutuklu veya hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunan kişilerle ilgili olarak Devletin yükümlülüklerine işaret bakımından önem taşımaktadır.
Büyük Daire kararında “FETÖ/PDY” olarak isimlendirilen “silahlı terör örgütüne üye olmak veya yardım etmek” suçlamasıyla haklarında soruşturma ve kovuşturma yapılan ve hatta kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü bulunan kişiler bakımından önem taşıyan açıklamalara yer verilmiştir. Bu kararda, AİH Mahkemesi’nin daha önce,
- Yüksel Yalçınkaya - Türkiye davasında verdiği 26.9.2023 tarihli Büyük Daire (başvuru no: 15669/20),
- Demirhan ve diğerleri - Türkiye davasında verdiği 22.7.2025 tarihli İkinci Bölüm (Başvuru no: 1595/20 ve 238 diğer başvuru),
- Bozyokuş ve diğerleri - Türkiye davasında verdiği 16.12.2025 tarihli İkinci Bölüm (Başvuru no: 39586/20 ve 131 diğer başvuru),
- Karslı ve diğerleri - Türkiye davasında verdiği 16.12.2025 tarihli İkinci Bölüm (Başvuru no: 18693/20 ve 1435 diğer başvuru),
- Seyhan ve diğerleri - Türkiye davasında verdiği 16.12.2025 tarihli İkinci Bölüm (Başvuru no: 57837/19 ve 851 diğer başvuru),
kararlarda olduğu gibi,
başvurucu hakkında Türkiye’de “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan dolayı mahkumiyet hükmü kurulmasıyla AİHS’nin suçta ve cezada kanunilik ilkesini güvence altına alan 7. maddesi hükümlerinin ihlal edildiği kabul edilmiştir.
AİHM’nin daha önce verdiği çeşitli kararlara atıfta bulunulan bu kararda üç temel husus üzerinde durulmuştur.
Birincisi, olay mahkemesi tarafından kurulan mahkûmiyet hükmünde başvurucunun cebir ve şiddet içeren herhangi bir terör eyleminden bahsedilmemiş olmasıdır.
Büyük Daire kararında ikinci husus olarak, söz konusu mahkûmiyet hükmünde başvurucunun mensubu olduğu yapılanmanın bilahare terör örgüttü niteliği kazandığına dair bilinçle (doğrudan kastla) bu yapılanma içinde kaldığı, kalmaya devam ettiği hususunda herhangi bir tespitte bulunulmamış olmasına işaret edilmiştir.
Kararda, Türkiye’de söz konusu “silahlı terör örgütüne üye olmak veya yardım etmek” suçlamasıyla kurulan mahkûmiyet hükümlerinde kusura dayalı şahsi sorumluluk ilkesinden ayrılınmış olduğu ve bu mahkûmiyetlerle kolektif sorumluluk yoluna gidildiği belirtilmiştir (§§ 204 - 213).
26.9.2023 tarihli Yalçınkaya kararı gibi Büyük Daire’nin vermiş bulunduğu bu karar, Türkiye’de söz konusu “silahlı terör örgütüne üye olmak veya yardım etmek” suçlamasıyla kurulmuş ve kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükümleriyle ilgili olarak YARGILAMANIN YENİLENMESİnin yolunu açacak bir KANUNİ DÜZENLEME ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.
@isamesihsahin@isamesihsahin
Türkçeye, Türke, Atatürk’e, mili değerlerine aşık bir Türk kadınıyım. İstiklal marşımızın on kıtasını kızıma 4 yaşındayken ezberlettim.
Hakkımda somut hiç bir gerekçe olmadan #khk ile ihraç edildim. Onurlu bir Türk Polisi iken, şimdilerde khklı polis diyorlar.
@aDilipak LÜTFEN SAYIN DİLİPAK BU İŞE Bİ EL ATIN SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZA HUKUKSUZLUGU VE MAGDURİYETİMİZİ ANLATIR MISINIZ. KHK SORUNUNU ÇÖZMEK FARZ OLDU ARTIK. YUZBINLERCE MAĞDUR VAR
AİHM Yasak kararı 17/25 Aralık milat saçmalığına da onay vermedi. Suç olmayan ve suç kastı içermeyen bir eylemin ne zaman ifa edildiğinin bir önemi olmadığı gerçeğini hatırlattı ve birilerinin keyfi olarak belirlediği tarihten önce/tarihten sonra ayırımını hukukun çöplüğüne gönderdi.
