Kaynanam 2 gündür bizde ve benim kopyam olan bebeğime yaptığı yorumlar:
- et yemeğini sevmesi bize benziyor
- ayranı çok sevmesi dedesine benziyor
- babası da üzümü küçükken böyle şapırdatarak yerdi (bütün bebekler gibi)
- saçının arkasındaki bukleler kuzenine benziyor
Annelik zor ama iyi anneler için zor. Ağzına emziğini koyup televizyonun başına koyup şekerli sulu ekmek karışımı ek gıda vererek 6-7 tane de büyütülür. Tüm gün bebeğiyle oynayıp etkinlik yapıp ekrandan uzak tutup en sağlıklı yemekleri yapmaya çalışan anneler aynı mı?
"Misafirliğe gelen 3 yaşında çocuk elindeki telefonu fırlattı ve televizyonumuz kırıldı.
Babası özür dilemek şöyle dursun bu kırdığı dördüncü telefon ikinci de televizyon diye pişkin pişkin güldü.
6 yaşındaki çocuk pazar tezgâhındaki dolmalık biberleri parmağıyla tek tek popit gibi deldi, pazarcı ardından ürünleri tek tek ayıklayıp kaldırmak zorunda kaldı ve annesi bir kere bile yapma demedi.
Evimize gelip tuvalete çocuğunun peşinden "özgüveni kırılır" diye gitmeyen anne sayesinde, çocuğun batırdığı banyoyu ben temizledim.
Elinde kıyır kıyır elmalı kurabiyeyle evin içinde dolaşan çocuk için "örtü sereyim de öyle yesin" dedim. Annesi "Oturup yemez ki" diyerek omuz silkti.
Komşu çocukları bahçe aydınlatmalarını kırıyor. Söyleyince, "Çocuğumdan daha kıymetli değil" karşılığını alıyorsun.
Sorun çocuklarda değil. Sorun, kitap okumayan, pedagojiden bihaber ama Instagram'da izlediği iki videoyla kendini "çocuk ruhundan anlayan ebeveyn" ilan eden yetişkinlerde.
Neymiş efendim, çocuk özgürmüş, keşfederken engellenmezmiş, hayır denmezmiş, yoksa özgüveni kırılırmış.
Peki hangi psikoloji, hangi din, hangi kültür, hangi örf bu vurdumduymazlığı meşrulaştırıyor?
Yeni bir akım ortaya çıkardılar: "sorunlu davranışları özgürlük sanan bir ebeveynlik"
Disipline "travma", sınır koymaya "baskı" adını verdiler bir de...
Çocuk merkezli olmak; her şeyi çocuğa bırakmak değil, onun iyiliği için sağlıklı sınırlar çizebilmektir.
Özgürlük; başkasının hakkını çiğnemek değil, saygı duyarak var olabilmektir.
Ebeveynlik; sadece sevmek değil, yön gösterebilmek ve sorumluluk vermektir.
Çocuklarımızı özgürleştiriyoruz sanırken, aslında onları ölçüsüzlüğe teslim ediyoruz.
Topluma, hayata, başkasının varlığına karşı duyarsız bireyler yetiştiriyoruz.
Ama unutmayın, çocuklar her zaman öğrenir. Ya sorumluluğu ya sorumsuzluğu...
Ve çoğu zaman derslerini öğretmenlerinden değil, ebeveynlerinden alırlar.
O yüzden mesele çocuk değil. Mesele aynaya bakmayı reddeden yetişkinlik."
Şeyma Çekici
insan çocuğu olduktan sonra ölümden korkmaya başlıyor.... ve bambaşka tehlikeli ağır bir his evlat sevgisi.. ölürsün de öldürürsün de... sakın kimse yargılamasın anne olunca anlarsınız...
Çocuk sahibi olursan evde bir süre kendi şahsi hobbitin olabilir ve erkekse bir süre sonra da kendi ejderhan olabilir fjdjdj yeterince sabredersen de normal insana dönüşme ihtimali var
Misafirliğe giden çocuk;
Çekmeceleri karıştıramaz
Odalara girip çıkamaz
Buzdolabını karıştıramaz
Su sebilinden suyu boşa akıtamaz
Herkesin tabağından yemek yiyemez
Bir çocuk bunları yapıyorsa ÖZGÜVENLİ ya da SOSYAL değildir.
Anne babası tarafından SINIR konmamış bir çocuktur.
Sekiz yaşımızda oruç tutuyorduk, kurban kesimini izliyorduk, evin ortasında cenaze varken Kur'an dinliyorduk, sokakta kavga ediyor, eve pislik içinde dönüyorduk. Hayatın içindeydik. Şimdi travma korkusu ve hijyen takıntısıyla yetiştirilen çocuklar, biblo gibi naif ve kırılgan.
Ebeveynlikte kendimi yetersiz görebileceğim tek alan çocuğumun duygusal gelişimidir. Çocuğumun üstü kirlenebilir, banyo günü gecikebilir bunlar telafi edilir. Ama ruhunda bir hasar bırakırsam onarması çok zor olur. O yüzden yetişmek isteyeceğim tek yer onun hisleri ve kalbidir.
Kucağımda durmak istiyorsan seni sen istediğin sürece taşıyacağım. Yanımda uyumak istiyorsan uyutacağım. Hayata gelmenin zorluğu senin için benimle kolaylaşıyorsa, senin için seve seve kolaylaştıracağım. Sonra sen büyüyeceksin yavrum ve ben seni adım adım hayata uğurlayacağım.