Türkiye ekonomik bir krizle, dünya ise çok daha derin bir ekonomik ve jeopolitik türbülansla karşı karşıya.
Ekonomik krizler yalnızca refahı azaltmıyor; gelir dağılımındaki adaletsizliği derinleştiriyor, toplumsal huzuru zedeliyor ve nihayetinde savaşların zeminini hazırlıyor.
Bugün yaşadıklarımızı yalnızca dönemsel dalgalanmalarla açıklamak mümkün değil. Sorun, krizleri üreten ekonomik sistemin kendisinde.
Fakat çözümsüz değiliz.
BTP, yıllardır kriz ve savaş üreten bu anlayışa karşı alternatif bir ekonomik paradigma ortaya koyuyor:
MİLLİ EKONOMİ MODELİ.
11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ni Şubat ayında Viyana’da gerçekleştirerek, insan merkezli ve adil bir ekonomik düzenin mümkün olduğunu bir kez daha dünyaya haykırmıştık.
Çünkü mesele yalnızca ekonomiyi düzeltmek değil; ekonomiyi insan için yeniden planlamaktır.
Çözüm var. Çözüm: Milli Ekonomi Modeli.
"Milli bayramlarını kutlamayanlar dini bayramlarını kutlayacak vatan bulamazlar"
Prof. Dr. Haydar Baş
#30AğustosZaferBayramı mız kutlu olsun.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm şehit ve gazilerimizin ruhu şad olsun 🇹🇷
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
#30Agustos
🇹🇷 30 Ağustos, milletimizin bağımsızlık iradesinin ve vatan sevgisinin tarihe kazınmış büyük bir zaferidir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde kazanılan bu büyük zafer, milletimizin kendi kaderini kendi ellerine aldığının en güçlü göstergelerinden biridir.
Bugün bize düşen; bu büyük mirasa sahip çıkmak, milli iradeyi, bağımsızlığı ve Cumhuriyetimizi daha güçlü bir geleceğe taşımaktır.
Bağımsız Türkiye Partisi olarak, Millî Mücadele'nin ruhuna ve bize emanet edilen değerlere sahip çıkmaya; Türkiye'yi her alanda güçlü, bağımsız ve müreffeh bir ülke haline getirme görevini üstlenmeye hazırız.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Millî Mücadele'nin bütün kahramanlarını rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun! 🇹🇷
Zafer Partisi Genel Başkanı Sn. Ümit Özdağ’ın davetiyle bu akşam Kutlu Parti Genel Başkanı Sn. Yusuf Halaçoğlu, Adalet Partisi Genel Başkanı Sn. Vecdet Öz ve Milli Yol Partisi Genel Başkanı Sn. Remzi Çayır ile bir araya geldik.
Ülke gündemini istişare ettik, Sn. Genel Başkanların tecrübelerinden istifade ettik. Hepsine teşekkür ediyorum.
Hüseyin Baş’ın bu sözleri tekrar gündem oldu:
“AKP-CHP-MHP-DEM
Son genel seçimde %90’a yakın oy aldı.
Yarın seçim olsa yine aynı oyu alırlar.
Kim ekonomiden memnun?
-Hiç kimse
Kim Apo’yla müzakere sürecini destekliyor?
-Hiç kimse
%90 oyu kim veriyor?
-O hiç kimse
Beklemeyin Türk Milleti!
Bizim sorumluluğu almamız lazım…
@huseyinbas_BTP
Türkiye'nin ABD ile ilişkileri tek taraflı bir taviz süreci şeklinde ilerliyor.
Türkiye, ABD'ye "stratejik ortak" derken; ABD, Türkiye'yi düşman ülkelere uyguladığı CAATSA yaptırımlarına tabi tutuyor.
ABD Başkanı Trump'ın NATO Zirvesi için geldiği Ankara'da yaptığı açıklamalar hâlâ gündemde.
Ankara'ya hediyelerle gelecek denilen Trump, Sayın Cumhurbaşkanımızı bol bol övdükten sonra CAATSA yaptırımlarının kaldırılma ihtimalinden bahsetti.
Bu açıklama, Türk basınında zafer başlıklarıyla yer alırken, araya F-35'ler ve KAAN uçağı motorları da sıkıştırıldı.