AİHM Büyük Daire Yasak/Türkiye kararını açıkladı
Hem kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin (AİHS Md. 7) ve Kötü muamele yasağının (AİHS Md. 3) ihlal edildiğine karar verdi.
Türk yargısının sınıfta kaldığı bir kez daha uluslarası mahkeme tarafından tescil edildi
DANIŞTAY'DAN SKANDAL KARAR
FETÖ üyeliği ve görevi kötüye kullanma suçlarından hapis cezası almasının ardından tahliye edilen ve kamuoyunda "Kamikaze Hâkim" olarak bilinen Metin Özçelik hakkında skandal bir gelişme yaşandı. Metin Özçelik'in meslekten ihracına ilişkin karar, Danıştay 5. Dairesi tarafından iptal edildi. Metin Özçelik hakkında verilen ihracın iptaline yönelik Danıştay kararı, Hakimler ve Savcılar Kurulu'na gönderildi.
📍DEVA Genel Başkanı ve Eski Bakan Ali Babacan, dün çıkan AİHM’in Şaban Yasak kararı sonrası AKP’ye çok sert sözlerle yüklendi:
“— Bir ülkede 2 milyon kişiden fazla insan terör örgütü üyeliği sebebiyle savcılık süreci yaşar mı ya!
— Dünyanın hangi ülkesinde milyonlarca üyesi olan terör örgütü var?
— Bazı konuları bahane edip toplu cezalandırma yapıyorsanız bu hukuk da, adalet de değildir!..”
Ali Babacan’ın bu açıklaması salonda büyük alkış aldı!
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi’nin 5.5.2026 tarihli ve 17389/20 Başvuru sayılı (Şaban Yasak – Türkiye) kararında dayanak ittihaz edilen ilkelerle, Suç Örgütleri kitabımdaki açıklamaların birbirleriyle örtüşmesi, büyük önem taşımaktadır.
Bu karar, 26.9.2023 tarihli ve 15669/20 Başvuru sayılı (Yüksel Yalçınkaya – Türkiye) kararı gibi, Türkiye’de özellikle “silahlı terör örgütüne üyelik ve yardım” suçlamasıyla görülmekte olan davaları etkileme fonksiyonu icra etmenin ötesinde, YARGILAMANIN YENİLENMESİ bağlamında özel bir kanuni düzenleme yapılması gereğini ortaya çıkarmıştır.
AİHM Büyük Dairesi
son kararıyla, AY 38 ve TCK 2’de yer alan “kimseye, işlendiği sırada kanunların suç saymadığı eylemlerden ceza verilemez” hükmünü yargımıza hatırlatmış oldu.
AİHM kararlarının kanun hükmünde olduğunu hatırlatmamıza da umarım artık gerek kalmaz. (AY 90/son).
Yüksel Yalçınkaya kararı ile süreç tersine dönmüştü, şaban Yasak kararı ile sürecin bilfiil felç olduğunu söyleyebiliriz. Bu saatten sonra söz KHK lılarda.
Yıllardır söylüyoruz. Dilimizde tüy bitti.!!!
Avrupa insan hakları Mahkemesi karar verdi .Kanunsuz suç ve ceza olmaz…
Peki kaybolan bunca yılların hesabını kim verecek…
KHK meselesi sadece hukuki bir sorun değildir. Diğer yönüyle bu soruna maruz kalan binlerce mağdurun irade sınavıdır.
Çözüm dışarıdan gelmeyecek; bizzat mağduriyet yaşayanların özneleştiği, kendi haklılığını örgütlü ve kararlı bir dille ifade ettiği bir süreçle mümkün olacaktır.
#KHKÇözümüneÇağrı öncelikle khklardan doğrudan ve dolaylı etkilenen sessiz çoğunluğa yapılmalıdır.
Bekleyen değil, belirleyen olalım!!