Peki, sonuç?
Yine sonuç yok!
ABD, bırakın yaptırımların kaldırılmasını, hazır giyimde yüzde 12,5 oranında ek vergi getirdiği ülkelerin arasına Türkiye'yi de dâhil etti.
Bu durum bir kez daha tescillemiştir ki; ABD, ülkemizi bölgedeki çıkarları için bir aparat olarak görmektedir.
ABD'nin bölgede bir tane stratejik ortağı vardır; o da İsrail'dir.
İsrail'in çıkarları, ABD'nin kendi çıkarlarından bile önceliklidir.
Türkiye konusunda da İsrail ne derse, ABD onu yapmaktadır ve yapmaya devam edecektir.
Amaç, bölgeyi bu iki ülkenin çıkarlarına göre dizayn etmektir.
Gazze'den İran'a kadar yaşananlar ne yazık ki bu durumun kanıtıdır.
Bağımsız Türkiye Partisi, Türkiye'nin bu kötü gidişatını değiştirecek olan partidir.
Ekonomi başta olmak üzere, gerçek anlamda bağımsız bir Türkiye ancak Bağımsız Türkiye Partisi iktidarı ile mümkün olabilecektir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Büyük Taarruz’u başlattığı Kocatepe’de genç kardeşlerimizle bir aradaydık.
Bu topraklar bize bağımsızlığın, cesaretin ve fedakarlığın ne demek olduğunu öğreten atalarımızın emanetidir.
Bu ruhu yaşatacak olan da yine gençlerdir. 🇹🇷
"Kurtuluş Savaşı" demeyecekmişiz!
Neyden kurtuluyormuşuz?
Önce Osmanlı varmış!
Millî Eğitim Bakanımız böyle diyor!
Evet... Sayın Bakan, Mustafa Kemal Atatürk Samsun'dan Kurtuluş Savaşı'nı başlatmadan önce bir Osmanlı vardı. Ama hangi Osmanlı?
Viyana kapılarına dayanan Osmanlı mı, Sevr'e imza atan Osmanlı mı?
Cevap çok açık: Sevr'e imza atan Osmanlı!
Payitahtı işgal altında olan bir Osmanlı!
Kurucusu Osman Gazi'nin sandukası Yunan askeri tarafından tekmelenen Osmanlı!
Ortada bal gibi bir Kurtuluş Savaşı vardır, ortada destansı bir Millî Mücadele vardır.
Bu destansı Millî Mücadele'nin adı Kurtuluş Savaşı'dır.
Neyden kurtulduğumuzu size söyleyeyim:
Sevr'den kurtulduk!
İstanbul'daki İngiliz işgalinden kurtulduk.
Gaziantep'teki Fransız zulmünden, Ege'deki Yunan zulmünden, Doğu'daki Ermeni zulmünden kurtulduk.
Asırlık Türk yurdunun Haçlı çizmeleriyle çiğnenmesinden kurtulduk.
Tekrarlayalım: Atatürk, yüce Türk milletiyle bir Millî Mücadele vermiştir ve bu mücadelenin adı Kurtuluş Savaşı'dır.
Unutmayın; altında Atatürk'ün imzası olmayan son zafer olmasaydı, önceki hiçbir zaferimizi kutlayamayacaktık!
Örneğin, bugün İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak bunu Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarmasına borçluyuz.
O yüzden tarihi tarihçilere bırakıp temelinde farklı hesaplar olan ucuz işlerle uğraşmamalıyız.
Hele de bu konulara eğitimi asla karıştırmamalıyız!
Unutmayalım: Osmanlı da bizim, Türkiye de bizim, hatta daha önceki Selçuklu da bizim!
Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir.
Küçük partiler oy bölüyor dediler, bugün o büyük partiler ülkeyi bölüyor.
Halka açık çağrımızdır: Ülkemizin bütünlüğü için o büyüklerden istifalarınızı verin!
Eğitim sistemi sorunlar yumağı.
Dünya Kupası'nda millî takımımız tel tel dökülüyor.
Hemen hemen her gün farklı bir kentimizden ölümlü cinnet haberleri geliyor.
Uyuşturucu kullanımı ürkütücü boyutlarda.
Sanal başta olmak üzere kumar, bahis patlamış durumda.
Haciz dosyaları, ödenemeyen kredi kartları tarihî seviyelerde.
Ekonomi alev alev... Geçim sıkıntısı had safhada...
Hemen yanı başımızda İran ve Ukrayna savaşları var.
Suriye'de, Lübnan'da, Gazze'de durum malum.
Fener Rum Patriği, Lozan'a aykırı şekilde ekümeniklik adımları atıyor, ruhban okulu açılıyor.
İçeride ve dışarıda tam bir kaos var.
Böyle bir ortamda siyaset ise üniter yapıyı bozacak yeni anayasa derdinde.
Türk halkı ise gerçekçi bir çıkış, gerçekçi bir çözüm arıyor.
Bu çıkışın adı, parti programı Millî Ekonomi Modeli olan Bağımsız Türkiye Partisi'dir.
Aramayın, BTP Gençlik Kampındayım 😎🔥
3-4-5 Temmuz’da Afyonkarahisar’da Genel Başkanımız @huseyinbas_BTP ile birlikte bol şölenli, bol eğlenceli ve bol heyecanlı bir gençlik kampı bizi bekliyor.
Partimiz 6 aydır, yarın seçim varmış gibi sahada. Üye sayılarımız her geçen gün artıyor ve teşkilatlarımız sürekli olarak daha da büyüyor.
Gelecek biziz, biz geleceğiz!
Türk siyasetinde madencilik politikası olan hiçbir parti yoktur. Biz özelleştirme politikalarına tümüyle karşıyız ve yeraltı madenlelerinin tamamen Türk milletine ait olması gerektiğini savunuyoruz.
Türkiye’de 5 milyon genç ne okuyor ne çalışıyor. Bu gençler yok sayılıyor, görmezden geliniyor. Oysa mesele sadece bir istatistik değil bu göz göre göre kaybedilen bir nesildir.
Bugün milyonlarca genç 30 yaşına gelmiş olmasına rağmen hâlâ ailesine bağımlı yaşıyor. İş bulamıyor; iş bulan geçinemiyor. Kendi hayatını kuramıyor, evlenemiyor, üretime katılamıyor. Eğitimde olanlar ise başka bir çıkmazın içinde; derinleşen fırsat eşitsizliği ve ağırlaşan ekonomik koşullar altında eziliyor.
Daha da tehlikelisi, bu tablo sadece ekonomik değil; aynı zamanda sosyal bir çöküşün habercisi. Anlam arayışını ve aidiyet duygusunu kaybeden gençler, kendilerine bir yön çizemediğinde, maalesef suç örgütlerinin, uyuşturucunun ve kolay yoldan para kazanma vaatlerinin hedefi haline geliyor. Çünkü sistem onlara meşru bir yol, onurlu bir gelecek sunmuyor.
Eğer bu gidişat durdurulmazsa bunun sonucu yalnızca bireysel trajediler değil Türkiye için çok yönlü bir toplumsal felaket olacaktır. Oysa bugün dünyada ülkelerin en büyük gücü; sahip oldukları nitelikli, üretken ve umutlu genç nüfustur. Biz ise bu en büyük gücümüzü kaybetme riskiyle karşı karşıyayız.
Çözüm bellidir ama irade gerektirir. Devlet, yeniden planlayan, yön gösteren, gençlerine yol açan bir akla kavuşmalıdır. Üretimi, istihdamı ve eğitimi bütüncül bir anlayışla ele alan güçlü bir planlama mekanizması kurulmalıdır. Ekonomik şartlar insan onuruna yakışır bir seviyeye getirilmeli, eğitimde fırsat eşitliği gerçek anlamda sağlanmalıdır.
Bu ülkenin tek bir gencini bile kaybetme lüksü yok. Her bir genci; üreten, kazanan, kendine ve milletine değer katan bireyler haline getirmek zorundayız. Çünkü gençliğini kaybeden bir ülke, geleceğini de kaybeder.
Gerçekleştirmiş olduğumuz başkanlık divanı toplantımızda son dönemde hız kazandırdığımız üye çalışmalarımızı değerlendirdik.
100 bin üye hedefimize emin adımlarla ilerliyoruz.
Sizi de aramıza bekliyoruz…